{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/41 <br>KARAR NO: 2025/874<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>NCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 12.11.2024<br>NUMARASI: 2023/742 Esas - 2024/831 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya satarak teslim ettiği emtia karşılığı düzenlenen faturalardan ve cari hesap ekstresinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, arabuluculuk görüşemesi sonrasında öğrenildiği üzere davalının 1.868.604,97 TL cari hesap borcunu müvekkilinin hesabına ödediğini, ancak icra dosyasında yer alan faiz, vekalet ücreti, tahsil harcı ve masrafların ödenmediğini, itiraz nedeniyle takibin durduğunu, davalının takip dosyasına sunduğu 06.09.2023 tarihli borca itiraz dilekçesinin haksız olduğunu, davalının cari hesaptaki borcunu ödeyerek kabul ettiğini, bu nedenle öncelikle icra dosyası kapak hesabına göre davanın kabulü gerektiğini, aksi halde bilirkişi incelemesi yapılarak takip ferilerinin belirlenmesi gerektiğini, harca esas değer üzerinden davalının mal varlığının ihtiyaten haczine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: dava dilekçesinde, müvekkilinin 1.868.604,97 TL ödeme yaptığı, ancak takip faizi, vekalet ücreti, tahsil harcı ve masrafın ödenmediğinin iddia edildiğini, davacının alacağının soyut ve kanıtsız olduğunu, davacının alacağını kanıtlayacak herhangi bir delil sunamadığını, müvekkilince yapılan 1.868.604,97 TL ödeme ile takip dosyasındaki faiz, vekalet ücreti, tahsil harcı ve masraf dahil olmak üzere davacı şirkete herhangi bir borcu kalmadığını, davacının asıl alacak miktarı dışında alacağı bulunduğunun kanıtlaması gerektiğini, fatura düzenlenmesi ve tebliğinin tek başına alacağın varlığını göstermediğini, fatura konusu hizmetlerin verildiğinin de kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; 06.09.2023 takip tarihi itibariyle davalı şirketin 1.868.604,97 TL borç bakiyesinin bulunduğu, söz konusu bakiyenin 1.808.505,00 TL lık kısmının takip ve dava konusu edildiği, söz konusu 1.868.604,97 TL bakiyenin, davalı şirket tarafından takip tarihinden sonra, 02.10.2023 tarihinde davacı şirket hesabına haricen ödenmiş olduğu, takibe konu 1.808.505,00 TL'nin ödeme tarihi olan 02.10.2023 tarihine kadar işlemiş faizinin 34.939,31 TL olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir. Nitekim davacı tarafından dosya içerisine aşamalarda sunmuş olduğu dilekçelerde esas borcun ödendiği ancak takibin ferilerinin ödenmediği hususları ileri sürülmüştür. Netice itibariyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2020/549 E 2023/471 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere davacının icra vekalet ücreti ve takip masrafının tahsili istenmiş olsa da söz konusu alacak kalemlerinin icra dairesi tarafından çıkarılacak bir muhtıra ile talep edilebileceğinden bu yönde davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı...\" gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının takip dosyasında borca, faize ve tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, takibin durmasından sonra davalının haricen müvekkilin hesabına ödeme yaptığını, ancak ödemenin sadece cari hesap borcuna yönelik olduğunu ve icra takibi için yapılan masrafları, harçlar ve vekalet ücretinin ödenmediğini, mahkemece yapılan yargılama sonucunda anlaşılmaz bir gerekçe ile davanın reddine karar verildiğini, davanın açılmasında müvekkilinin hukuki yararı bulunduğunu, mahkemece \"icra vekalet ücreti ve takip masraflarının icra dairesi tarafından çıkarılacak bir muhtıra ile talep edilebileceği, bu sebepten davada hukuki yarar olmadığı gerekçesi\" ile davanın reddine karar verildiğini, takip dosyasında kalan tutar üzerinden bakiye borç muhtırası çıkarabilmek için öncelikle haricen ödenen tutarın bildirilmesi ve tahsil harcının yatırılması gerektiğini, bunun da müvekkilini ekstra yük altına soktuğunu, davalının bu tutarı ödememek için takibe itiraz ettiğini, bu durumda müvekkilinin öncelikle tahsil ettiği tutar üzerinden tahsil harcı ödemek zorunda kalacağını, ardından bakiye borç muhtırasının gönderileceğini, takibin durması nedeniyle muhtıranın tebliğinin pratik bir faydası olmayacağını, takibin yeniden harekete geçmesi için itirazın iptali veya kaldırılması davası açılması gerektiğini, mahkemece uzunca süre yargılama yapılıp bilirkişi raporu alındıktan sonra davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yapılan haricen ödemenin öncelikle TBK'nın 100. maddesi gereğince borcun fer'ilerinden düşülmesi gerektiğini, 02.10.2023 tarihinde yapılan ödemeye kadar işlemiş faiz, icra vekalet ücreti ve takip masraflarından düşülmesi gerektiğini, bu durumda ana borç tamamen kapanmadığından itirazın iptali davasında hukuki yarar bulunduğunu, davalının itirazın iptali davasının açılmasına neden olduğunu ve ardından sadece cari hesap borcunu ödediğini, anılan yasa hükmünün tam olmayan edimi kabul eden alacaklının menfaatinin korunduğunu, mahkemece takip tarihi ile haricen ödeme tarihi arasındaki faizi dikkate almadığını, borçlunun yalnızca ilgili tarihteki cari hesap borcunu haricen ödemesinin yeterli görüldüğünü, mahkemece takipteki anapara, haricen ödeme tarihine kadarki faiz ve takip giderleri toplanarak 02.10.2023 tarihli haricen ödemenin bu bedelden düşülerek kalan ana paraya