{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1640 <br>KARAR NO\t\t: 2025/869<br>KARAR TARİHİ\t: 24/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/56 Esas 2021/537 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 24/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 24/04/2025<br><br>\t    Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:         <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı/borçludan olan alacaklarının tahsili konusunda İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2019/14969 E.  sayılı icra takip dosyası ile başlatılan icra takibine borçlunun itirazda bulunduğunu, davacının faturalardan kaynaklı alacağı bulunduğu, dava dilekçesi ekinde sundukları  faturalar incelendiğinde ise davacıya ait imzanın ve kaşenin bulunduğu, sipariş verilen malların tek tek listelendiği ve davalının iş yerinde çalışan kardeşi ... ve yine çalışan ...'ya teslim edildiği, davacının sipariş edilen malları zamanında ve eksiksiz teslim ederek kendi üstüne düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, davalının itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğundan kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davalının mal kaçırma ihtimali bulunduğu için malları üzerinde ihtiyati haciz konulması gerektiğini belirterek İzmir 10.İcra Müdürlüğü’nde 2019/14969 Esas sayısıyla başlayan icra takibinin devamına, Haksız ve kötüniyetli itiraz dolayısıyla davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Borçluya ait  ... marka ... plakalı araca ihtiyati haciz konulmasına, borçlunun şu aşamada bu aracı devretmiş olma ihtimaline karşılık  takibe konu bedel oranında borçlunun menkul ve gayrimenkul malları üzerinde ihtiyati haciz konulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tacir  olmadığı, işletmesinin de ticari işletme olmadığı, esnaf işletmesi olduğundan görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden davanın usulden reddini,  davacı yanın iddia ettiği gibi davalı tarafından 60.775,64 TL tutarında destek sac alındığı iddiasının gerçek olmadığını, taraflar arasında -böyle bir alışveriş işlemi gerçekte olmadığı gibi iddia ettikleri faturalara konu malların davalı tarafından alınmadığını, faturaların davalı tarafa tebliğ edilmediğini, fatura irsaliyelerinde adı geçen ... ve ...'nun davalı nezdinde herhangi bir ilgisinin olmadığı, ayrıca söz konusu faturaların bir suretinin davalı tarafın işletmesinin getirilip bırakıldığı, bu faturaların davacının iddia ettiğinin aksine teslim alan kısımlarının boş gözüktüğünü sonradan yapılan davalı nezdindeki araştırmalarda tespit edildiği, dolayısıyla teslim alan imzalarının davacı ile danışıklı olacak şekilde sonradan imzalandığı, söz konusu faturalar dışında davalı taraf davacı tarafa 25.000,00 TL ödeme yapmak sureti ile sipariş verdiği ancak 21.864,50 TL'lik kısmın kendilerine teslim edilmediği, davacı tarafa ... Bankası Çamdibi Şubesine ait 30/10/2019 tarih, 14384 nolu 15.000,00 TL bedelli çek ve 10.000,00 TL kredi kartından olmak üzer toplam 21.500,00 TL ödeme yapıldığı bu nedenlerle davalının davacıdan 21.864,50 TL alacaklı olduğu, alacağın tahsili amacı ile İzmir 19. ASHM'nin 2020/ 10 E. Sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine dava açıldığı ve yargılamanın halen devam ettiği, davacı tarafça talep edilen faturalardan sadece 3.135,50 TL'lik faturaya konu mal tesliminin gerçek olduğu onun da yapılan 25.000,00 TL'lik ilk ön ödemeden düşürüldüğü, bu faturanın daha önce de söylendiği gibi davacının iddiasının aksine teslim alan kısmının boş olduğu, dolayısıyla söz konusu faturalara sonradan atılan imzalar nedeni ile ayrıca sahtecilik yoluna başvurulduğu belirterek haksız davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını savunmuştur. <br>MAHKEMECE: \"...