{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/826 <br>KARAR NO\t: 2025/1003<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...                    ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...                ...<br>KATİP\t\t: ...                 ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/90 E.  -  2022/375 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka <br>\t\t  Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/10/2022 tarih ve 2022/90 Esas - 2022/375 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı şirketin 2020/135670 sayılı “...” ibareli markanın 29 ve 30. Sınıflarda tescili isteğine yönelik  müvekkilinin  \"...\" esas unsurlu markalara dayalı itirazının  YİDK  tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa markaların görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan iltibas oluşturabilecek düzeyde benzer olup aynı sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetleri kapsadığını, aynı tüketici kitlesine yöneldiğini,  “...” markasının davalı kurum tarafından tanınmış marka olarak T/03142 sayısı ile tescilli olduğunu, mesnet markanın tanınmışlığının iltibas ihtimalini artırdığını, başvuru markasının müvekkili markalarının arasına sızacağını ve bu markaların serisi olarak algılanacağını, ortalama tüketicinin davalı şirket ile müvekkil şirketin idari/ekonomik bir bağlantı içerisinde olduğu yanılgısına düşebileceğini, başvurunun  \"...\" ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar verip davalının haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ve müvekkilinin markasından  haberdar olan davalının bu markaya benzer bir  marka başvurunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2021-M-11822 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı şirket vekili, müvekkilinin marka başvurusunda renk, biçim, tasarım, ses ve izlenim olarak davacı markaları ile iltibasa verecek herhangi bir unsur bulunmadığını,   bu sebeple ortalama bir tüketici nezdinde markaların karıştırılmasına sebebiyet verilmesinin mümkün olmadığını,  her iki markanın  kökünde yer alan “...” ve “...” ifadeleri “O” ve “A” sesi olarak ilk hecede birbirlerinden net bir şekilde ayıldıklarını, müvekkilinin  markasının iki heceden oluşması ve davacının markasında hiçbir şekilde yer almayan “...“ ifadesiyle devam ediyor olmasının iltibası imkansız hale getirdiğini, davacı markasındaki “...” ifadesinin de markaları ayırt ettiğini, markalar arasında anlamsal ve bütünsel olarak  benzerlik bulunmadığını, davacı gıda alanında faaliyette bulunan ülkenin önde gelen  şirketlerinden iken müvekkilinin davacının faaliyet alanı dışında olan pastanecilik kapsamına giren ürünlerin pazarlaması alanında faaliyet gösterdiğini, dolayısı ile müşterilerin markaları karıştırmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka “...” harflerinin diziliminden oluşurken davacının markalarının  “...” ve “...” harflerinden oluştuğu, bu bağlamda taraf markalarında “...” ve hatta “L” harfleri aynı dizilimde yer almakla birlikte, markalardaki işitsel algıyı etkileyen sesli harflerin farklılaştığı davaya konu markanın İngilizce eğitim almış tüketiciler tarafından “...” şeklinde, davacı yanın markalarının ise “...” ya da “...” ve “...” ya da “...” şeklinde telaffuz edileceği, bu itibarla markaların sesli harfler  itibariyle görsel olarak da uzaklaştıkları, her iki ibarenin Türkçe olmaması ve davalı markanın uydurulmuş olması nedeniyle aralarında anlamsal bir benzerliğin bulunmadığı, her ne kadar ortak harfler bulunduruyor iseler de markalarını bütünsel anlamda birbirlerinden yeterli düzeyde ve belirgin bir biçimde uzaklaşmaları sonucu ortalama zeka ve dikkat düzeyinde sahip tüketicilerin bu iki işaret arasında, herhangi bir benzerlik kurmayacakları,  bu tüketicilerin işaretleri birbirinden farklı iki ayrı marka olarak algılayacakları, taraf markaları arasındaki benzerlik ilişkisinin iltibas ihtimaline neden olmayacağı ve taraf markalarının benzer olmaması nedeniyle de 6769 sayılı SMK’nın 6/1-5 bendi anlamında  hükümsüzlük şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili, müvekkilinin markalarının esaslı unsurunu teşkil eden \"...\" ibaresinde bir harf değişikliği yapılıp  sonuna “...”ibaresinin eklenmiş olmasının markada esaslı bir fark yaratmadığını, davalı markanın  siyah renkte yazılı \"...\" yazısından ibaret olması nedeniyle  şekil yönünden de bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun aksine markalar arasında ... harflerinden dolayı işitsel bir benzerliğin mevcut olduğunu, kavramsal olarak dava konusu markanın müvekkilinin “...”  