{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/531 Esas<br>KARAR NO: 2025/882 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2024/633 Esas -  2024/739 Karar <br>TARİH:  24/10/2024<br>DAVA: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili firmanın toptancı dükkanı olduğunu, 2022 Ocak ayından itibaren davalı firmadan küçük miktarda ... marka çikolata sipariş ettiğini, tek seferde sipariş edilen malların bedelinin 5.000-TL'yi aşmadığını, davalı firmanın vadeli mal satmadığını, ödemelerin peşin yapıldığını, müvekkilinin davalıdan aldığı malların nakliye, tesim ve tahsilat işlemlerini ... isimli şahsın yaptığını, ilgili şahsın müvekkili firma yetkilisi ...'a sattığı her mal karşılığı işvereninden prim aldığını belirterek müvekkili firmanın daha fazla mal alıp alamayacağını sorduğunu ve müvekkilinin daha fazla mal alamayacağını belirttiğini, sonrasında mal teslimine gelen ...'nin davalı şirketin müdürü ve yetkilisi ile konuştuğunu, müvekkilinin iskontosu olduğu için müvekkili adına mal çıkararak piyasaya satacağını, malı satacağı firmalardan parayı peşin alıp davalı firmanın hesabına yatıracağını ve hiçbir sorun olmayacağını, ...'in durumdan haberdar olduğunu söylediğini, 2022 yılının Ekim, Kasım ayında müvekkilinin haberi olmaksızın ...'nin piyasadan para toplayarak müvekkili adına davalı firmadan yüklü miktarlarda mal çıkarmaya başladığını, yüksek meblağda gıda ürünlerini piyasaya kayıt dışı sattığını, anılan malların faturalarını müvekkili firmaya kestirdiğini, müvekkili firma yetkilisinin faturalardan haberdar olduğunda durumu ...'ye sorduğunu ve ...'nin kesilen fatura bedelleri kadar parayı müvekkilinin dükkanına getirerek faturaları ödemeyi teklif ettiğini, müvekkilinin ilgili parayı davalı firma hesabına yatırdığını ve bu durumun tekrar yaşanmaması gereğini ...'ye belirttiğini, Aralık ayının sonunda tekrar fatura kesildiğinde müvekkili firma yetkilisinin davalı firmayı aradığını ve davalı firmanın ...'ye ulaşamadığını ve ilgili malın çıkışının yapıldığını belirttiğini, bilahare müvekkilinin kesilen faturalara süresi içinde Beyoğlu ... Noterliğinin 30/12/2023 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile itiraz ederek faturaları davalı firmaya iade ettiğini, müvekkilinin davaya konu faturalarda yazılı malları teslim almadığını, herhangi bir irsaliye imzalamadığını, anılan malların müvekkili firma ticari defterlerinde kaydı bulunmadığını, süreç sonucunda davalı firma çalışanı ...nin cezaevine girdiğini, müvekkilinin teslim almadığı mallara dayanak kesilen faturadan kaynaklı olarak davalı firmaya borçlu kaldığını ve davalı firmanın faturaya dayanarak müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını belirterek davanın kabulü ile anılan icra dosyasına dayanak faturalardan dolayı davalı tarafa borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle huzurdaki dosya için derdestlik itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinden de anlaşıldığı üzere; davacının dava konusu ettiği İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasından ve takip konusu faturalardan dolayı  İstanbul 18.  Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/395Esas sayılı dosyası nezdinde davalı tarafından açılmış olan itirazın iptali davası mevcut olup,  söz konusu icra dosyasına konu edilen faturalara ilişkin olarak borcun olup olmadığı hususu  İstanbul 18.  Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/395Esas sayılı davasında tespit edilip hüküm altına alınacağını, bu sebeple iş bu davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, tarafların arasındaki borçlanma işleminin kökü tadelle-fındık dolu sütlü çikolata alım-satım ilişkisinden kaynaklandığını, taraflar arasında  sipariş ve faturaya dayalı cari hesap şeklinde ilerleyen ticaret söz konusu olduğunu, davalının davacı yanın siparişi üzerine  teslim ettiği malların (tadelle-fındık dolu sütlü çikolata )  irsaliyeli elektronik faturalarını süresi içerisinde düzenleyip gönderdiğini davacı şirketin de almış olduğu malların bedelini belli aralıklarla davalının bildirdiği banka hesabına eft veya kredi kartından ödeme yoluyla toplu şekilde ödemesini gerçekleştirmekte olduğunu, cari hesap ekstersi ile davalı şirkete davacı tarafından yapılan ödemelere ilişkin banka dökümlerinden de görüleceği gibi davacı ödemelerini fatura fatura değil toplu olarak yaptığını, cari hesap ekstresine konu faturalandırılmış borçlarından ödemesinin düşüldüğünü, davacı ile ticaret yukarıda ifade edildiği şekilde davacının siparişlerini zamanla büyütmesi ve ödemelerini de düzenli yapması ile büyümüş ve bu nedenle karşılıklı ticaretin devam ettiğini, ancak davalı, pazarlama ve satış elemanı olan davacı borçludan da sorumlu olan ...'nin iş yerini habersiz terk etmesi üzerine ...'nin sorumlu olduğu müşteri fatura ve ödemelerini incelemeye almış ...'nin sorumlu olduğu müşterilerden sadece davacı borçlunun dava konusu icra dosyasına dayanak teşkil eden faturalar tahtında toplam 4.464.330,49-TL bedelli teslim ettiği çikolataların ücretinin kendisine henüz ödenmediğini gördüğünü, bunun üzerine davacı ile irtibata geçtiğini ve önce telefonla konu hakkında davacıyı bilgilendirdiğini ve davacı da apar topar korkarak Beyoğlu ... Noterliğinin 30.12.2023 tarih ve ... sayılı ihtarnamesini davalıya gönderdiğini ve daha sonra da davacı Avukatı ile birlikte tarafımın da hazır olduğu toplantıda pazarlama ve satış elemanı ... ile birlikte çalışarak malları sipariş ettiklerini malları ...'nin sattığını ve daha sonra şirket kredi kartından davalı şirkete ödeme yaptığını ...nin'de bu satışlardan kendisine komisyon verdiğini açıkça itiraf ettiğini, ayrıca, ...'nin ortadan kaybolmasıyla ödeme durumunun olmadığından davalı şirkete ödeme yapamayacağını da açıkça beyan ettiğini, bunun üzerine tarafımızca davacı ve ... hakkında dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve savcılıkca resen belirlenecek suçlardan kamu davası açılması istemiyle yapılan suç duyurusu üzerine İstanbul C. Başsavcılığının 2023/5905 sayılı soruşturma dosyası üzerinden soruşturma başlatılmış soruşturma dosyasının derdest olduğunu, soruşturma dosyasının celbi ile verilen ifadelerden de görüleceği üzere açıkça davacı bu ticareti bile isteye her şeyin farkında olarak yaptığını, ... ile aralarındaki anlaşmanın davalıyı kesinlikle ilgilendirmediğini, keza davalının satışı ve mal teslimatı ortada olduğunu, nitekim, davacının sipariş geçtiği malların teslim edildiğinin davalının düzenlemiş olduğu irsaliyeli faturalar ve düzenlenmiş sevk irsaliyeleri ile sabit olduğu gibi davacının davalı ile çalıştığı süre boyunca tarafların aralarında tadelle çikolata  alım-satım yaptıkları 26.10.2021-15.12.2022 tarihleri aralığındaki davalının ... Bankası Ulus Şubesi banka hesap hareketlerinin celbi  ile de davacının bugün kabul etmediği faturaları ve teslim almadığını iddia ettiği malların bedellerini ödeyerek arada bu şekilde ticaret olduğu ve aslında malları teslim aldığı ve fakat organize yaptıkları dolandırıcılığın baş suçlusu ortadan kaybolunca borcunu  inkar ederek davacı borçlunun borcunu ödemekten kaçındığının ortada olduğunu, davacı taraf yapmış olduğu ödemelerle ve İstanbul C. Başsavcılığının 2023/5905 sayılı soruşturma dosyasına verdiği ifadeyle de taraflar arasında alım-satıma dayalı bir borç ilişkisinin varlığını kabul etmiş olduğunu, bu sebeple aralarında borç doğuran bir hukuki ilişkinin varlığını ikrar ettiğini, davacı şirket, hakkında açılan icra dosyasına malların tarafına teslim edilmediğinden bahisle  borca itiraz etmişse de teslime ilişkin elimizde mevcut irsaliye faturaları, kamera görüntüleri ve aynı