{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1661 <br>KARAR NO\t\t: 2025/664<br>KARAR TARİHİ\t: 25/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/17 Esas 2020/698 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 25/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/03/2025<br><br>Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin davalı şirkete 59.000,00 USD tutarında ...  Tel Erozyon Tezgahı sattığını, buna ilişkin 20/07/2017 tarihli fatura ve sevk irsaliyesi düzenlendiğini, davalı şirketin bu borcuna karşılık 29/08/2017 tarihinde 14.750,00 USD, 02/10/2017 tarihinde 15.000,00 USD, 25/10/2017 tarihinde 14.700,00 USD, 24/11/2017 tarihinde 13.000,00 USD tutarında parayı davacının banka hesabına havale ettiğini, tarafların bir araya gelerek 31/10/2017 tarihi itibariyle borç mutabakatı da yaparak karşılıklı olarak imzaladıklarını, davalıya satılan makinenin bedeline mahsuben yapılan ödemeler çıkartıldığında 1.550,00 USD tutarında bakiye borç kaldığını, ödenmeyen bakiye borcun tahsili için davalı şirket aleyhine İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/15401 Esas sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, davalı yanın icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının satım sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediğini ve davalı firmayı zarara uğrattığını, satılan malın ayıplı olduğunu, bu durumun davacı yana bildirildiğini, ayıp giderildiğinde bakiye borcun ödeneceğinin belirtildiğini, ancak davacı tarafından hemen icra takibine geçildiğini, davalı tarafça yapılan itirazın haklı olduğunu, karşı tarafın sözleşmeyi ihlal ettiğini, davalı yanın makinedeki ayıbı gidermek için kendisinin masraf yaptığını ve makinenin çalışmaması üzerine zarara uğradıklarından bahisle davanın reddine, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, karşı davalarının kabulü ile 8.755,60-TL alacağın davacı taraftan  tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"....Dava, itirazın iptali davasıdır. <br>Davacı tarafından cari hesap alacağına dayanılarak davalı aleyhine İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2017/15401 Esas sayılı dosyası üzerinden 6.125,60-TL asıl alacak ve 50,73-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.176,33-TL takip çıkışı ile ilamsız icra takibi yapılmış, ödeme emri davalıya 07.12.2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından ödeme emrine itiraz üzerine davacı tarafından işbu itirazın iptali davası açılmıştır. <br>Dava dilekçesi davalıya 10.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı 22.01.2018 tarihli cevap dilekçesi ile hem davaya cevap vermiş hem de karşı dava açmıştır.<br>Davalı tarafından 22.01.2018 tarihli cevap dilekçesi ile birlikte açılan karşı dava ile; satış sözleşmesine konu olan makinanın çalışmaması sebebiyle 8.755,60-TL alacağın 03.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte tahsili talep ve dava edilmiştir. <br>Mahkememizce yapılan yargılamada;<br>Mahkememiz 20.11.2018 tarihli celsesinde; tanık ... beyanında \"Ben ... şirketinde 3,5 yıl civarı ustabaşı olarak çalıştım, ...a satılan makinanın durumunu biliyorum, makina bizim fabrikada iken karşı taraftan alıcı olan ...'dan ... bey diye birisi geldi, bizim fabrikada makina ile ilgili ne istediyse o testler yapıldı, daha sonra makine başka bir gün yüklenerek davalı tarafa gönderildi, makina dediğimiz ... erezyon tezgahı idi. Söz konusu makinanın yüklenmesine kadar ben oradaydım, teslim anında yoktum ancak araca kadar makina sorunsuz olarak yüklendi, benim bilgim bundan ibarettir\" şeklinde beyanda bulunmuş, davacı vekilinin talebi doğrultusunda tanıktan sorulduğunda tanık \"makinanın kesme işinde kullanılan sıvıları vardır, teslimden önce söz konusu sıvıları boşalttık,, hareketli yerler sabitlendi ve makina yüklendi, ben davaya konu makinanın teknik detayı ve kaç yıllık olduğunu hatırlamıyorum\" şeklinde beyanda bulunmuş, davalı vekilinin talebi doğrultusunda tanıktan sorulduğunda tanık \"makinanın yüklenmesi ... firması tarafından yapıldı, taşınması