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; <br>Taraflar arası uyuşmazlık konusu hususun; mahkememiz davacısı tarafından yukarıda esas numarası belirtilen icra dosyası aracılığı ile davalı aleyhine takip başlatıldığı, yapılan takip üzerine düzenlenen ödeme emrine davalı tarafa tebliği üzerine yasal süre içerisinde davalı tarafça takibin tamamına tüm ferileri ile birlikte itiraz edildiği ve bu nedenle takibin durdurulduğu, davacı tarafça takibe konu edilen 3.135,50 TL'lik fatura konusu malın davalı tarafça teslim alındığı konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte davalı tarafça davacı ile arasında hiçbir hukuki ilişki yada sözleşmenin olmadığının ve davacıya hiçbir borcunun bulunmadığının, takibe konu edilen diğer faturalar yönünden davalı tarafa fatura tebliğinin ya da fatura konusu malların tesliminin yapılıp yapılmadığının irsaliyeler altındaki imzaların davalı çalışanlarına ait olup olmadığının, davalı tarafça yukarıda belirtilen tutarlarda davacı tarafa ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesine esas İzmir 10.İcra Müdürlüğünün 2019/14969 E. sayılı dosyası üzerinden yürütülen takibe davalı tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığının tespitine yönelik  varılacak kanaate esas    itirazın iptali davası olduğu  anlaşılmıştır.<br>Yukarıdaki uyuşmazlık tespiti göz önüne alınarak taraf kayıtları üzerinde yapılan değerlendirme neticesinde davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenen 3.135,50 TL'lik faturanın her iki taraf ticari kayıt ve defterlerine işlenmiş olduğu, bu faturanın davalı taraf ticari defterlerine 07/09/2019 tarihinde kaydedilmiş olduğu, bahse konu faturanın teslim alan kısmında ... isim ve imzasının olduğu, davacı tarafça bakiye kısmı talep edilen 36.649,38 TL bedelli faturanın teslim alan kısmında yine ... isim ve imzasının olduğu ve ayrıca 20.991,26 TL bedelli faturanın teslim alan kısmında ise ... isimli kişilerin olduğu görülmüştür. Her ne kadar Mahkememizce bahse konu bu faturalar yönünden davalı asile çıkarılan isticvap davetiyesi gereği 18/02/2021 tarihli duruşmada tüm  faturaların ve fatura içeriği ürünlerin kendisine teslim edilmediği belirtilmiş ise de 3.135,50 TL'lik faturanın ticari kayıt ve defterlerinde olduğunda bir tereddüt olmamakla birlikte gerek bu faturanın teslim alan kısmındaki isim ve imzanın gerekse de 36.649,38 TL'lik faturanın teslim alan kısmındaki isim ve imzanın aynı kişiye ait olduğu görülmekle her ne kadar bahse konu bu fatura davalı defter kayıtlarında bulunmasa ve ayrıca adı geçen ... isimli kişi davalı SGK'lı çalışanı olmasa da aynı kişi tarafından teslim alınma olgusunun davacı tarafça açıklanan sebeplerle kanıtlandığı kanaatine varılmıştır ve ancak her ne kadar takibe konu edilen 20.991,26 TL bedelli fatura davalı aleyhine düzenlenmiş ise de bu faturanın teslim alan kişisinin ... oluşu,  adı geçen kişinin davalının SGK'lı çalışanı olmaması hususları ve dosya kapsamında bu faturanın teslimine ve içeriği ürünlerin teslimine yönelik hususlar göz önünde alındığında faturanın ve içeriği ürünlerin davalı yana teslim edilmediği kanaatine varılmış davacı tarafça da yemin deliline dayanılmamış olması sebebiyle bu hususta başkaca bir araştırma yapılmamış ve böylece davacı tarafından düzenlenen 36.649,38 TL'lik ve 3.135,50 TL'lik faturanın ve içeriği ürünlerin davalı tarafa tesliminin yapıldığı, diğer faturanın tesliminin yapılmadığı kanaatine varılmıştır. <br>  Her ne kadar davalı tarafça davacı ile arasındaki ticari ilişkiye mahsuben ön ödeme olarak 10.000,00 TL verildiği iddia edilmiş ise de bahse konu bu 10.000,00 TL dava dışı ... tarafından Mahkememiz davacısının hesabına havale suretiyle gönderildiği, bu kapsamda Mahkememizce bu ödemenin davacı yanca düzenlenen faturalara mahsuben yapılıp yapılmadığı konusunda davalı yana yemin deliline başvurulup başvurulmadığının sorulduğu ve ancak 22/06/2021 tarihli dilekçe ile yemin deliline başvurulmadığının belirtilmesi