{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/91 <br>KARAR NO: 2025/819<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/09/2021<br>NUMARASI: 2020/548 Esas -  2021/608 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/06/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı yan arasında kurulan ticari ilişki neticesinde, davalı yan müvekkil şirketten almış olduğu malların karşılığı olarak keşidecisi ... İnş.Tic. A.Ş. olan 27.04.2017 keşide tarihli, 16.975,11 TL bedelli, ... no.'lu Ibana ait ... çek no.'lu çeki ciro ederek müvekkil şirkete vermiş olduğunu, müvekkil şirket ise iş bu çeki ciro etmek sureti ile ... San.ve Tic.A.Ş. ünvanlı şirkete verdiğini ancak iş bu çek belirtilen şirketin uhdesinde iken zayi olduğundan konu ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/208 Esas sayılı ilamı ile çekin iptaline karar verildiğini ve söz konusu kararın kesinleştiğini kararın kesinleşmesinin akabinde birden çok kez davalı şirkete ulaşılmaya çalışıldığını, çek bedelinin ödenmesinin talep edildiğini ancak hiçbir olumlu dönüş alınamaması üzerine müvekkil şirketin alacağının sağlanması amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. No’lu icra dosyası ile borçlu hakkında icra takibi yapıldığını ancak davalı şirketin süresi içinde itiraz etmesinden dolayı   takibi durdurduğunu,  davalı yanın itirazı tamamen kötü niyetli ve haksız olmakla, davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptalini ve davalı yan aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davacı tarafın ticari bir ilişki içerisinde bulunduklarını ancak  davacı yanın  icra takibinde herhangi bir mal teslimine ilişkin bir fatura ile irsaliyeye dayanmamış olduğundan ve icra takibinde alacak kaynağı olarak göstermiş olduğu belgelerle bağlı olduğu, takibe sıkı sıkıya bağlı olan işbu itirazın iptali davasında da mal teslimine ilişkin herhangi faturaya ve irsaliyeye dayanmamasından dolayı İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... İcra takip dosyasında alacak kaynağı olarak fatura ve irsaliyeye itiraz ettiklerini, bu sebeple alacak iddiasını ispatlayamayan davacının işbu itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...davacı tarafın İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile 16.975,11 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalı vekilinin icra takibine itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğu, davacı vekilinin talebi üzerine İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/208 esas ve 2018/1201 karar sayılı dosyası ile taraflar arasında düzenlenen ve kaybolan çekin iptaline karar verildiği görülmüştür. Davaya konu çek İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/208 esas ve 2018/1201 karar sayılı kararı ile iptaline karar verilmiş, bu karar kesinleşmiştir. İptal kararı hak sahipliğinin teşhisi hususunda rol oymamaktadır. Bu kararın maddi hukuk yönünden herhangi bir etkisi yoktur. Davacının alacaklı olduğunu göstermez. Ancak davacının senedi ibraz edememesine rağmen hak sahibiymiş gibi kabul edilmesine imkan verir. İptal kararı, bu kararı alan kişiye haklarını asıl borçluya karşı kullanma imkanı verir. Somut olayda dava konusu ... Sultanbeyli Şubesine ait ... no.lu hesaba tanımlı 27.04.2017 keşide tarihli ... no.lu çekin keşidecisinin ... İnşaat A.Ş, lehtarının ... A.Ş olduğu, çekin arka yüzünde sırasıyla; ... Taahhüt A.Ş, ... Ticaret Ltd. Şti. ve ... San. ve Tic. A.Ş’ne ciro edildiği görülmüştür. Dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda, taraflar arasında cari hesap ilişkisine istinaden ticari ilişkinin bulunduğu ve dava konusu çekin cari hesaba mahsuben davalı tarafından davacıya verildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacı taraf senette hak sahibi durumundadır. Borçlu davalı  davacıya karşı ancak iyi niyetle ödeme yaptığını ispat etmek  sureti ile bu borcundan kurtulabilir. Ayrıca davalı tarafın borcu ödediğine dair herhangi bir delil ibraz etmediği anlaşılmıştır. Dosyaya mübrez işbu bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu, gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kabulü ile davalınınİstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına karşı yapmış olduğu itirazının İİK'nın 67/1. maddesi gereğince iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi uygulanmak suretiyle devamına karar verilmiştir. Davacının İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Olayımızda davalının borcunun cari hesap ve ticari defterlere göre açık ve net olarak belirli ve belirlenebilir olduğundan İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince asıl alacağın %20'si olan  3.395 TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında hizmet satın alındığına dair akdedilen bir sözleşmenin bulunmadığı gibi  hizmet bedeli olarak düzenlendiği iddia edilen çekin ticari defterlere işlenmiş olması malın teslim edildiğini ispatlamaya yetmeyeceğini, davacı tarafından malın teslimine yönelik irsaliye faturası sunulmadığından ispatlanamayan  davanın reddi gerektiğini, itirazın iptali davasının icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğunu, hükme dayanak teşkil eden bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını zira faturaya itiraz edilmemiş olmasının tek