{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1985 <br>KARAR NO: 2025/864<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/11/2024<br>NUMARASI: 2024/442  E. -  2024/750  K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıdan 45.000,00USD (Amerikan Doları) alacaklı olduğunu, davalının borcuna karşılık olarak müvekkiline 22.07.2014 tanzim, 30.11.2014 vade tarihli 15.000,00USD (Amerikan Doları), 22.07.2014 tanzim, 30.12.2014 vade tarihli 15.000,00USD (Amerikan Doları), 22.07.2014 tanzim, 30.01.2015 vade tarihli 15.000,00USD (Amerikan Doları) miktarlı üç adet senedi cirolayarak teslim ettiğini, senedin vade tarihinde ödenmemesi üzerine .. Bankası A.Ş. Sefaköy şubesi vasıtasıyla ödememe protestosu çekildiğini, buna rağmen davalının borcunu ödememesi üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... (Eski; ...) sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/1080 E 2021/170 K. sayılı dosyasıyla davalı tarafından şikayet istemli dava açıldığını, mahkemece zamanaşımı gerekçesiyle davanın kabulüne yönelik karar verildiğini, takibe konu senedin zamanaşımına uğraması halinde davada TTK'deki kambiyo hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanamayacağını belirten Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/19-1241 E. 2016/1033 K. Sayılı ilamı gereğince mahkemenin bu davada görevli olduğunu, bu sebeple İİK md 33/a gereği huzurda görülen alacak davasını açma zarureti hâsıl olduğunu, davalının, dava konusu senet üzerindeki imzasını inkâr etmediğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10,00 USD'nin TBK md 99 gereği fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının senet vade tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Mahkemenin görevsiz olduğunu, dava konusu takip dayanağı bonoların zamanaşımına uğrasalar bile kambiyo senedi niteliğini haiz olduğundan görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... (Eski dosya no: ...) sayılı dosyasından müvekkili hakkında kambiyo Senetlerine özgü haciz  yoluyla bonolara dayalı olarak icra takibi yapıldığını, icra takibinin kesinleştiğini, takip dayanağı bonolardan kaynaklanan alacağın takip kesinleştikten sonra zamanaşımına uğradığını, müvekkili tarafından İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/1080E sayılı dosyasından takip dayanağı bonolara dayalı alacağın takip kesinleştikten sonra zamanaşımına uğraması nedeniyle icranın geri bırakılması talepli dava açıldığını, mahkeme tarafından 18.02.2021 tarih 2020/1080 E. ve 2021/170 K. sayılı kararı ile takip kesinleştikten sonra alacağın zamanaşımına uğraması nedeniyle icranin geri bırakılmasına karar verildiğini, kararın istinaf ve temyiz aşamalarını geçerek kesinleştiğini, müvekkilin davacı tarafa başkaca bir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İstanbul 40. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/355 Esas, 2024/164 Karar ve 09.05.2024 tarihli kararı ile; görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın mahkemenin görevi ile ilgili dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Eldeki istinaf incelemesine konu karar, asliye ticaret mahkemesince verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davanın açıldığı tarih itibariyle zorunlu arabuluculuğa başvurulmamış durumdadır. Bu dava şartının yasanın emredici düzenlemesi karşısında sonradan tamamlanabilir bir eksiklik olarak kabulü de mümkün değildir. Aksinin kabulü durumunda, zorunlu arabuluculuk dava şartını dolanabilmek için bu şartın aranmadığı asliye hukuk mahkemelerinde dava açıp, görevsizlikle ticaret mahkemelerine dosyanın gönderilmesini sağlamak mümkün hale gelebilir. Bu nedenle dava öncesi dava öncesi arabuluculuk nihai tutanağı mevcut olmadığından dava şartı eksikliğinin bu aşamada giderilmesi mümkün değildir (Emsal;Yargıtay 17. HD 2021/3187 E. 2021/762 K.)  Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinde de belirtilmiş olduğu üzere belirtilen eksiklik, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın herhangi bir işlem yapılmaksızın usulden reddini gerektirmektedir. 6100 sayılı HMK m.114/f.2 hükmü ve 6325 sayılı HUAK m.18/A.2 hükmü dikkate alındığında HMK m.115/f.1 hükmü gereği ise bu eksikliğin taraf teşkili olmasa dahi \"her aşamada\" ele alınması yasal olarak gerekli ve mümkündür. Yapılan açıklamalar karşısında, davacının arabulucuya başvurmaksızın bu ticari davayı açmış olması karşısında 6102 sayılı TTK.m.5/A hükmüne atfen ve 6325 sayılı Kanuna eklenen m.18/A hükmü nedeni ile....\" gerekçesiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Her davanın açıldığı tarihteki şart ve durumlara göre değerlendirileceğini, takibe konu senedin zamanaşımına uğraması halinde TTK'daki kambiyo hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanamayacağını, asliye hukuk mahkemesinin davada görevli olduğunun dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, eksik inceleme ile verilen kararın hatalı olduğunu, dava konusu senetlerin nakden kaydını içerdiğini, dolayısıyla senedin tanzim sebebinin nakit borç olduğunu, temel ilişkinin niteliğinin yeterince araştırılmadan davanın ticari dava olduğu ve arabuluculuk şartının yerine getirilmediği kanaati ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğini, müvekkilinin 45.000,00 USD alacaklı olduğunu, davalının bu borca karşılık her biri 15.000,00 USD olan senedi cirolayarak verdiğini, vade tarihinde ödenmemesi üzerine ... Bankası AŞ Sefaköy Şubesi vasıtasıyla ödememe protestosu gönderildiğini, alacağın ödenmemesi üzerine icra  takibi başlatıldığını, davalının icra takibine şikayeti üzerine söz konusu mahkeme tarafından şikayetin zamanaşımı gerekçesi ile kabulüne karar verildiğini, davalının senet üzerindeki imzayı inkar etmediğini, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, alacağın esasının ticari olmadığını, borç ilişkisi olduğunu, alacağın zamanaşımı uğramadığı gibi yazılı delil başlangıcınında bulunduğunu, dava konusu istemin arabuluculuk yasal düzenlemesine tabi olmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasına, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğuna karar verilmesine, aksi takdirde davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, zamanaşımına uğrayan bonolardan kaynaklanan alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından, dava dışı İhsan Algül tarafından davalı adına 22.07.2014 tarihinde üç adet bono düzenlendiği, bonoda vade tarihlerinin 30.11.2014, 30.12.2014 ve 30.01.2015 olarak gösterildiği, her bir bono bedelinin 15.000,00 USD tutarında söz konusu bonoların ciro yolu ile davacı eline geçtiği, davacı tarafça üç adet bonodan kaynaklanan 45.000,00 USD asıl alacak ve ferileri toplamı 50.562,12 USD alacağın tahsili amacı ile davalı ile birlikte dava dışı keşideci ve ciranta hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında 12.01.2017 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, davalı tarafça icra takibine karşı İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/1080 Esas sayılı  dosyasında şikayette bulunduğu, mahkemenin 2021/170 Karar sayılı dosyasında 18.02.2021 tarihli karar ile davacı borçlu hakkında zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle şikayetin kabulü ile İİK 71/2 yollaması ve İİK 33/a maddesi uyarınca icranın davacı borçlu yönünden geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın istinaf aşamasından geçerek Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/6530 Esas ve 2022/13144 Karar sayılı ilamı ile 12.12.2022 tarihinde onandığı, davacı tarafça iş bu alacak davasının fazlaya ilişkin haklar tutulmak üzere açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça ticaret mahkemesine açılan dava öncesinde arabuluculuk başvurusunda bulunulmamış olması uyuşmazlık konusu değildir.  Alacak iddiasına dayanak üç adet bonodur.  Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçeye istinaden davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usülden reddine karar verilmiştir. Eldeki dava, zamanaşımına uğrayan bonolara dayalı alacak istemine ilişkindir. Davcı dava dilekçesinde temel ilişkiye değil, zamanaşımına uğrayan bonoya dayanmıştır. Bono, kambiyo senetlerinden olup TTK'da düzenlenmiştir. TTK'nın 5. maddesi uyarınca, bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan davalar mutlak ticari davalardandır. Davacı vekilinin davanın ticari dava olmadığına ve asliye hukuk mahkemesinin görevli olmadığına dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.  TTK'nın dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı madde 5/A'da \"(Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir) (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir...\" düzenlemesi mevcuttur. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesindeki düzenleme, \"MADDE 18/A- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.) \"...(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir...\" şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Dava ticari dava niteliğinde alacak davası olup zorunlu arabuluculuğa tabi olmasına rağmen davacının dava öncelinde bu dava şartını yerine getirmediği sabittir. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olarak olarak karar verildi. 22.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2fa762c8d67d7751","SID":"36884e2ff9e9e59e"}}