usulle teslimat karşılığında bugüne kadar yapılmış olan ödemeler olduğu dikkate alındığında icra dosyasına yapılan itirazın kötü niyetli olduğu ve davalıyı dolandırmaya yönelik ... ile yaptıkları işbirliğinin ... tarafından bozulması nedeniyle davalıyı zarara uğratmaya ve borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, nitekim şüphelilerden ... verdiği ifade de davacı ile komisyon karşılığı birlikte çalışarak Müvekkili dolandırdıklarını açıkça itiraf ettiğini, davacı her ne kadar iddiasında davalı Şirket Müdür ...'in de durumdan haberdar olduğunu ve ...'in davacı ile ...nin bu dolandırıcılığının planlayıcısı olduğunu ve zimmetine 3.500.000TL geçirdiğini iddia etmiş işse de bu hususlar sadece davacının asılsız iddia ve iftirasından ibaret olup, davacının iddiasını kanıtlaması gerektiğini, savcılıkça dava konusu olayla ilgili yapılan soruşturmada bu şekilde bir tespit yapılmadığı gibi şüpheli ... ifadesinde ... ile ilgili olarak davacının iddiasını destekler herhangi bir beyanda bulunmamıştır ki zaten tutuklu birinin hal böyle olsaydı bunu da söylemekten çekinemeyeceği aşikar olduğunu, davacının musa yüce ile bir olup, komisyon almak amacıyla müvekkil şirketi dolandırdıkaları ve gerek ...'nin brilikte çalıştıkları şeklindeki itirafı gerekse ticari defterlerini düzgün tutmayan davacının kurumsal şirket olan ve şeffaf hukuka uygun çalışan müvekkilin ticari defterleri ile sadece banka aracılığı ile tahsilat yapması karşısında korkarak sadece borçlu olduğu ödemeleri acaba geciktirebilir miyim umuduyla son çırpınış olarak müvekkil şirketi yıldırmak için huzurdaki işbu davayı açtığını, davacının davalı Şirketin Milli Savunma Bakanlığına bağlı ...'ın bir alt kuruluşu olduğunu iddia etmişse de bu da gerçek olmadığını, davalı Şirket ...-... ve ... üretimi yapan ... PAZARLAMA A.Ş. (\"...'\")in Avrupa Yakası dağıtım distribitörü olduğunu, davalı Şirketin davacının dava dilekçesinde iddia edildiği gibi ...'la herhangi bir organik bağı bulunmamakta olup, davalı Şirketin distribitörlüğünü yaptığı ...'in sahibinin ... olduğunu, ekte sunulan şirketin ortaklık yapısını gösteren ticaret sicili gazetesi de bu durumu kanıtlar nitelikte olduğunu, ayrıca ... ile imzalanan distribitörlük sözleşmesi de Mahkemece talep edilirse paylaşılabilineceğini, yine davacı taraf davalıya dava dilekçesi ile akıl vererek zararın tazminini ...'ye dava açarak tahsil etmesini önermiş ise de davacı tarafın kendisine tebliğ edilen ödeme emrini ve icra takip dosyasını iyi incelemediği; ...'nin de kendisi gibi İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının borçlusu olduğunu ve ...'nin borca itiraz etmemesi nedeniyle kendisi için takibin kesinleştiğini ve anılan dosya üzerinden borcun tahsili için ... hakkında işlem yaptığını, davalının ticari defterleri şeffaf ve aleni olup, usulsüz olarak biri kayıt dışı olmak üzere çift cari hesap tuttuğu iddiasının doğru olmadığını, davalı şirketin kendi kaydı içinde davacının ticaret hacminin artması nedeniyle müşteri segment değişikliği (banklardaki şirketin kredi potansiyelinin artmış olması sebebiyle kobiden kurumsal segmente geçmesi gibi) olduğunu, bilirkişi tarafından yapılacak ticari defter incelemesinde de bu durum açıklığa kavuşacağını, davalı taraf tanzim edilen faturalar ve banka hesap hareketlerinden de sabit olan, bakiye kalan borçların tahsiline ilişkin açılan icra takibine alacağımızı sürüncemede bırakmak amacıyla haksız olarak işbu davayı açmış olup, haksız ve hukuka aykırı olarak davalıya karşı açılan işbu davanın reddini talep etme zorunluluğu doğduğunu, bu sebeple davacının iddialarını kabul etmemekteyiz, karşı tarafın haksız açtığı bu dava da kötü niyet tazminatı ile dava masraf, vekalet ücretinin kendilerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/10/2024 tarih ve 2024/633 Esas -  