{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1648 <br>KARAR NO\t\t: 2025/629<br>KARAR TARİHİ\t: 20/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/833 Esas 2021/270 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 20/03/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20/03/2025<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 22.02.2018 tarihinde davalı şirketten hava tankı satın aldığı, hava tankının alınmasının ardından ilk kez çalıştırılmasıyla büyük bir gürültü ile patladığı, hava tankı patlama neticesinde kendine bağlı ekipmanlara da zarar verdiği, davalı şirket ile görüşüldüğü, ancak bir sonuç alınamadığı, bu nedenle müvekkili şirket Makina Mühendisleri Odası Konya Şubesine başvurarak hava tankının bilirkişilerce ve uzman teknik görevlilerce incelenmesi sonucunda rapor düzenlenmesini istediği, görevlendirilen mühendisler müvekkili şirketin iş yerinde inceleme yaptığı ve rapor düzenlediği, raporda hava tankının imalat hatası nedeniyle patladığının belirtildiği, bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla hava tankına ödenen 4.299,92 TL bedelin davalıdan ticari faizi ile tahsiline, ekipmanlarda ve çevresinde meydana gelen zararlardan dolayı 1.000,00 TL zararın davalıdan ticari faizi ile birlikte tahsiline, 1.000,00 TL iş kaybı mahrumiyetinin de davalıdan ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DAVA DEĞERİNİN ARTTIRILMASI : Davacı vekili sunmuş olduğu 13.12.2019 tarihli dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla hava tankı için ödenen 4.299,92 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, hava tankının patlaması sonucu oluşan zararlar için 10.700,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, iş kaybı bedeli olan 7.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacının müvekkili firmadan hava tankı sipariş ettiği, hava tankı uygun bir şekilde üretildikten sonra davacıya nakledildiği, hava tankının yetkili servisce kurulduğu, ancak hava tankının patlamasının ilk kullanımda  patladığı iddiasının açık bir şekilde çelişki olduğu, davacı tarafın aldığı raporun eksik bir rapor olduğu, bu nedenle açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...,Dava, davalıdan satın alınan hava tankının imalat hatası sonucu patlayarak imha olduğu iddiasıyla hava tankı için davalıya ödenen fatura bedelinin davalıdan tahsili ile patlama nedeniyle dava konusu tanka bağlı ekipmanlarda meydana geldiği iddia olunan zarardan kaynaklı maddi tazminat ve yine patlama sonrası yeni tankın kurulumu için geçen süre zarfında oluştuğu iddia olunan kazanç kaybı nedeniyle maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu görülmüştür.<br>Davacı vekili 22.02.2018 tarih ve KDV dahil toplam 4.299,92 TL'Lik fatura kapsamında davalı taraftan hava tankı satın alındığı ve davalıdan satın alınan hava tankının kurulumu yapıldıktan sonra ilk çalıştırılmasında büyük bir gürültü ile patladığı ve kullanılamaz hale geldiği, ayrıca bu patlama esnasında tanka bağlı ekipmanlarda da zarar meydana geldiği gibi patlayan tank nedeniyle bir süre imalatın yapılamadığı, bu nedenle davacı şirketin kazanç kaybına da uğradığı iddiasıyla davaya konu hava tankı bedelinin ve yine patlama sonucu oluşan maddi zarara ilişkin tazminat ile kar kaybının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili ise cevap dilekçesinde, davaya konu olup davalı tarafça davacıya satılıp teslim edilen hava tankının üretiminden kaynaklı şekilde ayıplı olduğu yönündeki davacı iddiasının yerinde olmadığı, davacının siparişi üzerine üretim yapıldıktan sonra yetkili servis ile iletişime geçilerek servis sorumluluğunda olmak kaydıyla hava tankının nakliyesinin gerçekleştirildiği, bu kapsamda davalının sadece hava tankının imalinden sorumlu olup, kurulumu, nakliyesi vs durumdan sorumlu olmadığı, davaya konu patlamanın hava tankının nakliyesi, kurulumu ve kullanımı sırasında oluşup oluşmadığı hususunun incelenmesinin gerektiği, bu kapsamda davacı tarafın hava tankının üretiminden kaynaklı hata nedeniyle patladığı yönündeki iddiasının ve dava dosyası kapsamındaki taleplerinin yerinde olmadığından açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>Davacı tarafça davalıdan 22.08.2018 tarih ve KDV dahil 4.299,92 TL bedelli fatura kapsamında hava tankı satın aldığı ve fatura bedelinin davacı tarafça davalıya ödendiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.<br>Taraflar arasındaki ihtilaf davaya konu hava tankının patlamış olması nedeniyle bu patlamanın üretimden ya da kullanımdan kaynaklı olup olmadığı, bu kapsamda davacının davaya konu hava tankına ilişkin fatura bedelinin iadesi ve yine patlama sonucunda oluşan maddi zararlar ile kar mahrumiyetine ilişkin dava dilekçesindeki taleplerinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilebilmesi açısından talimat yoluyla makina mühendisi bilirkişi ve mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış olup, düzenlenen kök ve ek raporlarda sonuç olarak, davaya konu tank üzerinde yapılan inceleme neticesinde tankın birleşim noktalarındaki kaynak bölgelerinden açılmış olduğunun görüldüğü, tankın kaynaklı kısımları incelendiğinde imalat aşamasında yapılan kaynağın malzemeye tam nüfuz etmemiş olduğunun görüldüğü, tankın birleşim noktalarının zayıf kaldığının anlaşıldığı, bu kapsamda davaya konu tank da imalat aşamasında kaynak işleminin hatalı ve eksik yapılmış olduğu, bu nedenle kullanım esnasında hava tankının basınca dayanamayıp kaynak noktalarından açmaya sebebiyet vererek patladığı  sonucuna varıldığı bildirilmiş olmakla bilirkişi tarafından düzenlenen bu görüş aynen benimsenerek dava konusu hava tankının davalı tarafça ayıplı olarak üretildiği, dava konusu patlamanında bu nedenle meydana geldiği kabul edilmiştir.