ibareli markaları ile anlamsal olarak da ayniyet derecesinde benzerlik oluşturduğunu, bu itibarla “...” markasının müvekkiline ait ... markasının ardışık markası veya ... ürün serisine ait yeni bir ürün izlenimi uyandırdığını,    markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynıyet derecesinde benzer ve markaların  hitap ettiği tüketicilerin dikkat düzeyinin düşük olduğu nazara alındığında iltibas koşullarının  gerçekleştiğini, ayrıca müvekkilinin markasının tanınmış marka niteliği dikkate alındığında    6769 sayılı SMK'nın 6/5  maddesindeki tanınmışlık koşullarının bulunmadığı yönündeki tespitin hatalı olduğunu ileri sürere  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne  karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü  istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden; davalı şirketin 4/11/2020 tarihinde 2020/135670 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 29. ve 30. sınıf malların yer aldığı, davacı tarafından adına tescilli \"...\" asıl unsurlu markalara dayalı olarak başvuruya itiraz edildiği, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu karara yönelik davacı itirazının ise YİDK'in 2021-M-11822sayılı kararı ile reddine karar verildiği, ret kararının davacı tarafa12/1/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın iki aylık  süre içinde 7/3/2022 tarihinde açıldığı  anlaşılmıştır. <br>\tİlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı  noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29. ve 30. sınıf mallarla, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan 29. ve 30. sınıf mallar aynı/benzer olup, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. Nitekim bu husus, ilk derece mahkemesinin de kabulünde bulunmaktadır. <br>\tMarka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru \"...\" ibarelidir. Başvuruda \"le\" bölümü kırmızı ve  kalan harfler  siyah renk ile yazılmış olup marka  başka bir unsur içermemektedir. Bu haliyle markanın bütünü asli unsur konumundadır. Davacının itirazına mesnet markaları ise \"... ...\", \"...\" ibarelerini içeren çok sayıda markadan oluşmaktadır. \"...\" ibaresinin davacının çatı markası olduğu ve itiraza mesnet markalardaki diğer unsurların tali planda kaldıkları gözetildiğinde davacının itirazına mesnet markaların asli unsurunu \"...\" ibaresi teşkil etmektedir. Bu ibarenin dilimizde bilinen bir anlamı olmayıp, yaratılmış bir ibare olarak ayırt ediciliği bulunmaktadır. Buna göre, ...\" ibaresi ile görsel ve işitsel benzerlik taşıyan \"...\" ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanılması markalar arasında benzerliğe ve karışıklığa yol açacaktır. Zira dava konusu başvurunun, davacının itirazına mesnet markalarla aynı şekilde yazılması ve özellikle davacı markalarında olduğu gibi dava konusu başvuruda vurguyu üzerinde bulunduran ... harflerinin aynı dizilimle yer alması markalar arasında görsel ve bundan öte yüksek düzeyli bir işitsel benzerlik   yaratmaktadır. Başvuruda farklı olarak yer verilen \"o\" ve \"...\" ekleri ile ibarenin bir kısmının kırmızı renkli olması markanın bütünü itibariyle ayırt ediciliği sağlamaya yeterli değildir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, dava konusu başvurunun, kapsamındaki ürünlerin ortalama tüketicilerince davacı markalarının devamı/serisi olarak algılanacağı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br>\t Ayrıca, her ne kadar davacı tarafça tanınmışlık ve kötü niyet olgusuna  dayanılmış ise de yukarıda açıklandığı üzere başvuru kapsamında yer alan malların tamamı, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında bulunduğundan bu mallar yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılmasına gerek görülmediği gibi, dava dosyasında  başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair yeterli somut delil bulunmadığından kötü niyet iddiası da kabul edilmemiştir.\t<br>\tBu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değilse de, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/10/2022 gün ve 2022/90 Esas - 2022/375 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın KABULÜ ile, TÜRKPATENT YİDK'ın 2021-M-11822 sayılı YİDK sayılı kararının İPTALİNE,<br>3-Dava konusu 2020/135670 sayılı ve “...” ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,<br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.300,00-TL bilirkişi ücreti, 223,98-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 154,00-TL tebligat ve posta gideri, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 3.169,98-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.331,38-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf yargılaması sırasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, \t<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, \t<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/05/2025\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c7c3f689ad25aa0","SID":"185eed029f79a414"}}