{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1617 <br>KARAR NO\t\t: 2025/931<br>KARAR TARİHİ\t: 06/05/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/450 Esas 2021/145 Karar<br>DAVA\t\t: Tazminat<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 06/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06/05/2025<br><br>\t      Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten 21.06.2016 tarihinde, 21.06.2016 tarih ve A-052272 seri no.lu fatura ile  KDV dahil 8.177,40-TL bedelle deniz suyu soğutmasında kullanılan cihazda kullanılmak üzere I-Cold ICRS-40 Marın Sulu Evaparatör adlı ürünü satın almış olduğunu, müvekkilinin  davalıdan satın aldığı bu ürünün parçası olduğu “...” adlı makine grubunu imal ederek müşterilerine satmakta olduğunu ve davalıdan satın aldığı evaparatör ile Çanakkale’de ikamet eden ... Şti.’ ne  deniz suyu soğutmasında kullanılmak üzere “...” adlı cihazı imal ederek 01.10.2016 tarih ve 048978 no.lu fatura ile KDV dahil 29.500,00 TL ye satarak çalışır vaziyette müşteriye teslim etmiş olduğunu, ancak soğutma grubunu sattığı müşterisinden 15.10.2016 tarihinde soğutma grubunun cihazının arızalandığı ve çalışmadığı bilgisi üzerine 16.10.2016 tarihinde teknik ekibini Çanakkale’ye gönderdiğini ve yapılan incelemede soğutma grubunun komple su aldığını ve davalıdan satın alınan Marın Tipi Sulu Evaporatörde kaçak olduğunu tespit ettiğini, durumun davalıya ihbarını takiben davalının ürünü satın aldığı imalatçı olan ... Şti.’ ne ürünün gönderildiğini ve yapılan incelemede ürünün ayıplı olmadığı dış etkenlerden sudaki partiküllerden kaynaklandığının bildirildiğini ve ürünün müvekkiline iade edildiğini, bunun üzerine ürünün 9 Eylül Üniversitesi Müh. Fak. Metalurji Müh. Bölümünde test ettirildiğini ve ürünün “Üretim ve kullanım amacına uygun malzemeden üretilmediği, bu nedenle de korozyona sebep olduğu, korozyon sebebiyle de deniz suyunun tüm soğutma grubuna kaçak yapması sebebiyle soğutma grubunun çalışmaz hale gelmesine sebep olduğu şekline rapor düzenlendiğini, bu nedenle müvekkilinin piyasada başka firmalardan parça temin ederek yeniden Çanakkale’deki ... Şti.’ ne müşterisine imalat yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin ... Şti.’ ne yeniden imal edip teslim ettiği “...” nun parça, montaj ve işçilik bedeli toplamı olan KDV dahil 29.500,00-TL., ayıplı ürünün arıza sonrası kargo bedelleri olmak üzere toplam 2.000,00-TL. Ayıplı ürünün 9. Eylül Üniversitesinde bilimsel test gideri olan 3.186,00-TL olmak üzere toplam 34.686,00-TL maddi zararı oluştuğunu, açıkladığı nedenlerle davalının müvekkiline satmış olduğu ayıplı mal nedeniyle müvekkilinin uğradığı 34.686,00-TL maddi zarar ile 50.000,00-TL manevi zararın ve 234,00-TL ihtarname giderinin davalıya yapılan ayıp bildirim tarihinde itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsiline yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.        <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin merkezinin Ankara olduğunu ve yetkili ve görevli mahkemenin “Ankara Ticaret Mahkemeleri” olduğunu  ve yetki bakımından itiraz ettiklerini, müvekkilinin yedek parçanın üreticisi olmayıp tedarik ettiği yedek parçayı serbest piyasada sattığını, davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği yedek parça müvekkili firmanın sorumluluğundan kaynaklanmayan tamamen üretim hatasından kaynaklı olduğu tazminat istemini yedek parçanın imalatçısı olan “... Ltd. Şti.” ne karşı açmasının gerektiğini ve bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, 9 Eylül Üniversitesi tarafından hazırlanan raporda davacı tarafından üretilen soğutma cihazının bir takım testlere tabi tutulduğu, ancak raporun içeriğinde veya sonuç kısmında davacının iddia ettiği