<br>Yine alınan kök ve ek raporların birlikte değerlendirilmesi neticesinde dava konusu hava tankının patlaması esnasında hava tankına bağlı bir kısım ekipmanlarda da zarar meydana geldiği, buna göre zarar gören 20 metrekarelik baraka için 5.500,00 TL, zarar gören \"Dalgakıran marka/DVK 75 Tip /2007 model/Vidali Kompressör\" için 6.500,00 TL ve patlama sonucu sistemin yenilenmesi için 7 günlük süre gerektiği belirtilerek günlük iş kaybı 1.000,00 TL'den 7.000,00 TL iş kaybı ve dava konusu hava tankı bedeli olan 4.299,82 TL olmak üzere toplam hasar tutarının 23.299,82 TL olduğu, bu tutardan dava konusu hava tankının hurda bedeli olarak hesaplanan 1.300,00 TL'nin mahsubu ile toplam zarar tutarının 21.999,82 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.<br>Yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı tarafın kar mahrumiyetine ilişkin talebiyle ilgili olarak bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış olup, alınan ek raporda davacı şirketin incelenen 2018 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde 2018 yılı ilk 4 aylık döneme ait yani patlamadan önceki dönemlere ait Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin incelendiği ve bu beyannamelerden aylık kümülatif satış tutarları tespit edilerek çıkartılan tabloya göre dava konusu makinanın patlamasından dolayı satışlara bir etkisinin olmadığı, patlama nedeniyle kar kaybına ilişkin talebin takdirinin mahkemeye ait olmak üzere zarar gören sistemin yenilenmesi için 7 günlük sürenin gerekeceği, günlük iş kaybı 1.000,00 TL'den 7 günlük iş kaybının 7.000,00 TL olduğu bildirilmiştir.<br>Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, talimat ile alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde davaya konu hava tankının ayıplı olarak üretilmesi nedeniyle dava konusu patlamanın meydana geldiği kabul edilmiş olduğundan dava konusu hava tankının 22.02.2018 tarih ve KDV dahil toplam 4.299,92 TL tutarla davalı üreticiden satın alındığı ve fatura bedelinin de davalıya ödendiği anlaşılmakla davacının üretimden kaynaklı olduğu kabul edilen dava konusu hava tankına ilişkin fatura bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkin talebi yerinde görülmüş olmakla davaya konu hava tankı bedeli olan 4.299,92 TL'nin dava tarihinden önce davalının temerrüte düşürüldüğüne dair bir ihtarname dosyaya sunulmadığından dava tarihinden itibaren her iki taraf  tacir olduğundan yerinde görülen davacı talebi gereğince işletilecek avans faizi  ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur.<br>Yine davalı üretici tarafından üretimi yapılıp davacıya satıldığı tespit edilen dava konusu hava tankının patlaması sırasında hava tankına bağlı ekipmanlarda da hasar meydana geldiği alınan kök ve ek raporların birlikte değerlendirilmesi neticesinde tespit edilmiş olup, buna göre patlama sonucu zarar gören 20 metrekarelik baraka için 5.500,00 TL, Dalgakıran marka kompressör için 6.500,00 TL olmak üzere toplam 12.000,00 TL maddi hasar meydana geldiği, bu maddi hasardan hurda bedeli olan 1.300,00 TL'nin mahsubu neticesinde davacının patlama sonucu uğradığı zarar tutarının (12.000,00 TL - 1.300,00 TL=) 10.700,00 TL olduğu ve davalının ayıplı üretim nedeniyle bu hasardan sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olmakla davaya konu patlama sonucu oluşan zarar nedeniyle 10.700,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 26.03.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur.<br>Her ne kadar davacı taraf talepleri arasında dava konusu patlama nedeniyle davacı şirketin kar kaybına uğradığı yönünde talepte bulunulmuş ise de, mahkememizce yapılan yargılama sırasında talimat ile alınan bilirkişi raporunda davacı tarafın patlamadan önceki dönemlere ait Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin incelendiği ve bu beyannamelerden aylık kümülatif satış tutarlarının tespit edildiği, 19.11.2019 tarihli ek bilirkişi raporunun 2.sayfasında gösterilen tabloya göre patlama sonucunda davacı şirketin satışlarında herhangi bir azalmanın söz konusu olmadığı, davacı şirketin bu patlama nedeniyle ayrıca kar kaybına uğradığına dair başkacada bir delilin dosyaya sunulmadığı, yine patlama nedeniyle davacı tarafın günlük iş kaybına uğradığı yönünde somut bir delilin dosyaya sunulmadığı, incelenen davacı şirket ticari defter ve kayıtlarından da davacı tarafın patlama nedeniyle kar kaybına uğradığı yönünde bir kaydın mevcut olmadığı anlaşılmakla davacı tarafın kar kaybına ilişkin talebinin bu nedenle yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur,\" gerekçesi ile; <br>\"Davanın  KISMEN KABULÜNE, <br>a)Davaya konu hava tankı bedeli olan 4.299,92 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>b)Davaya konu patlama sonucu oluşan zarar nedeniyle 10.700,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 26.03.