{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1675 <br>KARAR NO\t\t: 2025/634<br>KARAR TARİHİ\t: 20/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/558 Esas 2021/324 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 20/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/03/2025<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile karşı tarafın, 30/05/2019 tarihli sipariş sözleşmesi gereğince çeşitli miktar ve ebatta tohum ambalajının yapılması için anlaştıklarını, söz konusu ambalajların, 25/07/2019 tarihinde müvekkili şirkete kargo ile teslim edildiğini, ancak, davalı tarafça üretilip müvekkiline teslim edilen ambalajlarda aynı yerlere basan silindirin üst üste oturtturulmaması kaynaklı baskı kayıklığı olduğunu, bunun neticesinde logo üzerindeki tarla dalgalarında renklerin üst üste binerek birbirine geçtiğini, yine baskı kayması nedeniyle paket üzerindeki harflerde kaymaların olduğunu, 2 kg’lık paketlerde yeşil zemin üzerinde yukarıdan aşağı doğru su izi gibi bulanıklıkların olduğunu, renklerin olması gereken tonlarda olmadığını, 1 ve 2 kg paketler arasında bile renk tonu farklılığının bulunduğunu, ambalaj üzerinde yer alan ... logolarında, logoyu oluşturan çizgilerin logo dışına taşma yaptığını ve logo içindeki renklerin birbirine karıştığını, ambalaj üzerindeki kuşakların bazı bölgelerinde, kuşakların altında bazı yerlerde beyaz bazı yerlerde ise koyu gölgelerin olduğunu, ambalaj üzerinde belirli alanlarda, zeminin baskı belgesinde düz renkte olmasına rağmen gelen belgede, boyanın şeritler halinde bozulma olduğunu ve bu gibi ayıpların olduğunu, Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/52 D.iş sayılı dosyası ile ayıplı malların davalı tarafından üretimi yapılırken, işi kontrolle görevli müvekkili şirket çalışanın tespiti ile üretimi durdurmaları hem sözlü hem de yazılı talep edilmiş ise de kötüniyetli davalının, daha işin başında yapılan bu sözlü ve yazılı ihtarları görmezden geldiğini, söz konusu ayıplı tohum paketlerinin bu hali ile kullanılabilmesinin ve piyasaya sürülmesinin mümkün olmadığını, davalı tarafın hatalı üretimi nedeniyle, müvekkilinin uğradığı diğer zarar ve ziyan hususunda talep haklarını saklı tuttuklarını, davalı tarafça teslim edilen ürünlerin ayıplı olması sebebiyle, davalı firma tarafından düzenlenen ve müvekkili şirkete gönderilen 23/07/2019 tarihli D-480128 seri ve sıra nolu, 47.162,94-TL tutarlı faturaya ve içeriğine yasal süresinde itiraz ederek Bursa 6. Noterliği’nin 26/07/2019 tarih ve 06757 yevmiye nolu evrakı ile iade edildiğini, ayrıca müvekkili şirketten mallar karşılığı fatura konusu borca istinaden teslim alınan “... Bankası Afyonkarahisar Şubesine ait 0005572 banka çek numaralı, 05/09/2019 vade tarihli, 50.000,00-TL bedelli” çekin iadesi, bu mümkün olmadığı takdirde çek bedeli toplam 50.000,00-TL'nin üç gün içerisinde nakdi olarak iadesinin talep edildiğini, ancak, davalı firma tarafından çekin iadesi yapılmadığı gibi çek bedeli olan 50.000,00-TL’nin ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından Karşıyaka 2. İcra Dairesi’nin 2019/10701 E. sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, ancak borçlu tarafından tamamen kötü niyetle ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla söz konusu takibe itiraz edildiğini, itiraz dilekçesi incelendiğinde; hukuka ve sözleşmeye aykırı bir takım açıklamalar içerdiğini, borçlunun takibi uzatmak maksadıyla itirazda bulunduğunun anlaşılacağını, davalı/borçlu ile yapmış oldukları arabuluculuk görüşmeleri sonucunda da herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalı borçlunun, müvekkiline takip tarihi itibariyle 53.261,78-TL borcunun tahsilini teminen yapılan icra takibine yaptığı itirazların iptaline, borçlu yönünden takibin devamına, itiraz edilen miktarın %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:  Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>MAHKEMECE: \"...,Dava, İİK.nun 67.madde uyarınca açılmış olup, alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Harçlandırılan dava değeri: 53.261,78-TL'dir.