{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/651 <br>KARAR NO: 2025/807<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 25.03.2025 ve 06/12/2024 (ara karar)<br>NUMARASI: 2023/154 E. <br>DAVANIN KONUSU: Patent (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirkete ait Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı ... başvuru numarası ile kayıtlı, \"fonksiyonel probiyotik fermente et ürünü üretim yöntemi\" başlıklı patent başvurusu bulunduğunu, işbu yöntem patentinin; et ve et ürünlerinde fermantasyon teknolojisinin kullanıldığı sığır, koyun veya tavuk etinin ham madde olarak yer aldığı doğal, kürlenmiş, kuru veya ısıl işlem uygulanmış fermente et ürünü üretiminde uygulanabilen, prebiyotik ve probiyotikler içeren fonksiyonel özellikte probiyotik fermente et üretim yöntemi olduğunu, Tedbir talebi ile ilgili olarak, davalı şirket tarafından sözde Türkiye'de ilk olarak satişa sunulduğu söylenen ... üretimi yapılmakla müvekkile ait patent haklarının ihlal edilmekte olduğunu, öyle ki; prebiyotik ve probiyotikler içeren et ve et ürünlerinin fermentasyon teknolojisinin kullanılarak probiyotik et ürünü üretimi yönteminin dünyada ilk defa müvekkil şirket tarafından kullanılmakta olan bir buluşa konu olduğunu, bu durumun ek-1 de yer alan Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan patent dosyası ile sabit olduğunu, davalı tarafın \"...\" adı altında satişa sunduğu ürünün üretim yönteminin müvekkil şirketin patentten doğan hakkının kapsamına girmekte olduğunu, söz konusu ihlalin önlenmesinin gecikmesinin, müvekkil şirketin patentten doğan haklarına telafisi mümkün olmayacak zarar vereceğini, Esasa ilişkin olarak, davalı şirketin müvekkile ait probiyotik ve probiyotikler içeren probiyotik fermente üretim yöntemini birebir aynı şekilde kullanmakta olduğunu, öyle ki; davalı şirketin, müvekkil şirkete ait patent koruması altında bulunan üretim yöntemini kullanmak suretiyle fermente et üretimi yapmakta ve işbu ürettiği ürünleri market ve raflarda tüketici ile buluşturmakta olduğunu, -Dava dilekçesi ekinde görüleceği üzere davalı şirketin dava konusu tecavüz fiilini işleyerek müşterilerin mallarını bir arada görüp satın alması için marketlerde probiyotik et ürünü üretim yöntemi ile \"dana ...\" satışı yapmakta olduğunu, tüm bu online satiş yerlerinde satışa sunulmakta olan davalı yana ait ürünün ambalajında ise \"Türkiye'de ilk ...\" sloganının yer almakta olduğunu; müvekkile ait probiyotik fermente et ürünü üretim yönteminin Türkiye'de kullanan ilk firma imiş algısı oluşturulmak istenmekte olduğunu, Müvekkil şirkete ait patent başvurusu yapıldığı tarih olan 13.01.2023 tarihinde probiyotik fermente et ürünü üretimi yapan ilk firmanın müvekkil şirket ... A.Ş. olduğu, işbu durumun; Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan yukarıda künye bilgilerine yer verilmiş olduğunu, müvekkile ait patent başvuru dosyası muhteviyatında görülecek olan istemler başlıklı 3 sayfadan oluşan anlatımlar ile davalı şirkete ait tecavüz fillini oluşturan ürünün üretim yönteminin birebir örtüşmekte olduğunu, kaldı ki; istemin birebir aynı şekilde kullanılmasına gerek olmayıp; tecavüz fiilinin doğduğunun kabul edilebilmesi için eşdeğerinin kullanımının da yeterli görülmüş olduğunu ve bu nedenle huzurda yapılacak yargılama neticesinde davalı şirketin aynı yahut eşdeğer kullanım ile gerçekleştirdiği üretimlerin öncelikli olarak durdurulması amacıyla tedbir taleplerinin kabulünü talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi 23/11/2023 tarihli ara karar ile;  Dava konusu patent başvurusunun 1 no.lu isteminde geçen yönteme göre sığır eti ile koyun etinin birlikte kullanılması gerektiği ancak, tecavüz teşkil ettiği iddia edilen ürünlerin üretim yöntemine ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı, patent başvurusunun üretim yöntemine ilişkin olduğu, içeriğinde yalnızca dana eti bulunduğu, koyun eti bulunmadığı, bu nedenle söz konusu ürünlerin dava konusu patent başvurusunun koruma kapsamına girmediği, buna mukabil HMK'nun 390/son maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği\" gerekçeleriyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemiz 29/02/2024 tarih, 2024/114 Esas, 2024/394 Karar sayılı kararı ile;  Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince 06/12/2024 tarihli ara karar ile; \"Davacının ihtiyati tedbir talebinin  KISMEN KABUL  KISMEN REDDİ ile, Davalı tarafça SMK'nun 159/2-c maddesi gereğince 1.000.000,00 TL (Bir milyon Türk Lirası) nakdi veya gayri nakdi teminatın kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde Mahkemeye depo edilmesine, Kesin süre içinde teminatın depo edilmemesi halinde İHTİYATİ TEDBİRİN AĞIRLAŞTIRILACAĞININ DAVALI TARAFA İHTARINA, İhtiyati tedbir talep edenin fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemiz  13/02/2025 tarih, 2025/67 Esas, 2025/260 Karar sayılı kararı ile; \"Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi ara kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1/b. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, -İtirazın duruşmalı olarak incelenmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, verilecek Kararda  istinaf kanun yolu sürelerinin beklenilmesine, Karar İstinaf edilmediği takdirde davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi için dosyanın dairemize gönderilmesine, karar verilmiştir.  Mahkemece yapılan 25/03/2025 duruşmada; Davalı vekili önceki beyanları tekrarla, patent başvurusu henüz tescil edilmediğini, başvuru aşamasında olduğunu, tedbir şartları gerçekleşmediğini, hakkın elde edilmesinde bir güçlük doğacağı sabit olmadığını, rapor muğlak ifadeler içerdiğini, savunmalar alınmaksızın hazırlandığını, tedbirin kaldırılmasını ve teminatın kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise teminat düşürülmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince 25/03/2025 tarihli ara karar ile; \"Tüm dosya kapsamı ile davalının bu kullanımlarının davacıyı zarara uğratma ihtimalinin mevcut olduğu, HMK'nun 390/son maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla,  13.02.2025 tarihli ihtiyati tedbire İTİRAZIN REDDİNE, karar verilmiştir. <br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılamaya konu patent başvurusuna ilişkin olarak araştırma raporu alındığını, patent başvurusunun yenilik vasfı taşımadığı hususunda güçlü deliller elde edildiğini, taraflarınca dosyaya sunulan bu araştırma raporu, mahkemece  değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı haksız ve mesnetsiz bir karar verildiğini,  davacı tarafın 13.01.2023 tarihli ... numaralı patent başvurusu tescil edilmediğini, patent tescil şartlarını taşımadığını, yapılan araştırma raporunda buluşun yeni olmadığını ve buluş basamağı içermediğini gösteren dokümanlar tespit edildiğini, davaya konu olan patent, sınırları belirlenmemiş ve genellenmiş her türlü fermente işlenmiş et ürünlerine yönelik olduğunu, müvekkili şirket tarafından ... başvuru numaralı \"...\" isimli buluşa ilişkin ... evrak numaralı \"Başvuruya Görüş Bildirme\" belgesinin 29.11.2024 tarihinde TÜRKPATENT'e sunulduğunu, tescili tamamlanmamış patente dayanılarak müvekkili eyleminin davacının patent hakkını ihlal ettiğinin usulsüz olduğunu, davalı tarafın tescille korunan bir patenti olmadığı gibi aktif bir ticareti de bulunmadığından tedbir konulmasına yönelik haklı bir gerekçe bulunmadığını, ihtiyati tedbir şartları huzurdaki davada gerçekleşmediğini, davacı taraf hakkın elde etmesinin zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale geleceği veya ciddi bir zararın doğacağı hususlarını ispatlayamadığını, mevcut durumda bir hakkın elde edilmesini zorlaştıracak bir durum bulunmadığını, davacının gecikmede telafisi güç hangi sakıncalar bulunduğu dosya kapsamındaki dilekçelerinde izah edilmediğini,  esas dava bir ihlal ve tazminat davası olduğunu, huzurdaki davada mahkeme herhangi bir ihlal tespit ettiği takdirde müvekkili şirket aleyhine bir tazminat ödenmesi hüküm altına alınabileceğini, dosya kapsamında alınan  06.06.2024 tarihli bilirkişi raporu çelişkili, yanlı ve yetersiz görüş ile oluşturulan rapora dayanarak müvekkili aleyhine tedbir konusunda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,  Bilirkişi ... tarafından dosyaya sunulan 20/05/2024 tarihli dilekçe