{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/902 Esas<br>KARAR NO: 2025/796 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2025/274 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 28/03/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>TALEP: İhtiyati haciz<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında uzunca süredir devam eden ticari ilişkinin, davalı şirketin almış olduğu tek taraflı kararla 2024 yılının ikinci çeyreğinde sonlandırıldığını, bu süreçte davalı şirket tarafından sipariş edilen ürünler, müvekkil, şirketçe süresinde teslim edilmişse de satılan ve teslim edilen ürünlerin bedellerinin müvekkil şirkete süresi içerisinde ödenmediğini,  yapılan görüşmeler neticesinde 18.11.2024 tarihinde müvekkil şirkete kısmi ödeme yapılmışsa da borcun tamamının ödenmediğini ve müvekkili şirkete gönderilen e-posta ile özetle \"Ödenmeyen bakiye borcun 2024 yılında yapılmış olan satışlardan kaynaklanan ciro primi alacağından mahsup edildiği\" bilgisi verildiğini,  akabinde taraflarınca Beşiktaş ... Noterliği aracılıyla davalı şirkete gönderilen 04.12.2024 tarihli ... Yevmiye Numaralı ihtarname ile \"Taraflar arasında 2024 yılı için imzalanan bir ciro prim sözleşmesi bulunmadığı, kaldı ki ilgili takvim yılının ikinci yarısında davalı tarafın müvekkilden bir alım yapmadığı, dolayısıyla ciro prim sözleşmesi olsaydı bile koşulları oluşmadığından davalının bu prime hak kazanamayacağı, davalı şirketçe yapılan ciro primi mahsup işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğu ve de bakiye alacağının gönderilen ihtarnamenin kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 gün içinde 1.420.002,24-TL bakiye borcun müvekkile ödenmesi gerektiği, ödenmediği takdirde icra takibine konu edileceği\" ihtar edildiğini, ihtarın davalıya 12.12.2024 tarihinde tebliğ edildiğini,  ödeme yapılmaması üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile davalı/borçlu aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde 02.01.2025 tarihinde takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin de olumlu sonuçlanmaması sonrası, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebi ile dava açma zorunluluğu doğduğunu, davalı şirketin ciro primi alacağı olduğu iddiasıyla mahsup yapmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında, 2024 yılı için ciro prim sözleşmesi bulunmadığını,  müvekkilinin ciro prim şartları ya da ciro primi uyguladığı firmaların her yıl değiştiğini, önceki dönemlerde imzalanmış olan ciro prim sözleşmelerinin tümünün, 1 yıllık süreyi kapsayacak şekilde ve yazılı olarak düzenlendiğini, bu nedenle, ilgili takvim yılı içerisinde geçerli olan sözleşmelerin, bir sonraki yılda geçerli olacak şekilde otomatik olarak yenilenmesi, ticari teamül olarak yorumlanabilmesi, mutat uygulama olarak kabul edilebilmesi ya da böyle yorumlanabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, kaldı ki, taraflar arasında 31.12.2023 tarihinde \"Mutabakat Metni\" imzalandığını ve \"ciro primi hak edişinin mutabakatta yazılı dönem için geçerli olduğu, yazılı dönem sonrası için herhangi bir kazanılmış hak ya da sürekli uygulama varlığı şeklinde kabul edilemeyeceği\" konularında taraflarca mutabık kalındığını, taraflar arasında en son imzalanan bir yıl süreli 02.01.2023 tarihli Ciro Prim Sözleşmesi ile \"Taraflar arasında sözleşme ile belirlenen 01.01.2023-31.12.2023 tarihleri içerisindeki satış hedefleri ile bu hedeflerin tutturulması halinde prim sistemi ve ödeme koşulları\" düzenlendiğini, ciro prim sözleşmelerindeki amacın sözleşmenin geçerli olduğu takvim yılı içerisinde, ecza depolarının belirlenen satış hedeflerini tutturmaları halinde prim ile ödüllendirilmeleri olduğunu, yıllık satış hedeflerinin taraflarca yıllık olarak belirlendiğini ve yıllık hedefin tutturulması halinde ilgili ecza deposuna, yine taraflarca belirlenen oranlarla ve usulle, ilgili tutar üzerinde karşılıklı mutabakat sağlanmak koşuluyla prim verildiğini, taraflar, aralarında 31/12/2023 tarihinde imzalanan mutabakat metni ile; davalı deponun 01.01.2023-31.12.2023 tarihleri arasında hedeflenen 21.715.902,42-TL alım tutarı üzerinden  %6-%7  prim hakedişi elde edeceği ve ciro prim tutarının KDV dahil 1.537,195,43-TL olduğu, ciro primi tutarının 01.01.2023-31.12.2023 dönemini kapsadığı ve davalının sözü edilen dönem dışında müvekkili şirketten herhangi bir gerekçe ile ciro primi alacağı bulunmayacağı, söz konusu sözleşmenin ve ciro prim uygulamasının 2023 yılı sonrasındaki yıllar açısından herhangi bir şekilde bir prim ödeme taahhüdü/ hedef  belirleme anlamına gelmediği kabul ve taahhüt edildiğini,  davalı ile müvekkil şirket arasında akdedilmiş 2024 yılına ilişkin bir ciro prim sözleşmesi