<br>Davacı vekili delil olarak; Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10701 Esas sayılı dosyası, 30/05/2019 tarihli sipariş sözleşmesi, Bursa 6. Noterliği'nin 08/07/2019 tarihli ve 06369 yevmiye numaralı ihtarnamesi, Bursa 6. Noterliği'nin 26/07/2019 tarih ve 06757 yevmiye numaralı evrakı, Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/52 D.İş sayılı dosyası ve içeriği, faturalar, irsaliye ve ambar fişi, tanık anlatımı, keşif ve bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur.<br>Davalı taraf karşı delil sunmamıştır.<br>Taraflar arasında, icra ve dava konusu olan miktar kadar davacı alacağı bulunup bulunmadığı, yönünde uyuşmazlık bulunduğu tespit edilmiştir.<br>Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10701 sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu, takibin 50.000,00-TL asıl alacak, 950,50-TL tespit davası masrafı, 221,59-TL ihtar gideri, 334,54-TL ihtar gideri, 1.736,30-TL işlemiş faiz, 11,02-TL işlemiş faiz, 3,55-TL işlemiş faiz, 3,88-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 53.261,78-TL üzerinden yapılan ilamsız icra takibi olduğu, takibin dayanağının asıl alacak, ihtar giderleri ve tespit davası masrafı olarak gösterildiği, ödeme emrinin davalı-borçluya 26/09/2019 tarihinde tebliğ edildiği, takibe davalı-borçlu tarafından 26/09/2019 tarihinde borcu bulunmadığından takibe, borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz edildiği, takibin durduğu tespit edilmiştir.<br>Taraf delilleri toplanmış, mahkememizin 02/10/2020 tarihli celsesinde verilen ara kararı uyarınca; davacı tarafın ayıplı olduğunu iddia ettiği ambalajlar üzerinde malzeme mühendisi bilirkişi tarafından inceleme yapılmak üzere talimat yoluyla rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.<br>Talimat yoluyla alınan 10/12/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacı ... A.Ş ile davalı ... A.Ş arasında 30/05/2019 tarihinde yapılan sipariş anlaşmasından flexo baskı tekniği ile baskı yapıldığı, Flexso baskının, flexso klişeleri (kalıp) ile yapıldığı, su ve solvent bazlı, çabuk buharlaşabilen mürekkepler sayesinde çok çeşitli yüzeylerde problemsiz baskılar sağlandığı, ince mürekkep daha kolay kuruyacağından üst üste iki değişik renk basarak üçüncü bir renk elde etme işleminin kolaylaştığı, mürekkebin kurumasına bağlı olarak baskı hızının da arttığı, mürekkep viskozitesinin baskı hızına göre dengelenmesi gerektiği, daha ince mürekkep tabakası ile baskıda önemli bir avantaj olan gelişmiş renk tonu değerleri sağlanabildiği, böylece flexso baskıda karşılaşılan yüzeysel görüntünün ortadan kalkacağı ve rotogravür baskı kalitesine yakın bir baskı elde edilebileceği, daha düşük hacimli bir aniloks merdane kullanımı mürekkep inceliğinin kontrolünü ve sonuçta daha eşit dağılmış bir yüzey ve daha düzgün bir görüntü elde edilmediğini sağlayacağı, flexso baskıda renk farklılıkları oluşuyorsa, viskozite değeri yüksek veya düşük ya da daha önceden kullanılmış bir mürekkebin tekrar kullanılmış olabileceği, baskı kenarı pürüzlü ve sınır hatları düzgün çıkmıyorsa aniloks merdane ile kalıp kazanı arasındaki basıncın ayarsız olduğu ve viskozitenin kontrol edilmesi gerektiği, desende bir renk diğeriyle üst üste gelmiyorsa, çakışmıyorsa, bobin ısısının uygun olmayabileceği, bobin gergisinin ayarsız olabileceği veya klişe kazanının bozuk olabileceği, baskıda istenmeyen çizgiler, haleler veya gölgeler meydana geliyorsa, baskı malzemesi ile klişe arasında basıncın çok fazla olduğu, kenarlarının bozuk veya sert klişe kullanılıyor olabileceği, kullanılan klişelerin kirlendiği, kullanılan klişe bandının yanlış olduğu, baskı kazanının etrafında dönmeyebileceği, aniloks hücrelerinin dolu olduğu, mürekkep viskozitesinin çok düşük olduğu, klişe kauçuğunun sert olduğu, bu gibi sebeplerden dolayı flexo baskıda hatalar meydana gelebileceği, davalı tarafından 1 ve 2 kglık, 500 kg +/- %20'lik tohum ambalajının yapıldığı, söz konusu ambalajların dosyaya sunulan 23/07/2019 tarihinde düzenlenen 179629 nolu sevk irsaliyesi ile 25/07/2019 tarihinde ... A.Ş'ne teslim edildiği, ... A.