{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/67 <br>KARAR NO: 2025/604<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/09/2021<br>NUMARASI: 2017/543 Esas -  2021/622 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalı iki şirketle 09.07.2012 tarihinden bu yana karşılıklı akdedilen acentelik sözleşmesi gereğince Amasya Bölgesinde acentelik fanliyetini yerine getirdiğini, müvekkilinin bu bölgede davalı sigorta şirketinin ciddi bir portföy oluşturmasına olanak sağladığını, müvekkiline karşılıklı olarak imzalanmış olan 09.07.2012 tarihli Acentelik Sözleşmesinin davalılar tarafından Beyoğlu ...Noterliğinin 06.03.2017 tarihli ... yevmiye numaralı fesih ihbarı ile tek taraflı olarak feshedildiğini ve müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilinin kendi bölgesinde ulaşabileceği en yüksek müşteri portföyüne ulaşmasına kadar gayet iyi yürüyen, sürekli övgü ve başarı primleri ile ödüllendirilen bir acente olarak ani ve mesnetsiz gerekçelerin sözlü olarak bildirilmesinin hemen akabinde sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilmesinin hukuki zeminde koruma alanı bulamayacağını, davalılar tarafından yapılan haksız ve hukuka aykırı uygulamanın düzeltilmesi için müvekkili adına davalı şirketlere keşide edilen Beyoğlu ...Noterliğinin ... yevmiye ve 20.03.2017 tarihli ihtarname ile haksız feshin ve bu fesih kaynaklı haksızlıkların giderilmesi için süre verilmiş ise de, herhangi bir değişikliğin olmaması karşısında davalılar aleyhine işbu davanın açılması zaruretinin hâsıl olduğunu belirterek acentelik sözleşmesinin haksız ve mesnetsiz olarak feshedildiğini belirterek TTK.'nun 122. maddesine göre 45.000,00 TL denkleştirme tazminatının dava tarihi itibariyle işleyecek avans faizi ile birlikte karşı taraftan alınarak kendilerine verilmesine, haksız fesih nedeniyle sona eren acentelik sözleşmesinden kaynaklı olarak davalı şirketlerce tahsil edilen feshe ilişkin her türlü fesih bildirim, azliname, ihtarname ve ticaret sicil tescif masraflarının karşı taraftan alınarak ödeme tarihleri itibariyle işleyecek yasal faizi  ile kendilerine iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı Acentenin müvekkili şirket tarafından 2016 yılı İçin kendisine branş bazında bazında verilen hedeflerin tamamına yakınını yapılan yazılı uyarılara rağmen gerçekleştirememiş olması, güven ilişkisinin ortadan kalkmasına sebep olması nedenleriyle taraflar arasında 09.07.2012 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesi, Beyoğlu ... Noterliğinin 06.03.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih ihbarı ile TTK'nun 121/1-c.2 ve acentelik sözleşmesinin 24. maddesi hükmü uyarınca tek taraflı olarak ve haklı nedenlerle feshedildiğini,  davacı Acentenin, müvekkili şirket dışında başka sigorta şirketleri ile de çalışmaya devam etmekte olduğunu, portföy kaybına yönelik zararının da bulunmadığını, acentenin portföy tazminatı talebine hükmedilebilmesi için öncelikle TTK'nun 122. maddesinde belirtilen tüm şartların meydana gelip gelmediğinin tespit edilmesi gerektiğini belirterek usule ilişkin eksikliklerin giderilmesine, aksi halde esasa ilişkin açıklamaları çerçevesinde haksız ve mesnetsiz olarak açıldığını belirttiği davanın reddine, müvekkili şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin karsı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Bu itibarla, somut olaya bakıldığında önemli menfaat elde edilmesi koşuluna yönelik olarak yasal geciktirici nedenler bakımından yapılan açıklamalar, güncel ve emsal Yargıtay uygulamalarını içeren, bilimsel tespitler yönünden gerekçeli ve denetime açık olan ve sigortacılık alanında uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen hükme de esas alınan 26/03/2021 tarihli ek raporda vurgulandığı üzere; acentenin ürettiği poliçelerin büyük oranda oto sorumluluk ve kasko poliçelerinden kaynaklandığı, davacı acentenin çoğunluklu olarak sigortacının sözleşme yapmayı ret edemeyeceği ve fiyat odaklı zorunlu trafik sigortası ve kasko poliçelerine aracılık ettiği, daha karlı olarak nitelendirilebilecek hayat, sağlık, mühendislik ya da sorumluluk poliçelerinin ise yok denecek kadar az olduğu, bu bağlamda acentenin portföyünün sigorta şirketi bakımından ekonomik bir değer arz etmediği, sigorta sözleşmesi