ile kendisinin marka bilirkişisi olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın marka alanı ile ilgili olmadığı nazara alınarak çekilmeyi talep ettiğini ve mahkemece talebinin reddedildiğini,  dosyada görevlendirilen ... ve ... isimli bilirkişilerin de patent vekili olmadığını, patent hukuku konusunda teknik bilgisi bulunmadığı gözetildiğinde itiraza konu bilirkişi raporunun huzurdaki davada tedbir hususunda dayanak edilemeyeceğini,  rapora itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, Müvekkiline ait ürünler davacı tarafın başvuru konusu patentten farklı nitelikte olduğunu,  müvekkil şirket tarafından davacı tarafın patent başvurusundan çok daha önceki tarihte ürün geliştirme çalışmalarına başladığı bu kapsamda işbirlikler yaptığı delilleriyle ispat edildiğini, müvekkilinin ön kullanım hakkı bulunduğunu, taraflarınca dosyaya sunulan İhlal Analiz Raporu isimli mütala dikkate alınmadığını, bu hususlar ve yargılamaların yıllarca süreceği hususu göz önünde tutulduğunda müvekkili aleyhine verilen 1.000.000-TL (Bir milyon Türk Lirası) miktarındaki tedbir kararı müvekkili şirketin ticari hayatı açısından büyük bir tahribata yol açacağını, yatırılan teminatın çok uzun süre aynı muhtemel zararın temini için dosyada kalması müvekkilinin mülkiyet hakkına aykırı olacağını, söz konusu tedbir kararı müvekkili bakımından adeta cezalandırıcı bir nitelikte olduğunu, davacının zarar veya zarar tehlikesi bulunmadığını mahkemece hükmedilen teminat miktarının somut bir gerekçeye dayandırılmadığını, mahkemece davada taraflara ait defterler üzerinde herhangi bir araştırma yapılmadığını, teminat miktarı ölçülülük prensibine aykırı olduğunu, bu kadar yüksek bir miktarlı teminatın müvekkili aleyhine belirlenmesi kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla, tedbire itirazın reddi yönünde verilen ara kararın kaldırılmasını, teminatın kaldırılmasını, kaldırılmaması durumunda teminat miktarının düşürülmesini, davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili (2.iade Kararımızdan önce verdiği ) istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ikinci bir heyetten aldırılan bilirkişi raporunun patent hakkına tecavüz iddialarını destekler nitelikte olduğunu, dava konusu patent başvurusunun 1 no'lu bağımsız isteminin bir üretim yöntemine yönelik olduğunu, dava dosyasında tecavüz teşkil ettiği iddia olunan ürünlerin üretim yöntemine yönelik açıklamaya da raporda yer verildiğini, davalıya ait ürün üzerinde inceleme yapan bilirkişi heyetinin davalıya ait ürün üzerinde müvekkili davacının ... numaralı patentin 1 numaralı bağımsız istemindeki unsurların tamamını/eşdeğer unsurların mevcut olduğunu tespit etmiş olup raporun denetime uygun ve hüküm kurmak için yeterli olduğunu, davalı ürününün müvekkili davacının patentine tecavüz oluşturduğunun kabulü için yeterli olduğunu düşündüklerini, işbu dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu uyarınca ihtiyati tedbir talep eden müvekkilinin haklılığını yaklaşık olarak ispat ettiğini, taraf menfaatleri arasında ciddi bir denge kurulması bakımından \"ters teminat\" tedbirine hükmedilebileceğini, toplanan deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmiş olduğunu, tedbir şartlarının sağlandığını, mahkemece muhtemel zararlara karşılık olarak ters teminat karşılığında tedbirin uygulanmamasına karar verildiğini, tedbir yerine ters teminata karar verilmesinin ilk derece mahkemesinin takdir hakkını kullandığı düşünülse de tarafların ticari hacmine ve patentin değerine göre belirlenen ters teminat tutarının da yeterli olmadığını düşündüklerini, müvekkili firmanın yıllık toplam cirosunun 2.100.000.000,00 olduğunu, patentli üründen en kötü şartlarda beklenen asgari kar getirinin 42 milyon lira civarında olacağının değerlendirildiğini, ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak mahkemece belirlenen teminat tutarının 200.000.000,00 TL'ye çıkarılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390/son maddesinde ise tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.Dairemizin 1. İade kararında, \"Bilirkişi raporunun 28/11/2023 tarihinde taraf vekiline tebliğ edildiği mahkemenin 23/11/2023 tarihinde tedbir talebinin reddine karar verildiği, raporun ürün ambalajı üzerinde inceleme yapılarak  düzenlendiği, davacı patent başvurusunun ise usul/ yöntem patenti olduğu, davacı tarafça dünyada ilk defa kendisi tarafından bu ürünün patentlendiği ileri sürülmekte olup davalının üretim yaptığı yerde SMK 141/2 maddesi gözetilerek uzman  bilirkişilerce inceleme yapılarak ve uzman bilirkişilerden rapor alınarak yeniden değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmek sureti ile davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği \" belirtilmiştir. 