karşısında bu husus davacı yanca kabul edilmediği de gözetilerek davalı tarafça yapıldığı belirtilen 10.000,00 TL'lik ödemenin dava konusu uyuşmazlık yönünden yapılmadığı ve esasen davacı ile dava dışı ... arasındaki ticari ilişkiye mahsuben yapıldığı kanaatine varılmıştır. <br>Her ne kadar davalı tarafından her iki taraf kaydında da bulunduğu sabit olan 15.000,00 TL'lik ödemenin aleyhine fatura kesilmesine yönelik işlemden önce ön ödeme olarak yapıldığı belirtilmiş ise de taraf kayıtlarının tetkiki neticesinde davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenen 36.649,38 TL'lik fatura tarihinin 02/08/2019, 3.135,50 TL'lik fatura tarihinin 27/08/2019 ve 20.991,26 TL'lik faturanın ise 18/09/2019 tarihi olduğu, bahse konu 15.000,00 TL'lik ödemenin dava dışı ... Bankası Çamdibi Şubesi'ne ait 30/10/2019 tarih, 14384 Seri No'lu çek ile yapıldığı ve dosya kapsamına göre davacı tarafından 30/10/2019 tarihinde tahsil edildiği görüldüğünden bahse konu 15.000,00 TL ödemenin fatura tarihlerinden sonra davacı tarafa ödendiği anlaşılmakla icra takip dosyasında da davacı tarafça bu ödeme 36.649,38 TL'lik faturadan düşme suretiyle talep edildiği görüldüğünden esasen bu ödemenin bir ön ödeme olmadığı, davacı yanca BK 102 gereği ilk fatura olan 36.649,38 TL'lik faturaya mahsuben ödendiği kabul edilerek bakiye kısım üzerinden takip başlatmasında herhangi bir usule aykırı durumun varlığı tespit edilememiştir. <br>Yukarıda yapılan açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda davacı yanca ispat edilen 36.649,38 TL'lik fatura ve 3.135,50 TL'lik fatura  yönünden davacının takip talebinde yukarıda bahse konu 15.000,00 TL düşülmek suretiyle 21.649,38 TL bakiye fatura asıl alacağa ve 3.135,50 TL fatura alacağı üzerinden takipte gerek bu tutarda asıl alacaklar gerekse bu tutarlara işlemiş faizler yönünden talepte bulunulduğu, davalı tarafça icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde işlemiş faiz yönünden de itiraz edildiği anlaşılmakla ve fakat dosyaya sunulu raporda işlemiş faiz yönünden bir değerlendirme yapılamadığı görülmekle işlemiş faiz yönünden hesaplamanın yeniden bilirkişiye verilmeksizin Mahkememizce resen yapılabilecek bir hesaplama olduğu kanaati ile yapılan değerlendirme neticesinde; 21.649,38 TL bakiye faturadan kaynaklı asıl alacak yönünden isteme konu 36.649,38 TL tutarındaki faturaya konu yukarıdaki bahsedilen 15.000,00 TL'lik ödeme, 30/10/2019 tarihinde yapıldığında bakiye alacak olan 21.649,38 TL yönünden faiz başlangıcının bu tarih olarak kabul edilmesi gerektiği değerlendirilerek ve davacı tarafça faiz türü avans faizi olarak talep edildiği anlaşılarak yapılan değerlendirme sonucunda; <br>Alacak Tutarı <br>Başlangıç Tarihi<br>Bitiş Tarihi <br>Faiz Oranı<br> Tutar<br> 21.649,38 TL<br>30/10/2019 <br>14/11/2019 <br> %18,25<br> 162,37 TL<br>Faiz talebinde bulunulabileceğine kanaat getirilmiş yine 3.135,50 TL tutarındaki fatura yönünden ise 6102 sayılı TTK'nın 1530/4-a maddesi göz önüne alındığında bu faturanın davalı tarafça alındığı tarih olan 08/10/2019 tarihinden itibaren davacı tarafça faiz talebinde bulunulabileceği değerlendirilerek ve faiz türünün avans faizi olarak talep edildiği anlaşılarak faiz başlangıç tarihi ile 11/10/2019 arasındaki 3 günlük için %19,50 oranında ve bu tarihten takip tarihine kadarki süre için ise %18,25 oranında yasal mevzuat gereği faiz uygulaması yapılması gerektiğine ilişkin yapılan değerlendirme sonucunda;<br>Alacak Tutarı <br> Başlangıç Tarihi<br>Bitiş Tarihi <br>Faiz Oranı<br> Tutar<br>3.135,50 TL<br>08/10/2019<br>14/11/2019 <br> %18,25 ve %19,50<br> 58,33 TL<br>Faiz talebinde bulunulabileceğine kanaat getirilmiştir. <br>Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasında yazılı olmayan bir şekilde mal alım satımından kaynaklı ticari bir ilişkinin bulunduğu, bu ilişkiye göre davacı tarafın mal satan konumunda