feshedildikten sonra elde edilen primlere ve komisyon tutarına göre bu poliçelerin 25 farklı acente tarafından gerçekleştirildiği, bu halde mevcut müşterilerin davacı acentenin ekonomik portföyünde bulunan kişiler olmayıp, davalı sigorta şirketlerinin marka etkisi ile güven duygusuna dayalı sigorta şirketlerinin müşterileri oldukları, sonuç olarak sigorta sözleşmesinden feshinden sonra davalı sigorta şirketlerinin önemli menfaat elde etmedikleri anlaşıldığından davacının denkleştirme tazminatına yönelik taleplerinin yasal koşullar oluşmadığından reddine, \" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığını, ilk raporda feshin haklı olmadığı net bir şekilde ortaya konmuşken portföy tazminatının da hükmedilmesi için menfaat şartının sağlanmış olduğu net bir şekilde ortaya konmuşken sonraki raporda müşteri kaybının %80 olduğu, 66.419,00 TL müvekkil portföyünden geçen müşterilerden kazanç elde edildiğinin belirtildiği, bu haliyle bilirkişi raporlarının eksik ve çelişkili olduğunu, müvekkilin Amasya ili içerisinde faaliyet gösteren sadece davalıların acentesi olan özelliklerinin dikkate alınması gerektiği gözden kaçırılarak hüküm kurulduğunu, ilk derece mahkemesince menfaat şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasının yerinde olmadığını, menfaat şartının gerçekleştiğini beyan ederek ilk derece mahkemesinin kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın esası hakkındaki red kararını doğru ve uygun bulduklarını, ancak ücreti vekalet yönünden verilen kararın tamamen yanlış olduğunu, bugüne kadar hiçbir tazminat davasında maktu ücreti vekalete hükmedildiğinin görülmediğini, ortada iki ayrı tüzel kişi aleyhine açılmış dava olduğunu ve her iki davalı açısından ayrı ayrı AAÜT 3. Kısıma göre 12.651,97 TL. Avukatlık ücretine  hükmedilmesi gerektiğini, sadece müvekkil lehine hükmedilen ücreti vekalet yönünden kararın kaldırılmasını ve toplam  25.303,94 TL. Avukatlık ücretine hükmedilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, acentelik sözleşmenin feshi nedeniyle denkleştirme (portföy) tazminatı ve davacıdan fesih bildirimleri için tahsil edilen noter, ticaret sicili ilan masraflarının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda davanın  Reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında 09/07/2012 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığı, davalılar tarafından  Beyoğlu  ... Noterliğinin  30 Kasım 2016 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih ihbarnamesi ile acenteliğiniz ile akdettiğimiz 9 temmuz 2012 tarihli acentelik sözleşmesi ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren geçecek 3 ayın sonunda feshedileceği ihbar edilmiş, bilahare 06/03/2017 tarihli fesih ihbarı ile \"acenteye verilen ve karşılıklı olarak mutabık kalınan hedeflerin gerçekleştirilememesi  ve bu konuda şirketimiz tarafından yapılan 10 Ağustos 2013 tarihli uyarılara rağmen bir iyileştirme görülmemiş olması nedeniyle feshedilmiştir. İş bu fesihname sözleşmedeki  yetkiye dayanılarak tek taraflı olarak tanzim ve imza edilmiştir\" gerekçesiyle feshedilip davacıya bildirildiği,  ayrıca vekaletten azledildiğine dair azilname gönderildiği, davacı tarafça da davalılara  hitaben 19/04/2017 tarihli cevabi ihtarname ile feshin haksız olduğu ihtar edildiği,  bu haliyle sözleşmenin davalı  tarafça haklı neden bulunduğu gerekçesiyle feshedildiği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Belirsiz süreli kurulan veya belirsiz süreli hâle gelen acentelik sözleşmelerinde, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla sözleşmeyi feshetme imkânına sahiptir. Olağan fesih olarak adlandırılan bu fesihte taraflardan her biri bir sebebe dayanmaya gerek olmaksızın tek taraflı, yöneltilmesi gerekli bir irade beyanı ile acentelik sözleşmesini ileriye etkili olarak sona erdirmektedir. Üç aylık süre feshin sonuçlarının tasfiyesi ve sona ermeye hazırlık için taraflara tanınmış asgari bir süredir; kısaltılamaz ancak uzatılabilir (Hüseyin Ülgen, Mehmet Helvacı, Arslan Kaya, Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2015, s. 812) Portföy tazminatı hukukumuzda ilk kez 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK 122. maddesinde düzenlenmiş olmakla birlikte bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce 6762 sayılı eski TTK'nın yürürlükte olduğu dönemde de, doktrinde çoğunlukla kabul edildiği gibi yerleşik yargı kararları ile uygulama alanı bulmaktaydı.  