{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1618 Esas<br>KARAR NO: 2025/743<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/07/2023<br>NUMARASI: 2022/107 Esas, 2023/171 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ...'ün ...  başvuru numaralı markasının kötü niyetli olarak tescil edildiğini, “...” ibareli markanın gerçek sahibinin davacı şirket olduğunu, davalının davacı şirketin markasını birebir kopyalamak ve aynı sınıflarda tescil  ettirmek suretiyle kendi markasında kullandığını, “...” ibareli marka 2013 yılından beri davacı tarafından ağırlıklı olarak diş ürünlerini kapsar şekilde sağlık sektöründe kullanılan ürünlerin yer aldığı 10. sınıfta tescil edildiğini, aynı şekilde davalının da söz konusu markasını, içerisinde diş ürünlerinin de yer aldığı sağlık sektöründe kullanılmakta olan ürünleri kapsar şekilde 10.sınıfta tescil ettirdiğini, bu bakımdan, karşılaştırmaya konu markaların tescilli olduğu sınıfların kapsamında sağlık sektöründe kullanılan ürünler yer almakla birlikte davacı şirketin markalarının tescilli olduğu ürünler ile davalı markasının tescilli olduğu kesişen ürünlerin de ayrıca bulunduğunu, davalının, davacı markası ile aynı sektörde, aynı ibare ve aynı sınıfta tescil edilerek davacı şirketinden haksız yararlanma amacı taşıdığını, davacının markasını Çin'de tescil ettirmekle kalmayıp USPTO ve WIPO nezdinde de tescil ettirdiğini, ABD nezdinde tescilli “...” ibareli marka, davacı şirketinin yöneticisi ola ... adına tescil edildiğini, ...'ın aynı zamanda davacı şirketinin yönetici olduğunu, ...” ibareli marka üzerindeki davacı şirketinin gerçek hak sahipliğini gösterir bir başka hususun domain adresinin davalı markasının başvuru tarihinden çok daha önce alınmış olduğunu, davalının davacı şirketine ait “...” ibareli markayı hem davacı tarafından özgün bir şekilde tasarlandığı şekliyle hem de davacı şirketine ait resmi uzantılı sitede yer alan marka örneğini renk kompozisyonunu bile değiştirmeden birebir kopyalayarak tescil ettirdiğini, Davalı tarafından davalı markasının, davacı şirketinin tüketici kitlesinden bilerek ve isteyerek haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendi adına tescil ettirilmiş olduğunu, Türkiye'de ve Dünya'nın birçok yerindeki tüketicilere davacı şirketinin satış yaptığını, bu nedenle sektöründe bilinen ve tercih edilen davacı şirketine ait “...” ibareli markanın davalı tarafından aynı sektörde ve aynı markayla tescil ettirilmesinin haksız bir avantaj kazanmak amacıyla yapıldığını, davalının, davacı şirketinin markasının Türkiye'de ve özellikle tüketicilerinde yaratmış olduğu tanınırlıktan yararlanmak suretiyle bilerek ve isteyerek haksız bir avantaj sağlanması amacının olduğunu, ticari faaliyet alanında çalışan davalının davacının yurtdışında tescilli markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, haberdar olmasa bile tesadüfi bir şekilde davacı Şirketinin markasının birebir aynısının tescil edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve bunun sonucunda dürüstlük kurallarını ihlal etmesi sebebiyle kötüniyetin var olduğunu, davalı markasının hem şirketin telif hakkını hem de ticaret unvanını ihlal ettiğini beyan etmiş, Davanın kabulüyle birlikte ... başvuru numaralı davalı ... adına tescil ettirilen “...” ibareli markanın tescilli olduğu tüm mal ve hizmet sınıfları bakımından hükümsüzlüğü ile marka sicilinden terkinini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davaya konu markanın 04.11.2021 tarihinde Türk Marka ve Patent Kurumu nezdinde tescil edildiğini, Davalı şirketin \"...\" markasına ilişkin olarak Türkiye'de almış olduğu herhangi bir Marka Tescil Belgesi olmadığını, Marka Tescil Belgesinin hangi ülkede alınmışsa o ülkede koruma sağlayan bir belge olduğunu, bu sebeple Türkiye'de belgeye bağlanmış bir marka ancak Türkiye'de koruma altında olacağını, başka ülkelerde markanın korunması istendiğinde, istenilen ülkelerin patent ofislerine tescil için müracaat edilmesi gerektiğini, davalının Çin'de tescil edilmiş markasının Türkiye'de kendisine üstün hak taşıyan bir tescili bulunmadığını, kaldı ki davaya konu marka müseccel bir markada olmadığını, davacı şirket \"...\" markasının WIPO nezdinde uluslararası düzeyde tescil edildiğini belirtmişse de bu tescilin Türkiye'de de geçerli olabilmesi için WİPO aracılığıyla veya ayrıcı herhangi bir başvuruda da bulunmadığını, davacı şirket tarafından WIPO başvuru 18.11.2021 tarihinde yani  \"...\" markasının müvekkil adına tescil başvuru tarihinden ve tescil tarihinden sonra olduğunu, bu nedenle müvekkilin haksız yararlanma - teşkil edecek nitelikte bir fiili bulunmadığını, ayrıca 6769 sayılı kanunun 12inci madddesi uyarınca marka üzerinde rüçhan hakkı olan taraf altı aylık süre içerisinde bu hakkını kullanmak zorunda olduğunu belirtmiş, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"... tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, davalının davaya konu ... numaralı \"...