ve orada kurulumunu kimin yaptığı hususunda bilgim yoktur. Makinayı hazır halde kamyona yükledik, bunun dışında benim başkaca bilgim yok\" şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>Aynı celse dinlenen diğer tanık ...'e \"Taraflarla akrabalığı veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı soruldu: Davacı şirketin yetkililerinden birisi olduğu ve ortağı olduğunu söyledi ve tanıklık yapacağını bildirmesi ve davalı vekilnin muvafakatı olmaması sebebiyle bir sonraki celse olan 26.03.2019 tarihli celsede dinlenmesinden vazgeçilmiştir. <br>Dosyamız kapsamında Manisa'da Talimat mahkemesi aracılığıyla 2019/45 Talimat sayılı dosyası ile keşif icra edilmiş ve keşif neticesinde alınan 06.08.2019 tarihli bilirkişi raporu ile \"keşifte satış sözleşmesine konu makinanın incelendiği, davalı-karşı davacı ... AŞ'nin defterlerinin incelenmesi neticesinde defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, satış sözleşmesine konu makinada açık ayıp bulunduğu ve takip tarihi itibariyle davacı-karşı davalının 1.550-Dolar alacağının bulunduğu ve makinanın ayıplarının giderilmesinden kaynaklı olarak 1.770,00-TL masraf yaptığının\" bildirildiği görülmüştür. <br>Yine dosyamız kapsamında alınan 26.08.2019 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve keşif neticesinde alınan raporu doğruladığı görülmüştür. <br>Dosyamız kapsamında 27.01.2019 tarihli bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış ve bu ek rapora göre; \"davacı-karşı davalı ...  AŞ 'nin 1.550-Dolar alacağının bulunduğu; davalı-karşı davacı ... AŞ'nin ise 2.714,00-TL alacağı ile servis bedelinden kaynaklı 1.620,00-TL alacağının bulunduğu\" bildirilmiştir. <br>Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında yapılan satış sözleşmesi gereğince makinanın davalıya teslim edildiği, teslim edilen makinada açık ayıp bulunduğu, davalı şirketin açık ayıp olmasına rağmen satış sözleşmesini ayakta tutarak makinadaki ayıpların giderilmesi yoluna gittiği ve bu anlamda tarafların gerek keşif ve gerekse defter incelemeleri ve satış sözleşmesine konu makinanın incelenmesi neticesinde tanzim olunan bilirkişi raporlarının tümünün birbirini desteklediği, denetime ve hüküm vermeye elverişli olduğu da anlaşılmakla, neticede 27.01.2019 tarihinde alınan ek bilirkişi heyeti raporunda belirlenen miktarlar üzerinden;<br>Asıl davanın kabulü ile İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2017/15401 Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın 6.125,60-TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına ve yine taraflar arasındaki alacak miktarının her iki tarafın da ticaret şirketi ve dolayısıyla tacir olmaları, aralarındaki sözleşme gereğince usulüne uygun olarak tuttukları defter aracılığıyla karşılıklı borç ve alacak miktarlarını bilebilecek durumda olmaları dikkate alınarak alcağın likit olması karşısında asıl alacak üzerinden %20 oranında hesap edilen 1.225,12-TL icra inkar tazminatına karar vermek gerekmiştir. <br>Karşı dava yönünden ise; ; davanın yine 27.01.2019 tarihli ek bilirkişi heyeti raporunda belirlenen miktarlar dikkate alınmak suretiyle 2.714,00-TL alacak ile 1.620,00-TL servis bedellerinin toplamı olan 4.334,00-TL yönünden kabulü ile tahsiline, fazlaya ilişkin 4.421,60-TL yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklindeki gerekçe ile; \" Mahkememiz 2018/17 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen ASIL DAVA YÖNÜNDEN; Davanın KABULÜ ile <br>İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2017/15401 Esas sayılı dosyasında davalı tarafın vaki İTİRAZININ 6.125,60-TL asıl alacak üzerinden İPTALİ İLE TAKİBİN DEVAMINA, Alacağın likit olması ve şartlarının da oluşması nedeni ile kabulüne karar verilen 6.125,60-TL asıl alacak üzerinden %20 oranında hesap edilen 1.225,12-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br> Mahkememiz 2018/17 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;<br>Karşı davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>4.344,00-TL'nin 03/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsili ile karşı davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin (4.421,60-TL) talebin REDDİNE,  \" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı- karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirketin davalı-karşı davacı şirkete 59.000,00 USD tutarında ...  