davalı tarafın ise mal alan konumunda olduğu, bu ilişki süresince davacı tarafça davalı aleyhine yukarıda miktarları belirtilen toplam 60.776,14 TL tutarında davalı aleyhine fatura tanzim edildiği ve davalı tarafça  bu faturalara mahsuben 15.000,00 TL ödeme yapıldığının davacı kayıtlarından anlaşılmakta ise de davalı kayıtlarına göre bu faturalardan yalnız 1.135,50 TL'lik faturaların kayıtlı olduğu ve ayrıca davacı tarafa yapıldığı görülen 10.000,00 TL'lik bir ödemenin daha bulunduğunun anlaşıldığı, taraf defterleri arasındaki bu farkın yukarıdaki açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda davacı yan lehine 36.649,38 TL'lik fatura yönünden ispatlandığı, davalı yan lehine ise 10.000,00 TL ödemenin ispatlanamadığı anlaşılmakla yine yukarıdaki tablolardan görüldüğü üzere her ne kadar davacı tarafça 21.649,38 TL bedelli ve 3.135,50 TL bedelli faturalar yönünden başkaca tutarda faiz talebinde bulunulmuş ise de yerinde olmadığı kanaatine varılarak açılı davanın kısmen kabulü ile İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2019/14969 E. Sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 21.649,38 TL asıl alacak, bu asıl alacağa işlemiş 162,37 TL faiz, 3.135,50 TL asıl alacak ve bu asıl alacağa işlemiş 58,33 TL faiz olmak üzere toplam 25.005,58 TL alacağın tahsili bakımından takibin devamına, fazlaya ilişkin iptal talebinin reddine, asıl alacak toplamı olan 24.784,88 TL'ye yıllık 18,25 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına ve ayrıca şartları oluştuğu kanaati ile İİK 67/son gereği hüküm olunan tutarın % 20'si olarak hesaplanan 5.001,11 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçesi ile; <br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>1-Davanın  KISMEN KABULÜ ile; İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2019/14969 E. Sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 21.649,38 TL asıl alacak, bu asıl alacağa işlemiş 162,37 TL faiz, 3.135,50 TL asıl alacak ve bu asıl alacağa işlemiş 58,33 TL faiz olmak üzere toplam 25.005,58 TL alacağın tahsili bakımından takibin devamına,<br>- Fazlaya ilişkin iptal talebinin REDDİNE,<br>-Asıl alacak toplamı olan 24.784,88 TL'ye yıllık 18,25 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına,<br>2-İİK 67/son gereği hüküm olunan tutarın % 20'si olarak hesaplanan 5.001,11 TL icra inkar tazminatının DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca ibraz edilen depo çıkış fişinin ve whatsapp konuşma kayıtlarının incelenmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, ...'nun zımnen dahi olsa mal teslimi almaya yetkili kılınıp kılınmadığının incelenmeden karar verildiğini, malın teslim edildiğine dair tanıkların beyanına başvurulması gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin davalıya 25.000 TL ödeme yapmış olduğunun banka hesaplarının, davalının ikrarının, mahkemenin kabulü ile sabit olduğunu, müvekkilin davalıya 15.05.2019 tarihinde ... Bankası hesabından 10.000 TL ödeme yapmış olduğunu, ayrıca 30/10/2019 keşide tarihli 15.000 TL tutarlı  çek verdiğini, çekin davacı tarafından tahsil edildiğini, çekin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun dosya kapsamından sabit olduğunu, 15.000 TL'lik çekin tahsil edilmesi ile ilgili herhangi bir uyuşmazlığın olmadığını, müvekkil tarafından yapılan 10.000 TL'lik ödeme hakkında ise, davalı ödemenin kendisine yapıldığını açıkça ikrar ettiğini, ancak ödemenin müvekkilin babasının borcu için ödendiğinin belirttiğini, bu durumda ispat yükü davalıya düşmekte olup miktarın da dikkate alındığında davacının bu hususu müvekkilin elinden sadır olmuş yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, davacının ispat yükünü yerine getiremediğini, bu hususlar dikkate alındığında davacının ödemenin müvekkilin babasının borcu için yapıldığını kesin deliller ile ispat edemediğinin sabit olup müvekkilin kendi adına gönderdiğinin açıkça ortada olduğunu, 36.649,38 TL'lik fatura konusu malları teslim almış olarak görünen ... ile müvekkil arasında husumet olduğunu, ...'