{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/475 <br>KARAR NO: 2025/692 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>Tarihi: 05/10/2021<br>NUMARASI: 2019/644 Esas - 2021/708 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava  dilekçesinde özetle; 9/05/2016 tarihinde davalı sigorta şirketinin sigortacısı, sürücü ...’un idaresindeki ... plakalı aracı ile yaya olan ...’e çarpmasıyla yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı üzere trafik kazasında yaralanarak geçici ve sürekli iş gücü kaybına maruz kalan müvekkili için şimdilik 1.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde, 33.611,32 TL sürekli iş göremezlik zararına karşılık, 11.839,47 TL geçiçi iş göremezlik zararına karşılık maddi tazminatı tüm davalılardan, 100.000 TL manevi tazminatı davalı ... 'tan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili, davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın Sultançiftliğinde meydana geldiğini, yetkili mahkemenin Gaziosmanpaşa  mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın zamanaşımı süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; davacının maddi tazminat davasının kısmen  kabulü ile davacının 33.611,32 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 09/05/2016 tarihinden itibaren (davalı ... Sigorta A.Ş yönünden 24/06/2019 temerrüt tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının 11.839,47 TL geçici iş göremezlik tazminatının 09/05/2016 tarihinden itibaren (davalı ... Sigorta A.Ş yönünden 24/06/2019 temerrüt tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının tedavi gideri talebinin reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen  kabulü ile, davacının 15.000 TL manevi tazminatının  kaza tarihi olan 09/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesine,  fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesi gerektiği yönünde hüküm kurulması gerekirken, davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına şeklinde kurulan hükmün hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili, davacı tarafından olayın abartıldığını, dosyadaki delillerden anlaşılacağı üzere kaza, davacı tarafından olduğundan farklı ve maddi menfaat saiki ile gösterilmek istendiğini, iddia edilen olayın daha küçük bir kaza olup meydana geldiğinde zaten müvekkilinin aracının yavaş olduğunu, müvekkilinin olaydan sonra davacıyı hastaneye götürdüğünü, 10 km bile hızı olmayan bir aracın davacının iddia ve talebinde bulunduğu zararın ortaya çıkmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin, davacı tarafa 23.466 TL ödeme yaptığını, davacının bu bedelin kendisine ödenmesine rağmen maddi menfaat amacıyla haksızca zenginleşmek istediğini, manevi tazminatın fazla olduğunu, taleplerinin zamanaşımına uğradığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, iddia edilen olay ile %4 maluliyet arasında afaki bir fark bulunduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... Sigorta AŞ vekili, müvekkili sigorta şirketinin, davacı tarafa ödeme yaptığı tarih dikkate alınarak hesaplama yapıldığında müvekkilinin bir sorumluluğu kalmadığını, bilirkişi raporunda maluliyete ilişkin hesaplamanın Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, geçiçi iş göremezlik tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, istinafa konu hesaplamanın TRH 2010 tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılması gerektiği  belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. KTK'nin 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nin 86 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 09/05/2016 tarihi ile dava tarihi olan 01/10/2019 tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir. Somut olayda, Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin \"Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği\" ve \"Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre maluliyetin belirlendiği raporun hükme esas alındığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacıların maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre; bu konulardaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. 2918 sayılı KTK'nin 91/1, 85/1 ve 85/son  madde hükümlerinden de, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davalı Sigorta şirketi  tarafından   davacı ...'e 23.466 TL dava açılmadan önce 24/06/219 tarihinde ödeme  yapıldığı, dosyada bulunan aktüerya raporunda da ödemenin ödeme tarihinde 1.8 teknik faizle zararın % 63 oranında karşıladığı bu nedenle hesaplanan bakiye daimi iş görmezlik zararından güncellenerek düşülerek hesaplama yapıldığı  anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamına göre; davalı sigorta şirketi ile davacı arasında davadan önce ödemeye bağlı olarak ibraname düzenlenmediği de göz önüne alınarak, ödenmeyen kısım yönünden tazminat istemine devam ettiği sabittir. Davalı tarafından zararın kısmen karşılanması halinde, yapılan ödemenin tazminat hesabı sırasında mahsup edilmesi gerekliliği açık olmakla birlikte, ödemenin davadan önce olması halinde, bulunan tazminat miktarından güncelleştirilerek tenzil edilmesi gerekir. Bu nedenle  ödeme ile sorunluluklarının kalmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. Yargıtay 17. (kapatılan) ve  4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun  davacı için belirlenen kalıcı maluliyet oranı, geçici maluliyet süresi, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği ve  tazminatın belirlendiği anlaşılmıştır. Bu nedenle usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nin 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı  kararında;  \"2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa ... ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir\" yönünde karar vermiştir.  Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nin \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesine göre, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.\" TBK’nin 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazı  da yerinde değildir. Son olarak, davacının istinaf başvurusunda bulunduğu mahkeme hükmünün 9. bendindeki maddi hatanın mahalinde Mahkemesince düzeltilmesi gerekmekte olup, davacının bu husustaki talebi istinaf incelemesinde dikkate alınmamış, yatırdığı istinaf harcının iadesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesine yer olmadığına, 2-Davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi  vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine, 3-Davacının istinafı değerlendirilmediğinden istinaf karar ilam harcı ve başvuru harcının tarafa iadesine, 4-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 4.129,39 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.810‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 2.319,39‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalılar ... ve ... Sigorta Anonim Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-İstinafa başvuranlar tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ddacf127778dbbf","SID":"1e9c6b9cb75a22c5"}}