Öte yandan 6102 sayılı TTK'nın Uygulanma Usulüne ilişkin 6103 sayılı yasanın 2/c maddesine göre,Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Aynı yasanın 4. maddesi uyarınca, eski hukuk yürürlükte iken gerçekleşmiş olup da, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte henüz herhangi bir hak doğurmamış olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Somut olayda, davalının fesih ihtarının 2016 tarihinde sonuç doğurduğunun kabul edilmesine göre, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak talep edilebilecek portföy tazminatı isteme koşulları ve miktarının tespitinde yeni kanun hükümlerinin uygulama alanı bulacağı  anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, portföy tazminatı, acentenin, sözleşmenin devamı süresince ticari faaliyetleri sonucu bir müşteri çevresi oluşturmuş veya genişletmişse, sözleşmenin feshinden sonra vekil edenin bu müşteri çevresinden yararlanmasının söz konusu olduğu hallerde vekil edenden talep edilebilecek bir tazminat türü olup, 6102 sayılı TTK 122. maddesinde düzenlenmiştir. TTK 122/5 maddesi uyarınca; potföy tazminatı hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacaktır.Eldeki uyuşmazlık sigorta acenteliği sözleşmesinden kaynaklanmakla TTK ve Sigortacılık Kanunu kapsamında davacının portföy tazminatı talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir.  5684 sayılı Sigortacılık Kanununda 6102 sayılı Kanun sonrası getirilen değişiklikle m. 23/16 da,  \" Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.\" denilmektedir.6102 sayılı TTK m. 122 ve  5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 23/16'da belirtilen koşulların varlığı halinde, davacı sigorta acentesinin, acentesi bulunduğu davalı sigorta şirketinden portföy zararını talep edebilecektir.Portföy tazminatı istenebilmesi için maddede aranan tüm koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Sözleşmenin sona ermesi yeterli olup, hangi sebeple sona erdiğinin bir önemi yoktur. Sözleşme; sürenin son bulması, iflas, ölüm, kısıtlama veya feshi ihbarla sona ermiş olabilir. (Sabih ARKAN, Ticari İşletme, 2015, s.228 ) Bu noktada önemli olan, sözleşmenin sona ermesinde acentenin (tek satıcının) kusurlu bir davranışının olmamasıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi  2015/13003 E- 2017/1215 K sayılı 1.3.2017 tarihli kararı) Başka bir anlatımla, acentenin (tek satıcının) kusuru olmaksızın sözleşmenin her hangi bir şekilde sona ermesi durumunda talep edilebilecektir. Dava konusu olayda, fesih tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK.nın 122. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğine göre, sözleşmenin davacının bir kusuru olmaksızın davalı tarafından sona erdirilmesi ve  diğer koşulların da bulunması kaydıyla denkleştirmeye ilişkin bu tazminat davacı tarafından talep edebilecektir.Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir: 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması ( Özge Ayan, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan Kaya, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd). Mahkemece öncelikle bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Bundan sonra, koşulları varsa, alacağın hesaplanmasına geçilmelidir. Dosyada toplanan deliller, davacı ve davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucu sözleşmenin davalı tarafça \"acenteye verilen ve karşılıklı olarak mutabık kalınan hedeflerin gerçekleştirilememesi\" gerekçesiyle feshedildiği, prim üretimi ölçütleri önceden belirlenmeksizin üretim yetersizliği sebebiyle veya bağlı bulunan sigorta şirketince belirlenen riziko kabul esaslarına uygun biçimde acentelerce aracılık edilen sigorta sözleşmelerinden elde edilen prim gelirleri ile tazminat ödemeleri arasındaki dengesizlik nedeniyle portföyün verimli olmasının gerekçe gösterilmesi gibi hallerin 'acentenin kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması” kapsamında değerlendirilemez. Buradan hareketle  Prim gelirleri ile tazminat ödemeleri arasındaki dengesizlik veya üretim yetersizliği gibi nedenlerle yapılan fesih acentenin kusurundan kaynaklandığı kabul edilemez. Bu