ın kasten müvekkile zarar vermek için bu faturaya daha sonradan imza attığı mahkemede birçok kez belirtilmiş olmasına rağmen hakim tarafından dikkate alınmadığını, fatura ve sevk irsaliyelerinin 3 nüsha olarak düzenlenmekte olup, en üsttekine imza atılması halinde diğer nüshalarda da imza oluştuğunu, ancak müvekkilin işyerine bırakılan imzasız sevk irsaliyesinin davacının elindeki irsaliyeye sonradan ... tarafından imza atıldığını, irsaliyenin gerçeği yansıtmayıp sahte olduğunun açıkça gösterdiğini, mahkeme dosyasına husumete ilişkin delillerin sunulmuş olup dikkate alınması gerektiğini, ayrıca davacıya karşı açmış oldukları aynı hukuki ilişki için müvekkil tarafından ödenen paranın iadesi talepli İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/126 Esas sayılı dosyasında, davanın davacı tanığı olarak mahkemede dinlenecğini, bu hususun da irsaliyede teslim alan olarak görünen ...'ın davacı ile beraber hareket ettiğini gösterdiğini, mahkeme tarafından malları teslim alan olarak görünen ... ile müvekkil ... arasında husumet olduğu hususları dikkate alınmadan, bu hususta delillerin toplanmadan bu şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile fatura konusu mallara teslim tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava:  itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı taraf; takibe konu 3 adet faturadan kaynaklı davalıdan bakiye alacağı olduğunu, faturalara konu malların davalıya teslim edildiğini, itirazın iptalini talep etmiştir.<br>Davalı taraf;  davacı yanın iddia ettiği gibi 60.775,64 TL tutarında destek sac alındığı iddiasının gerçek olmadığını, taraflar arasında böyle bir alışveriş işlemi gerçekte olmadığı gibi iddia ettikleri faturalara konu malların davalı tarafından alınmadığını, faturaların davalı tarafa tebliğ edilmediğini, fatura irsaliyelerinde adı geçen ... ve ...'nun davalı nezdinde herhangi bir ilgisinin olmadığı, ayrıca söz konusu faturaların bir suretinin davalı tarafın işletmesinin getirilip bırakıldığı, bu faturaların davacının iddia ettiğinin aksine teslim alan kısımlarının boş gözüktüğünü sonradan yapılan davalı nezdindeki araştırmalarda tespit edildiği, dolayısıyla teslim alan imzalarının davacı ile danışıklı olacak şekilde sonradan imzalandığı belirtilerek davanın reddini talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesince  her iki taraf defteri üzerinde SMM bilirkişisi marifetiyle inceleme yaptırılmıştır. <br>İlk derece mahkemesine sunulan bilirkişi raporunda;  davacı tarafından davalı aleyhine 02/08/2019 tarihli 36.649,38 TL tutarında, 27/08/2019 tarihli 3.135,50 TL tutarında ve 18/09/2019 tarihli 20.991,26 TL tutarında olmak üzere toplam 60.776,14 TL fatura tanzim edildiği, davalı tarafça 31/10/2019 tarihinde 15.000,00 TL ödemede bulunulduğu göz önüne alındığında davacı kayıtlarına göre icra takip tarihi itibariyle davalıdan 45.776,14 TL tutarında alacaklı olunduğu, davalı yan kayıtlarına göre ise 01/07/2019 tarihinde 10.000,00 TL ve 12/09/2019 tarihinde 15.000,00 TL ödemede bulunulduğu ve ayrıca davalı tarafından düzenlenen 3.135,50 TL tutarındaki faturanın davalı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, böylece davalının davacıdan 21.864,50 TL tutarında alacaklı olduğu, taraf defterleri arasında toplam 67.640,64 TL tutarında fark bulunduğu, bu farkın davacı taraf kayıtlarında olmasına rağmen davalı kayıtlarında olmayan 36.649,38 TL ve 20.991,26 TL tutarında fatura ve davalı taraf kayıtlarında olmasına rağmen davacı kayıtlarında olmayan 10.000,00 TL'lik ödemeden ibaret olduğu, davacı tarafça faturaların BS ile bildirildiği buna karşılık davalı tarafça BA formu ile hiçbir faturanın bildirilmediği görülmekle bahse konu irsaliyeli faturalar