2024/739 Karar sayılı kararında; \"Mahkememizin 2023/395 esas sayılı dosyası incelendiğinde davacısının ... Danışmanlık Aş olduğu, davalısının ise ... Sanayi Ticaret Şirketi olduğu dava tarihinin 09/06/2023 olduğu , davanın konusunun itirazın iptali olup davacı tarafından başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı ilamsız takibine,  borçlunun kötü niyetli olarak  itiraz ettiğini ve takibi durduğunu, davalı şirketin, Beyoğlu ... Noterliğinin 30.12.2022 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile tarafına e- fatura olarak tebliğ edilen  24.12.2022 tarihli 291.879,08 TL tutarlı  ..., ..., ..., ... nolu faturalar ile 13.12.2022 tarihli 291.879,08TL ... nolu, 13.12.2022 tarih 233.503,26TL tutarlı ... nolu, 13.12.2022 tarih 614.133,58 TL tutarlı ... nolu ve 13.12.2022 tarih 583.758,15 TL tutarlı ... nolu faturaları,  faturalara konu malları teslim almadıklarını ve  mal alımına ilişkin sözleşme yapılmadığından bahisle faturalara itiraz ettiklerinin bildirildiği  belirtilerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. 2023/395 esas sayılı dosyadan davalı vekili haksız haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı ... Sanayi Ticaret Şirketi tarafından 22/09/2023 tarihinde açılan menfi tespit davası İstanbul 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/611esasına kayıt edilmiş olup bu mahkemece bu dosya mahkememizin 2023/395 esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Birleşen dosyadaki dava dilekçesi incelendiğinde,  müvekkilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasından ve takip konusu faturalardan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti talebinden ibaret menfi tespit davası olduğu görülmüştür. Birleşen dosya mahkememizce tefrik edilerek mahkememizin 2024/663nolu esasına kayıt edilmiştir. Asıl dosya itirazın iptali olup 09/06/2023 tarihinde açılmış birleşen dosya ise asıl dosya ile aynı konuda olup menfi tespit istemi ile daha sonraki tarihte açılmıştır. Birleşen dosyanın davacısı asıl dosya olan itirazın iptali davasında davalı olarak borçlu olmadığının ispatı hususunda delillerini sunarak kendini savunabileceğinden daha sonra aynı istemde menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, '' Hukuki yarar yokluğu nedeniyle, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçelerinde özetle müvekkilin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasından ve takip konusu faturalardan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ettiklerini; mahkemece menfi tespit davasının itirazın iptali davasından sonra açılmayacağından bahisle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiğini; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup yerel mahkeme hükmünün kaldırılması gerektiğini, Her iki dava her ne kadar aynı icra dosyasından kaynaklanmakta ise de; talep sonucu ve yargılama usulleri tamamen birbirinden farklı olduğunu; itirazın iptali ve menfi tespit davası derdestlik durumunu doğurmayacağı gibi, ancak bir dava diğeri için bekletici mesele yapılabileceğini, (KURU,B. İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, 2003, s.87 vd. , 119 – ÖZKAN,Y. İcra ve İflas Hukukunda İtirazın İptali Davası, 2004, s.107 – AKKAN,M. İcra Hukukunda Menfi Tespit ve İtirazın İptali Davası Arasındaki Derdestlik ve Kesin Hüküm İlişkisi “Dokuz Eylül Ünv. Huk. Fak. Der. , S:2, 2010, s.21) Borçlunun açtığı menfi tespit davası’ndan sonra, alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılması durumunda, açılan itirazın iptali davasında davacı-alacaklının hukuki yararı bulunduğu gerek uygulamada ve gerekse doktrinde tereddütsüz kabul edilmektedir. Gerçekten; aleyhine açılan menfi tespit davasının reddedilmesi, alacaklıya, borçlu hakkında başlattığı ve borçlunun itirazı ile durmuş olan ilamsız icra takibine devam etmesini