gibi müvekkili firma tarafından satılan yedek parçanın ayıplı olduğuna ilişkin hiçbir tespit olmadığını, rapor incelendiğinde teste tabi tutulan ve davacı tarafından imal edilen soğutma cihazında imalat hatası olduğu sonucunun çıktığını, dolayısıyla davacı tarafından imal edilen soğutma cihazında meydana gelen arızanın kaynağının tespit edilerek, arızanın soğutma cihazını  imal eden davacının imalat hatasından mı, yoksa cihazda kullanılan yedek parçadaki imalat hatasından mı kaynaklandığının tespit edilmesinin gerektiğini, açıkladığı nedenlerle yetki ve husumet itirazının değerlendirilerek davanın usulden reddini, husumet talebi yerinde görülmezse, davacının talep ettiği maddi tazminat istemi yedek parçanın imalat hatasından kaynaklandığı ve bu noktada müvekkiline atfedilecek  herhangi bir kusurun bulunmadığını ve davacının zenginleşmeye yönelik tazminat taleplerinin reddine, davaya konu edilen yedek parça imalatçı firma olan “... Şti.” nin sorumluluğu altında olduğundan  ve söz konusu yedek parça müvekkili firma tarafından “... A.Ş.’den temin edildiğinden işbu davanın sonucuna göre rücu etme durumu hasıl  olacağından işbu davanın iki ayrı firmaya ayrı ayrı ihbar edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. <br>İhbar Olunan (fer'i müdahil) ... Ltd. Şti. Vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından imal edilmiş evaporatörün üretim ve kullanım amacına uygun malzemeden üretilmediği bu nedenle ayıplı olduğu iddiasının dayanaktan yoksun olduğunu, Dokuz Eylül Üniversitesinin test raporunda varılan sonucun hatalı olduğunu raporda benimsenen görüşün aksine çelik alaşım ile bakır alaşım karşılaştırıldığında bakırın korozyon yatkınlığının daha fazla olması evaporatrün imalinde çelik ile bakırın bir arada kullanılmasına engel olmadığını, soğutma sektörünün öncüsü ve dünyaca ünlü bir marka olan marin tipi yani deniz suyunda kullanılmak üzere çeşitli ısı değişitiricileri üreten ... firmasının kataloğunda deniz suyunda kullanılacak ısı değiştiricilerinin içindeki boruların bakır-nikel alaşımlı olduğunu, ortada davacının iddia ettiği gibi galvanik korozyon olmadığını, galvanik korozyonun gerçekleşmesi için iki metalin temasının gerektiğini, müvekkili şirket tarafından üretilen üründe böyle bir temas olmadığı, müvekkili şirket tarafından üretilen üründe bakır nikel alaşımlı borular plastik perdelerle dizili olup gövdeyi oluşturan paslanmaz çelik ile herhangi bir temasının olmadığını, resimde görülen patlak borunun oldukça içeride kaldığı gövdeyi oluşturan çelik yüzeyden bir hayli uzak olduğunu, eğer galvanik korozyon olsa idi öncelikle gövdeye yakın borunun gövdeye yakın bölümünde patlak olması gerekeceğini, bir malda arıza olduğu iddia ediliyorsa garanti kapsamında yapılması gereken o malın imalatçısı tarafından açılıp incelenmesi olduğu davacının malı açıp incelemesinin doğru olmadığını, davacının malı açıp inceleyip hasarın dış etkenlerden kaynaklanmadığını tespit etme yeterliliğine sahip olmadığını, davacının evaporatörü söktürüp İzmir’deki atölyesine getirip atölyede açıp incelettirerek malın garantisini ortadan kaldırmış olmasına rağmen müvekkili şirketin imal ettiği ürün içindeki borunun neden patladığını tespit etmek için  sökülmüş olan ürünü iyi niyetle kabul ettiğini,  ürün açılıp bakıldığında borular arasında sıkışmış taş, ve benzeri katı parçaları gözlemlemiş olduğunu, açıkladığı nedenlerle delillerin toplanması suretiyle yargılamanın icrasıyla haksız ve yersiz, kötü niyetle açılmış olan davanın reddi ile yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>MAHKEMECE: \"...Dava; Ticari satım ilişkisinde ayıplı ifa nedeniyle uğranılan zararın tahsili için açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır.<br> Taraflar arasında ... Marın Sulu Evaparatör adlı ürünün satın alınmasından kaynaklanan ticari alım satım ilişkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.  Taraflar arasındaki uyuşmazlığın,  davaya konu  21.06.2016 tarihli faturaya istinaden davalının davacıya 8.177,40 TL bedel karşılı sattığı  bir adet sulu evaporatorün ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğu, Davacı tarafından dava dışı ... Ltd.ye satışı yapılan deniz suyu soğutma grubu cihazının arızalı olup olmadığı, arızalı ise bu arızanın davacı tarafından davalıdan satın alınan sulu evaparator'dan kaynaklanıp kaynaklanmadığı,  Arızanın satıma konu evaparatordan kaynaklanması halinde soğutma grubunun tekrar çalışır hale getirilip getirilemeyeceği,  Soğutma grubunda meydana gelen arızanın giderilemeyecek olması halinde bedelinin malzeme + işçilik + KDV olmak üzere toplam ne kadar olabileceği, maddi ve manevi zararının bulunup bulunmadığıdır.<br>Davalı vekili yetki itirazında bulunmuş ise de daha sonra bu itirazından vazgeçmiş olduğu anlaşılmıştır.<br>Taraflar tacir olduğundan somut olayda 6102 sayılı TTK'nın 23. maddesindeki ayıplı mal satışına ilişkin özel hükümlerin uygulanması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesine göre; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde malı incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Basiretli bir tacirden beklenen, satın aldığı malı 6102 sayılı TTK'nın 23. maddesinde belirtilen 2 ve 8 günlük süreler içerisinde kontrol ve muayene ettikten sonra belirlediği ayıpları da aynı süreler içerisinde karşı tarafa ihbar etmesidir. Tacirler arasında ayıp ihbarı noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılabilecektir. <br>Tüm dosya kapsamı ve Hükme Esas Alınan Bilirkişi Raporları Birlikte Değerlendirildiğinde; Bilirkişi heyet raporunda,  Dava konusu, “... Marın Sulu Evaparatör” ün kullanıldığı “Soğutma cihazı (chiller) bakır boruların genelinde, katodik korozyonundan dolayı delikler ve aşınmış yüzeyler belli belirsiz bir düzensizlikte görüldüğü,; Dava konusu olan “...  Sulu Evaparatör” teknik olarak bilinen adıyla eşanjörde kullanılan malzemelerin Galvanik Eşleşme ile korozyona sebep olmaması için metal olmayan bir bağlantı yöntemi ile iki farklı malzemenin temasının kesilerek elektrik akımının geçişinin engellenmesi sağlanması gerektiği, bu olmadığı takdirde Galvanik Korozyonun çok hızlı oluşacağı dosyada mevcut Laboratuvar sonuçlarında da anlaşıldığı, Ayrıca, deniz suyu ile çalışan bu tür sistemlerde diğer metal aksamlar korumak için kendini feda edip eriten ,TUTYA (Köle) denilen çinko alaşımlarından imal edilmiş metal parçalar kullanıldığı ve söz konusu soğutma cihazında kullanılmadığının tespit edildiği, “Ayrıca dosya içeriğinde bulunan CD görüntülerinin incelenmesinden eşanjör demetleri arasına deniz suyu ile birlikte çeşitli boyutlarda taş parçacıklarının girmiş olduğu görülmüştür. Bu durumda davacı tarafın üretmiş olduğu Makinada (...) deniz suyunun eşanjöre girmeden önce tam ve yeterli olarak filtre edilmemiş olduğu kanaatine varıldığı, Satıma konu sulu evaporatörün ayıplı olduğu ve Davacı Firmanın bunu anlamasının mümkün olmadığı yani gizli ayıp olduğu, davacı tarafından dava dışı ... Ltd. Şti. ye satışı yapılan “...” cihazının “deniz suyu filtrasyon işlemini tam olarak yapmadığı” için kısmen eksik ve arızalı sayılabileceği, bu arızanın sulu evaporatörle ilgisi olmadığı ve galvanik korozyona etkisinin olmadığı, Evaparatör delinme arızasının satıma konu evaporatörde “Galvanik Korozyon oluşmasından meydana gelmiş olduğu”  soğutma grubunun tekrar çalışır hale gelmesi için galvanik korozyon oluşturmayan bir evaporatörün sisteme monte edilmesi halinde makinenin tekrar çalıştırılabileceği, <br>Yapılan mali müşavir incelemesine göre, Davacı ... - ... Şahıs işletmesinin 2016 yılı ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, ticari defterlerin açılış ve kapanış defter onaylarının yasal süresinde yaptırıldığı tespit edilmiş olduğundan ticari defterlerin delil niteliğinde bulunduğu,\tDavacının ticari defter kayıtlarında davalı ile ilgili hesap işlemlerinin 320 Satıcılar ana hesap kodu altında 320.81 de ...