bulunmayıp; ödenmeyen bakiye borcun 2024 yılında yapılmış olan satışlardan kaynaklandığı iddia edilen ciro primi alacağından mahsup edildiği gerekçesiyle satılan ve teslim edilen ürünlerin bedelleri ödenmediğinden borçlunun temerrüdünün şartlarının oluştuğunu, taraflar arasında 2024 yılına ilişkin ciro prim alacağına vücut veren bir sözleşme ilişkisi olmayıp, hiçbir surette kabul etmemek kaydıyla böyle bir sözleşme kurulduğu kabul edilse dahi davalının ciro prim alacağı talep edebilmesinin şartlarının oluşmadığını, çünkü ciro priminin hak edilmesinin, satış hedefi, satış tutarı, ciro primi oranı gibi koşulların belirlenmesi ile mümkün olabileceğini, süregelen bir uygulama ya da devam eden bir ticari ilişki yorumu ile ciro primi hesaplanabilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki, davacının  kendi inisiyatifiyle ticari  ilişkiyi sonlandırdığı 2024 yılı ikinci çeyreğine kadar yaptığı alımların bir ciro prim alacağı doğurmasının da mümkün olmadığını, davalıya satılan ve teslim edilen ürünlerin bedellerinden bakiye 1.420.002,24-TL alacağın müvekkiline ödenmesi gerektiğni, davalının icra takibine sebepsiz ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının, davalının müvekkil davacıdan mal kaçırmak amacıyla zaman kazanmaya çalıştığını ve kötü niyetli olduğunu gösterdiğini,  davalının, dava sürecinde mal varlıklarını elden çıkararak  davacının alacağını tahsil edebilmesini imkânsız hale getirebileceği ve borcunu ödeme kabiliyetinin yok olabileceği ihtimalleri göz önünde bulundurulduğunda; telafisi imkânsız zararların önüne geçebilmek için, davalının taşınır ve taşınmaz mallarına ve banka hesaplarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 28/03/2025 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2025/274 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; \" Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde yukarıda verilen bilgiler ışığında davanın yaklaşık da olsa ispatı yargılama gerektirdiğinden ve iİK 257 ve devamı madde hükümlerinde öngörülen koşullar gerçekleşmemesi sebebiyle  ihtiyati haciz isteminin  reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, '' Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı  dosyasına yapılan haksız davalı/borçlu itirazının iptaline karar verilmesi ve müvekkili adına telafisi imkânsız zararların önüne geçebilmek için, davalının taşınır ve taşınmaz mallarına ve banka hesaplarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi talepleriyle taraflarınca ikame edildiğini, davalının taşınır ve taşınmaz mallarına ve banka hesaplarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesine ilişkin taleplerinin mahkemece reddediliğini, Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında uzunca süredir devam eden ticari ilişkinin, davalı şirketin almış olduğu tek taraflı kararla 2024 yılının ikinci çeyreğinde sonlandırıldığını, bu süreçte davalı şirket tarafından sipariş edilen ürünler, müvekkil, şirketçe süresinde teslim edilmişse de satılan ve teslim edilen ürünlerin bedellerinin müvekkil şirkete süresi içerisinde ödenmediğini,  yapılan görüşmeler neticesinde 18.11.2024 tarihinde müvekkil şirkete kısmi ödeme yapılmışsa da borcun tamamının ödenmediğini ve müvekkili şirkete gönderilen e-posta ile özetle \"Ödenmeyen bakiye borcun 2024 yılında yapılmış olan satışlardan kaynaklanan ciro primi alacağından mahsup edildiği\" bilgisi verildiğini,  akabinde taraflarınca Beşiktaş ... Noterliği aracılıyla davalı şirkete gönderilen 04.12.2024 tarihli ... Yevmiye Numaralı ihtarname ile \"Taraflar arasında 2024 yılı için imzalanan bir ciro prim sözleşmesi bulunmadığı, kaldı ki ilgili takvim yılının ikinci yarısında davalı tarafın müvekkilden bir alım yapmadığı, dolayısıyla ciro prim sözleşmesi olsaydı bile koşulları oluşmadığından davalının bu prime hak kazanamayacağı, davalı şirketçe yapılan ciro primi mahsup işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğu ve de bakiye alacağının gönderilen ihtarnamenin kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 gün içinde 1.420.002,24-TL bakiye borcun müvekkile ödenmesi gerektiği, ödenmediği takdirde icra takibine konu edileceği\" ihtar edildiğini, ihtarın davalıya 12.12.