{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1895 Esas<br>KARAR NO: 2025/716 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2021/144 Esas - 2022/655 Karar <br>TARİH:  23/06/2022<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 02/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, bu ilişkiden kaynaklı davalının müvekkile borcundan dolayı dava dilekçesinde ayrıntılı belirtilen 5 adet senet gönderdiği, davalının borcunu ödemediği için Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine 15.000,00TL'lik senet alacağı için icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1043 Esas sayılı dosyası ile imzaya itiraz edildiği ve mahkemece imza incelemesi yaptırılarak imzaların davalıya ait olmadığı tespit edilerek takibin durdurulmasına karar verildiği, davalı aleyhine başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, müvekkile olan borcunu kötü niyetli olarak inkar ettiğini belirterek Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ...esas numaralı dosyası ile davalı aleyhine yapılan takibin devamına, 15.000,00TL alacağının bonoların vade tarihlerinden işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, %20 'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin işletme ve ikametgahının Samsun olduğunu belirterek yetki itirazında bulunduklarını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, imza itirazlarınında değerlendirildiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 23/06/2022 tarih ve 2021/144 Esas - 2022/655 Karar sayılı kararında; \"Dava ticari ilişki sebebiyle açılan alacak davasıdır. Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/1043 esas, 2018/125 karar sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ... olduğu, davalının ... olduğu, dava konusunun imzaya itiraz olduğu, mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna göre; 31/03/2016, 30/04/2016, 31/05/2016, 30/06 2016, 31/07/2016 keşide tarihli, 3.000,00 TL bedelli 5 adet senet üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/513 esas, 2019/747 karar sayılı dosyası incelendiğinde; davalı ... beyanında; ortağı ... 'ın davaya konu senetleri kendisine ulaşamaması sebebiyle imzaladığını beyan ettiği ve hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve 11/12/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Davalı taraf mahkememize sunduğu cevap dilekçesi ile bilgisi ve rızası dışında senetlerin düzenlendiğini ileri sürmüştür. Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 28/12/2021 tarihli cevabi yazısına göre davalının ortağı olduğu firma kaydına rastlanmadığı belirtilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) “İspat yükü” kenar başlıklı 6 ncı maddesi şöyledir:“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”  denmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı kanun) “İspat yükü” kenar başlıklı 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.\"  denmektedir. Mevcut olayımızda davacı davalı ile olan ticari ilişki sebebiyle davalıya 5 adet sıralı senet gönderdiğini ve davalının borcunu ödemediğini iddia etmektedir. Davalı taraf  ise bilgisi ve rızası dışında senetlerin düzenlendiğini ileri sürmüştür. Davacı taraf davalı ile yapmış olduğu ticari ilişkiyi ve davalının borcu ödemediğini ispat etmelidir. Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi  hususunun teknik konu olması sebebiyle mahkememizce bilirkişi ara kararının oluşturulduğu, davacı tarafın ücreti ödemediği ve dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İspat yükü davacı taraftadır. Dosya kapsamına göre davacı iddialarını ispat edemediğinden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle istinaf ettiklerini, Davacı müvekkili ile davalı ... (...) arasında ticari ilişki mevcut olduğunu ve davalının müvekkiline olan borcundan dolayı kargo ile 31.03.2016 vadeli 3.000 TL bedelli, 30.04.2016 vadeli 3.000 TL bedelli, 31.05.2016 vadeli 3.000 TL bedelli, 30.06.2016 vadeli 3.000 TL bedelli, 31.07.2016 vadeli 3.000 TL bedelli  5 adet  sıralı senet gönderdiğini; davalı borcunu ödemediği için Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas numaralı dosyası ile davalı ... aleyhine 15.000 TL'lik senet alacağı için taraflarınca icra takibi başlatıldığını; davalı tarafından Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1043 esas sayılı dosyası ile imzaya itiraz edildiğini; mahkemece imza incelemesi yapıldığını ve alınan bilirkişi raporu ile imzaların davalıya ait olmadığı tespit edildiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini; icra mahkemesi sınırlı yetkili olup sadece bonolardaki imzaların borçluya ait olup olmadığı çerçevesinde sınırlı bir yargılama yaptığını; bu nedenle davalıdan alacaklı olduklarının tespiti ve alacaklarının tahsili için iş bu davanın açıldığını; akabinde  davalı aleyhine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/30420 soruşturma numarası ile dava konusu senetlere istinaden yapmış oldukları resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesi 2018/513 E. Sayılı dosyası ile dava açıldığını ve davalının cezalandırılmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, İlk derece mahkemesi, davacının davalı taraf ile olan ticari ilişkiyi ve davalının borcu ödemediğini ispat etmesi gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verdiğini ancak gerekçe ve kararın hukuka aykırı olduğunu; dosya alacağının dayanağının kambiyo senedi olduğunu; bu nedenle iş bu kambiyo senetlerinin taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve davalının borcu olduğunun ispatı olduğunu; burada borçlu olmadığını ve senetleri ödendiğini ispat edecek olan tarafın davalı olduğunu; davalının bu hususta dosyaya hiç bir delil sunamamasına rağmen mahkemenin davanın reddine karar verdiğini; davalı  dava konusu senetlere istinaden yapmış oldukları resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırıldığını; verilen bu karar ile de davalının dava konusu senetleri müvekkile gönderdiği ve borçlu olduğunun ispatlandığını, Tüm bunların yanı sıra dava dilekçelerinde de belirttiklerini, davalının 29.06.2016 tarihinde saat 17:46 da kendisine ait email hesabı olan \"...@hotmail.com\" hesabından müvekkili firmanın \"...@....com\" email hesabına gönderdiği e-mailde 5 adet 3.000 TL'lik senedin kendi şahıs firması olan ...'e ait olduğunu ve senetlerin kendisine ivedilikle iade edilmesini talep ettiğini; dosyaya sunulan email çıktıları da açıkça görüleceğini, davalı bahsi geçen senetlerin kendisine ait olduğunu, ivedilikle kendisine iade edilmesini istediğini; kanun hükümlerinin bu konuda açık olduğunu; HMK Madde 199 - (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Madde 202 - (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.(2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. HMK uyarınca davalı tarafından gönderilen e-mail belge mahiyetinde olup, hem bonoların davalı tarafından gönderildiğini hemde taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ispatlamakta olduğunu ancak ilk derece mahkemesinin bu hususları dikkate almadığını, davayı reddettiğini; ilk derece mahkemesi tarafından belge niteliğindeki bu e-mailin alacağı tam olarak ispatlamadığı düşünülmüşse, bunun yazılı delil başlangıcı olarak kabulü ile tanık dinlenilmesi gerektiğini ancak mahkemenin bu hususta tanık dinlemediğini; davalının bonoların kendi firmasına ait olduğu ve kendisine iade edilmesini istediği e-mail hiç bir tereddüte yer vermeyecek kadar açık olduğunu; davalının kendisine ait olmayan senetleri müvekkilden talep etmesinin anormal bir durum olacağını, Tüm bu nedenlerle  ilk derece mahkemesi hukuk aykırı olduğundan kararı istinaf etme zorunluluğunun doğduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıkladığımız ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/144 E.,2022/655 K. sayılı dosyasından verilen kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, bir karar verilinceye kadar icranın geri bırakılmasına, masraf ve avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ilamsız takipte, davalının  icra hukuk mahkemesinde ileri sürdüğü imza itirazının mahkemece kabul edilmesi ve takibin durması üzerine, takibin devamına, 15.000,00-TL alacağın bonoların vade tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline ve davalının inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemlerine ilişkin olup,  mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalının aralarındaki ticari ilişkiye istinaden kargo yolu ile davacıya takip dayanağı, her biri 3.000,00-TL değerinde beş adet bonoyu gönderdiğini, borcun ödenmemesi üzerine hakkında başlatılan kambiyo takibinde imzaya itiraz ettiğini, icra hukuk mahkemesi tarafından yapılan imza incelemesi sonucu itirazın kabul edildiğini ve takibin durduğunu, davalının davacıya takip öncesi gönderdiği e-mail ile bonoların kendisi adına, dava dışı ... isimli kişi tarafından düzenlendiğini kabul edip iadelerini istediğini, davalı hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından şikayetçi de olunduğunu ileri sürerek, Bakırköy .. İcra Müdürlüğü'nün  kambiyo takibinin devamına, 15.000,00-TL alacağın bonoların vade tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline,  davalının alacağın %20'si oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı yan; takip dayanağı bonolardaki imzanın kendisine ait olmadığını, davalının göndermiş olduğu faturasız mallara istinaden davalının bilgisi ve rızası dışında ... isimli kişi tarafından beş adet bononun düzenlenip davacıya gönderildiğini, bu durumun davalı tarafından farkedilmesi üzerine, faturasız gönderilen mallar  ve bu mallar karşılığında düzenlendiği iddia olunan bonolar bakımından hukuki sorumluluk kabul edilmediğinin davacıya mail yolu ile bildirildiğini, bonoların da iadesinin talep edildiğini, imza itirazlarının icra hukuk mahkemesi tarafından kabul edildiğini savunmuştur. Bakırköy .. İcra Müdürlüğü'nün ...  