{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   13. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>\tT.C.<br>                     BURSA                     \t\t\t         <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ\t                   T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>           13. HUKUK DAİRESİ     \t\t             K A R A R <br><br>DOSYA NO\t:  <br>KARAR NO\t:  <br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t:  <br>ÜYE\t: <br>KÂTİP\t:<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ..<br>ESAS NO\t: ..<br>KARAR NO\t: ..<br>KARAR TARİHİ\t<br>İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ\t<br>DAVACI\t: ...<br>DAVALI\t: ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)<br>B.A.M. KARAR TARİHİ \t: ..<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: ..<br><br>Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dilekçesinde, davacı ile davalı kurum arasında ....'lu parsellere ilişkin 28/11/2017 tarihli arsa tahsis sözleşmesi davacı firmaya tahsis edildiği, davacı firma mevzuata uygun olarak süresi içerisinde 12/02/2019 tarihinde yapı ruhsatını aldıktan sonra 2 yıllık süreçte Covid 19 salgını, ekonomik nedenler ve şirket ortağının vefatı nedeni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı almadığı ve inşaata başlayamadığından 7 Nisan 2021 tarihli  talebi ile  2 yıl süre uzatımında bulunduğu, davalı idare tarafından  müvekkil firmaya 18/05/2021 tarihli yazı ile yapı kullanma ve çalışma ruhsatı alma ve inşaata başlamak için 1 yıllık süre uzatımı verildiği, davacı bu sürede tüm iyiniyetli çabalarına rağmen  Covid salgının devam etmesi, sokağa çıkma yasakları, kurlar ve enflasyon oranlarının aşırı yükselmesi gibi yönetimsel sebeplerden dolayı işlemlere başlayamadığı ve 22/02/2022 tarihli dilekçesi ile tekrar süre uzatımında bulunulduğu, davalı idare tarafından 23/03/2022 tarihli yazı ile; Yönetim Kurulunun 17/02/2022 tarihli 2022/04 numaralı kararı ile yapı ruhsatı alındığı 12/02/2019 tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde işyeri açma ve çalışma ruhsatının alınmadığı ve herhangi bir inşaat işine başlanmadığı bir ilave süre verilmesine rağmen gelişme olmadığı gerekçesi ile verilen sürenin 12/02/2022 tarihinde dolmuş olması nedeni ile arsa tahsisinin iptaline karar verildiği, davalı tarafça mevzuata, yönetmeliğe, usule ve yasaya aykırı olarak, arsa tahsisinin iptaline karar verildiği, arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamadığı, davalının 17/02/2022 tarih ve 2022/04 nolu yönetim kurulu kararı ile davacıya tahsis edilen 191 Ada 2 ve 3 no'lu parsellerindeki arsa tahsisin iptali işleminin iptaline karar verilmesini, talep etmiştir.<br>Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.<br>Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, yönetmelik hükümlerindeki süreye dair (2 yıllık uzatım) anılan düzenlemenin kesin ve emredici nitelikte olmadığı, davalı OSB'nin takdir ve yetkisinde bulunduğu ve ilave 1 yıllık sürenin makul ve yeterli olduğu yönündeki gerekçenin yerinde olmadığı, Mahkemece bir taraftan 22/08/2009 tarihli yönetmeliğin asıl olduğu belirtilmesine rağmen, diğer taraftan ise OSB nin takdir yetkisi olduğunun belirtildiğini, bu noktada Mahkemece çelişkili ve yönetmeliğe aykırı şekilde karar verildiğini, bir yıllık süre yeterli olduğu düşülmüş olsa bile duran süreler nedeni ile 1 yıldan önce (2 ay, 21 günlük sürenin düşülmesi ile) 9 ay 10 gün içinde iptal işlemi yapıldığını, mahkemenin, davacı hakkında tanınan ilave 1 yıllık süre haricinde yeniden süre tayinine yönelik yasal koşulların bulunmadığı, dürüst davranmak şeklindeki genel hukuk kaidesine aykırılık oluşturacağı yönündeki gerekçesinin de hatalı olduğu, müvekkillerin inşaata başlamamalarında dosyaya yansıyan bir art niyet bulunmadığı, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini, talep etmiştir.<br>DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE:<br>Dava, davalı Balıkesir 2.Organize Sanayi Bölgesinin arsa tahsili isteminin iptali işleminin iptali istemine ilişkindir.<br>Öncelikle kamu düzeni bakımından istinaf incelemesine geçilmiştir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan Kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir. Aynı Kanun’un 5/2. maddesinde ticari davaların, ayrı asliye ticaret mahkemesi olan yerlerde o yerdeki asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmış, maddenin 3.fıkrasında; asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak belirlenmiştir.<br>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi tarafından; organize sanayi bölgesinin (OSB) tacir olup olmadığı ve taraf olduğu davaların ticari dava kabul edilip edilmeyeceği konusunda Dairelerinin kesin kararları ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kesin kararı arasında uyuşmazlık bulunduğunu belirterek bu uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay ilgili dairesine başvurulmasını talep etmesi üzerine;<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemeleri Kararlar Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair 2022/4599 Esas, 2023/3797 Karar sayılı ilamı ile \"...4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca  OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği\" gerekçesi ile OSB'lerin tacir olmadığına, taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğine karar vermiştir.<br>Bu bağlamda, dosya incelendiğinde;<br>6100 sayılı HMK'nın 1. maddesine göre; mahkemelerin görevleri ancak kanunla düzenlenir, göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir.<br>6100 sayılı HMK'nın 114/c maddesinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak belirlenmiştir. Yine, 115. maddesinde dava şartlarının davanın her aşamasında ve kendiliğinden araştırılacağı, tarafların da her aşamada ileri sürebileceği, 137. ve 138. maddelerinde ise dava şartlarının (ve ilk itirazların) öncelikle inceleneceği düzenlenmiştir.<br>Buna göre, ilk derece mahkemesince görevli mahkemelerin asliye hukuk mahkemeleri olduğu gerekçesiyle görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esasa ilişkin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle belirtilen şekilde görevsizlik nedeni ile dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının kaldırılması gerekmiştir.<br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece görev hususunda değerlendirme yapılmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davacının istinaf başvurusunun bu sebeplerle esas bakımından kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilerek  aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ... Ticaret Mahkemesi'nin 10/03/2023 tarih, ........ sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>2- İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,<br>3- Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>4- İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>5- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca  kesin olmak üzere 11/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br>.....<br>Başkan<br>...<br><br>.....<br>Üye<br>...<br> <br>.....<br>Üye<br>...<br> <br>.....<br>Katip<br>...<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55b31caf18aa241e","SID":"defa95a4c7016b68"}}