üzerinde yer alan ve teslim bilgileri kısmında bulunan ... ve ... isimli kişilerin davalı yan SGK'lı çalışanları olmaması sebebiyle faturaların ve içeriği malların teslim edilmemiş olduğu görüş ve kanaati bildirmekle davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle alacak talep edemeyeceği\" belirtilmiştir. <br>Davalı taraf takibe konu 3.135,50 TL lik faturayı kabul etmiş ve bu fatura konusu  malları da aldığını kabul etmiştir. Ancak davacıya  25.000 TL ödeme yaparak sipariş verdiğini, bu siparişe karşılık  3.135,50 TL lik faturadaki malların teslim edildiğini geri kalanının teslim edilmediğini, hatta bunun için İzmir 19. ASHM nin 2020/10 esas sayılı dosyası ile alacak davası açtığını  yargılamasının devam ettiğini beyan etmiştir.<br>Yani davacı davalıya 25.000 TL ödeme yaptığını ileri sürmekte bu ödemenin 15.000 TL si çek ödemesi, bu ödeme takibe konu fatura tarihlerinden sonraki bir ödeme, bu ödeme davacı defterinde de kayıtlı olan bir ödeme ve kayıtlar da da ödendiği anlaşılmaktadır.  Bu hususta zaten taraflar arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. 10.000 TL lik ödeme ise pos cihazı ile kredi kartı ödemesi ile davalıya ödenmiş, ancak bu ödeme takibe konu fatura tarihlerinden önce, davacı defterinde de kayıtlı olmayan bu ödeme ile ilgili olarak bu ödeme faturalardan önce olduğuna göre avans ödemesidir  ve bunun avans ödemesi olduğunu ispat yükü davalıdadır.  İlk derce mahkemesince bu hususta davalıya yemin delili olduğundan süre vermiş, ancak davalı vekili beyan dilekçesinde; yemin teklif edecek bir husus olmadığını belirterek yemin teklif etmemiştir.<br>İlk derece mahkemesince de bu 10.000 TL lik ödeme kabul edilmeyerek fatura bedellerinden mahsup edilmemiştir.  Mahkemenin bu kabulünde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davalı avans ödemesini ispat etmesi gerekirken bu yönde bir delil sunamamıştır.<br>Mahkemece 20.991,26 TL lik faturanın irsaliyesindeki  ...'nun davalı çalışanı olmaması nedeniyle bu faturadaki malları teslim ettiğini davacının ispatlayamadığını kabul etmiş olmakla bu hususta da hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Getirtilen SGK kayıtlarına göre ... davalı çalışanı değildir. <br>Ancak  takibe konu  36.649,38 TL faturanın irsaliyesinde teslim alan kısmında ... olduğu,  davalının kabulünde olan 3.135,50 TL lik faturanın da irsaliyesinde teslim alan kısmında ... olduğu, her ne kadar  bu kişi  davalı çalışanı olarak SGK kaydında görünmese de davalının kabulünde olan ve ödenen bu faturanın irsaliyesinde imzası olmakla artık bu kişinin davalı adına mal teslim almaya zımnen yetkili kılındığı anlaşıldığından, mahkemece bu fatura konusu malların davalıya teslim edildiği hususundaki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 19. HD nin 2008/3860 esas,  2008/11482 karar sayılı ilamı, Yargıtay HGK nun  2022/11-1044 esas, 2023/993 karar sayılı ilamları da aynı doğrultudadır. )<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; dosyaya sunulan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve açık olmasına,  mahkemenin davanın kısmen kabulü kararının dosya kapsamına uygun olmasına göre davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve 2020/56 Esas 2021/537 Karar sayılı kararına karşı davacının ve davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.693,06 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 423,30 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.269,76 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>4-Davacı ve Davalı tarafından yapılan istinaf masraflarının üzerlerinde bırakılmasına,<br>5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine<br>6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına<br>7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 24/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae071410a360a595","SID":"982683af98611468"}}