Tel Erozyon Tezgahı satmış olup, buna ilişkin dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan 20.07.2017 tarihli fatura ve sevk irsaliyesi gereği davalı-karşı davacı şirketin 29.08.2017 tarihinde 14.750,00 USD, 02.10.2017 tarihinde 15.000,00 USD, 25.10.2017 tarihinde 14.700,00 USD ve 24.11.2017 tarihinde 13.000,00 USD tutarında parayı müvekkili şirketin banka hesabına havale etmiş olup, buna ilişkin “Cari Hesap Ekstresi”de dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, tarafların bir araya gelerek 31.10.2017 tarihi itibariyle borç mutabakatı da yaparak karşılıklı olarak imzaladıklarını, dava davalı-borçlu şirkete satılan makinenin bedeline mahsuben yapılan ödemeler çıkarıldığında, 1.550,00 USD tutarındaki ödenmeyen borç ile ilgili İzmir 4.İcra Müdürlüğü’nün 2017/15401 E sayılı dosyasından icra takibi başlatılmış olup, 30.11.2017 tarihinde Merkez Bankası tarafından yayınlanan USD efektif satış kuruna göre 1 USD=3,9520 TL’den, 1.550,00 USD tutarındaki alacağın karşılığı olan 6.125,60 TL’nin asıl alacak tutarı olarak tahsilinin talep edildiğini, karşı dava ile satılan makinenin ayıplı olduğu iddia edilerek buna ilişkin haksız taleplerde bulunulduğunu, müvekkili şirketin sattığı makinenin 2013 model 2. El bir makine olup, davalı-karşı davacı şirket sahibi bu makineyi müvekkili şirketin iş yerine birkaç defa gelip inceleyerek ve çalıştırıp örnek kesim yaptırarak beğenip satıl almak istediğini, hatta makineyi peşin paraya satmak isteyen müvekkili şirket sahibinin, davalının pazarlık da yapmak suretiyle ısrarla taksitle satın alma talebini de geri çevirmediğini, 5 taksitte ödeme karşılığı makineyi sattığını, davalı-karşı davacı şirket tarafından 4 taksitin düzenli olarak ödenmesinden sonra, son taksitin ödenmesi sırasında ayıp iddiasında bulunulması kabul edilebilir olmadığını, konuyla ilgili olarak Türk Ticaret Kanunu’nun 23/1-c Md.sinde;  “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.” denilmesi dikkate alındığında, davaya konu makine satışının ticari nitelikte bir iş olması karşısında ayıp iddiasının 5.taksitin ödenmesi aşamasında ileri sürülmesi yasal olarak kabul edilebilir olmadığını, bu nedenle karşı dava ile ilgili müvekkili şirket aleyhine olan kararın bozulması gerektiğini, davalı-karşı davacı şirkete çalışır vaziyette teslim edilen makinenin satışından 6 ay sonra servis çağırarak bir takım ayıpların mevcut olduğu konusunda rapor düzenletmiş olup  ayıp olarak ileri sürülen hususların ilgili servis tarafından giderildiği ve bu konuda masraf yapıldığı konusunda bir yazılı delil de dosyaya sunulamadığını, dosyaya delil olarak sunulmuş olan servis şirketi ... A.Ş. tarafından düzenlendiği görülen raporlarda makine üzerinde gerçekleştirilen servis işlemleri, Makine Mühendisi bilirkişi tarafından irdelenmiş olup, bu konuda düzenlenen 26.09.2019 tarihli kök raporda, makinenin software kurulumun yapılmasının, Türkçeleştirilmesinin, taşınmasının, kurulumunun yetkili servisçe yapılmasına dair bir belgenin bulunmadığını, makinenin diklik ayarının, tension ayarının, jet suyu basıncı ayarının, kızak yağlarının değişimi, boşaltma valfi ve makine pompalarının tıkalı olması sorunlarının ise periyodik bakımlarla ilgili olduğunu, servis hizmeti olarak davalı-karşı davalı şirket tarafından ödenen tutarın ise 4 makine ile ilgili olduğunu, bu nedenle dava konusu makinenin servis hizmet bedelinin ne kadar olduğunun belli olmadığını, makine satış sözleşmesinin de olmadığından servis hizmet bedelinin sözleşme içerisinde yer alıp almadığının belirlenemediği belirtilmiş olmasına rağmen, bilirkişinin bu görüşlerinin karar aşamasında yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, satışı yapılan makine kenarındaki bir parça saçın eksik olarak davalı-karşı davacıya