{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/285 - 2025/678<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2023/285 <br>KARAR NO\t: 2025/678<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08.12.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/243 Esas 2022/838 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 16.05.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 22.05.2025<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraflarca süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili, 25.11.2017 tarihinde dava dışı ... idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın, emniyet şeridine girerek duran ... plakalı çekici ve buna bağlı ... plakalı römorka çarpması sonucunda meydana gelen kazada, ... plakalı araçta yolcu konumunda olan davacı ...’ın eşi, diğer davacıların babası ...’ın vefat ettiğini, ceza yargılamasında sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun belirtildiğini, müteveffanın kaza sırasında dava dışı şirkette işçi olarak çalışmakta olup asgari ücretten fazla geliri olduğunu, ...’ın ölümüyle davacıların destekten yoksun kaldığını, diğer araç sigorta şirketi aleyhine Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/24 Esas, 2020/734 Karar sayılı kararında sürücünün kusursuz olması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 800,00 TL, davacı ... için 100,00 TL ve davacı ... için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 31.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılaması sırasında davacı ... için 167.113,73 TL, davacı ... için 4.834,14 TL ve davacı ... için 39.506,52 TL olarak artırmıştır.  <br>\tDavalı vekili, davacı tarafça usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketi tarafından 04.01.2018 tarihinde davacı ... için 15.189,19 TL, davacı ... için 8.119,56 TL ve davacı ... için 93.946,14 TL ödeme yapıldığını ve tüm sorumluluğun yerine getirildiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ödeme tarihi verilerinin dikkate alınması gerektiğini, ibraname alınarak ödeme yapıldığını ve ibraname üzerinden iki yıl geçtiğini ve hak düşürücü sürenin dolduğunu, müteveffanın emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılması ve müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, müteveffanın hatır için taşındığından tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacılara SGK tarafından gelir bağlanıp bağlanmadığının belirlenmesini, faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 21.03.2022 tarihli raporda kusura ilişkin değerlendirmede kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün kusursuz olduğu, müteveffanın sigortalı araçta yolcu konumunda olup kusursuz olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 20.08.2022 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile  davacı ... için 167.113,73 TL, davacı ... için 4.834,14 TL ve davacı ... için 39.506,00 TL destek tazminatının temerrütün gerçekleştiği 01.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş, hükme davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;\t<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişi raporunda maddi tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntem, bakiye ömür tablosu, kusur oranları, gelire ilişkin veriler ve diğer verilerde hatalı olup kararı bu yönden istinaf ettiklerini, kararın kaldırılması halinde doğacak fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı olduğunu, ayrıca rapor tarihi itibariyle gelire ilişkin kullanılan veriler doğru olsa da kararın kesinleşeceği tarihte bu veriler değişecek ve hesap hatalı hale geleceğini, davalı lehine usuli kazanılmış hak doğmaması, davacıların hak kaybı oluşmaması için hükme esas alınan raporda gelire ilişkin verilerin doğru olmadığını ve hatalı olduğunu, kararın ortadan kaldırılarak güncel asgari ücret verileri ve güncel hesaplama yöntemleri göz önünde bulundurularak yeniden rapor alınması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.\t<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacılara yapılan ödemenin peşin sermaye değerinin poliçe limitinden tenzil edilmesi gerekirken toplam zarardan tenzil edilmesinin yerinde olmadığını, poliçe teminat limitinin 69.816,61 TL olup hatalı hesaplama yapıldığını, davacılardan ...’ın lisans eğitimi alıp almayacağı belirli olmamasına rağmen 25 yaşına kadar hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanarak ödeme yaptığını ve % 0 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, dava öncesinde yapılan ödeme ile davacıların zararı karşılandığını, ibranamenin üzerinden 3 yıl geçmesi sebebi ile davanın reddi gerektiğini, ödeme ile davacıların tüm zararı karşılandığını, ödeme tarihi verilerine göre rapor alınması gerektiğini, davacı tarafça yapılan başvuru neticesinde tazminat ödemesi yapan davalı sigorta şirketinin temerrüde düşürülmediğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ve temerrüdün dava tarihi olarak kabulü gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDavacılar vekili, dava dışı ... idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın, emniyet şeridinde duran ... plakalı çekici ve buna bağlı ... plakalı römorka çarpması sonucunda meydana gelen kazada, ... plakalı araçta yolcu olan davacıların desteği ...'