da fiili ödeme tarihine kadar faiz işletilmeli ve itirazın ortaya çıkan yeni tutar üzerinden iptaline karar verilmesi gerektiğini, bir çok istinaf ve Yargıtay kararında da bu hususun  kabul edildiğini, alınan bilirkişi raporu ile takipteki haklılığın ortaya çıktığını, davalının harici ödemesi ile borcun da kabul edildiğini, alınan raporlarda davalının 1.868.604,97 TL borcu olduğunun belirlendiğini, alınan raporda ayrıca 12.12.2023 tarihi itibari ile davalının haricen yapmış olduğu ödeme düşüldüğünde dahi 2.125,00 TL borç bakiyesinin kaldığının belirlendiğini, buna rağmen haksız şekilde müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini, müvekkilinin davasında haklı olduğunu, kaldı ki vekalet ücretine karar verilmesi halinde dahi maktu vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda takipten sonra borcun ödenmesi nedeniyle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından, HMK'nın 114/1-h maddesi gereğince davanın  usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap ve fatura borcunun ödenmemesi üzerine davacı tarafından 05.09.2023 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatılmıştır. Takipte 1.808.505,00 TL'nin yıllık %26 ve değişen oranlarda ticari faizi ile tahsili istenmiş ve yapılacak kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesine göre öncelikle takibin ferilerine mahsubu istenmiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine davacının süresinde 06.09.2023 tarihinde takibe ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmaktadır. Davalı takibe itiraz ettikten sonra 02.10.2023 tarihinde 1.868.604,97 TL cari hesap borcunu haricen ödemiştir. İlk derece mahkemesince davalı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda takip tarihi olan 06.09.2023 ile ödeme tarihi olan 02.10.2023 tarihleri arasında %26,75 oranı üzerinden 34.939,31 TL faiz alacağı bulunduğu belirlenmiştir. Davacı defterleri üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda, ödeme olgusu belirlenmiş, faiz de ilk rapor gibi belirlenmiştir. Anılan raporda ayrıca vekalet ücreti ile tahsil harcı da belirlenmiştir. Davacı bu davadan önce asıl borcun ödenmesi nedeniyle icra takip masrafları, harçlar ve vekalet ücreti ile işlemiş faiz için 328.322,05 TL harç ödeyerek itirazın iptali davası açmıştır. Borçlu itirazdan sonra takip konusu borç aslını ödemiş olup, ödenen kısım dışındaki takip giderleri için dava açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. İtiraz üzerine duran takibin harekete geçmesi veya itirazın hükümden düşürülmesi için itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası açılması gerekmektedir. Takibin itiraz üzerine durması nedeniyle, borcun aslı ödense dahi icra müdürünün duran bir takipte bakiye alacak veya giderleri talep etmesi mümkün değildir. Bu itibarla davacının, takip tarihi ile ödeme tarihi arasındaki temerrüt faizi, takip masrafları, harçlar ve vekalet ücreti yönünden duran takibin harekete geçirilmesi için itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan BAM 15.HD'nin ilamının somut olay ile bir ilgisi bulunmamaktadır.  Davaya konu icra takibine davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlandığından, mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce bu dosya üzerinde alacaklı istemi yönünden bir işlem yapılamayacaktır. Bu nedenle mahkemece icra giderleri ve icra vekalet ücreti, takip sonrası işleyecek faiz hakkında sonuç doğuracak şekilde itiraz konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 19. HD'nin 22.12.2015 tarihli 2015/7169 E. 2015/17389 K.; 18/02/2015 tarihli 2014/15412 E. 2015/2121 K.  06.11.2012 tarihli 2012/10020 E.  2012/16040 K. Sayılı içtihatları). TBK'nın 100. maddesi uyarınca faiz ve giderleri ödemede gecikmesi bulunmayan borçlunun, yaptığı ödemeyi anapara borcuna mahsup edebilmesi mümkün ise de, takip tarihi itibariyle temerrüde düşen ve icra takip giderlerini ödemekle yükümlü bulunan borçlunun yapmış olduğu kısmi ödemenin anapara borcundan düşülmesi söz konusu olamayacağından, alacaklının takip talebinde bu yolda talepte bulunmuş olduğu da gözetildiğinde, kısmi ödemenin öncelikle ödeme anına kadar  işlemiş faiz ve takip giderlerine mahsup edilmesi gerekir. Buna göre mahkemece, takip tarihi itibariyle tesbit edilen alacak tutarına, takip ile birlikte temerrüdün başladığı kabul edilmesi gerektiğinden, takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacağın tespit edilmesi, yapılan kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesi gereği öncelikle fer'i alacaklardan mahsup edilmesi ve davacının ödemeden sonra bakiye faiz, masraf, harç ve vekalet ücreti alacağının belirlenmesi, yapılan ödemenin tüm bu kalemleri karşılamaması hâlinde miktar gösterilmeksizin, icra takip masrafları, vekalet ücreti ve icra harçlarının tahsili amacıyla davalının takibe yönelik itirazının iptaline karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.  Mahkemece yeniden yapılacak yargılamada hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri gereğince yeniden vekalet ücreti belirleneceğinden davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinafı bakımından şimdilik bir değerlendirme yapılmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 22.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c88a6ec765029059","SID":"2ac813e59a63b904"}}