\" markasının 10. Sınıfta tescilli olduğu, davacının da \"...\" ibareli markanın Çin'de ...  numarası ile 14/12/2014 tarihinde tescil ettirildiği yine Amerika Birleşik Devletlerinde de 18/04/2017 tarihinde ... numarası ile tescil ettirdiği, markalar karşılaştırıldığında birebir aynı olduğu yine tescil tarihleri ve kullanım tarihlerine göre, markayı ilk kullanan ve ihdas edenin davacı şirket olduğu, bilirkişilerce incelenen internet siteleri ve sosyal medya hesaplarına göre davacı tarafından \"...\"  markasının 2019 yılından itibaren kullanıldığı yine davacının \"...\" isimli Instagram sayfasının da sahibi olduğu, davacı tarafından \"...\"  markasının diş hekimliğine ilişkin ürünlerde kullanıldığı davalının tescilinin de yine 10. Sınıfta buna ilişkin olduğu, davalı tarafından markanın kullanıldığına dair tespit yapılamadığı,  her ne kadar davacıya ait marka Türkiye' de tescilli değil ise de bilirkişi heyetinde ve mahkememizde oluşan kanaate göre davalının markayı tescil ettirdikten sonra herhangi bir şekilde kullanımının tespit edilememesi yine davacı tarafından markanın uzun süredir hem yurt dışında hem de Türkiye' de ticari etki doğuracak şekilde kullanılması sebebiyle davalının davacının markasının bulunduğu ürünlerden ve markadan haberdar olduğu ayrıca \"...\" ibaresi yabancı unsurlu kelime olması sebebiyle ayırt ediciliği yüksek marka olması davalının bu markayı tesadüfen bulup tescil ettirmesinin yine marka tescilinden sonra veya önce herhangi bir kullanım da olmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, davalının tescilinin kötü niyetli olduğu anlaşıldığından 6769 Sayılı yasanın 6/1, 6/3 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilerek; Davanın KABULÜ ile, Davalı adına tescili ... numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,\" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Davaya konu markanın 04.11.2021 tarihinde müvekkili adına tescil edildiğini, davacının ise Türkiye'de tescilli markası olmadığını, davalının Çin'de tescil edilmiş markasının Türkiye'de  kendisine üstün hak taşıyan bir tescili bulunmadığını, markanın ülkeselliği ilkesinin dikkate alınması gerektiğini, davacının öncelik hakkı olduğundan bahsedilemeyeceğini, Davacı şirket \"...\" markasının WIPO nezdinde uluslararası düzeyde tescil edildiğini belirtmişse de bu tescilin Türkiye'de de geçerli olabilmesi için WIPO aracılığıyla veya ayrıca herhangi bir başvuruda da bulunmadığını, davacı şirket tarafından WIPO başvuru 18/11/2021 tarihinde yani \"...\" markasının müvekkili adına tescil başvuru tarihinden ve tescil tarihinden sonra olduğunu, 6769 sayılı kanunun 12.madddesi uyarınca marka üzerinde Rüçhan hakkı olan taraf altı aylık süre içerisinde bu hakkını kullanmak zorunda olduğunu, Benzer nitelikteki şirketlerin markalarının da benzer olması durumu olağan olup bahse konu markaların,  bilirkişi raporunda belirtildiği gibi \"şekil olarak aynı\" olmayıp yazı stilleri farklı olduğunu, Müvekkili şirketin çalışma alanınn \"Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar, Yapay organlar ve protezler, Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar, Ameliyathane giysileri ve steril örtüler, Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler, Prezervatifler (kondom/kaput), Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar, Tıbbi amaçlı bilezikler ve yüzükler, romatizma önleyici bileklikler ve yüzükler\"  olup davacı şirketin çalışma alanından oldukça geniş kapsamlı olduğunu, taklit amacı olmadığını, Müvekkilin başvurusunun tescilinin, davacıya ait sektöründe belli bir tanınmışlık yahut bilinirlik elde etmiş markasının itibarından haksız biçimde yararlanma sağlayabileceğinin düşünülmesinin olanaksız olduğunu, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmanın kötüniyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacının Türkiye'de tescilli markası mevcut değil ise de; Çin-CNIPA nezdinde 10.sınıfta 08.06.2013 başvuru tarihi ile \"...\" markasının ve ABD- USPTO nezdinde 10.sınıfta 27.08.2016 başvuru tarihli \"...\" markasının tescilli olduğu, bilirkişi raporunda sosyal medya hesaplarında 2019'dan itibaren kullanıldığına yer verildiği, davacının yurt dışında tescilli markasında yer alan kelime unsuru düz yazı şeklinde olmayıp şekil unsuru içermekteyken davalının markasında da aynı yazım tipi ve şeklinin kullanıldığı, bu durumda tescilde kötüniyet olduğunun kabulünün de yerinde olduğu dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 132,50TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f4bd913c37269a1e","SID":"c132c6ad3c3103ce"}}