başına söz konusu borcun varlığına kanıt niteliğinde olmamasının bilirkişice incelenmediğini, ilamsız takiplerde asıl alacağa işlemiş faiz talebinde bulunulabilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerektiğini, burada da borçlunun temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle talep edilen işlemiş faizin haksız ve dayanaksız olduğunu, açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/548 Esas, 2021/608 Karar sayılı ve 13.09.2021 tarihli, davanın kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; cari (açık) hesap alacağının ve çek bedelinin tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık, davacıya verilen ancak zayi nedeniyle iptal edilen çek nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafından davalı  hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında \"İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/208 esas karar sayılı ilamı ile iptal edilen keşidecisi ... Tic.A.Ş. olan 27.04.2017 keşide  tarihli, ... seri nolu ... A.Ş. Sultanbeyli Şubesi 16.975,11 TL tutarlı çekin bedelinin ve cari hesap alacağının tahsili istemi\"  borcun sebebi gösterilerek 16.975,11  TL  asıl alacağının  tahsili istemiyle 25.07.2019 tarihinde  ilamsız  takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davaya ve takibe konu edilen ... Sultanbeyli Şubesine ait 27.04.2017 keşide tarihli ... numaralı çekin keşidecisinin ... İnşaat A.Ş, lehtarının ... A.Ş olduğu (yeni ünvanı ... Ticaret Anonim Şirketi olup, davalı şirket olduğu) çekin  davalı tarafından davacıya, davacı tarafından da ... San. ve Tic. A.Ş’ne ciro edildiği, bu çek hakkında ... San. ve Tic. A.Ş tarafından ikame edilen zayi nedeniyle iptal davasında, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince 2017/208 esas ve 2018/1201 karar sayılı karar ile zayi nedeniyle iptal kararı verildiği anlaşılmıştır. Davacı ticari defterlerinde bilirkişi aracılığıyla yapılan incelemede, davacının davalıdan davaya konu 16.975,11 TL bedelli ileri tarihli çeki  15.12.2016 tarihinde defterine kaydettiği ve davalı borcundan mahsup ettiği ancak 31.12.2019 tarihinde davalı hakkındaki şüpheli ticari alacaklar hesabına 16.975,11 TL borç  kaydettiği tespit edilmiştir. Kural olarak borca mahsuben ifa uğruna verilen çekin karşılığının ödenmesi halinde borcun ifa edildiği kabul edilir. Ancak somut olayda olduğu gibi ilk ciranta olan davalı lehtarın cirosundan sonra çeki alan ve defterlerine kaydeden davacı, çeki dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş'ye ciro etmekle  çek bedeli kadar menfaat temin etmiştir. Her ne kadar çekin davacı tarafından ciro edildikten sonra zayi edildiği ve bu nedenle davacının çek bedeli kadar alacaklı olduğunu iddia ettiği anlaşılmakta ise de çek sebebiyle davacıya başvurulduğu ve davacının ödeme yapmak zorunda kaldığı iddia ve ispat edilmediğine göre takip tarihi itibariyle talep edilebilir bir alacak bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesine göre davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması davanın görülebilmesi için gerekli bir dava şartıdır. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar, dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. (Pekcanıtez, H., Atalay, O., Özekes, M.; Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297). İtirazın iptali davasının açılabilmesi ve davanın esası hakkında karar verilebilmesi için öncelikle, takip anında alacağının varlığının ve istenilebilir durumda olduğunun alacaklı tarafından ispat edilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2023 tarih,  2022/3-1269 Esas   2023/1106 Karar   sayılı ilamı) Bu husus hukuki yarar dava şartına ilişkin olup, icra takibi ile aralarındaki sıkı bağ nedeniyle itirazın iptali davasında davacının takip tarihinde de hukuki yararının mevcut olması aranır.(İtirazın İptali Davaları, İcra İnkar ve Kötüniyet Tazminatı: Adnan Değnekli/Sedat Kısa, Ankara 2013, s.110) Takip tarihi itibariyle talep edilebilir olmayan  alacak için alacaklının  hukukî yararından söz edilemez. Yukarıda belirtilenler ışığında somut olaya gelindiğinde takip tarihinde talep edilebilir nitelikte bulunmayan alacak için davacının icra takibinin ve itirazın iptali davasının hukuki himayesinden istifade edemeyeceği gözetildiğinde davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 2019/5 Esas ve  2022/1 Karar sayılı kararı) karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına  dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 289,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 325,50 TL karar ve ilam harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,4- Davacı tarafından yapılan  yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına 5-Davalı  kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümleri uyarınca 16.975,11 TL  vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 7-Karar kesin olduğundan HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider  avansının yatırana iadesine 8-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak; a-Davalı vekilince yatırılan  istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 64,60 TL olmak üzere toplam 226,70 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"774adb461a7ee494","SID":"68c43c0df66bde6a"}}