ın vefat ettiğini, müteveffanın eşi ve çocukları olan davacıların destekten yoksun kaldığını belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>\t1-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.<br>\tSomut olayda 25.11.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda sigortalı araçta yolcu konumunda bulunan ...'ın vefatı nedeniyle eşi ve çocukları olan davacılar için destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunulduğu, davalı sigorta şirketi tarafından davacılara 15.01.2018 tarihinde ödeme yapıldığı, yapılan ödememeye ilişkin olarak düzenlenen 04.01.2018 tarihli ibranamelerde davacılar tarafından  fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu anlaşılmakla 2918 sayılı KTK'nın 111. Maddesinde düzenlenen 2 yıllık hak düşürücü  sürenin uygulanamayacağından davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. <br>\t2-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>\tAnayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz bu cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, hükme esas alınan aktüer bilirkişi ek raporunda raporunda, Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı gibi davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tarihi verileri uyarınca yapılan hesaplamaya göre davacıların zararının karşılanmamış olduğu tespit edilmiştir. <br>\tAyrıca kardeşi üniversite öğrencisi olan davacı ...'ın üniversite eğitimi alacağının kabulü ile destek süresinin 25 yaş olarak kabul edilmesinde, ödeme tarihi verilerine göre yapılan hesaplamaya göre davacıların zararının karşılanmamış  olmasına,  rapor tarihi verilerine göre yapılan hesaplama sonucunda davacılar için belirlenen destekten yoksun kalma tazminatı tutarlarından, SGK'nın 21.11.2021 tarihli cevabi yazısı ve ekleri uyarınca davacılara iş kazası ölüm geliri bağlandığı ve peşin sermaye değerinin davacı ... için 208.094,27 TL, ... için 49.606,33 TL ve davacı ... için 25.574,96 TL olup 5510 sayılı Kanun'un 21/4. maddesi hükmü uyarınca bu tutarın yarısının hesaplanan tazminattan mahsup edilmiş olmasında isabetsizlik görülmemeiştir. Her ne kadar davalı sigorta şirketi tarafından SGK tarafından iş kazası yapılan ödemelerin ilk peşin sermaye değerinin poliçe teminat limitinden düşülmesi gerektiği belirtilmiş ise de davacıların destekten yoksun kalma tazminatının davalının sorumlu olduğu poliçe teminat limitinden fazla olduğu, sigorta şirketi tarafından  SGK'na ödeme yapıldığı veya SGK tarafından rücu işlemlerine başlandığına ilişkin bir iddia ileri sürülmediği gibi sigorta şirketinin diğer zarar sorumluları ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olması, davacıların zararının poliçe limiti üzerinde olması nedeniyle  SGK'nın ödediği miktarı diğer zarar sorumlularından da rücuen isteyebileceği gözetildiğinde davalı sigorta şirketinin bu hususa yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>\tÖte yandan davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin güncellenmiş değeri mahsup edilerek belirlenen tazminat tutarlarının, bakiye poliçe limitinin üzerinde olması nedeniyle  bakiye poliçe limiti olan 211.454,39 TL'ye göre garame hesabı yapılarak gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli aktüer bilirkişinin 08.02.2022 tarihli ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davacılar için belirlenen destek tazminatının hüküm altına alınmış olmasının da doğru olduğu anlaşılmıştır. <br>\t3-Davalı vekili hüküm altına alınan tazminat için belirlenen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. 26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen \"Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.\" düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda davadan önce davacı tarafça sigorta şirketine 18.10.2018 tarihinde başvuruda bulunulduğu, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca ve başvuru tarihine göre hüküm altına alınan destekten yoksun kalma tazminatları için faiz başlangıç tarihinin 01.11.2018 olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacılar vekili ile davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90  TL harcın mahsubu ile kalan 439,50 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 14.444,41 TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.611,10 TL harcın mahsubu ile kalan 10.833,31 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t4-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t5-Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, <br>\t6-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 16.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ceecd2b3913dec3e","SID":"9bf40a30430c23c2"}}