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı/borçlu tarafça ihtarname ile bildirilen süre içerisinde de ödeme yapılmadığı gibi başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini, Davalı şirket, müvekkili şirketin takibe konu alacağını ödemekten, ciro prim alacağı olduğu ve borcunu alacağına mahsup ettiği gerekçesiyle imtina etmekte olduğunu ancak müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 2024 yılı için imzalanmış bir ciro prim sözleşmesi bulunmadığını, taraflar arasındaki Ciro Prim Sözleşmesi'nde yenilenmeye ilişkin herhangi bir madde bulunmamakta, aksine 2023 yılına ilişki taraflar arasında imzalanan \"ciro primi sözleşmesinin 01.01.2023-31.12.2023 dönemini kapsadığı, mutabakatta yazılı dönem sonrası için herhangi bir kazanışmış hak ya da sürekli bir uygulama varlığı şeklinde kabul edilmeyeceği\" mutabakatını içeren 31.12.2023 tarihli Mutabakat Metni bulunmakta olduğunu; sözleşme ile hak edilen ciro priminin sürekli bir uygulamanın varlığı şeklinde kabul edilemeyeceği konusunda mutabık kalan davalı/borçlunun, hiç olmayan bir 2024 ciro primi sözleşmesine dayanarak mahsup yaptığı iddiası ve bu iddia ile davacı müvekkilin alacağını ödemekten imtina ederek başlatılan takibe itiraz etmesi haksız ve kötü niyetlidir. 2023 yılına ilişkin Prim Sözleşmesi ve Mutabakat metni dava dilekçeleri ekinde dosyaya sunulduğunu, Davalı/Borçlu, kötü niyetli ve sadece müvekkilin alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla haksız ve hukuka aykırı bir şekilde icra takibine itiraz ettiğini; dava süresinde müvekkilin alacağını tahsil kabiliyetinin yok olabileceği veya önemli bir ölçüde zorlaşabileceği göz önünde bulundurularak; teminatsız olarak, aksi halde mahkemenizce belirlenecek teminat karşılığında davalı şirket malvarlığı üzerine işlenmek üzere ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken \"davanın yaklaşık da olsa ispatı yargılama gerektirdiği\" gerekçesiyle reddi hukuka aykırı ve isabetsiz olduğunu, Davalı ile davacı müvekkili arasında ciro prim sözleşmesi olmadığı, davalının 2024 yılında devam eden ticari ilişkiyi teslim aldığı mallara rağmen ödeme yapmaksızın tek taraflı kararı ile 2024 yılının ilk çeyreğinde sonlandırdığı, 2024 yılına ilişkin ürün alımlarının bedelini ise iddia ettiği ciro primine mahsup ettiği dosyaya sunulu delillerle sabit olduğunu; hal böyle iken, davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işleminin ticari hayatın içinde davacı müvekkile zarar verici mahiyette olduğu ve bu zararın giderilmesi için açılan huzurdaki davada müvekkilin menfaatinin korunması gerektiğini; bu sebeple mahkemeye sunulan ihtiyati haciz talebi başvurumuzun reddi hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu,Davalının, dava sürecinde mal varlıklarını elden çıkararak müvekkili davacının alacağını tahsil edebilmesini imkânsız hale getirebileceği ve borcunu ödeme kabiliyetinin yok olabileceği ihtimalleri göz önünde bulundurulduğunda; telafisi imkânsız zararların önüne geçebilmek için, davalının taşınır ve taşınmaz mallarına ve banka hesaplarına ihtiyati haciz konulmasına karar vermesi gerektiğini, İleri sürerek, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/274 Esas Sayılı davada verilen 28/03/2025 tarihli ihtiyati haciz talebimizin reddine ilişkin ara kararın, istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, yeniden inceleme yapılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile öncelikle teminatsız olarak, mahkemenizce aksi kanaatte olunması halinde belirlenecek teminat karşılığı da davalı şirket adına kayıtlı tüm malvarlığı ile banka hesapları, taşınmaz ve taşınır malların kaydına tedbir niteliğinde ihtiyati haciz kararı verilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; ticari satış sözleşmesinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca;  rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca;  ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut olayda; dava dilekçesi ve ekleri, takip dosyası ve ekleri ile tüm dosya kapsamına göre, takip talebi ve dava dilekçesi ekinde 25/11/2024 tarihi itibariyle davacının varlığını iddia ettiği bakiye açık hesap alacağını gösterir hesap dökümü veya bir hesap mutabakatı bulunmadığı, dava dilekçesi ve takip talebi ekinde taraflar arasındaki 2023 yılına ilişkin ciro prim anlaşması ve ciro prim mutabakatının bulunduğu, bu belgelerin de davalının 2023 yılında hakettiği ciro prim alacağına ilişkin delil niteliliğinde bulunduğu, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2024 yılının ikinci çeyreğinde sona erdiğini iddia etmiş ve ticari ilişkinin sonlanması akabindeki bakiye  açık hesap alacağının takibe konu edildiğini açıklamış olması karşısında,  takip tarihi itibariyle davalıdan dava dilekçesinde talep edilen tutarda bakiye cari hesap alacağının varlığı ve miktarı hususunda mevcut delil durumuna göre bu aşamada yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluşmadığı,  mahkemece talep tarihi itibariyle İİK'nun 257/1 ve 258 maddesi koşullarının oluşmaması nedeniyle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı,  davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmış, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8142532b782a5450","SID":"fca34e1fcc6886ab"}}