teslim edilmiş olup, müvekkili şirketin makinenin sevk edilmesinden 1 hafta sonra o bir parça saçı göndererek taktırdığını, takılan saçın bedelinin ise 150,00 TL kadar olduğunu, bu eksiklik dışında müvekkili şirketin yetkilileri satışı yapılan makinenin saç aksamında hasar olduğu iddialarını ise kabul etmediğini, bilirkişinin saç aksamdaki giderilmiş olan bu sorunların “açık ayıp” niteliğinde olduğunu belirtmiş olması yerinde olup, ancak bu eksik ve hasarlı kısımların giderilmesi için gerekli tutarın 1.770,00 TL olduğunun bildirilmiş olmasına itiraz edildiğini, davalı-karşı davalı şirket delil olarak ... A.Ş. tarafından düzenlenen 16.10.2017 tarihli faturayı da ibraz etmiş olup, bu faturada 4 seferde servis hizmeti verildiğini, toplam hizmet bedelinin KDV Dahil 4.632,55 TL olduğu belirtildiğini, bu faturanın üzerinde hangi makineye ilişkin bu hizmetlerin verildiği belirtilmediğinden, bu faturanın da iddialarını ispata yarar bir delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davalı-karşı davacı şirketin fabrikasında keşif sırasında görüldüğü üzere aynı markadan ve başka markalardan çok sayıda başka makineler olduğu da bilinmekte olup, bu servis işlerinin diğer makinelere ait olması da mümkün olduğunu, davalı-karşı davalı şirketin zarar iddiası ile ilgili karşı davasına delil olarak gösterdiğini, müvekkili şirket adına düzenlemiş olduğu 01.12.2017 tarihli 8.755,00 TL bedelli fatura ile bu faturanın müstenidatı olan ... A.Ş. tarafından düzenlenen faturanın tarihlerinin ve bedellerinin birbirini tutmaması da bu iddiaların doğru olmadığını ispatladığını, ayrıca bu faturanın makinelerin periyodik bakımının yapılması ile ilgili olduğu bilirkişi raporunda da tespit edilmiş olup, periyodik bakım masraflarının müvekkili şirkete yüklenmek istenmesi de ayrıca kabul edilebilir olmadığını, bu nedenle Yerel Mahkeme tarafından karşı dava ile ilgili kısmen kabul kararının bozularak karşı davanın reddine karar verilmesini,  yapılacak istinaf incelemesi neticesinde İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.12.2020  gün ve 2018/17 E-2020/698 K sayılı karşı dava ile ilgili kararının “kaldırılarak davanın reddine” karar verilmesi veya yeniden yargılama yapılarak talepleri  doğrultusunda “karşı davanın reddine” karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı- karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Asıl dava yönünden, mahkeme kararının  belirtilen istinaf sebepleriyle usul ve yasaya aykırı olduğunu, karşı tarafın satım sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediğini ve müvekkili firmayı zarara uğrattığını,  müvekkili ile karşı taraf arasında KDV dahil 59.000- USD bedelli seri: b, sıra no: 306600 ve 20.07.2017 tarihli faturada nitelikleri belirtilen makinenin alım satım sözleşmesi yapıldığını ve müvekkili tarafından karşı tarafa neredeyse fatura bedelinin tamamına yakın  ödendiğini,  sadece 1.550,00 dolar bakiye karşı tarafın sattığı maldaki ayıp ve satıcı olarak yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle haklı olarak ödenmediğini, karşı tarafa, gönderdikleri e-posta'da belirttikleri gibi, “saç aksamını gelip yerine taktığınızda ve hasardah dolayı yapılan harcamaların karşılıklı karşı tarafın sözleşmeyi ihlali sabit iken müvekkilinden çok cüzi bir ödemeyi yapması beklenemeyeceği,  davacı ve karşı davalı firma ile ... tel erezyon tezgahı alımı-satımı için anlaşma sağlandığını, tezgah yerinde görülerek şirket sahibi ... tarafından tezgahın çalışır vaziyette ve kusursuz olduğu beyan edildiğini ve yüklemeyi, taşımayı ve kurulumu yetkili servise yaptıracağını ve masrafları da kendilerince karşılanacağı bütün sorumluluğun kendilerinde olduğu belirtilerek anlaşmaya varıldığını,  ödemenin 4 taksit şeklinde yapılacağı konusunda da tarafların mutabakata vardıklarını,  20.07.2017 tarihinde makinenin fabrikaya teslim edildiğini,  ancak makina geldiğinde makinanın değişik yerlerinde hasar meydana geldiğini, hasarlar fotoğraflanmış ve çekilen fotoğraflar karşı tarafa da gönderildiğini,  karşı tarafın makinanın yükleme, taşıma ve