{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/717 Esas<br>KARAR NO: 2025/878 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2023/122 Esas - 2025/98 Karar<br>TARİHİ: 30/01/2025<br>DAVA: Tespit <br>KARAR TARİHİ: 22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı şirketin palı hisse senedine sahip olan ...'un yasal mirasçısı olduğunu, muris ...'un 1969 yılında kurulan şirkete belli oranda nakit para yatırarak şirket kurulmasında aktif rol oynadığını ancak murisin ilgili şirket hissedarı olmasına karşın şirketin kurulmasından bu yana herhangi bir kar elde edemediğini, anonim şirketlerde ortaklık hakları hisse senetleri ile temsil edildiğini, hisse senedinin maliki kim ise o kişinin ortak olduğunu, ilgili şirketten kar elde edememesinin yanı sıra hissedar olmanın hiçbir hukuki hakkını da yaşayamadan vefat ettiğini, hisse senetleri sahipleri TTK uyarınca, temettü hakkının yanında yönetime katılma hakkı, rüçhan hakkı, bedelsiz pay alma hakkı, tasfiyeden pay alma hakkı, bilgi edinme hakkı gibi birçok haklara sahip olduğunu, muris sahip olduğu paylı hisse senediyle bir hissedarın sahip olması gereken hiçbir hakka sahip olamadığını, davalı tarafla dava şartı olan arabuluculuğa gidildiğini ancak olumlu sonuç alınamadığını, haklı alacağının tarafında ödenmesine, ortaklık sıfatına haiz murisin hak ve alacaklarının yasal mirasçısı olan davacıya ödenmesine, davanın kabulü ile davacı yasal mirasçıya hak ve alacaklarının belirlenerek ilgili toplam rakamın davalıdan işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava esas açısından hiçbir şekilde kabul edilmemekle beraber öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava esas açısından hiçbir şekilde kabul edilmemekle birlikte davacı yanın terekeye ilişkin olan işbu davayı tek başına açması mümkün olmadığını, bu davanın terekeye ilişkin bir dava olduğunu, muris ...' un mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı mevcut olduğunu, iş bu sebeple davacı ...' un tek başına bu davayı açma yetkisi bulunmadığını, bu açıdan da davanın reddi gerektiğini, davacı yanın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00-TL bedelli kısmi dava açıldığını, hangi alacak kalemi için hangi bedelde dava açtığı hususunun sayın mahkemece ön inceleme duruşmasına geçilmeden açıklattırılmasını ve eksik harç yatırılması durumunda davacı tarafa eksik harcın tamamlatılması için kesin süre verilmesini, verilen kesin sürede harcın tamamlanmaması durumunda davanın Usulden reddine karar verilmesini, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak aydı ile, öncelikle usule ilişkin itirazlarının değerlendirilerek davanın usulden reddine, keza davacı tarafın açmış olduğun iş bu davanın esasına girilmesi durumunda haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama masrafları ve ücreti vekâletin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 30/01/2025 tarih ve 2023/122 Esas - 2025/98 Karar sayılı kararında;\"Dava; tespit davasıdır.Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, aşamalarda aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile yapılan değerlendirmede; Davacı vekili müvekkilinin davalı ... A.Ş'nin paylı hisse senedine sahip olan ...'un yasal mirasçısı olduğunu, Muris ... 1969 yılında kurulan şirkete belli oranda nakit para yatırarak şirketin kurulmasında aktif rol oynadığı ancak murisin ilgili şirket hissedarı olmasına karşın şirketin kurulmasından bu yana herhangi bir kar elde edemediğini beyan ederek davanın kabulü ile davacı yasal mırasçıya hak ve alacaklarının dava tarihi itibariyle miktarının ve bugüne kadar kendisine ödenmemiş bulunan kar paylarının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; aktif husumet ve zaman aşımı itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.Davacı, dava dilekçesinde müteveffa babasına ait hisse senetlerinin ve kar paylarının da tespitini talep etmiş olup verilen kesin süre içerisinde sunduğu mirasçılık belgesinin incelenmesinde davacının tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmakla, 4721 sayılı TMK’nın 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK’nın 702/1. maddesinde ise elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir. TMK’nın 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçılar tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden daavacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından bahisle davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\"gerekçesi ile, ''1-Davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından bahisle davasının REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça 20/02/2023 tarihli dava dilekçesinde harca esas değerin 100,00 TL olarak belirtildiğini, mahkemece dava değeri üzerinden A.A.Ü.T (Madde-7) göre hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 13/03/2025 tarihinde dosyaya Tavzih dilekçesi sunduklarını, mahkemenin 18/03/2025 tarihli ek kararı ile \"Mahkememiz hükmü vermekle dosyadan el çektiğinden, karara karşı istinaf yasa yolu açık olduğu anlaşılmakla Davalı ... Kon. A. Ş. vekilinin tavzih talebinin reddine,\" yönünde karar verdiğini, AAÜT MADDE 7- (1) \"Ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar davanın nakli, davanın açılmamış sayılması, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.\" yönünde düzenleme dikkate alındığında mahkemece lehe hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının sadece ücreti vekalet yönünden düzeltilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının murisinin davalı şirkette hissedar olduğu ve kar payının ödenmediği iddiası ile davacı mirasçının hak ve alacaklarının tespiti ile davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın aktif dava ehliyeti dava şartı eksikliği sebebiyle reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından hükmedilen vekalet ücretinin AAÜT'ne aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkeme karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2 maddesi uyarınca davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur. Yine 13/1 ve 13/2 maddesi uyarınca (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından dava dilekçesinde dava değeri 100,00 TL olarak gösterilmiş ve peşin karar ve ilam harcı bu miktar dikkate alınarak yatırılmıştır. Tarifenin 13/2 maddesi uyarınca  hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden Mahkemece reddedilen dava değeri dikkate alınarak davalı lehine takdir edilen vekalet ücreti tarifeye uygun olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e54cb208a3df18e","SID":"ae607b92884f83df"}}