{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2014 Esas<br>KARAR NO: 2025/877 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/88 Esas- 2022/379 Karar<br>TARİH: 16/05/2022<br>DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirket ile davalı arasında 27/03/2006 tarihinden itibaren süresiz olarak Acentelik Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirketin davalı şirkete bağlı olarak Sigorta Teklif  formu veya Poliçe düzenlendiğini, sigorta primlerini tahsil ettiğini, sigorta primlerini şirkete aktardığını, defter tuttuğunu ve sözleşmeden doğan tüm sigorta işlerini eksiksiz yerine getirdiğini, Ayrıca müvekkil şirket doğmuş'veya doğacak muhtemel borçları karşılığında teminat vermekle yükümlü kılındığını, bu nedenle süresiz olmak üzere 10.000 TL tutarında Kesin Teminat Mektubu ibraz edildiğini, taraflar arasında akdedilmiş olan acentelik sözleşmesinin davalı ... Sigorta A.Ş. Beşiktaş ... Noteri ... yevmiye numaralı ve 11.02.2019 tarihli Azilname ve Fesih İhbarnamesi ile sonlandırıldığını, dayanaktan yoksun ve haksız olarak borç çıkarıldığını, ... adlı program ile sigorta şirketi veri girişleri için bir formül oluşturarak, istenilen bilgilerin girişi halinde otomatik olarak poliçe hazırlandığını, kötü niyetli olarak banka teminat mektubu tazmin edildiğini, hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olarak talep edilen 15.904,01TL karşılığında sözleşme başlangıcında verilmiş olan banka teminat mektubu 27.03.2019 tarihinde 10,000 TL tazmin edildiğini, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin kendi sisteminden kaynaklanan ve 2010-2011 yıllarına ait olan mizan farkının, müvekkili şirkete yüklenmesinin yasalara aykırı olduğunu, bu nedenlerle, haksız yere tazmin edilen banka teminat mektubu karşılığında fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile tazmin tarihinden itibaren doğan reeskont faizi ile şimdilik 10.000 TL'nin tahsiline karar verilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında acentelik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme sebebiyle, davacı tarafça süresiz olarak 10.000,00-TL teminat mektubu ibraz edildiğini, müvekkili şirketçe yapılan inceleme neticesinde 15.904,01-TL mizan farkı olduğu tespit edildiğini, davaya konu duruma ilişkin olmak üzere müvekkili şirkete ait defterlerin ve hesapların ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerektiğini, davacı tarafın poliçelerinin tamamen sistemsel olarak düzenlendiğini, müdahale imkanlarının olmadığı yönündeki iddiaları söz konusu mizan farkından sorumlu olmamalarını gerektirecek bir husus olmadığını, mizan farkı sebebiyle davacı tarafın sunmuş olduğu teminat mektubu haklı ve hukuka uygun olarak tahsil edildiğini, davacı tarafın tanzim tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte 10.000,00-TL’nin tahsilinin talebinin asılsız olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, gerekli incelemelerin yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdiine,  taraflarınca huzurda görülen davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/05/2022 tarih ve 2019/88 Esas- 2022/379 Karar sayılı kararında; \"Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, davalı sigorta şirketi ile davacı şirket arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin davalı sigorta şirketi tarafından feshedilmesi nedeni ile davacının davalı şirket nezdinde alacak talebine ilişkindir.Taraflar arasında 27/03/2006 tarihinde süresiz Acentelik Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında davacı tarafından doğmuş veya doğacak muhtemel borçlar karşılığında 10.000,00TL tutarında kesin teminat mektubunun davalıya verildiği anlaşılmaktadır. Yargılama kapsamında mali müşavir ... ve ... tarafından ayrı ayrı bilirkişi raporları hazırlandığı, hazırlanan raporlar incelendiğinde; hükme elverişli olmadığı, yeterli inceleme yapılmadan hazırlandığı görülmüştür. Bunun üzerine mahkememizce resen görevlendirilen Mali Müşavir ... tarafından hazırlanan 07/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"...incelenen davacı şirkete ait 2015-2019 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış-kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği ve onaylarının alındığı, bu yönüyle 6102 sayılı TTK 64/3 md. ve HMK 222 md. gereğince lehine delil niteliğinin bulunduğu, 2010 ve 2011 yılına ait ticari defterler ile 2012, 2013 ve 2014 yılı Envanter Defterinin