{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/16 <br>KARAR NO: 2025/601<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/02/2021<br>NUMARASI: 2015/413 Esas -  2021/141 Karar<br>DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... arasında imzalanan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde müvekkili ile İstanbul sınırları içeresinde 1 sene boyunca Rekabet etmeyeceğini taahhüt ettiğini, bu yasağa aykırı davranması halinde 6 aylık toplam brüt ücreti tutarında cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, Türk Borçlar Kanunun 444 vd.maddeleri kapsamında düzenlenen rekabet yasağına ilişkin taahhütlerinin geçerli olabilmesinin bazı koşulların varlığına bağlandığını, bunların; \"Rekabet Yasağı sözleşmesi akdedildiği sırada işçi fiil ehliyetine sahip olmalıdır. Rekabet Yasağı sözleşmeleri yazılı olarak yapılmalıdır. Rekabet yasağı sözleşmeleri yer, işin türü ve zaman bakımından sınırlandırılmalıdır\" 1 ve 2'de belirtilen şartların davalının sözleşmenin imzalandığı sırada ehliyetli olması ve sözleşmenin yazılı olarak yapılmasının bir sonucu olarak sağlandığını, 3'de belirtilen sınırlamaların aşağıda izah edilen kanuna ve Yargıtay uygulamasına uygunluk taşıdığını, TBK md.445/1'de; \"Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde \"Yer, Zaman ve İşlerin Türü Bakımından\" uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz\" Yer bakımından sınırlandırma: belirtilen madde hükmüne ve Yargıtay içtihatlarına göre, rekabet yasağı sözleşmelerine yer bakımından sınırlandırma getirilmesinin zorunlu olduğunu, Türkiye ve dünya çapında özel istihdam bürosu olarak hizmet vermekte olan müvekkili şirket sektörünün öncü firmalarından birisi olarak ve İstanbul'da hizmet verdiğini, aynı sektörde çalışan ve müvekkili şirkete rakip olan yüzlerce firma bulunduğunu, bunların bir kısmının İstanbul'da hizmet verdiğini, önemli bir kısmının İstanbul'da hizmet verdiğini, önemli bir kısmı İstanbul dışındaki illerde (Bursa, Tekirdağ, Kocaeli, Ankara, İzmir vb.) faaliyetlerine devam ettiğini, davalının İstanbul ili dışında çalışabilecekken pek çok başka firma olmasına rağmen, İstanbul ili sınırları içerisindeki rakip firma olan diğer davalı ...'da çalışması açıkça rekabet yasağına aykırı olduğunu, yer bakımından yapılan bu sınırlamanın davalı ...'in ekonomik geleceğini tehlikeye sokmayacak düzeyde olduğu gibi, müvekkilini, büyük çoğunluğu İstanbul ili sınırlarında olan müşteri çevresini koruma amacına dayandığını, izah edilen nedenlerle, davalı ile akdedilen sözleşmedeki rekabet yasağı yer bakımından sınırlama olan \"İstanbul İli sınırları içerisinde\" geçerli olduğunu, zaman bakımından sınırlandırma kanundaki ifadeye uygun olarak, davalı ile müvekkili şirket arasında akdedilen rekabet yasağı hükmünde \"iş sözleşmesinin sona ermesi halinde... Bir sene boyunca çalışmama\" taahhüdünün yer alındığını, kanunda belirlenen üst sınır, özel durumlar ve koşullar haricinde, iki sene olduğu için işbu sınırlama da geçerli olduğunu, davalının müvekkilinden ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı diğer davalı ... şirketinin müvekkili ile rakip olduğunu, bunun  ...'dan yapılan firma sorgusundan görüldüğünü, diğer davalı ...'da işbu cezai şartın müvekkili şirkete ödenmesi noktasında davalı ... ile müteselsilen sorumlu olduğunu, ..., söz konusu cezai şartı, diğer davalı ...'da çalışmaya başladığı günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödemekle yükümlü olduğunu diğer davalı ...'da işbu tarihten itibaren (işleyecek yasal faiz dahil olmak üzere) ... ile müteselsilen sorumlu olduğunu, cezai şart hesaplanırken davalı ...'in diğer davalı ...'da çalışmaya başlattığı tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz esas alınması gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının vaki ihtara rağmen müvekkili ile aralarında imzalanan sözleşmeden kaynaklanan rekabet yasağına aykırı olarak diğer davalı ...'da çalışması nedeniyle sözleşmede belirtilen cezai şartın ...'in diğer davalıda çalışmaya başladığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiz ile davalılara müteselsilen ödetilmesini, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini, fazlaya dair ve tüm haklarının saklı kalması kaydıyla karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... Hiz. Ltd. Şti. