{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/657 Esas<br>KARAR NO: 2025/881 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2024/600 Esas-  2025/62 Karar<br>TARİH: 30/01/2025<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili ... ile  borçlu davalı ... Taahhüt Limited Şirketi'nden ... plakalı ... marka ... model aracı 2.450.000,00 TL bedelle  satın aldığını, fakat davalı ... Otomotivin bu ilişkiden doğan yükümlülüğünü yerine getirmemek için çeşitli bahaneler uydurarak zaman kazanmaya çalıştığını ve aracın devrini gerçekleştirmekten olabildiğince kaçtığını, aracın devrinin yapılmaması üzerine müvekkilinin 27.06.2024 tarihinde davalı borçlunun ofisine gittiğini, burada davalı borçlunun mal kaçırma gayesiyle hareket ettiğini gördüğünü ve bu nedenle  ofiste bulunan arabalardan ... plakalı ... marka ... model aracı 1.700.000,00 TL  bedelli olarak takas ettiğini, takas işlemiyle birlikte davalı borçludan 750.000,00 TL tutarında alacağı kaldığını, Müvekkili ile davalı  arasında yapılan protokolde takas işleminden sonra kalan 750.000,00 TL değerindeki tutarın 01.07.2024 tarihinde ödeneceği kararlaştırıldığı, borcun vadesinin geldiği, vade tarihinde davalı tarafından alacaklı müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığı, akabinde müvekkilinin ödeme yapılmasına ilişkin ısrarları üzerine 05.07.2024 tarihinde 250.000,00 TL tutarında bir ödeme yapıldığı, kalan tutar için borçlu davalı ... ödeme niyetinin bulunmadığını beyan ettiğini, icra takibi başlatıldıktan sonra haricen bilgileri dışında  26.07.2024 tarihinde 200.000,00 TL ve 30.07.2024 tarihinde 300.000,00 TL değerinde olmak üzere toplam 500.000,00 TL tutarında ödeme yaptığını, borcun ödendiğine ilişkin haksız yere itirazda bulunduğunu, davalı tarafça her ne kadar protokol gereği ödemeleri yapmış olsa da asıl alacak için borcun muaccel olduğu günden takip açılana dek işlemiş temerrüt faizine ve asıl alacak miktarının takipten sonra hesaba ödenmesi nedeniyle 504.602,00TL üzerinden hesaplanacak vekalet ücreti, takip sonrası faiz ve harca ilişkin ferilerinin ödenmediğini, davalının yapmış olduğu ödemenin kısmi ödeme niteliğinde olduğu, davalı ... Otomotiv'in borcun ferileri ve vekalet ücretini asıl alacak için borcun muaccel olduğu günden takip açılana dek işlemiş temerrüt faizini, asıl alacak miktarının takipten sonra hesaba ödenmesi nedeniyle 504.602,00TL üzerinden hesaplanacak vekalet ücreti, takip sonrası faiz ve harca ilişkin ferilerini ödeme niyetinde olmadığını beyan etmesi nedeniyle ve müvekkilinin alacağını tahsil edememe tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, ihtiyati haciz talep ettikleri İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/693D.İş dosyasında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 2024/2132E.- 2024/1711K. Sayılı 31.10.2024 tarihli kesinleşen kararının ''...talep eden yanca dosyaya ibraz olunan dekontlar ve protokol kapsamında değerlendirildiğinde talep ve karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu ve ihtiyati haciz kararının kabulüne karar verilmesi gerektiği...'' şeklindeki gerekçe ve hükmüyle takibe konu olan alacağımızla birlikte ferileri ve vekalet ücretinin de  muaccel hale geldiğini açıkça ortaya koyduğunu, bu nedenlerle; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas Sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı verilmesine, Müvekkilinin asıl alacak için borcun muaccel olduğu günden takip açılana dek işlemiş temerrüt faizine ve  asıl alacak miktarının takipten sonra hesaba ödenmesi nedeniyle 504.602,00TL üzerinden hesaplanacak vekalet ücreti, takip sonrası faiz ve harca ilişkin ferileri için 250.000,00TL alacağını garanti altına almak amacıyla, davalıya ait taşınır ve taşınmaz malların, üçüncü şahıslardaki alacaklarının ve haklarının teminatsız olarak ihtiyati haciz altına alınmasına, borçlu tarafından borç bilindiği halde olası icra işlemlerini engellemek ve süreçleri uzatmak gayesiyle haksız olarak itiraz edilmesi nedeniyle borçlunun itirazının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL yönünden iptaline ve bu miktar üzerinden takibin devamına, davanın