esas sayılı dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine beş adet bonoya dayalı olarak 15.000,00-TL asıl alacak, 285,66-TL işlemiş faiz olmak üzere, toplam 15.285,66-TL'nin tahsili amacıyla kambiyo takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Bakırköy 4 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2016/1043 esas, 2018/125 karar sayılı dosyası kapsamından, eldeki dosya davalısının İİK'nun 170 maddesi kapsamında yasal süre içerisinde, takip dayanağı bonolardaki imzaya itiraz ettiği, mahkemece yaptırılan imza incelemesi sonucu, bonolardaki imzanın davalıya ait olmadığının tespit edildiği ve 08/02/2018 tarihli karar ile itirazın kabulüne ve  takibin durdurulmasına karar verildiği, anılan kararın taraflarca kanun yoluna başvurulmaması üzerine 10/04/2018 tarihinde kesinleştiği, böylece anılan kambiyo takibinin iptal olduğu anlaşılmıştır. İİK'nun 170/3 fıkrası uyarınca, icra mahkemesi İİK'nun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı imza incelemesi sonucunda, inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. Bu karar ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır. İcra mahkemesi tarafından imza itirazının kabul edilmesi yanında, alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına da hükmedilmiş, ancak alacaklı genel hükümlere göre dava açmış ise para cezasının tahsili genel mahkemede görülen davanın sonuna kadar tehir olunur. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, davacının, 20/03/2018 tarihli dava dilekçesinde hem takibin devamına ve inkar tazminatına hükmedilmesini, hem de beş adet bononun toplam bedeli olan 15.000,00-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmış olup, kambiyo takibinde, adi ilamsız takipte olduğu gibi borçlunu icra müdürlüğü nezdinde ödeme emrine itirazı üzerine takibin durması söz konusu olmadığından, kambiyo takibine itirazın iptali davası açılmasının mümkün olmadığı, takip alacaklısının ancak genel hükümlere göre, diğer ifade ile temel ilişkiye dayalı olarak alacak davası açılabileceği, davacının da bonoların tutarı kadar alacağın davalıdan tahsilini talep etmiş olması, ön inceleme celsesinde uyuşmazlığın,  davacının davalıdan 5 adet senet nedeniyle alacaklı olup olmadığı ve taraflar arasında ticari ilişki  bulunup bulunmadığı yönünde olduğunun tespit edilmiş bulunmasına ve bu tespitin duruşmada hazır bulunan taraf vekillerince de kabul edilmiş olmasına  göre, davanın genel hükümlere göre açılmış alacak davası olarak görülmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalının davacının muhasebecisine gönderdiği 29/06/2016 tarihli e-mail de \"İyi Günler Özlem Hanım; göndermiş olduğunuz faturasız malların dökümünü inceledim. Öncelikle hesabınızdaki bir yanlışlığa dikkat çekmek isterim. 20.03.2015 de ... optik için gönderilen 200 ve 400 adet bezlerin yazdığınız birim fiyata göre toplam fiyatı 120 TL yapmaktadır. Böylece toplam hesap 6575 TL ye düşer. Ayrıca, Faturasız gönderilen ürünler ile alakalı ... beyle görüşmek istedim ancak telefonlarıma ısrarla cevap vermedi. Buna istinaden göndermiş olduğunuz faturasız malların ... ve şahsımla alakalı yasal ve hukuksal yoldan hiçbir bağlıyıcılığı olmadığından ve ... beyin ... ile ilişkisi kesildiğinden dolayı Lütfü beyin size göncermiş olduğu ...'e ait 5 adet 3000 TL'lik sıralı senetlerin ivedelik ile tarafıma teslim edilmesini rica ederim.\" beyanında bulunduğu anlaşılmıştır.  Dava konusu bonolar altındaki imzanın davalıya ait olmadığı taraflar arasında ihtilaf konusu olmayıp, davacı tarafından bu bonoların davalı bilgisi dahilinde imzalandığı ve davalıyı bağladığı, öte yandan bu bonoların dayanağının satış ilişkisi olduğu, satış ilişkisi kapsamında davalıya gönderilen ürünler nedeniyle 15.000,00-TL alacaklı olunduğu olduğu ileri sürülmekte olup,  bonolar altındaki imzaların davalıya ait olmaması karşısında, bonoların davalıyı bağladığını ve bonoların verilmesine dayanak ticari satış ilişkisinden doğan 15.000,00-TL alacağın varlığını yazılı delil ile ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, bu iddiaların tanıkla ispatının mümkün olmadığı, mahkemece davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verildiği, davacı tarafından inceleme günü defter ve kayıtlar ibraz edilmediği gibi, delil avansının da yatırılmadığı, öte yandan ticari ilişkinin varlığını kanıtlar sözleşme, fatura ve  teslim alan kısmı imzalı irsaliyeli fatura, mutabakat  ve benzeri başkaca bir delilin de dosyaya sunulmadığı, mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece davacının alacağın tahsili istemi dışında ileri sürdüğü takibin devamına ve davalının inkar tazminatına mahkum edilmesine yönelik istemlerinin, özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, tüm talepler bakımından davanın reddedilmesi yerinde olmamış ise de, bu eksiklik sonuca etkili olmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi  kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"983002b7058bd4ba","SID":"36e5d79564d11059"}}