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın haksız ve dayanaktan yoksunluğu esasen dava dilekçesinde davaya dayanak gösterilen ilgili iş sözleşmenin 9.3.maddesi yorumu ile ortaya çıkacağını, yer sınırlaması \"İstanbul İl Sınırları\" olarak belirtilmekle, diğer davalı ...'in görev yeri İstanbul değil \"Kocaeli-Gebze\" olduğunu ve Kocaeli İl sınırları içerisinde olduğunu, diğer davalı ...'in tüm işe giriş bildirgeleri dahi incelendiğinde müvekkili ... Ltd. Şti. Gebze şubesine bünyesinde ve yine Gebze-Kocaeli il sınırları içeresinde çalıştığı açıkça anlaşılacağını, davacı şirket tarafından müvekkili şirket ... Ltd. Şti. ... şubesi ile diğer davalı ... muhatap gösterilerek düzenlenen Beşiktaş ... Noterliği 10/02/2015 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile diğer davalı ...'in iş ilişkisinin sonlandırılmasının talep edildiğini, davacı taraf işbu ihtarnamesinde başkaca haksız istinatlarda da bulunduğunu, bu isnatları kabul etmemekte ve dava açma ve talepte bulunma haklarını saklı tuttuklarını beyan ettiklerini, bu ihtarname diğer davalı ... ve Müvekkili şirkete tebliğ edildikten sonra, diğer davalı ... ile gerekli görüşmeler yapıldığını ve yine davacı taraf iddialarını, haksız rekabet hükmünün geçerliliğini kabul etmemek kaydıyla, diğer davalı ...'in ... Hiz. Ltd. Şti. ... şubesi ile ilişiğinin kesildiğini, kendisinin İstanbul dışında Gebze-Kocaeli bölgesinde görevlendirildiğini, diğer davalı ...'in işten ayrılış ve işe giriş bildirgelerinden de görüleceği üzere \"... Ltd. Şti. Gebze şubesinde, ... Cad. ... Sk. Gebze/Kocaeli şubesinin bir çalışanı olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın  dayanaktan yoksun ve haksız kazanç teminine yönelik olduğunu açık olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle, müvekkili davalı şirket bakımından davanın husumet yönünden reddini, haksız ve mesnetsiz açılan davanın esas yönünden reddine karar verilmesini, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep  etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu,  yer sınırlaması \"İstanbul il sınırları\" olarak belirtilmekle, davalı müvekkil ...'in görev yeri İstanbul değil \"Kocaeli-Gebze\" dir ve Kocaeli il sınırları içerisinde olduğunu, müvekkil ...'in tüm işe giriş bildirgeleri dahi incelendiğinde hali hazırda da ... Gebze şubesi bünyesinde ve yine Gebze-Kocaeli il sınırları içerisinde çalıştığı açıkça anlaşılacağını,  davacı yan iddialarını kabul anlamına gelmemekle beraber, müvekkil ... davacının meslek sırlarına haiz olmadığını, davacının müşteri çevresini kullanarak haksız rekabet ortamı yaratması da söz konusu olmadığını, müvekkilinin danışmanlık görevini ifa ettiğini, danışmanlık görev pozisyonundaki bir çalışanının davacı şirket meslek sırlarına, müşteri potansiyeline hakim olmasının mümkün olmadığını, huzurdaki davanın amacı esasen, davalı müvekkil ...'in iş akdini haklı olarak mobbing sebebiyle feshetmesi neticesinde kendisine davacı şirket tarafından duyulan öfke olduğunu, davalı ... davacı şirkette uğradığı baskıya ve huzursuz çalışma ortamına daha fazla dayanamayarak istifa ederek işten ayrıldığını,  sonrasında, diğer davalı ...'nun vermiş olduğu iş ilanlarına başvurduğunu ve işe kabul edildiğini, anayasal çalışma hakkını yaşamına devam edebilmek için kullanmak zorunda olduğnu, aksi düşünülemez olduğunu, insan kaynakları alanında danışmanlık yapan davalı müvekkil'in başkaca iş yapması da mümkün olmadığını, davacı şirket dünya çapında faaliyet gösteren bir şirket olmakla davacı gibi binlerce danışmanı bünyesinde çalıştırdığını, bu çalışanlar iş akitleri elbette kısa ya da uzun vadede sona erdiğini, devamında ise danışmanlar, başkaca danışman şirketlerde çalışmalarına devam etmekte davacı şirkette yine başkaca şirketlerden ayrılan danışmanları bünyesine kattığını, bu alanda faaliyet gösteren binlerce çalışan olmakla herhangi birinin meslek sırlarına, müşteri sırlarına sahip olması ve şirketleri zarara uğratması mümkün olmadığını,  davalı Müvekkil kendisine ve yeni işvereni diğer davalı ... Ltd. Şti.'ye gönderilen ihtarnameler neticesinde Kocaeli Gebze bölgesinde görevlendirildiğini, yukarıda açıklanan sebeplerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; ticaret sicil kayıtları, SGK kayıtları, tanık beyanları, Belirsiz Süreli İş İş Sözleşmesi, ihtarname, ticari defter ve kayıtlar ve  tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, mahkememizde de, davacı ile davalı ...  