Ş tarafından teslim alınan ambalajların incelenmesinde hatalı olduğu ve orijinaline uygun olmadığı, bu hususların davalı şirkete Bursa 6. Noterliği'nin 08/07/2019 tarih ve 06369 yevmiye nolu ihtarnamesi ile bildirdiği ve ödenen bedelin iadesinin istendiği, davacı ile davalı arasında yapılan sipariş anlaşması ile yapılacak iş ve bedeli konusunda bir anlaşmazlık olmadığı, anlaşmazlığın davalı tarafından üretilen tohum ambalajlarının sipariş anlaşmasına uygun olarak üretilip üretilmediği hususunda olduğu, 17/11/2020 tarihinde ... Mah. ... Cad. No:... .../ ... adresindeki ... A.Ş'ne gidilerek inceleme yapıldığı, ürünlerin depodan iki palet üzerinde naylon paketler içerisinde getirildiği, ürünlerin 1 kglık ve 2 kglık paketler olmak üzere 2 ayrı ebatta hazırlandığı, 1 kglık ve 2 kglık paketlerden 2 adet numune (toplamda 4 adet paket) sunulduğu, ... tarafından baskı örneğinin işletmede bulunamadığı, inceleme sırasında ... A.Ş tarafından daha önce farklı bir işletmeye yaptırıldığı ve halen kullanılmakta olan orijinal 1 kg ve 2 kglık ürün ambalajlarının dosyaya sunulduğu, ürünler üzerinde yapılan incelemede ... A.Ş tarafından üretilen ambalajlar ile davacı şirketin orijinal ambalajı karşılaştırıldığında; ambalaj üzerindeki renk geçişlerinde bazı yerlerde beyaz bazı yerlerde ise daha koyu renkte gölgelerin olduğu, ürünlerin üzerinde yer alan ... logolarında logoyu oluşturan tarla çizgilerinin sol taraftan dışarı taşma yaptığı, alt taraftan ise içeri doğru giriş yaptığı ve renk geçişlerinde koyu renklerin oluştuğu, ayrıca renk tonu farklılıklarının olduğu, her iki ebattaki ürünlerin üzerinde güneşin içerisindeki çiftçi figüründe elinde bulunan tohum kaplarındaki tohumlar ve attığı tohumların koyu renkte olduğu, çiftçinin şapkasının ve gülümsemesinin belirgin olmadığı, ürünlerin 2 kglık paketlerinde yeşil zemin üzerinde su izi gibi boyanın aktığı, her iki ebattaki ambalajlarda mavi ve yeşil düz renklerde boyanın şeritler halinde yukarıdan aşağıya doğru akmış olduğu, satın alınan maldaki ayıbın açık ayıplı mal niteliği taşıdığı ve davaya konu ambalajların belirtilen her iki ebatta da kusurlu olduğu, bu kusurlardan dolayı kullanılamayacağı bildirilmiştir.<br>Mahkememizin 05/02/2021 tarihli celsesinde verilen ara kararı uyarınca; dosyanın hesap bilirkişisine verilerek söz konusu uyuşmazlık konusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.<br>Bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan 23/03/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda; teknik bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede, davalının üretmiş olduğu ürünlerin (ambalajların) verilen numunelere uygun olmadığı, ayıplı olduğu ve kullanılamayacak durumda olduğunun net bir şekilde ortaya konulduğu, takip dosyasında davacı masraf kalemlerini, tespit davası masrafı 950,90 TL, ihtar gideri 221,59 TL ve 334,54 TL olmak üzere toplam 1.507,03 TL olarak beyan ettiği ve bu alacaklarına %9 yasal faiz talep ettiği, söz konusu alacak kalemlerine ilişkin harcama belgeleri dosyada bulunmadığından, harcamaların miktarları ile ne zaman yapıldığının tespiti yapılamadığı ve faiz hesaplamasının mümkün olmadığı, davacının işlemiş faiz miktarını 1.682,88 TL olarak hesaplandığı, TCMB avans faiz oranı üzerinden 50.000,00 TL'lik asıl alacağa hesaplanan alacak faizi 1.651,37 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir.  <br>Dosya içine alınan tüm deliller, özellikle bilirkişiler raporu,Bursa 4 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/52 D. İş sayılı kararı, noter ihtarnameleri  birlikte değerlendirildiğinde davaya konu ürünlerin   her iki ebattaki ambalajlarında mavi ve yeşil düz renklerde boyanın şeritler halinde yukarıdan aşağıya doğru akmış olduğu, satın alınan maldaki ayıbın açık ayıplı mal niteliği taşıdığı ve davaya konu ambalajların her iki ebatta da kusurlu olduğu, 30/05/2019 tarihli sipariş sözleşmesi gereğince  teslim edilen  ürünler ile ilgili olarak Bursa 4 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/52  Değ iş sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi ile de ürünleri ayıplı olduğunun belirlendiği ,davacı  şirketin Bursa 6 Noterliğinin 08/07/2019 tarihli ihtarı ile renklerin  davacı şirketin kurumsal renkleri ie örtüşmediğinin baskıda kaymalar olduğunun davalı şirkete ihbar edildiği,  böylece ayıp ihbarının süresinde yapılmış olduğu davalının üretmiş olduğu ürünlerin (ambalajların) verilen numunelere uygun olmadığı, ayıplı olduğu ve