kabulüne, davalı tarafça yapılan kötüniyetli itirazın iptaline, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla takibin şimdilik 50.000,00 TL üzerinden devamına, Asıl alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili  Firma ile davacının araç alım satımında anlaştıklarını, ancak davacı anlaşmaya uymayarak anlaşılan araç dışında başka bir araç almaya karar verdiğini, önceki araç'tan daha ucuz bir araç alma kararı üzerine yeni bir anlaşma yapılarak aradaki paranın kendisine ödenmesinin öngörüldüğünü, müvekkilinin cayma bedeli alması gerekirken bunu talep etmediğini müvekkilinin cayma bedeli hakkını saklı tuttuğunu, ikinci anlaşma üzerine müvekkili istenen aracı teslim ettiğini, davacının sözlü kabul ve beyanlarına göre ödemelerini yani birinci araç'tan artan para miktarını ödediğini, ancak davacı ticari teamüllere ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak İcra takibi başlatıldığını, ticari alım ve satım işlerinde ödemelerde alacaklıdan kaynaklanan nedenlerle gecikmeler olabileceğini, icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığını, anlaşmaya uymayan tarafın davacı olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin kötü niyetli olmasının olağan olmadığını, kötü niyetli olmadığı için İcra inkar tazminatı ödenmesi talebinin yasal olmadığını, alım ve satım işlerine ilişkin davacının ilk sözleşmeden vazgeçtiğine ve yaptığı ödeme fazlasını alma konusunda davalı şirkete mühlet verdiğine dair şahitlerin olduğunu, davanın Reddi ile vekalet ücreti ve masrafların davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/01/2025 tarih ve 2024/600 Esas- 2025/62 Karar sayılı kararında; \"Dava, hukuki niteliği itibari ile  Davacı ile davalı arasındaki araç alım satım sözleşmesi kapsamında davacının davalıdan olan bakiye alacağının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinde davalının takip başlatıldıktan sonra yaptığı kısmi ödemeler sonrasında  borcun sona erip ermediği, borç sona ermemişse kalan borç miktarının ne kadar olduğu hususunda toplanmaktadır. Dosyamız arasına alınan İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde takibin 08/07/2024 tarihinde başlatıldığı  davalının süresinde 19/07/2024 tarihinde takibe itiraz ettiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Davacının; borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğinden itibaren İİK.nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık süre içerisinde mahkememize davayı açtığı anlaşıldığından, açılan davanın süresinde olduğu görülmüştür. Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır. Tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede ;Davacı ile davalı arasında 2.450.000,00 bedelle araç satış sözleşmesinin yapıldığı,ancak davalı tarafça satışı kararlaştırılan aracın devredilmemesi sebebiyle taraflar arasında yeniden bir anlaşma yapıldığı davalı tarafça ... plakalı ... marka ... model aracı 1.700.000,00 TL  bedelli olarak takas edildiği takas işlemiyle birlikte bakiye kalan 750.000 TL'nin  01.07.2024 tarihinde ödeneceği kararlaştırıldığı, borcun vadesinin gelmesine rağmen davalı tarafça 250.000 TL bedelin ödendiği kalan 500.000 TL için herhangi bir ödemenin yapılmadığı,bunun üzerine bakiye kalan 500.000 TL için davacı tarafça icra takibi başlatıldığı,icra takibi başladıktan sonra davalı tarafça icra takibine itiraz edildiği sonrasında anapara olan 500.000 TL nin ödendiği bu sebeple anaparanın faiz ve ferileri yönünden icra takibine devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptaline takip tarihine kadar işlemiş 4.602,00 TL faiz ve ferileri yönünden takibin devamına asıl alacak ödenmiş olduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, ''1- Davacının DAVASININ KABULÜ ile Davalı borçlunun İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 4.602,00 TL İşlemiş Faiz ve ferileri üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden takip tarihi itibariyle avans faiz işletilmesine; İcra inkar tazminatı talebinin reddine '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/600E. ve 2025/62K. Sayılı 30/01/2025 tarihli gerekçeli kararda; “Davacının davasının kabulü ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 4.602,00 TL işlemiş faiz ve ferileri üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden takip tarihi itibariyle avans faiz işletilmesine...” şeklinde hüküm kurulduğunu, Verilen kararın esasına ilişkin herhangi bir itirazları olmadığını, ancak bu hükmün yeterince açık olmadığından, icra müdürlüğü tarafından yanlış yorumlanarak icra dosyasında hatalı hesaplama yapıldığını ve bu durumun müvekkilin alacağına kavuşması noktasında mağduriyet yaşamasına sebebiyet verdiğini, Hükmün icrasındaki iş bu belirsizlik nedeniyle, Yerel Mahkemeye tavzih talebinde bulunduklarını, ancak mahkemenin 05/03/2025 tarihli kararıyla bu talebi reddettiğini, oysa Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyorsa, tarafların hükmün açıklanmasını talep edebileceklerinin belirtildiğini; Hükmün tavzihi MADDE 305- Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.Mahkemece verilen hükmün icrası sırasında, '' takip tarihinden karar tarihine kadar asıl alacak olan 500.000 TL üzerinden avans faizi işletilmesi gerektiği ve takip talebindeki 4.602,00 TL işlemiş faiz ve ferileri (vekalet ücreti, tahsil harcı ve diğer masraflar) yönünden takibin devam etmesi gerektiği'' açık bir şekilde belirtilmesi gerektiğini, Bu hususların hükümde net şekilde ifade edilmemesinin icra müdürlüğünün tereddüdüne ve müvekkilinin hak kaybına yol açtığını, Taleplerinin, hükmün içeriğinin değiştirilmesi ya da genişletilmesine değil, kararın uygulanabilir hale gelmesine yönelik olduğunu, mahkemenin tavzih talebini reddetmesinin, müvekkilinin hakkı olan alacağına kavuşmasını engellediğini, hak edişinden daha az alacağa katlanmak zorunda bırakılmasına neden olduğunu ve kararın icrasının geciktirildiğini, hükmün ifada belirsizlik oluşturduğunu beyanla, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30/01/2025 tarihli gerekçeli kararının hüküm tavzihi ve Yerel Mahkemenin 05/03/2025 tarihli tavzih talebinin reddine ilişkin kararına karşı istinaf başvurusunun kabulüne, kararın uygulanabilir hale getirilmesi için hükmün '' takip tarihinden karar tarihine kadar asıl alacak olan 500.000 TL üzerinden avans faizi işletilmesi gerektiği ve takip talebindeki 4.602,00 TL işlemiş faiz ve ferileri (vekalet ücreti, tahsil harcı ve diğer masraflar) yönünden takibin devam etmesi gerektiği'' şeklinde tavzihine, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen araç satım sözleşmesi kapsamında davacının davalıdan olan alacağın bakiye kısmının ödenmemesi sebebiyle başlatılan icra takibine itiraz edildikten sonra takip sırasında takibe konu asıl alacağın ödenmesine rağmen ferilerinin ödenmemesi sebebiyle itirazın feriler ve işlemiş faiz yönünden iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından hükmün infazı kabil olacak şekilde açık olmadığını, bu sebeple yapılan tavzih talebinin reddine karar verildiğini, hükmün infazı kabil olacak şekilde kurulmasını talep etmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasındaki takip talebi ve ödeme emrinde 500.000,00 TL asıl alacak ve 4.602,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 504.602,00 TL toplam alacak ve alacağın tahsili tarihine kadar temerrüt faizi ve masraf ve vekalet ücreti ile tahsili, kısmi ödemelerde TBK 100 maddesinin uygulanması talep edilmiştir. İtirazın iptali takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğundan Mahkemece takip talebi ve ödeme emrinin dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğinden ve davacının takip talebi ve ödeme emrindeki az yukarıda belirtilen talebi dikkate alındığında takip tarihinden Mahkeme karar tarihine kadar asıl alacağa faiz işletilmesi mümkün değildir. Mahkemece de  davanın kabulü ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 4.602,00 TL İşlemiş Faiz ve ferileri üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden takip tarihi itibariyle avans faiz işletilmesine karar verilmiş olup, takip talebindeki ve ödeme emrindeki koşullar ile takip devam edeceğinden ve hükmün yeterince açık olduğundan davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d045dce88e53a68","SID":"34e195320958c220"}}