arasında, 02/04/2014 tarihli  iş akdi bulunduğu ve davalı yanca iş akdinin kendi isteği ile 11/01/2015 tarihinde sonlandırıldığı ve davalı şirkette çalışmaya başladığı, davacı ile davalı ... arasında 02/07/2014 tarihinde akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinin “Fesih” başlıklı 9. Maddenin 3. bendinde, İş sözleşmesinin sona ermesi halinde, işçi aleyhine rekabet yasağı ve cezai şarta hükmedildiği, İstanbul BAM 14. H.D., 20/12/2018 tarih,  2018/759 E.- 2018/1565 K. sayılı kararında, “ …01.07.2014 tarihinde akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinin…. tanzim tarihinde yürürlükte olan ve işbu uyuşmazlığa uygulanması gereken TBK'nın 420/1. maddesi  gereğince,  hizmet  sözleşmelerinde  sadece  işçi aleyhine konulan cezai şartın geçersiz olduğunun hükme bağlandığı, bu düzenleme emredici bir hüküm olup, kamu düzenini ilgilendirdiğinden, HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen dikkate alınması gerektiğinin…” belirtildiği, bu nedenle davaya konu sözleşmedeki rekabet yasağı şartının geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak bir talepte bulunulamayacağı gibi, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, davalı işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunduğu kanıtlanamadığı anlaşıldığından,davacının davasının  davalı ... yönünden reddine, dava konusunun, iş akdinde öngörülen rekabet etmeme yasağına dayalı cezai şart alacağı talep edilmiş olduğundan, rekabet sözleşmesinin tarafı olmayan davalı şirket yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine,\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davalı ... Ltd. Şti. yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğunu, hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezaî şartın geçersiz olduğuna dair karar gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu ve kabul edilemez nitelikte olduğunu, ilk derece mahkemesinin, davalı işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimali bulunduğunun kanıtlanamadığı şeklindeki karar gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelere dayandığını, davalının, davacı şirkette çalışırken elde ettiği müşteri ve aday bilgilerini kullanarak davacı şirkete zarar verme ihtimali bulunduğunun bizzat davalı tanıklarının anlatımları ile de sübût bulduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 279/4 maddesine açıkça aykırı şekilde hukukî tespit ve değerlendirmeler içeren bilirkişi raporu'nun hükme esas alınmasının hukuken mümkün olmadığını, ilk derece yargılamasında özel istihdam büroları konusunda inceleme yapılmaksızın karar verilmesinin usûle, yasaya ve dosya kapsamına tümüyle aykırı olduğunu, bilirkişi heyetinin ilk derece mahkemesi tarafından görevlendirilmesine rağmen, yerinde inceleme yapmayarak rapor tanzim etmesi ve itirazları giderir nitelikte bir rapor düzenlememesinin kararın davacı lehine kaldırılmasını gerektirdiğini, bilirkişilerin mahkeme kararını yerine getirmeme konusunda bir takdir yetkileri bulunmadığını, bilirkişi raporunda mahkemece verilen yerinde inceleme görevinin neden yerine getirilmediği hakkında hiçbir açıklama yer almadığını, bilirkişi heyetince yerinde inceleme yapılmadığını, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu yetkiye rağmen bilirkişi heyetinin, kendisine verilen görevi yerine getirmediği ve yerinde inceleme yapmadığı dosya kapsamı ile sabit olduğundan, hukukî görüş ve değerlendirme ihtiva etmesi yanı sıra kanunun dışına çıkmak suretiyle tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağının ortada olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 444 vd. maddelerinde düzenlenen ve iş sözleşmesi ile kararlaştırılan işçinin rekabet etme yasağını ihlal etmesi nedeniyle cezai şartın tahsili davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf  yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ...'in  davacı iş yerinde 02/07/2014 başlangıç tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesine dayanarak \"İnsan Kaynakları Yönetimi Meslek Elemanı\" olarak insan kaynakları danışmanı  sıfatıyla  işe başladığı, 09/01/2015 tarihinde ihbar süresi sonunda işten ayrılmak istediğine dair istifa dilekçesi sunduğu, iş verence ihbar süresi beklenilmeden  11/01/2015 tarihine  işten çıkarıldığı, 11 gün sonra 22/01/2015 tarihinde diğer davalı ... Ltd.