sağlamaz. Bu nedenle, alacaklı ancak borçlu hakkında itirazın iptali davası açarak, alacağı itirazın iptaline ilişkin ilamı icra dosyasına koyarak durmuş olan takibin devamını sağlayabilir. Bu bakımdan her iki dava ‘talep sonucu’ bakımından aynı olmadığı gibi aralarında ‘derdestlik’ de bulunmadığı gibi, itirazın iptali davasında davacı-alacaklının istediği hukuki korumaya ulaşması açısından bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu kuşkusuzdur. Menfi tespit davasından sonra ‘karşılık dava’ veya ‘ayrı bir dava’ olarak “itirazın iptali davası’’ açılması ya da alacaklı tarafından bir ‘alacak davası’ açılması mümkündür.<br>YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 2017/19-892 ESAS 2020/305:\"İtirazın iptali davası, menfi tespit davasından daha geniş talepli bir dava olduğu için aralarında derdestlik anlamında bir ilişki bulunmamaktadır. Ancak menfi tespit davası ile itirazın iptali davasında alacağın var olup olmadığı, yani aynı vakıa tartışılacağı için farklı sonuçlar çıkmaması amacıyla iki davanın birleştirilmesi, davaların birleştirilmesi mümkün olmazsa duruma göre davalardan birinin bekletici mesele yapılması gerekir.\" Dolayısıyla mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın reddedilmesinin yerinde olmadığını, Öte yandan müvekkilinin itirazın iptali davasında davalı olduğunu; menfi tespit davasında ise davacı olduğunu; her iki pozisyonunda bir birinden farklı olduğunu ve farklı hukuki statüler olduğunu; yazılı yargılamada bir dava davacının talepleri ile dava dilekçesinde sunduğu talep ve deliller üzerinden yürüyeceğini; dolayısıyla müvekkilin davacısı olacağı ve delillerini hasrettiği menfi tespit davasının sırf davalının başka bir dava açmış olması nedeniyle reddedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz edilen nedenler ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/633 Esas 2024/739 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan dava konusu icra takibi dayanağı faturalara konu malların davacı tarafından teslim alınmadığı ve bu sebeple davalıya borçlu olmadığı iddiası ile aleyhine başlatılan icra takibine konu borçtan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar dava şartıdır. 115. maddesi uyarınca Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.Somut dava İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış bir menfi tespit davasıdır. Tespit davası ile davalı bir şeyi yapmaya veya bir şeyden kaçınmaya mahkum edilemez, sadece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu ya da tereddütlü olan içeriği tespit edilir. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmelidir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa, davacının tespit davası açmasında hukuki bir yararı yoktur. Bir dava içerisinde iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar tespit davasının konusu olamaz. (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 2011, s.300-302) Mahkemece de gerekçeli kararda isabetli bir şekilde belirtildiği üzere davacı tarafından bu dava ile ileri sürülen iddialar ve deliller aynı takip dosyası nedeniyle daha önce açılmış olan itirazın iptali davasında savunma olarak ileri sürülebilecektir. Nitekim davalı söz konusu davada verilen cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece itirazın iptali davasında bir hüküm verilebilmesi için davalının (bu dosya davacısı) davacıya borçlu olup olmadığı, yani bu davanın konusu incelenecek olup nihayet yapılan bu incelemeye göre bir karar verilecektir. Dolayısıyla davacının ayrıca borçlu olmadığının tespiti yönünde menfi tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. İlk derece mahkemesince bu gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 22/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06165c7e5c95b674","SID":"3a50118799a2bfcd"}}