durumda davalı tarafça yapılan feshin haklı fesih olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Davacının portföy tazminatına hak kazanabilmesi için sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedilmiş olması tek başına yeterli değildir. Ayrıca müvekkilin acentenin kazandırdığı yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da \"önemli menfaatler\" elde etmesi, acentenin ücret kaybına uğraması ve denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olması gerekmektedir. Bu şartların tümünün birlikte bulunması gerekir. Bu kapsamda yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir. Dosyaya alının bilirkişi raporlarına göre;  davacının sözleşmenin ayakta kaldığı 2012-2017 döneminde  düzenlediği poliçelerin ağırlıklı olarak dask, oto sorumluluk ve Kasko poliçelerinden oluştuğu,  bu poliçelerin sigortacının sözleşme yapmayı ret edemeyeceği, fiyat odaklı  poliçeler olduğu, bu tür poliçe talep eden müşteri için sigorta şirketi veya acentenin poliçe düzenlenmesinde etkisinin az olduğu, genelde prim ücreti esaslı olarak sigorta şirketi tercihinin yapıldığı, bu nedenle bu müşteri kitlesinin devamlılık arzeden bir portföy oluşturduğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmaktadır. sigorta şirketi için daha karlı olarak nitelendirilebilecek diğer branşlar olan Sağlık, mühendislik poliçelerinin ise yok denecek kadar az olduğu görülmektedir. Yine  davalı sigorta şirketi kayıtları üzerinde yerinde yapılan  inceleme sonucunda fesihten sonraki 06/03/2017-06/03/2018 tarihleri arasında acentenin portföyündeki 59 müşteriye 89 poliçe düzenlendiği, 2 yılda toplam sigorta şirketinin 66.420 TL prim elde ettiği, bu poliçeler için  başka acentelere 9,366 TL komisyon ücreti ödendiği anlaşılmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun 122/1 maddesi ve Sigortacılık Kanunu 23/16 maddelerinde yer alan \"sigorta şirketinin acentenin portföyünden önemli menfaatler elde etmesi\" kriterinin yenilenen poliçelerin brüt prim tutarları ile sözleşme devam ediyor olsa idi davacıya tahakkuk edecek komisyon miktarı birlikte değerlendirildiğinde kanıtlanamamış olmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verelin karada bir isabetsizlik yoktur. Davalılar vekilinin her iki davalı yönünden ayrı ayrı  nispi vekalet ücretine  hükmedilmesi gerektiğine yönelik istinafı yönünden yapılan değerlendirmede; Dava dilekçesinde 45.000 TL harca esas değer gösterilip HMK 107 maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak davanın açıldığı, talep sonucu 2. Maddesi ile  \"hesaplanacak denkleştirme   tazminatının karşı taraftan alınarak tarafımıza verilmesine\" şeklinde talep oluşturulduğu, talep sonucunda müştereken ve müteselsilen talepte bulunulmadığı, cevap dilekçesinde davalılar vekilince talep sonucu açıklatılarak ne kadarının ... Sigorta A.Ş. den ne kadarının ... A.Ş den talep ettiği açıklatılsın şeklinde talepte bulundukları, bu aşamada herhangi bir talep ayırıştırmasına gidilmediği,  29/01/2019 tarihli bedel artırım dilekçesinde  46,599 TL daha ilave edilip \" toplam 91.599,65 TL nin dava dilekçesi netice talep kısmında taleplerimiz doğrultusunda davalı şirketlerden alını müvekkile ödenmesine \"şeklinde talebin belirlendiği, yine müştereken ve müteselsilen tahsile yönelik bir talebin bulunmadığı, davacının 22/06/2020 tarihli talep açıklama dilekçesinde talebini ayırıştırarak 5.000 TL nin davalı ... A.Ş' den, 86,599,65 TL nin ise ... SİGORTA A.Ş den tahsilini talep ettiği görülmektedir. Bu durumda öncelikle davanın hiçbir aşamasında her iki davalıdan ayrı ayrı 91.599,65 TL talep edilmediği, davacının talebini ayrıştırarak  5.000 TL nin davalı ... A.Ş' den, 86,599,65 TL nin ise ... Sigorta A.Ş den tahsilini talep ettiği, uyuşmazlık konusunun bir alacak davası olmayıp tam anlamıyla bir tazminat istemi olduğu, AAÜT 3 ve 13/4 maddesi hükmünce red sebebi tek olan maddi tazminata ilişkin kararda davalılar için bir adet maktu vekalet ücreti takdirinde bir isabetsizlik  bulunmadığı anlaşılmaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 118,60 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 496,80 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.08/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1df5f05f7a07d2c2","SID":"86a0b6963aac7057"}}