{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/748 <br>KARAR NO: 2025/825<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 04.03.2025 tarihli ara karar<br>NUMARASI: 2025/58 Esas <br>DAVA: Şirket hisselerinin iadesi<br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ..., davalı ... ve dava dışı ...'ın 3 kardeş olduğunu ve birlikte ... Dış Tic.Ltd. Şti., ... San. Ve Tic.Ltd.Şti unvanlı şirketleri kurduklarını, yıllar içinde her iki şirketin belirli imkan ve mali güce kavuştuğunu, 2009 yılında müvekkili ...'ın yaşadığı bir kefalet sorunu nedeniyle her iki şirketteki hisselerini belirli oranlarda kardeşleri davalı ... ve ...'a bedelsiz olarak sonra aynı şekilde kendisine iade edilmek üzere emaneten devrettiğini, ... San. Ve Tic.Ltd.Şti 'ndeki toplam 168.750,00 TL değerindeki hissesinin 86.250,00 TL'lik kısmı ile, ... Dış Tic.Ltd. Şti., ... San. Ve Tic.Ltd.Şti'ndeki toplam 4.875.000,00 TL değerindeki hissesinin, 2.500.000,00 TL'lik kısmını davalı ...'a bedelsiz olarak emaneten devrettiğini, hisse devir sırasında hisselerin emaneten devredildiğine ilişkin bir belge düzenlendiğini ve bu belgenin ...'ın saklaması için teslim ettiğini, buna ilişkin tanıklar olduğunu, sürecin bu şekilde ilerlerken davalının usulsüz uygulamalarla şirket kaynaklarını kendi lehine kullandığına ilişkin söylentiler yaygınlaştığını, bunun üzerine müvekkilinin emaneten verdiği hisselerin iadesi için davalı ve diğer kardeş ...'a müracaatta bulunduğunu, ...'ın derhal iade ve devre hazır olduğunu beyan ettiğini, hatta Bakırköy ...Noterliğinden ... yevmiye nolu 04/03/2024 tarihli ihtarnamesi ile müdür vasfını haiz davalıya ihbarda bulunduğunu, davalının durumu istismarla iade için farklı menfaatler istediğini ifade ettiğini , bilinçli olarak yarattığı tartışma, kavga ve saldırı mahiyetindeki uygulamalarıyla istismar yolu ile uzaklaştırma kararı alarak kardeşlerini şirketten uzak tutmaya çalıştığını ve sonuç olarak şirketlerin denetimsiz fiilden davalının tasarrufuna kaldığını, davalıya emaneten ve daha sonra kendisine iade edilmek üzere devredilen hisselerin derhal müvekkiline iade edilmesi hususunda ihtar gönderildiğini, davalının kayıtsız kaldığını, müvekkilinin talebini yerine getirmekten imtina ettiğini, davalı yanın hisse bedellerine karşılık müvekkiline herhangi bir ödemede bulunmadığını, aksini ispat külfetinin davalı yanın üzerinde olduğunu, devrin karşılıksız yapıldığının ve somut olayın inançlı işlem olduğunun yargılama sonucunda ortaya çıkacağını, öncelikle yargılama süresince müvekkiline iadesi istenen hisseler üzerine hisse devri yasağı getirtilerek ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulünü, müvekkili ...'ın gerçeket ortağı olduğu ... Dış Tic.Ltd. Şti., ... San. Ve Tic.Ltd.Şti nezdindeki geri iade edilmek üzere karşılıksız olarak davalıya devrettiği emanet hisselerin davalıdan alınarak müvekkiline iadesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; İnançlı işlemin taraflarınin, inançlı işlemi sadece yazılı delille ispatlayabilecğini, inançlı işlemin taraflarının anne-baba-kardeş gibi hmk m.203/1-a'da sayılan kişiler olsa dahi tanıkla ispatının mümkün olmadığını, davacı ...'ın, 2009 yılında yaşadığı bir kefalet sorunu ile her iki şirketteki hisselerini belirli oranlarda kardeşleri davalı ...'a ve dava dışı ...'a bedelsiz olarak devrettiğini, daha sonra hisselerin kendisine iade edileceğine dair kardeşleriyle anlaştığını iddia ettiğini, taraflar arasındaki inançlı işlemin varlığının Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca yazılı delille ispatlanması gerekirken, ispata yarar hiçbir delil sunamayan davacının açtığı mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini, aynı şekilde, İnançlı işlemin taraflarının; anne-baba kardeş ve HMK m.203/1-a'da sayılan kişiler olması halinde dahi tanık ile ispat mümkün olmadığını, ...'