Şti. hesabında kaydedilerek izlendiği hesabın borç bakiye verdiği dönem sonları kayıtlarında ise 159 verilen sipariş avansları ana hesabı altında 159.16 ... Ltd.Şti. hesabında kaydedilerek izlendiği tespit edilmiştir. Hesap kayıtları üzerinde yapılan incelemede tarafların 30.01.2013 tarihinden itibaren başlayan ticari ilişkilerinin mevcut olduğu, davacının muavin defter kayıtlarında davalı şirketin 08.03.2019 tarihli 61 no’lu madde kaydı ile hesabın davalı ... Ltd.Şti. 7.623,14 TL alacaklı olarak bakiye verdiği görülmektedir. Dava konusu edilen faturanın ise davacı defterlerinde ve muavin hesaplarda kaydedildiğinin  tespit edildiği,   Makinedeki  ekipmanların hurda bedeli hesaplandığında, sistemin ağırlığı yaklaşık 500 kg’dır.Soğutma sisteminin hurdası, genel hurda kapsamında (Çelik, demir, bakır, alüminyum) olup kilo bedeli 2,30kg/TL olarak değerlendirildiğinde, 500 kg x2,30 kg/TL=1.150 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır.<br>Dokuz Eylül Üniversitesi Müh.Fak.Metalurji ve Malzeme Müh.Bölümü 21.12.2016 Tarihli  \"Galvanik Korozyan Test Raporu ile ayıp tespiti yapıldığı, Davacının  Karşıyaka 5. Noterliği' nin 17/02/2017 tarih 04980 yevmiye  nolu ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunulduğu, ihtarnamenin  22/02/2017 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. <br>Davacı tarafından davalının üretmiş olduğu eşanjör testi için 9 Eylül Üniversitesi Döner Sermayesine 3.186,00 TL test rapor ücreti ödenmiş olduğu, soğutma sisteminin montaj maliyeti, fabrikada kurulumu nakliye ve işçilik giderleri toplamının arızalı hurda eşanjörün hurda değerinin düşülmesi sonrasında 24.350,00 TL (Yirmidörtbinüçyüzellilira) olacağı, Davacı tarafından davalının üretmiş olduğu eşanjör testi için 9 Eylül Üniversitesi Döner Sermayesine ödemiş olduğu 3.186,00 TL Test Raporu bedeli bulunduğu gizli ayıbın ortaya çıkarılması için test yaptırılması ve bunun ücretini talep edebileceğinin mahkememizce kabul edilmiştir. <br>  Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulüne  27.536,00- TL maddi tazminat ve 234, 00-TL ihtarname giderinin  temerrüt tarihi 22.02.2017 tarihinde itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan  tahsiline karar verilmiş,<br> Davacı 6098 sayılı TBK. 114/2.maddesine dayalı manevi tazminat talebi Yönünden,  <br>TBK MADDE 56- \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.<br>Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.\"<br>MADDE 58-\" Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.<br>Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.\"<br>MADDE 114- \"Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir.<br>Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.\"<br> Taraflar arasındaki  davaya konu  21.06.2016 tarihli faturaya istinaden davalının davacıya 8.177,40 TL bedel karşılı sattığı  bir adet sulu evaporatorün ayıplı olması nedeniyle uğradığı manevi  manevi tazminat talebinde bulunmuştur.