{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1905 <br>KARAR NO: 2025/856<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/10/2024<br>NUMARASI: 2020/309  E. - 2024/851 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... (%99 hisse ile) ve ... (%1 hisse ile) tarafından 2003 yılında kurulduğunu, şirketin hâkim ortağının 29/06/2014 tarihinde vefat ettiğini, o ölmeden ve şirket faaliyet hâlinde iken  30/07/2013 tarihli sahte genel kurulda beş yıllığına davalının yönetici seçildiğine ilişkin kararın alınmış olduğunu ancak ölen ortağın mirasçıları tarafından şirketin yapısı ve faaliyetleri ile ilgili hiçbir bilgi alınamayınca, davalının yönetici süreside sona erdiğinden, İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1148 Esas sayılı dosyasından şirketin temsil ve izama yetkili bir organının bulunmaması sebebiyle mahkemeden temsilci kayyımı atanmasını talep ettiklerini, mahkemece ...'ın tedbiren şirkete kayyım atandığını; göreve başladığını, bilahare ...'nın mirasçıları tarafından yine İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1178 Esas sayılı dosyasında şirketin fesih ve tasfiyesi için dava açıldığını bildirerek; ...'ın kayyım olarak yaptığı araştırma sonunda davalı yöneticinin Gebze'de 37 adet şirket taşınmazını 2.831.480,00 TL karşılığında sattığını, bunun 220.500,00 TL sini şirket hesaplarına aktarıp kalanını zimmetine geçirdiğini, bu hususun Gebze Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusu ile bildirildiğini ve savcılık tarafından da zimmet olayının ortaya çıkarıldığını, ayrıca 7 adet taşınmazı da rayicinin çok altında sattığının ortaya çıktığını, bunun dışında şirkete ait ... Mah. ... Ada, ... Parselde bulunan 358 m2 arsanın rayiç değerinin  de 537.000,00 TL iken tapuda 95.000,00 TL ye sattığının ortaya çıktığını; bu eylemlerinde davalı şirket yöneticisinin davacı şirketi zarara soktuğunu iddia ederek, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 3.460.630,00 TL zarardan 100.000,00 TL sinin olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; TTK'nın 560. maddesi gereğince dava zaman aşımının, zarar veren eylemin öğrenildiği andan itibaren iki yıl olduğunu, bu sürenin her hâlükarda beş yılla da sınırlı olduğunu; sürenin geçtiğini, öncelikle davanın zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini; davacının şirket kayyımı olduğunu, dava açmaya hakkı bulunmadığını, şirket adına açılacak davada yetkinin genel kurulda olduğunu, kötü yönetimin söz konusu olmadığını; Gebze'deki taşınmazların satış paralarının şirket kasasına girmediğine dair iddiaların kötü niyetli olduğun, zira ortada bir satışın bulunmayıp kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını; bu sözleşmede harç yönünden bir miktar gösterilmek zorunda olduğundan bedel gösterildiğini; bu nedenlerle davanın haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davayı açan kayyımın vekili 16/05/2024 tarihinde istifa dilekçesi vermiş, istifası davacı şirkete bildirilmiş olup; 13.celse olan 04/07/2024 tarihinde davacı şirketi temsilen herhangi bir vekil yada kayyım gelmemiştir. Davaya miras ortaklığı temsilcisi Av. ... gelmiş olup; temsil ettiği %99 hissedar olan ...'nın terekesidir. Tereke temsilcisi her ne kadar %99 hisseye sahip mirasçıları temsil ediyor ise de; şirketi temsil yetkisi yoktur zira şirketin başka bir ortağı daha mevcuttur. Bilindiği üzere şirket yöneticine karşı açılan sorumluluk davaları şirket ortakları tarafından / şirket alacaklıları tarafından yada şirket tarafından bizzat açılabilir. Eldeki dava şirket ortağı yada şirket alacaklısı tarafından değil bizzat şirket tarafından açılmış bir davadır. Şirket ortakları ya da tereke temsilcisi davaya müdahil olmamış olup; davanın bu nedenle şirket tarafından takibi gerekir. Şirket tarafından takip edilmeyen dava 04/07/2024 tarihinde işlemden kaldırılmış olup HMK 150 madde gereğince 3 ay içinde yenilenmediğinden ...\" gerekçesiyle davanın HMK'nın 150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin  gerekçeli kararında zamanaşımı itirazlarının reddedilmiş olmasının hatalı olduğunu, cevap dilekçesinde ileri sürdükleri üzere sorumluluk davasının zarar verici fiilin vuku bulmasından itibaren beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, somut olaya ilişkin iddiaların 2013 yılı ve öncesine ait olduğunu, tüm taleplerin genel anlamda zamanaşımına uğradığını, mahkemenin gerekçeli kararında iddia edilen zarar verici eylemlerin aynı zamanda TCK gereği suç teşkil eden fiiller olduğu için davanın ceza zamanaşımına tabi olduğunu bu nedenle zamanaşımı define itibar edilmediği gerekçesiyle ifadelere yer verildiğini, kovuşturma yapılmasına yer olmadığı yönünde kararın fiilin cezayı gerektirmediğini açıkladığını o halde ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için gerekli şart olan fiilin cezayı gerektirmesi koşulunun sağlanmadığını, davacının davayı uzamış ceza zamanaşımına sokma gayreti ile yapmış olduğu savcılık şikayetinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmakla sözde iddiaya konu fiillerin cezayı gerektirmediğinin anlaşıldığını, TTK'nın 560. maddesi gereği dava konusu talepler yönünden zamanaşımının gerçekleştiğini, mahkeme tarafından resen ceza zamanaşımı olduğu gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini buna ilişkin karara katılmamakla birlikte ileri ki aşamalarda itiraz haklarını kullanılacağını, davada gerekli incelemelerin yapıldığını, karar verilmesi gerekir iken kayyım vekilinin istifası ve başka vekilin