ın, ... Tekstil Ltd. Şti.'ndeki  hisselerini 09 Kasım 2009 tarihinde Bakırköy ... Noterliği'nde düzenlenen ... nolu Limited Şirket Hisse Devir Senedi  ile, ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ndeki hisselerini de 09 Kasım 2009 tarihinde Bakırköy ... Noterliği'nde Düzenlenen Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile Müvekkilime bedeli mukabilinde devrettiğini, Bakırköy ... Noterliği'nin ... Yevmiye Numaralı 09.11.2009 tarihli hisse devir sözleşmesinde, hisse devir eden ..., hisse devir eden ... ve ... isimli kişilerden hisse devir bedelini nakden ve tamamen devraldığını beyan ettiğini, bu hususun aksi ancak yazılı bir delille ispatlanabileceğini, davacı tarafın böyle bir delil sunamadığını, ...'ın aradan 15 yıl geçtikten sonra haksız ve gerçeğe aykırı şekilde ileri sürdüğü iddia inandırıcılıktan uzak olduğunu, bu haksız iddianın aradan bu kadar uzun bir süre geçtikten sonra ileri sürülmesinin nedeni ... ile birlikte hareket ederek müvekkilinin yetkilisi olduğu şirketleri ele geçirmek istemeleri olduğunu, ... ve ...'ın müvekkiline şiddet uyguladıklarını, müvekkilinin canını çevredekilerin yardımı ile kurtardığını ancak müvekkilinin bu saldırı sonucunda basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek bir şekilde yaralandığını bu nedenle müvekkilinin yapmış olduğu şikayet neticesinde Bakırköy 43.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2024/259 E. Sayılı  dosyasından yargılama halen devam ettiğini, ...ın ortaklıktan ve yönetimden ayrıldıktan  sonra müvekkili tarafından yönetilen şirketin mükemmel bir performans sergileyerek büyüdüğünü ve sektöründe öncü bir firma haline geldiğini, müvekkilinin sadece Türkiye'de değil Yurtdışında da Polanya'da da yatırım yaptığını ama bu yatırımı Diğer ortak ... üzerinden gerçekleştirdiğini, diğer ortak ...'ın,  müvekkilinin hakkı olan  Polanya'daki yatırımlarının %51'ni müvekkiline vermek istemediğini, sanki Polanya'da inşaa edilen Alışveriş merkezi konutları kendi elde ettiği yatırımla yapmış gibi Polonya'daki  yatırımların Gerçekte %51'i müvekkiline ait olmasına rağmen tüm servetin kendine ait olduğunu iddia ettiğini, bununla da yetinmediğini, müvekkilinin Polanya'daki haklarını talep etmesinin önüne geçmek için adeta Türkiyedeki şirketlere kendisi %49 oranında ortak olmasına rağmen zarar verecek tutum ve davranışlar içine girdiğini, davacı ve birlikte hareket eden ...'ın tek amacının müvekkiline ve müvekkilinin yetkilisi olduğu şirkete zarar vermek olduğunu, bu amaçla davacı da oğlu adına müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket ile aynı konuda faaliyet gösteren şirket ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.  ünvanlı şirketi kurdurduğunu ve müvekkilinin yetkilisi olduğu ve ortak olduğunu iddia ettiği ...'in kullandığı gayrimenkulleri satın olarak hisse iddiasında bulunduğu şirketi Tahliye etmeye çalıştıklarını, davacının hisseleri bedelsiz olarak devrettiğini iddia etmişse de bu iddianın da gerçeklere aykırı olduğunu, zira Davacı ile müvekkili arasında ... San. Ve Tic. A.Ş. Şirketi üzerinden ortaklık ilişkisi  bulunduğunu, ...'ın bu şirketteki hisse oranı %18,51 olduğunu, bu hissenin değerinin ekte sundukları Ticaret Sicil Gazatesinden de anlaşılacağı üzere 51.852.345,00 TL olduğunu, davacı ... Tekstil Ltd. Şti.'ndeki hisselerini bedeli mukabilinde sattığını, bu para ile de ... San. Ve Tic. A.Ş'ne sermaye koyduğunu, ...'ın müvekkiline göndermiş olduğu ekte sunulmuş olan İhtarname ekindeki tapu bilgilerinden de anlaşılacağı üzere iki gayrimenkul için 34.000.000,00 TL ödeme yaptığının anlaşıldığını, ...'ın bu ekonomik gücünün nedeni ... Tekstil Ltd. Şti.'ndeki payının satımından elde ettiği gelir olduğunu, Zira ...'ın hisselerini sattıktan sonra ... Tekstil Ltd. Şti.'nde emekli olana dek sigortalı olarak çalıştığını, bu itibarla ...'ın ekonomik gücünün kaynağı ... Tekstil Ltd. Şti.'ndeki hisselerinin karşılığını müvekkilinden almış olmasına dayandığını, ekte sunulmuş olan 09.11.2009 tarihli Limited Şirket Hisse Devir Senedi'nden de anlaşılacağı üzere Davacının noterdeki  \"Devir bedelleri nakden ve tamamen ödenmiş olup, taraflar birbirlerini bu devirle ilgili olarak ibra etmişlerdir. Bu hisse devir senedi taraflarca okunarak kabul ve imzalanmıştır.