ibraz edilmediği, bu yönüyle 6102 sayılı TTK 64/3 md. ve HMK 222 md. gereğince lehine delil niteliğinin bulunmadığı, incelenen davalı şirkete ait 2010-2019 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış-kapanış tasdiklerinin ve elektronik beratların yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği ve onaylarının alındığı, bu yönüyle 6102 sayılı TTK 64/3 md. ve HMK 222 md. gereğince lehine delil niteliğinin bulunduğu, 31.12.2014 kapanış tarihi itibariyle hem davacı hem de davalı ticari defterlerinde, davalının davacıdan 38.120,42 TL alacaklı okluğu, tarafların alacak rakamında mutabık kaldıkları, tarafların ticari defter incelemesi ve cari hesap detaylarına göre dava tarihi (2019) itibariyle; davacı şirket kayıtlarına göre davalı şirketten 10.000,00 TL alacaklı, davalı şirket kayıtlarına göre davacı şirkete 538,83 TL borçlu olduğu, taraf kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, sigorta acenteleri yönetmeliği md. 18 uyarınca davalı şirket tarafından davacı acenteye 3 er aylık ara ile mutabakat mektuplarının incelenmesi ile; davalı tarafından gönderilen 31.12.2017, tarihli mutabakat mektubunda davacı şirketten 4.156,83 TL alacaklı olduğu, mektup miktarı ile davalı ticari defter bakiyesinin uyumlu olduğu, davacı ticari defter kayıtlarında ise 860,87 alacaklı gözüktüğü, davalı tarafından gönderilen 30.09.2018 tarihli mutabakat mektubunda davacı şirketten 7.877,27 TL alacaklı olduğu, mektup miktarı ile davalı ticari defter bakiyesinin uyumlu olduğu, davacı ticari defter kayıtlarında ise 14.095,54 alacaklı gözüktüğü, söz konusu farklara ilişkin itirazının bulunmadığı, 2019 yılında davacı defter kayıtlarında, davalı cari hesabının borcuna girilen 39.,520,48 TL'lik virman kaydının davalı defter kayıtlarında olmadığı, söz konusu kaydın karşı tarafın rızası olmadan yapıldığı, genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve V.U.K. hükümlerine dayanmayan söz konusu miktarın davacı kayıtlarından çıkarılması halinde davacının kayıtlarında davalıya 29.520,48 TL borçlu olacağı, davaya konu teminat mektubunun tazmin edildiği 27.03.2019 tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirketten 15.389,48 TL alacaklı olduğu,...\" yönünde kanaat bildirilmiş, işbu bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, mahkememizce verilen kararda dikkate alınmış ve davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu; Davalı şirketin, teminat mektubunun tazmin ve tahsiline konu ettiği alacağın 2010-2011 yılları arasında meydana geldiğinden bahsettiğini, bu hususun taraflarca sunulan belgeler ve bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu,  Yine bilirkişi raporunda sabit olan ve ekte sunulan mutabakat metninden de görüleceği üzere taraflar arsında sözleşme feshi öncesi imzalanan son mutabakat metni ile Davacı şirketin 7.877,27 TL alacaklı olduğunun belirtildiğini, Davalı tarafın mutabakat metnine itirazı bulunmadığını, bu hususta tarafların mutabık olduğunu, dolayısıyla tarafların arasında 12.10.2018 tarihinde mutabık kalınan konu davacının 7.877,27 TL alacaklı olduğunu beyan etmiştir. Davacı şirketin, fesih öncesi yapılan son mutabakat ile alacaklı olduğunu, Sigortacı ile acente arasında muhasebe ilişkisi belirli dönemlerde yapılan mutabakatlarla devam ettiğini,  geriye dönük olarak bir nevi karşılıklı feragat söz konusu olup mutabık kalınan bakiye üzerinden hesap görülmeye devam edildiğini, bunun sebeplerinden birisinin de sigortacı ile acente arasındaki münasebetin prim alacaklarından kaynaklanması, acentenin sigortacının temsilcisi olması, üç ay içerisinde tahsil edilmemiş prim var ise mutlaka icra ve dava yoluna gidilmesi zorunluluğu olduğunu, aksi halde ortada prim alacağı da kalmayacağını, ayrıca, davalının alacaklı olduğunu iddia ettiği dönemlerin 2010-2011 yıllarına ait olduğunu, Kanun koyucu sigorta sözleşmesinden kaynaklı alacaklara ilişkin özel düzenlemelere sahip olduğunu, sigortalıdan eksik tahsil edildiği gayesiyle zarara uğradığı iddiası var ise acentenin de geriye dönük prim alacağını sigortalıdan tahsil edebilmesini sağlayacak şekilde davranması gerektiğini, bu sebeple sigorta şirketleri ile acenteler belirli aralıklarla mutabık kaldıklarını, üç ay içerisinde prim alacağı talep edilmez ve talebe ilişkin icra dava aşamasına geçilmez ise sigorta sözleşmesinden cayma söz konusu olabileceğini, davalının iddia ettiği tutarların ne olduğu, nereden kaynaklandığı