06/06/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;\"3. kişilerin patent ihlali konusunda dava açma haklarının bulunduğu, Patent ihlali davalarında istemde korunan unsurların tümü değil, buluşun özünü oluşturan kritik unsurların varlığınında ihlal için yeterli görülebileceği, Dava konusu patent başvurusunun araştırma işlemlerinin devam ettiği ve henüz tescil edilmemiş olduğu, olası bir tescil durumunda ise patentin istemlerinin son halinin nasıl olacağının henüz belli olmadığı, Türk Gıda Kodeksi Et, Hazırlanmış Et Karışımları ve Et Ürünleri Tebliği (Tebliğ No:2018/52) göre; Davacı taraf ile Davalı tarafa ait ürünün aynı amaca hizmet ettiği,\" belirtilmiştir. Dairemizin 2. iade kararında;\" Somut olayda, Mahkemece ters teminat şeklinde ihtiyati tedbir kararı verildiği, Karara karşı her iki tarafta istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de; öncelikle mahkemece davalının tedbire itirazının duruşmalı olarak değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir iken itirazın duruşmalı olarak değerlendirilmeden dosya istinaf incelemesine gönderilmiş  olmakla, davalının istinaf başvurusunun HMK'nun 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352/1-b. maddesi gereğince usulden reddine,  Davacı vekilinin tedbir talebinin tümüyle kabulü yönünde istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmışsa da; davalı itirazının henüz mahkemece incelenmediği anlaşıldığından, davacı istinaf sebeplerinin itiraz hakkında mahkemece karar verildikten sonra incelenmesi daha sağlıklı olacağından, bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.\" denilmektedir. İade kararımız üzerine mahkeme duruşma açılarak inceleme yapıldığı ve 25/03/2025 tarihli ara karar ile, 13.02.2025 ( bu bizim karar tarihi sehven yanlış yazıyor.) tarihli ihtiyati tedbire İTİRAZIN REDDİNE karar verilmiştir.Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dairemizin 2. İade kararında; İtirazın duruşmalı olarak incelenmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, verilecek Kararda  istinaf kanun yolu sürelerinin beklenilmesine, Karar İstinaf edilmediği takdirde davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi için dosyanın dairemize gönderilmesine, karar verildiğinden davacı vekilinin istinafı da incelenmiştir.Mahkeme itiraza konu, 06/12/2024 Tarihli ara karar ile, davacı tarafın patent başvuru işlemlerinin devam ettiği, henüz tescilin sağlanmadığı, ancak tescil edilmesi halinde başvuru tarihinden itibaren patentin koruma kapsamında olacağı,  tarafların  ürünün aynı amaca hizmet ettiği yönündeki tespit birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispatın sağlanmış olacağı ve davacının zararının oluşacağı ve bu haliyle  her iki tarafın menfaatlerinin gözetilmesi gerektiği kabul edildiğinde davalının SMK'nun 151/2-c maddesi uyarınca davacının uğraması muhtemel zararlarının teminatı olarak 1.000.000,00TL teminat yatırmasının hakkaniyete uygun olacağı anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul ile kısmen reddine karar verildiği anlaşılmış olup, dosyadan alınan bilirkişi raporu ve gözetildiğinde mahkemece ters teminat ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair verilen karar  ve takdir edilen 1.000.000,00 TL teminat dosya kapsamına göre uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin  25.03.2025 ve 06/12/2024 tarihli ve 2023/154 E., sayılı kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye  187,8‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d781a590e59d4950","SID":"b75393b4bc285b05"}}