\" şeklindeki beyanından sonra hisse bedellerini almadığı  ve ispat külfetinin tarafımızda olduğu yönündeki iddianın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hisse devri üzerinden 16 yıl geçtikten sonra böyle bir iddia ortaya atması iyiniyetli bir iddia olmamakla birlikte karşı tarafın iddiası zamanaşımına da uğramış bir iddia olduğundan Zamanaşımı itirazında da bulunduklarını, davacının ... ile ortak hareket etmesi nedeniyle ...'ın hisselerini ...'a devri konusundaki açıklamaların işbu davada herhangi bir delil niteliği bulunmadığını, ...'ın amacının ...'ı kullanarak şirketi ele geçirmek ve müvekkilini zor duruma düşürmek bu şekilde müvekkilinin Polonya'daki haklarını talep etmesinin önüne geçmek olduğunu, karşı tarafın ... San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nde olduğu gibi ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ndeki hisselerini de aynı şekilde bedelini alarak müvekkiline devrettiğini, bu hususun ekte sunulan Noterde düzenlenen hisse devir sözleşmeleri ile ortada olduğunu, bu itibarla Dava dilekçesindeki anlatımların gerçeklere ve hukuka aykırı olduğundan haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep ettiklerini, neticede davacı tarafça açılan, zamanaşımına uğramış mesnetsiz davanın reddine, tüm yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 04.03.2025 tarihli ara kararla;  \"...Dosya kapsamında bu aşamada; davacının dava konusu yaptığı talebindeki temel dayanak, inanç (temlik) sözleşmesidir. Kanunlarımızda, gerek inançlı işlemi gerekse inanç sözleşmesini doğrudan düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu' nun 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas - 1947/6 Karar sayılı ilamında, inançlı işlemin ispatı için yazılı delil şartı aranmıştır.Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Dava konusu limited şirketler paylarının resmi şekilde yazılı olarak noterde devrinin yapıldığı, payların yazılı devir sözleşmelerine karşın inançlı temliğe yönelik dosya kapsamına herhangi bir yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunulmadığı görülmüştür. Bu haliyle bu aşamada talep tarihi itibariyle tedbire yönelik yaklaşık ispatın gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Sunulan diğer kayıtların, yaklaşık ispatı sağlayacak düzeyde olmadığı da mahkememizce değerlendirilmiştir.Davacının, davanın sonucu ile ihtiyati tedbir hususunda yaklaşık ispata yarar delil sunmaması hâlinde, yine de dava konusunun korunması veya oluşacak muhtemel zararların önlenmesi amacı ile tedbir kararı verilemez. Aksi hâlde, herhangi bir soyut iddia karşısında, mahkemenin dava konusunun korunması amacıyla mutlaka ihtiyati tedbir kararı vermesi gerektiği sonucuna varılacak olup, bu kabul tarzı 6100 sayılı HMK' nın 390. maddesindeki düzenlemeye uygun değildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 26.09.2024 Tarih ve 2024/1197 E. - 2024/1332 K. sayılı ilamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 28.01.2025 Tarih ve 2025/97 E. - 2025/60 K. sayılı ilamı ) Bu sebeplerle talebin reddine karar verilmiştir....\" gereçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Henüz dosyaya deliller yeterli olarak sunulmamış olup, zaten belirttikleri üzere bu aşamada bunların tedbir ile ilgili olarak aranması davanın esasına ilişkin karara yönelme anlamı taşıyacak, zorlama bir yorum olduğunu, Aynı iddia ile muhatap olan diğer ortak ...'ın ...'ın emanet hisselerini devrettiği, devir işlemini genel kurulda görüşülmek üzere şirketin onayına sunduğu, ancak bunun  davalı tarafın müdürlük sıfatı kullanılarak engellendiği dosyada kanıtlı iken,  davalı hakkında, emanet hisseleri devreden diğer hissedar ... tarafından (Müdürlük azil talepli- Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/635 E. sy. dosya nezdinde) açılmış davada, azil öncesi her iki şirkete davalı müdür yanına üç kayyum tayin edildiği, her iki şirketin de kayyumlar denetiminde olduğu hususları gözden kaçırılarak tedbir talebinin reddine karar verildiğini, Davalının kendisini sınırsız yetkilerle donatarak, şeklen diğer ortak ...'ı ve gerçekte üçüncü ortak ...'