Şti.nde işe başladığı, davacı işyerinde toplam 193 gün  (yaklaşık 6,5 ay kadar) çalıştığı, aylık bürüt ücretinin 6.000 TL olduğu, davacı ... ile  davalı ...'ın istifa sonrası işe başladığı Davalı ... şirketlerinin İşletme Destek Hizmetleri\" meslek grubunda tanımlı oldukları  ve faaliyet konularının \"İş arayalanların yurt için ve yurt dışında elverişli oldukları işlere yerleştirilmeleri ve çeşitli işler için uygun işçiler bulunmasına aracılık etmek ve ana sözleşmesinde yazılı olan diğer işleri yapmak.\" olduğu ve aynı alanda faaliyet gösterdikleri anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmesinin 9.3 maddesi ile; \"insan kaynakları danışmanlığı görevi ifa etmek üzere İşveren'in veya Müşterinin rakibi olan bir şirkette, müşteri şirketlerde, müşterilerin rakibi olan şirketlerde ve başka bir şirkette veya kendi adına açacağı işyerinde ücret karşılığı olsun veya olmasın, resmi veya gayri resmi, doğrudan veya dolaylı olarak İstanbul ili smarları içerisinde bir (1) sene boyunca çalışmamayı ve bu maddeye aykırı davranması durumunda 6 aylık toplam brüt ücreti tutarında tazminat ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder.\" şeklinde rekabet yasağı düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir.Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağına ilişkin 445. Maddesinde de rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir. Burada hakime aşırı nitelikteki rekabet yasağının kapsamını veya süresini sınırlama yetkisi verilmiştir.  (Y 11 H.D' nın 16.03.2016 tarih ve  2015/6975 E-2016/2969 K)Taraflar arasındaki sözleşmede asgari 1 yıllık rekabet yasağı süresi öngörülmüş, rekabet yasağının geçerli olacağı yer İstanbul İli olarak belirlenmiştir. TBK'nın 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda TBK.'nın 445. maddesinde düzenlenen geçersizlik hali özel norm niteliğinde olup kesin hükümsüzlük olarak değerlendirilemez. Hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğunun kabulü gerekir .(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.06.2016 Tarih ve 2015/12450 E - 2016/6672 K. Sayılı Kararı). Dosya kapsamı itibariyle davacı ve davalının yeni işe başladığı firmanın her ikisinin de İstanbul İlinde aynı sektörde faaliyet gösteren ve aynı müşteri çevresini hedefleyen rakip firmalar olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre her ne kadar sözleşmede davacının müşteri çevresinin de rekabet yasağı kapsamında olacağı düzenlenmiş ise de  rekabet yasağına ilişkin bu bölümün geçerli olmamasının sözleşmenin tümünü geçersiz hale getirmeyeceğinin kabulü gerekir.Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin hakimin müdahalesi ile birlikte geçerli bir sözleşme olduğu, ancak davacının davalı işyerinde çalıştığı süre ve edindiği bilgilerin diğer firmada kullanılma ihtimalinin davacıyı zarar uğratma ihtimalinin ispatlanmadığı, kaldıki davalının davacı işyerinde çalışmasından önce de aynı alanda iş yapan başka bir firmada çalıştığı anlaşılmakla, davanın davalı ... yönünden reddine karar verilmesi sonucu itibari ile doğrudur. Davacı, iş akdinde öngörülen rekabet etmeme yasağına dayalı cezai şart alacağını talep etmiş olup, TTK'nın 55 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayalı maddi ve manevi tazminat istemi bulunmamaktadır. Ayrıca  4857 sayılı İş Kanunu 23.maddesinde düzenlenen  işçinin yanında işverenin de sorumlu tutulacağı  hallerin bulunmadığı, sözleşmelerin nisbiliği kuralı gereği  rekabet sözleşmesinin tarafı olmayan davalı şirket yönünden davanın pasif husumet  yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının sonucu itibari ile doğru olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c023826b97f9f16","SID":"cea2b8fbb9a25baf"}}