kurulumunu yetkili servise yaptırması gerekirken daha ucuza mal etmek amacıyla yetkisiz bir elemana yaptırdığını,  tezgahın taşıma emniyet ekipmanlarının takılmadığı görüldüğünü ve bu durumun daha sonra yetkili servis tarafından da tutanakla ve servis raporuyla da sabit hale geldiğini,  karşı tarafın sattığı tezgahta oluşan bu hasar ve arızlar giderilemediğini,  60 kapasiteyle çalıştığını,  karşı tarafın, müvekkili firmaya ayıplı mal teslim ettiğini, karşı taraf satıcı firmaya mail ve whatsapp mesajları iletildiğini, telefonla bilgilendirildiğini,  sorumluluğundan kaynaklanan arıza ve hasarları yerinde görmesi için davet edildiğini, ancak karşı tarafın, bu tür çağrılarına duyarsız kaldığını, karşı tarafa fatura bakiye bedelini ödememekte haklı nedeni olduğundan itirazın iptaline karar verilemeyeceğini, ayrıca ve özellikle  %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacı/karşı davalının kötüniyetinin ortada olduğunu, sözleşme ve yasa kurallarını tanımaz bir tutum sergileyen davacı /karşı davalının önce kendi yükümlüklerini getirmesi gerektiğini, akabinde müvekkilden üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmesini istemesi gerektiğini,  en azından müvekkilinin zararını karşılayacak miktar kadar hakkında itrazın iptaline karar verilmemesi gerektiğini, ayrıca müvekkili ödememekte haklı olduğu için hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de doğru olma olmadığını,  karşı dava yönünden,  karşı davanın kısmen kabulüne karar verdiğini ve 4.344,00 TL.nin karşı taraftan alınmasına hükmettiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  4.344,00 TL.nin karşı taraftan alınmasına hükmettiğini,  karşı tarafın kendi kusurunu kabul ettiğini,  buna dair e- posta yazışmaları dosya arasında mevcut olduğunu, müvekkili firma tarafından; “saç kapak hala gelmedi kendim yaptıracağım” (e posta çıktısı) denilmiş, karşı taraf da bu eksikliği kabul ederek, “saç kapağın getirilip takılacağını” söylediğini,  ancak takılmadığını,  yine makinalardaki ezik ve arızaları sunulu fotoğraflarda da görüldüğünü, karşı tarafın istinaf dilekçesini de kabul etmediklerini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini, istinaf incelemesi neticesinde İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/12/2020 tarih, 2018/17 E. ve 2020/698 K. sayılı kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, karşı davanın ise tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.  <br>6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek  ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve  yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; \" Asıl dava yönünden; Davanın kabulü ile İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/15401 Esas sayılı dosyasında davalı tarafın vaki itirazının 6.125,60-TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, alacağın likit olması ve şartlarının da oluşması nedeni ile kabulüne karar verilen 6.125,60-TL asıl alacak üzerinden %20 oranında hesap edilen 1.225,12-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine\"<br>Karşı dava yönünden ise; 4.344,00TL'nin 03.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsili ile karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin( 4.421,60 TL) talebin reddine,\" karar verilmiştir.<br>Asıl dava yönünden verilen karar davalı- karşı davacı vekilince, karşı dava yönünden verilen karar ise her iki taraf vekilince  istinaf edilmiştir.<br>Karşı dava açısından yapılan istinaf incelemesinde; Karşı davanın toplam 8.755,60 TL üzerinden açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde karşı davanın 4.344,00 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin 4.421,60 TL'lik kısmının ise reddine karar verildiği görülmüştür.