ı şirketlerin kapısından dahi sokmayarak, keyfi bir şekilde dilediği gibi kararlar almasının kaçınılmaz bir neticesi olarak; her iki şirkete verdiği zararlar, kayyım incelemesinde ortaya konulduğunu, eğer vaktinde tedbiren hisse devri yasağı getirilmez ise hisselerin 3.kişilere devri ile doğabilecek geri dönülemez zararların hassasiyetle değerlendirilmesi gerektiğini, Sonuçta, istenilen sadece iadesi dava edilen emanet hisseler üzerine tedbir konulması iken, böyle bir kararın sanki, esas hakkında karar verilmişçesine reddi ile davalının bir anda tüm hisseleri devrederek zarar oluşması bir yana davanın sonucunu imkansız kılacak bir ret kararının hukuka aykırı olduğunu, Ayrıca sunacakları cevaba cevap dilekçesi ekindeki belgeleri saklı tutarak ifade ederek, yazılı delil başlangıcı bir belgenin varlığı halinde tanık deliline dayanılabileceği yerleşik yargı içtihadı ile yerleşmiş bir husus olduğunu, ancak yine bir kez daha ifade etmek gerekirse bu hususlar işin esasına girildiğinde tartışılması ve değerlendirilmesi gereken konular olduğunu, burada yaklaşık ispatın varlığı yukarıdaki açıklamalara ek olarak ise, bizatihi davalı vekilinin cevap dilekçesinde ortadaki inançlı işlemi inkar etmeyerek, sayfalarca inançlı işlem koşullarını açıklaması bir nevi ikrar mahiyetinde olup, dosyada mübrez deliller ile sübuta ermiş durumda olduğunu, ayrıca ara kararın gerekçesinde yer verilen, \"Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1).\" ibaresinin Hukuk Düzenimizde yargıca \"sınırsız bir takdir yetkisi\" tanınması olarak değerlendirilemeyeceğini önemle ifade ettiklerini, bu aşamada şirketlerin devre konu hisselerinin 3.kişilere devri halinde geri dönülmesi güç ve telafisi neredeyse imkansız zararların doğabileceği hususu yaklaşık ispat araçları ile fazlası ile ortaya konulmuş olup acilen konu hisselerin devrinin önlenmesi için geçici olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, dava dışı şirketlerdeki davacıya ait olup davalıya inançlı işlemle devredildiği ileri sürülen hisselerin davacı adına tescili istemine, istinaf başvurusu ise davacı vekilinin ihtiyati tedbir  talebinin reddi ara kararına  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 04.03.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, dava dışı şirketlerdeki hisselerini yaşadığı kefalet borcu sorunu nedeniyle aynı zamanda kardeşi olan davalıya inançlı olarak devrettiğini, ancak davalı yanca inançlı olarak devranılan hisselerin geri iade edilmediğini ileri sürmüş, davalı ise davacı iddiasının mesnetsiz olduğunu, iddiasının yazılı kanıtlanması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı aynı zamanda dava dışı şirketlerdeki hisselerin devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İlk derce mahkemesince ihtiyati tedbir isteminin yaklaşık ispat yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.HMK'nın 389.maddesi,  \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir \" hükmünü, aynı Yasa'nın 390/3 maddesi ise,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Davadaki uyuşmazlığın konusu, dava dışı şirktette gerçekte davacıya ait olup, davalıya inançlı işlemle devredildiği iddia edilen hisselerin davacıya iadesi gerekip gerekmediğine ilişkindir.  Davacı, davalı tarafından  dava dışı  şirketlerdeki hisselerin üçüncü kişilere devrinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş olup istinaf konusu  uyuşmazlık, tedbir şartlarının oluşup olmadığı noktasındadır. Somut olayda iddianın ileri sürülüşü, cevap dilekçesi içeriği ile tedbir kararının değerlendirildiği aşama itibariyle  mevcut delil durumu gözetildiğinde;  davacının iddiaları bakımından yaklaşık ispat olgusunun dosyanın geldiği aşama itibariyle gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine varıldığından ve ayrıca  delillerin değişmesi durumuna göre ilk derece mahkemesinden  ihtiyati tedbir talep edilebileceğinden, ilk derece mahkemesinin ara kararı ve  gerekçesi isabetli bulunmuştur.  Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve  391/3. maddeleri  uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ihtiyati tedbir isteyen davacı  vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"75cf7ec6a037a67d","SID":"ee7d20fa847aa51d"}}