<br>Davacının bu ticari satım nedeniyle ticari itibarının sarsıldığını mahkememize kanaat veren kesin ve inandırıcı delillerle ispat edememiştir. Esasen haksız rekabet dışında mal varlığına yönelik nizalarda manevi tazminat talep etme şartları oluşmayacaktır. Başka bir deyimle davacının kişilik haklarına haksız saldırı niteliğinde kabul edilemeyecektir. Olayımızda, manevi tazminat talep etme şartları lehe oluşmadığından açılan Manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile; <br> H Ü K Ü M  : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE, <br>27.536,00-TL maddi tazminat ve 234,00-TL ihtarname giderinin  temerrüt tarihi 22.02.2017 tarihinde itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan   alınarak davacıya verilmesine<br>2-Fazlaya ilişkin talebin Reddine,<br>3-Manevi tazminat talebinin reddine,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince her ne kadar 05.03.2020 tarihli ve 21.10.2020 tarihli heyet ek raporlarında mevcut ayıba ilişkin değerlendirme ve gerekçelerin dikkate alınarak ve bu gerekçeler gözetilerek yapılan hesaplama sonucuna göre hüküm kurulmuş ise de, sehven bilirkişilerin önceki raporlarında mevcut olup da son ek raporlarında görüş değiştirdiği kısmının dikkate alınmadan, yani bilirkişilerin önceki raporlarında mevcut olan hatalı tespit kısmının hüküm gerekçesine nakledilerek gerekçelendirildiğini, bu durumun her ne kadar bilirkişilerin son ek raporundaki hesap sonucu dikkate alınarak hükmedilen tazminat tutarına etki eden bir durum olmamış ise de, hüküm gerekçesinin dayandırıldığı 05.03.2020 ve 21.10.2020 tarihli bilirkişi ek raporlarındaki tespit ve değerlendirmeler ile çelişen bir gerekçe olduğundan, bu çelişkinin giderilmesinin hukuki bir zorunluluk olduğunu, sehven yapılan yanlışlığın ve hükme esas alınan son bilirkişi ek raporlarıyla çelişen kısmın açıkça görülebilmesi açısından, hükmün sehven hatalı kısmını ve hükme dayanak yapılan son ek raporların konu ile ilgili kısmını  aynen alıntıladıklarını, son ek bilirkişi raporlarıyla çelişmekte olup dosya üzerinde, ayıplı cihaz üzerinde keşif incelemesi ile mahallinde inceleme yapılmadan düzenlenen 05.08.2019 tarihli kök rapordaki değerlendirmenin hatalı olup, bilirkişilerin görüş ve tespitlerinin, mahallinde ayıplı cihaz üzerinde yapılan inceleme sonrası değiştiğini ve hükme esas alınan ek raporların alındığını, ayrıca müvekkilinin  \"...\" sistem içinde kullanılacak elemanları, sistemi imal ettiği tarih itibarıyla piyasadan satın aldığını, yaklaşık 3 işçisini 10 gün boyunca bu imalat için çalıştırarak, imal ettiği bu soğutucu sistemini, müşterinin işletmesindeki (Çanakkale'de) 1 günlük mesai ile de montaj hizmeti verdiğini, işçilik ve montaj bedelinin 3.000,00 TL'nin üzerinde olduğunu, müvekkilin bu üretimi yaparken başkaca giderlerinin bulunduğunu ve maliyet muhasebesi hesabına bu gider kalemlerinin de dahil edilmesi gerektiğini, soğutucu sistemin maliyet fiyatının, sadece makine elemanlarının değerleri ile işçilik değeri toplamından ibaret olmadığını, öte yandan makine elamanlarının güncel değerinin değil, imalat tarihindeki KDV'li perakende fiyatlarının ne olduğunun bulunması gerektiğini, müvekkilinin dava dışı üçüncü kişiye satışı ile fatura ettiği bedelin, o tarihteki maliyet muhasebe hesabı sonucu ortaya çıkan bedel olup, 25.000 TL+4.500 TL toplamı olan 29.500 TL, sadece soğutucu sistemin zayi olmasından kaynaklı maddi zarar kalemi olduğunu, ilk derece mahkemesinin anılan itirazlarına rağmen taleplerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermiş olmasının hukuka aykırı olup, tamamen zayi olan ve fatura değeri yazılı soğutma gurubunun fatura fiyatına, arıza ihbarı üzerine cihazın transfer gideri olan 2.000 TL, Dokuz Eylül Üniversitesi labaratuvar test inceleme ücreti toplamı olan 3.186 TL ve 234 TL ihtar gideri eklenmek suretiyle bulunacak maddi tazminat bedeline hükmedilmesini, dava dilekçelerindeki talepleri gibi karar verilmesini talep ettiklerini, ilk derece mahkemesince, manevi tazminat taleplerinin de, davacı müvekkilin bu ticari satım nedeni ile ticari itibarının