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,<br>c)Davacının kar mahrumiyetine ilişkin talebinin yerinde görülmediğinden reddine,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen davanın kısmen reddine dair gerekçesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sunulan TMMO raporu, faturalar, fotoğraflar, keşif ve sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dava konusu edilen tankta üretim hatası olduğunun ve zararın meydana geldiğinin tespit edildiğini, mahkeme'nin  talebi üzerine mali müşavir ve yüksek makine mühendisi bilirkişiler tarafından davalıdan alınan ve fatura bilgisi bulunan hava tankı, müvekkili şirkete ait yerde keşif yapılmak sureti ile incelendiğini, üretim hatası olduğu ve ekipmanlar ile barakanın zarar gördüğü ayrıca müvekkili şirketin makinelerin çalışmaması sebebi ile kâr kaybı yaşadığının belirlendiğini, bu anlamda rapor dava açmadan önce alınan ve dosyaya sunulan makine mühendisleri odasından alınan rapor ve Konya 1.Sulh Hukuk Mahkemesi Değişik İş 2018/38 esas sayılı dosyasından alınan raporlar ile örtüştüğünü, bilirkişi raporunda tankın incelendiğini, tankın kendi gövdesini oluşturan  birleşim noktalarında ki kaynak bölgelerinden ayrılmalar olduğu, tankın kaynaklı kısımları incelendiğinde, imalat aşamasında yapılan kaynağın malzemeye tam nüfus etmemiş olduğu, dava konusu tankın imalat aşamasında kaynak işleminin hatalı ve eksik yapılması sebebiyle  kullanım esnasında kaynak noktalarından açmaya sebebiyet vererek patladığının belirtildiğini, dosyaya sunulan rapor patlamanın sebebinin  belirlenmesi açısından gerek keşif yapılması, gerekse dava konusu tankın incelemeye açık olması sebebi ile karar vermeye ve denetime elverişli olduğunu, kaldı ki dosyada aynı mahiyette ve imalat hatasından kaynaklı patlamanın varlığını gösteren  üç farklı makine mühendisi tarafından ve yerinde inceleme yapılmak sureti ile düzenlenmiş raporun bulunduğunu, iş gücü kaybının açık olup, imalathanede dava konusu hava kompresörü olmadan  imalat yapılmasının mümkün  bulunmadığını, kâr kaybı açısından zarar doğuran kusurlu olay sebebi ile mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalınacağı hususunda değerlendirilmeye alınması gerekliliğinin açık olduğunu beyanla yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karanının  kar kaybı talebinin reddine dair kısmının kaldırılarak  davanın kabulüne karar verilmesinini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava,  ayıplı ürün satımı iddiasına dayalı zararın tazmini ve bedel iadesi istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. <br>TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.<br>Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:<br>a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır<br> Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.<br>b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.<br>Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.<br>c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.<br>Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.<br>Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.<br>d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır<br>e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır<br>f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır<br>Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.<br> Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. <br>Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.<br>Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar;<br>-Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı,)<br>Davacı taraf,  satın alınan hava tankının patlayarak imha olduğu iddiasıyla hava tankı için davalıya ödenen  bedelin davalıdan tahsili, patlama nedeniyle dava konusu tanka bağlı ekipmanlarda meydana geldiği iddia olunan zarardan kaynaklı maddi tazminat ve yeni tankın kurulumu için geçen süre zarfında oluştuğu iddia olunan kazanç kaybının davalıdan tahsili talebi ile dava açmış;  davalı  taraf davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyeti  raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacının satın aldığı ayıplı kazanın patlaması nedeniyle iş kaybı  zararının  davacı tarafından ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM     : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/03/2021 tarih, 2018/833 Esas ve 2021/270 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 119,54 TL' istinaf nispi harç ile 305,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye kalan 190,86 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f9845d7d3d35f8fb","SID":"cbd203ffdf7982b6"}}