belli olmadığı gibi eğer sigorta prim alacağının eksik tahsili ve benzeri durum söz konusu ise sigorta korumasını başlatmaması gerektiğini, diğer yandan acentesine de eksik prim tahsilini sağlayacak imkân da bırakmadığını,  Sigorta sözleşmelerine özgü ifa sırası bulunduğunu, sigorta şirketinin poliçeyi sigortalıya vermesi ile prim borcu, primin ödenmesi ile de sigorta himaye borcu başladığını, TTK m.1434 / 2 \"Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden cayılmış olunur\". davalı sigorta şirketinin, prim alacağı talebinde bulunduğu tutarlarla ilgili üç ay içerisinde dava veya takip yoluna gitmemişse sözleşmeden cayılmış olunduğunu, dolayısıyla iddia edilen alacağın sakatlandığını, eksik borç dahi sayılamayacağını, Sigorta mevzuat ve uygulamalarına aykırı davranan davalı tarafın, 12.10.2018 tarihli mutabakatla 7.877,27 TL borçlu olduğunu kabul etmiş olmasına rağmen, sözleşmenin feshi esnasında mutabakat metnine aykırı olarak geriye doğru borç çıkardığını, 2010-2011 yıllarına ait mahkemeye de ibraz edilen (Excel) liste ileterek, davacıya ait teminat mektubunu haksız olarak paraya çevirdiğini ve tahsil ettiğini, Bilirkişiler tarafından yapılan incelemelerde 2010-2011 yıllarına ait önceki kayıtların incelenmediğini, bazı kayıtların da yine çokluğu sebebiyle incelenmeksizin bir rapor oluşturulduğunu, esasen bu 2010-2011 yılın ait hesaplamaların dava konusu ile ilgisi de bulunmadığını, Dava konusu, taraflar arasında alacak borç ilişkisi kapsamında alacağın tahsili olmayıp, haksız tazmin edilen teminat mektubu sebebiyle uğranılan zararın tazmini olduğunu, Sigorta hukukuna özgü bir uyuşmazlık olması sebebiyle TTK ilgili hükümleri, sigorta sözleşmelerinden kaynaklı alacağın 6 yıllık zamanaşımı süresi, genel olarak prim alacağının üç ay içerisinde dava ve takibe konulmamış olması halinde sözleşmeden cayılmış sayılacağı hususları ile mutabakata rağmen davacı şirketin borçlu olmadığı bilindiği halde TTK ve TMK kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olarak teminat mektubunun haksız tazmin ve tahsili söz konusu olduğunu, aşağıda belirtilen hususların değerlendirilmesini ve davanın  kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, Son yapılan mutabakat metni (12.10.2018 tarihli) ile davacı tarafın 7.877,27 TL alacaklı olduğu tespit edildiğini, Buna rağmen mutabık kalınan yıllara ait (2010-2011) yıllarına ait alacak iddiası ile teminat mektubunun haksız tazmini söz konusu olduğunu, prim alacaklarının sigorta sözleşmesine özgü sürelerde dava ve icraya geçilmesi veya geçilmek üzere acenteye bilgi verilmesi gerektiğini, aksi halde gerek cayma sayılması sebebiyle prim alacağı oluşmamış sayılacağını, gerekse geçen süre sebebiyle hak zamanaşımına uğramış olacağını, davalının iddia ettiği alacağın varlığından söz edilemeyceğini, dayanaksız bir alacak için acenteyi haksız yere borçlandırma çabası mevcut olduğunu, Davalı tarafın mutabakata rağmen, davalı, dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, elinde bulunan teminat mektubunu haksız olarak tazmin ettiğini, karşı yanın haksız eylemi, sigorta hukuku uygulamalarına aykırı olup hakkı olmayan bir alacak için de acenteden talepte bulunulduğunu, davalının, taraflar arasında mutabakata aykırı davranışı, TMK m. 2 (Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.) kapsamında dürüstlük kuralına aykırı davranarak elinde bulundurduğu teminat mektubunu haksız olarak tazmin edildiğini beyanla, istinaf talebinin kabulüne, usul ve kanuna aykırı mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen 27/03/2006 tarihli \"Acentelik Sözleşmesi\" nin davalı tarafından feshi sonrasında davacının sözleşme kapsamında davalıya verdiği teminatın haksız olarak nakde çevrildiği iddiası ile bedelinin tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde tarafların ticari defter ve kayıtlara göre davacının davalıya borçlu olduğunun ve taraflar arasındaki sözleşmenin 19. maddesinde düzenlenen delil sözleşmesine göre ticari defter ve kayıtlarına itibar edilmesi gereken davalının teminat mektubunu nakde çevirdiği tarihte davacıdan alacaklı olduğunun tespit edilmesi karşısında davalı tarafından teminat mektubunun haklı olarak nakde çevrildiği anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi  kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.    </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8cb21ad3bcfcd902","SID":"4614fe8b3ac396c6"}}