sarsıldığını, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edemediğini ve somut olayda, manevi tazminat talep etme şartlarının davacı lehine oluşmadığından bahisle reddedildiğini, ilk derece mahkemesinin red kararının, dosyadaki delillere ve tespitlere nazaran hukuken hatalı olduğunu, davalı tarafın müvekkile sattığı ürünün ayıplı olduğunu, ayıbın gizli olduğunu, gizli ayıplı olan bu ürünün monte edilerek müvekkili tarafından üretilen ve piyasadaki sürekli müşterilerinden birine satışını yaptığı soğutma cihazı, müşterinin kullanımında iken, davalının ayıplı üründen dolayı tamamen arızalandığını, midye üreticisi olan müşterisinin ihbarı üzerine müvekkilin,  Çanakkale'ye gidip arızalı sistemi alıp, yerine yenisinin hazırlanması ve montajı için yeniden en az 10 günlük  zaman ve emek harcadığını,  soğutucu grubunu tamamen yenilemiş olsa da, müvekkilinin müşterisinin özel isteği üzerine vaad ettiği  gibi bir soğutucu grubu montajını zamanında yapamadığını ve müşterisine de zaman ve para kaybettirdiğini, aynı piyasada sürekli iş yaparak gelir elde eden müvekkilinin, bu piyasa içinde ayıplı imalat yapmış olduğunun duyulması bir yana davaya konu ürünü sattığı müşterisinin nezdinde bile mahçup olmaktan dolayı günlerce üzüntü ve stres yaşadığını, bu fiili durumun başkaca ispata muhtaç olmadığını, olağan hayatın ve ticari hayatın kuralları içinde izahtan vareste olmakla birlikte, Çanakkale'deki müşterinin hassasiyetiyle ilgili olarak, dosyada yapılan keşif sırasında tanıklık beyanında bulunan tanık ...'ın ifadeleri manevi zararın varlığının ispatı açısından önemli olduğunu, müvekkil ile davalı şirketin yetkilisi arasında yapılan ve müvekkilin ayıp ihbarını da içeren yazılı bildirimleri karşısında, davalı şirket yetkilisinin müvekkile ilettiği e-postada, ihbar olunan Yılmaz Soğutma şirketi yetkilisi ile feri müdahil ... Ltd şti yetkilisi arasında geçen yazışmada, müvekkillin ihbar bildirimi için yazdıkları nedeniyle \"bu adam bela oldu, bir okusana...\" şeklindeki beyanı karşısında, tüm bu sürecin, müvekkilinin kişilik haklarına da saldırı mahiyetinde olduğunu ve taleplerine bir çözüm bulamadığı gibi haklı talepleri ve ihbarını, müvekkilin \"bela olması\" ile niteleyen bir tutuma maruz kaldığının açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin manevi zarara uğradığı hususunun ispat olunduğunu ve manevi tazminat şartlarının da oluştuğunu, ilk derece mahkemesinin red kararının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle manevi tazminatın reddine ilişkin kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava: maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; dosyaya sunulan bilirkişi rapor ve ek raporlarının denetime elverişli ve açık olmasına, davacının maddi zararının, soğutma sisteminin montaj maliyeti, fabrikada kurulumu nakliye ve işçilik giderleri toplamının arızalı hurda eşanjörün hurda değerinin düşülmesi sonrasında 24.350,00 TL olmasına, davacı tarafından davalının üretmiş olduğu eşanjör testi için 9 Eylül Üniversitesi Döner Sermayesine ödemiş olduğu 3.186,00 TL Test Raporu bedeli olmak üzere toplam  27.536,00- TL  maddi tazminat talep edebilecek olmasına, bu bedelin dosya kapsamına uygun olmasına, davacının ticari satım nedeniyle ticari itibarının sarsıldığına ilişkin somut bir delil sunmamış olmasına, bu nedenle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olmasına göre davacı  vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/02/2021 tarih ve 2017/450 Esas 2021/145 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br> 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>    5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 06/05/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc642296e6dc757d","SID":"67bd53de4c8c233a"}}