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2020 tarihinden itibaren ise, bu sınır 5.390,00 Türk Lirasıdır. Bu durumda karşı dava açısından kabul ve reddedilen kısımlar açısından istinaf incelemesine tabi 04/12/2020 tarihli  karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)<br>Yukarıda belirtildiği üzere; mahkemece karşı dava yönünden kabul ve reddedilen kısımlar açısında karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle karşı dava açısından taraf vekillerinin  istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>Esas dava dosyası yönünden yapılan incelemede ise;<br>Dava dosyasına konu İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2017/15401 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça davalı aleyhinde 01/12/2017  tarihinde 6.125,60 TL'lik asıl alacak, 50,73 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.176,33 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı vekili,  davacı tarafından davalıya  59.000,00 USD  karşılığında dava konusu makinenin satıldığı, buna ilişkin olarak ta 20/07/2017 tarihli faturanın düzenlendiği ve teslim edildiği,  davalı şirketin bu faturaya karşılık 29/08/2017 tarihinde 14.750,00 USD, 02/10/2017 tarihinde 15.000,00 USD, 25/10/2017 tarihinde 14.700,00 USD, 24/11/2017 tarihinde 13.000,00 USD tutarında parayı davacının banka hesabına havale ettiği,   yapılan ödemeler çıkartıldığında 1.550,00 USD tutarında bakiye borcun ödenmediği iddiası ile bakiye alacağın tahsili için dava konusu icra takibinin başlatıldığı ve davalının iş bu icra dosyasına vaki itirazının iptali için eldeki bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>Davalı tarafça, davaya konu makine için düzenlenen fatura bedelinin tamamına yakınının ödendiği ancak makinedeki ayıp ve davacının satıcı olarak yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile bakiye  1.550,00 USD 'nin haklı olarak ödenmediğinden davanın reddine karar verilmesi savunma olarak ileri sürülmüştür.<br>Bu durumda dava konusu makinenin davacı tarafça davalıya satılarak teslim edildiği ve takibe konu bakiye  1.550,00 USD satış bedelinin ödenmemiş olduğu dosya kapsamı belgeler ve taraf beyanları ile  sabittir.<br>Taraflar arasındaki ihtilaf davaya konu makinenin ayıplı olup olmadığı ve süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Dava dosyasından alınan rapor ve ek raporda davaya konu makinedeki ayıbın açık ayıp olduğu belirtilmiş ve bu rapor hükme esas alınmıştır.    <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın  bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre  davaya konu makinedeki  ayıbın açık ayıp olarak tespit edilmiş bulunmasına, TTK. 23/c maddesi gereğince yine TTK 18/3 maddesinde belirtilen usullerle süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığının ve takibe konu bakiye tutarın ödenmediğinin taraf beyanları ve dosya kapsamı belgelerle sabit olmasına göre taraf vekillerinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>Esas Dava Yönünden;<br> İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2020 tarih, 2018/17 Esas ve 2020/698 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin  istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalıdan  alınması gereken 615,40  TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 105,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 510,40 TL'nin davalı  alınarak hazineye gelir kaydına, <br>Karşı Dava Yönünden;<br> İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2020 tarih, 2018/17 Esas ve 2020/698 Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesi gereğince  USULDEN REDDİNE,<br>2- Davacı-karşı davalının yatırmış olduğu 162,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının istemi halinde davalı- karşı davacıya iadesine,<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı-karşı davalıdan  başlangıçta  alınan  74,20 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacı- karşı davalıya iadesine,<br> 3-Davalı-karşı davacının yatırmış olduğu 162,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının istemi halinde davalı- karşı davacıya iadesine, <br>Davalı - karşı davacının yatırmış olduğu 59,30 TL istinaf karar harcının istemi halinde davalı- karşı davacıya iadesine,<br>Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 25/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d6fc6ac0b10df82","SID":"9adaae30339f6051"}}