kullanılamayacak durumda olduğunun net bir şekilde ortaya konulduğu, davalının 50.000,00 TL'lik asıl alacağa hesaplanan alacak faizi 1.651,37 TL  ve 950,09 TL tespit davası masrafı olmak üzere   52.602,27-TL'ye yapmış olduğu itirazın iptalinin gerektiği,  221,59 TL ve 334,54 TL lik alacak kalemlerine ilişkin harcama belgeleri dosyada bulunmadığından bu alacaklar yönünden davacının fazlaya ilişkin talebinin riddine karar verilmiş  İİK.nun 67.maddesi uyarınca alacak likit olduğundan davacı yararına % 20 tazminat verilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile, <br>\"Davanın KISMEN KABULÜNE,<br>Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10701 Esas sayılı dosyasından yapılan itirazın 50.000,00 TL asıl alacak, 950,90 TL tespit davası masrafı, 1.651,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 52.602,27-TL yönünden iptaline,<br>Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>Takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülerek DEVAMINA,<br>İİK’nun 67/2 maddesi gereğince, % 20 icra-inkar tazminatı 10.520,45-TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,\"  şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  eksik incelemeye dayanan, dava konusu ihtilafla ilgili ehil olmayan bilirkişiler tarafından düzenlenen rapora dayanan hükmün hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, İlk derece mahkemesince “davanın kısmen kabulü ile Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2019/10701 Esas sayılı dosyasından yapılan itirazın 50.000,00 TL asıl alacak, 950,90 TL tespit davası masrafı, 1.651,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 52.602,27 TL yönünden iptaline” karar verilmişse de söz konusu kararın eksik incelemeye dayalı ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu, mahkemece karar gerekçelendirilirken yargılama öncesi tespit raporuna ve yargılama aşamasında alınan rapora dayanıldığını, davacı tarafından Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/52 D. İş sayılı tespit dosyası ile alınan 26.08.2019 tarihli raporda ambalajların ayıplı olduğunun tespit edildiği belirtilmişse de iş bu rapor kanaatimizce hükme esas alınamayacağını, bilirkişi raporunun ambalaj malzemeleri ve imalatı konusunda teknik bilgisi ve uzmanlığı olan bir bilirkişi yerine hukukçu – marka patent konusunda uzman bir bilirkişiden alındığını, marka patent uzmanlığı ile ambalaj baskı uzmanlığı arasında bilgi farklılığı bulunmakta olup, tespit raporunu düzenleyen bilirkişi uzmanlığı olmayan bir konu ile ilgili rapor tanzim ettiğini, eksik inceleme ile rapor hazırlandığını, bilirkişinin de raporunda, renkli çıktıları görmeden rapor düzenlediğini beyan ettiğini, İlk derece mahkemesince iş bu rapora karşı yapmış oldukları 20.09.2019 tarihli itiraz dilekçeleri  göz önüne alınmadan eksik incelemeye dayalı hatalı  bu bilirkişi raporunu da kararına dayanak yaparak hüküm kurulduğunu, Sözleşmenin “Sipariş Sözleşmesi Genel Şartları” 2. Md. göre; “Mürekkep Renkleri; Fleksografik baskılarsa mürekkep renkleri, eskiz ve orijinalinin aynı olmayabilir.” denildiğini, davacı firma tarafından mürekkep renklerinin orijinaline en yakın tonlarda olabileceği kabul edilmesine rağmen mahkemece, ehil olmayan bilirkişilerin raporları esas alınarak ambalajların ayıplı olduğu yönünde hüküm kurulduğunu, sipariş sözleşmesi ile üretimi kararlaştırılan ambalajların sözleşmeye ve flexo baskı kalitesine uygun olarak, ayıpsız üretildiğini, sipariş veren müşterilerin, Rotagravür baskı ile Flexo baskı arasındaki farkı bilerek sipariş vermekte olup, baskı maliyetlerinin daha düşük olmasını isteyen firmaların genelde flexo baskı ile imalat yaptırdığını, davacı yan tarafından müvekkili firmaya gönderilen numunelerin Rotagravür baskı olup; davacı yanın Flexo baskı ile üretilmesi kararlaştırılan ambalajların Rotagravür baskı numuneler ile aynı özellikleri taşımayacağını zaten bildiğini, ancak davacı yanın Rotagravür baskı ile Flexo baskı arasında farklılıklar olacağını bilmelerine rağmen haksız ve hukuka aykırı olarak hareket ettiğini, taraflar arasındaki ihtilaf yargılamayı gerektirmekte olup davacı lehine karar verilecek olsa dahi müvekkili/davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, imal edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı yargılamayı gerektiren bir uyuşmazlık olup, müvekkili/davalı aleyhine davanın kabulüne karar verilse bile müvekkili/davalının kötü niyetli olduğundan bahisle icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının müvekkili davalı şirket lehine kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini  istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava,  ayıplı ürün iddiasına dayanan bedel iadesi kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>\"...13.Bilindiği üzere eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. <br>14. Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır.<br>15.  Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp,  sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır.<br>16. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 359-363. maddeleri) ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. <br>17. Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. <br>18. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. <br>19. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. <br>20.  Maddî ayıplar, açık veya gizli ortaya çıkan, gözle görülen ve duyu organları ile hissedilen ayıplardır. Bunun dışında gözle görülmeyen, ancak yapılmamış olması nedeniyle karşı tarafça fark edilen projenin onaylatılmaması, yapı kullanma izin belgesinin alınmaması gibi hukukî ayıplar vardır. Maddî ve hukukî ayıpların da tıpkı açık ve gizli ayıplar gibi yükleniciye ihbar edilmesi zorunludur.<br>21. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi (BK, m. 359/1) maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imal edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. ve mülga BK’nın 359/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. Açık ayıpta iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmezse, eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur.<br>22.  Gizli ayıplarla ilgili mülga BK’nın 359/1. maddesindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin düzenleme mevcut değildir. Ancak TBK’nın  477/3. maddesi  ile mülga BK’nın 362/3. maddesinde, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin  yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir. <br>23. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir.<br>24. Ayıp hâlinde iş sahibinin hakları TBK’nın 475. (BK, m. 360) maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması hâlinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. İş sahibi bu seçimlik haklarının yanında ayıplı meydana getirilmiş olan eserin neden olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Başka bir anlatımla iş sahibi tazminat hakkı ile seçimlik haklarını birlikte kullanabilir. Tazminatın istenebilmesi için de, ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması gerekir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(15)6-3030 E.,  2021/1077 K. sayılı kararında da değinilmiştir...\" (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.12.2021 tarih ve 2018/(19)11-1107 esas 2021/1568 karar sayılı  emsal kararı)<br>\"...Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Ayıp, eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. İlk bakışta görülebilen veya basit muayene ile anlaşılabilen türden ayıplar açık ayıp; ilk bakışta görünemeyen veya basit muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir. Ayıplı iş ile eksik iş birbirinden farklıdır. Ayıplı işvasıf noksanlığını ifade ettiği halde, noksan iş yapılmayan işi ifade eder. <br>Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 818 sayılı BK'nın 359-363 (6098 sayılı TBK 474-478) maddeleri arasında düzenlenmiştir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 359/I. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. Aynı kanunun 362/II. maddesi gereğince iş sahibi kanunen tayin olunan muayene ve ihbarı ihmal ederse eseri zımnen kabul etmiş sayılır. BK'nın 362/I. maddesine göre de eserin sarahaten veya zımmen kabulünü müteakip yüklenici her türlü mesuliyetten kurtulur. Eserin kabulü ile yüklenici açık ayıplara ilişkin sorumluluktan kurtulur. Eserin kabulü, kasten saklanıldığı usulünce yapılan muayenede görülemeyecek olan açık ve gizli ayıplar ile sonradan kullanılmakla ortaya çıkan gizli ayıplar yönünden ise yükleniciyi sorumluluktan kurtarmaz. Kasten saklanılan ayıplar ile gizli ayıplar yönünden yüklenicinin sorumluluğu eserin kabulünden sonra da devam eder. İş sahibinin ayıba karşı tekeffülden doğan haklarını kullanabilmesi için eserdeki ayıbı yükleniciye bildirmesi zorunludur. BK'nın 359/I. maddesine göre açık ayıplarda bildirimin “işlerin mutad cereyanına göre imkânını bulur bulmaz” diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, BK'nın 362/III. maddesine göre gizli ayıplarda ise gizli ayıba vakıf olur olmaz (öğrenir öğrenmez) yapılması gerekir. Süresinde ayıp ihbarında bulunulmamışsa yüklenici sorumluluktan kurtulur. Ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanılarak yükleniciden bir talepte bulunulamaz. Şayet sözleşmede garanti süresi kabul edilmişse, iş sahibi 359/I. ve 363/III. maddelerde öngörülen sürelerle bağlı olmayıp, ayıp ihbarını garanti süresi içinde her zaman yapabilir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla BK'nın 360. (TBK'nın 475.) maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Kanun koyucu, ayıp halinde işsahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır...\"(Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 10.03.2022 tarih ve 2021/3983 esas 2022/1336 karar sayılı emsal ilamı)   <br>İşsahibinin Seçimlik Hakları başlıklı TBK'nın 475. maddesi;<br>\" Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:<br>    1.Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.<br> 2.Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.<br>      3.Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme.<br>İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.<br>    Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>Somut olayda ; Davacı tarafça davalı ile yapılan  sipariş sözleşmesi gereğince çeşitli miktar ve ebatta tohum ambalajının yapılması için anlaştıkları, üretim yapılırken üretimin ayıplı olduğunun yazılı ve sözlü olarak bildirildiği, söz konusu ambalajların, 25/07/2019 tarihinde müvekkili şirkete kargo ile teslim edildiği, ancak, davalı tarafça üretilip teslim edilen ambalajların ayıplı olduğu,  davalı firma tarafından düzenlenen  faturaya ve içeriğine yasal süresinde itiraz ederek Bursa 6. Noterliği’nin 26/07/2019 tarih ve 06757 yevmiye nolu evrakı ile iade edildiği, teslim alınan  50.000,00-TL bedell çekin iadesi, bu mümkün olmadığı takdirde çek bedeli toplam 50.000,00-TL'nin üç gün içerisinde nakdi olarak iadesinin talep edildiğini,  davalı firma tarafından çekin iadesi yapılmadığı gibi çek bedeli olan 50.000,00-TL’nin ödenmemesi üzerine Karşıyaka 2. İcra Dairesinin 2019/10701 esas sayılı dosyası ile  icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesi sunmayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi  raporlarının oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına,  davalı vekilince uzman görüşü ve cari hesap dökümü istinaf dilekçesine eklenmiş ise de söz konusu kayıtların yargılama aşamasında ve süresinde dosyaya sunulmadığı, bu hali ile davalı tarafça ilk kez istinaf aşamasında sunulan söz konusu kayıtların HMK'nın 357/1. maddesi uyarınca istinaf aşamasında yeni delil sunulmasına ilişkin yasak kapsamında olduğundan değerlendirmeye alınamayacağına, iş sahibinin eser sözleşmesinden dönme seçimlik hakkını kullanabilmesi için \"kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olması\" gerekmesine, tespit edilen ayıbın bu kapsamda olmasına,  eser sözleşmesinden kaynaklı olarak  davacı şirket tarafından süresi içinde ayıp ihbarı yapılmış olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM  : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/06/2021 tarih, 2019/558 Esas ve 2021/324 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 3.593,26 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 3.583,68 TL harç ve icra dosyasına yatırılan 266,31 TL harç olmak üzere toplam 3.849,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 256,73 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde  davalıya iadesine, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1029cf94a383c83f","SID":"f32461b5a1ab7ab4"}}