duruşmaya gelmemesi nedeniyle dosyanın işlem kaldırılmasının yeterli olmadığını, gerekçe kısmında zamanaşımı define itibar edilmemesine ilişkin gerekçeyi kabul etmediklerini, 04.07.2024 tarihli celsede şirket kayyımı veya şirket temsilcisi duruşmaya katılmamış olsa da davalı vekili olarak duruşmada hazır bulunulduğunu, bu durumda HMK 150.madde gereğince yargılamaya devam edilmeli ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça ispat yükü kendisinde olmasına rağmen beyhude çabaların sonuçsuz kalacağı korkusuyla iftira nitelikli talepler ile müvekkilini zarar vermeye çalıştığını, iddia edenin iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, müvekkilinin şirket müdürlüğü yaptığı sürede layıkıyla bu görevi yerine getirdiğinin İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ilgili dosyasında alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, dava açan kayyım ...'ın bir çok usulsüz ve ihmalle dolu yönetimi yüzünden hakkında bilirkişi raporu düzenlenerek bu doğrultuda davadan feragat sebebiyle azledildiğini, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1178 Esas sayılı dosyasında alınan  bilirkişi raporu ile müvekkilinin şirketi zarar uğratmadığının tespit edildiğini aynı iddialarla yapılan şikayet sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, imza incelemesinin müvekkili lehine olduğunu, dosyanın karar aşamasına geldiğini belirterek, ilamın sonuç kısmına katılmaları ile birlikte gerekçe kısmındaki zamanaşımı define itibar edilmemesi yönünden istinaf taleplerinin kabulü ile davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 644. maddesinin atfı ile aynı Kanun'un 553. maddesi gereğince limited şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan zararın tazmini istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, davalının davacı şirketin yetkilisi olarak görev yapmış olduğu, davacı şirketin 2003 yılında kurulduğu ile şirketin ... ve ... tarafından iki ortak tarafından kurulmuş olduğu, davalının davacı şirketin temsile yetkilisi olarak atandığı, oy birliği ile alınan kararın ilan edildiği, davalı şirket müdürünün görev süresinin  dolduğu, şirket hissesinin %99'nun ...'ya %1 hissesinin ise ...'a ait olduğu, hissedarlardan ...'nın 29.06.2014 tarihinde vefat ettiği, davacı şirkete mahkeme kararı  ile ...'ın denetim kayyımı atanmış olduğu, atama tarihinin 02.11.2018  olduğu, davacı şirket kayyımı tarafından davacı şirketin eski yöneticisi davalıya karşı iş bu davanın açılmış olduğu ve dava dışı şirket hissedarının mirasçıları ile davalı arasında birden fazla hukuki uyuşmazlığın mevcut olduğu ayrıca ceza soruşturmalarının olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı şirket temsilcisi (kayyım) veya vekilinin duruşmada hazır olmamasına ve mazeret de bildirmemesine karşın, davalı vekilinin duruşmada hazır olmasına rağmen dosyanın HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılarak devamında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin ve kararda davalının zamanaşımı definin değerlendirilmiş olmasının usule ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. HMK'nın 150/2. maddesinde \"Usulüne uygun şekilde davet edilmiş taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse gelen tarafın talebi üzerine yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırır\" hükmü yer almaktadır. Mahkemece davacı şirketi kayyımı veya vekilince davanın takip edilmediği, tereke temsilcisinin şirketin %99 hisse sahibi olanlarını oluşturmasına rağmen şirket ortakları tarafından açılan bir dava bulunmadığı ve şirket tarafından açılan davaya devam etme imkânı bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nın 150. maddesi gereğince davanın işlemden kaldırılmasına, şirket/şirketin kayyımı veya şirketi temsilen yenilendiği takdirde yeni bir duruşma günü tayinine karar verilmiştir. 04.07.2024 tarihli celsede; dosyanın HMK'nın 150. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olmasına rağmen  duruşmada hazır olan davalı ... vekiline davaya devam etmek isteyip istemediğine dair herhangi  bir soru sorulmamış, beyanı alınmamıştır. Yasal düzenleme gereğince hazır bulunan davalı vekiline yargılamaya davacı tarafın yokluğunda devam edip etmeyeceği hususu sorulup; devam etmek istediği takdirde davaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilmesine, istemediği takdirde ise HMK'nın 150. maddesi uyarınca yasal süresi içerisinde yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, açık yasa hükmüne aykırı olacak şekilde hazır bulunan davalıya, davacı tarafın yokluğunda davayı takip edip etmeyeceği hususu sorulmadan dosyanın işlem kaldırılmasına dair karar verilmesi  ve kısa kararda şirketin veya şirket kayyımı ile temsilcisi tarafından yenilendiği takdirde duruşma gününün tayinine dair hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiş, kararın kaldırılması gerekmiştir. Davanın açılmamış sayılmasına rağmen, davlının zamanaşımı defi hakkında gerekçe yazılması da usule aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.5 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 1-HMK'nın 353/1.a.5. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Kararın, ilk derece mahkemesince taraf vekillerine çıkarılacak davetiyelerle tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a.5. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, 22.05.2025 tarihinde,  oy birliğiyle ve kesin olarak  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92fe5cee95e7c349","SID":"2ebdc070af12b1e3"}}