{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2199 <br>KARAR NO: 2025/827<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 10.06.2021<br>NUMARASI: 2018/1052 Esas - 2021/743 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Hava yoluyla eşya taşımadan kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki  itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız takıp başlatıldığını davalının takibe haksız ve kötü niyetli itiraz ettiğini davacının uluslararası nakliyat, dağıtım ve depolama alanında faaliyet gösterdiğini davalıya ait emtiaların ABD Türkiye arası nakliyatını havayolu ile gerçekleştirdiğini ancak davalının navlun ücreti ödemediğini davacının davalıya 24.429,73-TL navlun hizmeti sunmuş olduğunu, davalı şirket tarafından bakiye 19.796,42 TL'nin ödenmediğini öne sürerek itirazın iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının davasında ve icra takibindeki alacak iddiasının haksız olduğunu, müvekkilinin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında bir iş ilişkisinin mevcut olduğunu ancak müvekkilinin iş ilişkisi gereği davacı tarafa olan görev ve borçlarını yerine getirdiğini, müvekkili şirketin uluslararası bağlantıları olan ve ülke genelinde geniş pazar ağına sahip saygın bir şirket olduğunu davacı tarafından sunulmuş olan fatura bedellerinin müvekkili şirket taralından süreci içerisinde ödendiğini öne sürerek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmeini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından faturaya dayalı takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, eldeki davanın davalının itirazının iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamış, cevap süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde ise özetle; taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğunu, davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, takibe konu fatura bedelinin ödendiği beyan edilmiştir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu ihtilafsızdır. Uyuşmazlık ise faturaya konu hizmetin sunulup sunulmadığı, sunulmuş ise fatura konusu bedelin ödenip ödenmediği hususundadır. Bilindiği üzre fatura tek başına alacağın varlığını ispata etmek için yeterli değildir. Davacı taraf faturaya konu mal veya hizmetin verildiğini ispat etmelidir. Davacı mal veya hizmetin verildiğini ispat etmesi halinde ise davalı bu mal veya hizmet karşılığında ödeme yaptığını ispat etmelidir. Takibe konu fatura davacının defterlerinde kayıtlı olup, davalı defterlerini sunmadığı için inceleme yapılmadığı, davalı tarafından BA formlarında da bildirim yapılmadığı tespit edilmiştir. Hükme esas alınan 29/03/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda belirlendiği üzere davacı tarafından taşıma işinin gerçekleştirildiği, takibe konu faturanın taşıma işine ilişkin navlun faturası olduğu belirlenmiştir. Bu durumda davacı taşıma işini gerçekleştirdiği...\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, kabul edilen 19.796,42 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporu kendi içinde çelişki arz ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi heyetinin ilk raporunda da tespit edildiği üzere müvekkili şirket tarafından davacının iddialarına konu faturanın BA formu ile vergi dairesine beyan edilmediği, vergi dairesi kayıtları ile de tespit  edildiğini, bu nedenle müvekkilinin davacıya borcu olmadığı hususunun vergi dairesi kayıtları ile de tespit ve ispat edildiğini, zira davacının delil olarak vergi dairesi kayıtlarına da dayandığını, bilirkişi raporunda da açık bir şekilde beyan edildiği üzere ispat yükü faturayı düzenleyen tarafta yani davacıda olduğunu, aksi düşünce ile mahkeme tarafından müvekkili şirketin ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle davacının davasının kabulüne karar verildiğini, Hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda; dava dışı bir başka şirketin kayıtlarına istinaden davacının alacaklı olduğu şeklinde değerlendirmede bulunulduğunu, öncelikle iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gereğince davacının yasal delil bildirme sürelerinden çok sonra dosyaya sunduğu ve taraflarına da tebliğ edilmeyen dava dışı şirket kayıtlarının delil olarak kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını,  zira davacının yeni delil sunmasına ve iddiasını değiştirmesine veya genişletmesine muvafakat etmediklerini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2018/22-422 K. 2018/1024 T. 09.5.2018 sayılı kararında da vurgulandığı üzere sonradan ek delil sunulmasının mümkün olmadığını, Davacının bilirkişi ek raporuna esas alınan dava dışı 3.kişi şirket kayıtlarına ve tercümelerine delil olarak dayanması bu nedenle usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi heyetinin, hukuka aykırı olarak muvafakatleri olmadan sunulan ve bilirkişi heyeti tarafından ek delil olarak adlandırılan, dava dışı 3.bir şirketin kayıtlarını ve tercümelerini esas alarak sonuca gitmesinin kabul edilemez olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda; ticari evraklarla ilgili -fatura- yorum yaparak, fatura içeriğinde olmayan bir kayıt varmış gibi yorum yapması usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu,  Bilirkişi heyetinin bir yandan müvekkili şirketin fatura içeriğine itiraz etmediğinden bahsederken, diğer yandan fatura içeriğinde yazılanın aslında başka bir şey ifade ettiği yorumunda bulunduğunu, fatura içeriğinde olmayan ve bilirkişi heyetinin yorumuyla ortaya koyduğu faturadaki kaydın var olduğu kabul edilirse, müvekkili şirketin fatura içeriğinde olmayan bir kayda itiraz hakkının elinden alındığı sonucu ortaya çıkacağını, Yargıtay 15. HD.’nin bir kararını eklediklerini (T. 9.12.2015, E. 2015/4557, K. 2015/6289), Davacının fatura içeriğinde olmayan bir takım iddialar ileri sürerek talepte bulunmasının hukuken kabul edilebilir olmadığını, zira davacının davasının dayanağı bahsi geçen fatura olduğunu, bu nedenlerle fatura içeriğinde yer verilmeyen iddia ve gerekçelere istinaden düzenlenen ek raporun kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, davacının alacağının ve alacağının miktarının ispat edilememiş olması yanında, dosya kapsamında 3 adet rapor alınmasına ve bu raporların da birbirlerinden tamamen farklı olmasına rağmen  mahkeme tarafından hukuki bir gerekçe gösterilmeden davacının alacağının faturaya dayalı olması gerekçe gösterilerek müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇEDava, eşya taşıma ilişkisi kapsamında faturaya dayalı bakiye  alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın  67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın  kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı, davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalıya verilen taşıma hizmeti nedeniyle düzenlenen 24.429,73 TL'lik fatura bakiyesi olan 19.796,42 TL'nin tahsili için takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile duran takibin devamına karar verilmesi için eldeki davanın açıldığını belirtmiş, davalı ise 26.10.2018 tarihli uyaptan  sunduğu cevap dilekçesi içeriğinde,  davacıya borçlu olmadığını, davacının sunduğu  fatura tutarının  süresinde  ödendiğini, bu hususun ödeme dekontları ile sabit olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesince davalı tarafın cevap süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğunu, davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, takibe konu fatura bedelinin ödendiğini beyan ettiği, takibe dayanak faturanın  davacının defterlerinde kayıtlı olup, davalı defterlerini sunmadığı için inceleme yapılmadığı, davalı tarafından BA formlarında da bildirim yapılmadığının tespit edildiği,  hükme esas alınan 29/03/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda tespit edildiği  üzere davacı tarafından taşıma işinin gerçekleştirildiğinin kabulü gerektiği, takibe konu faturanın taşıma hizmetine ilişkin navlun faturası olduğunun kabul edilmesi gerektiği, buna göre davacının hizmeti verdiğinin kanıtladığının kabulü ile davalının fatura tutarını  ödediğini ispat yükü altında olduğu, ancak davalının takibe konu fatura tutarını ödediğini kanıtlamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere, davalı vekilince 26.10.2018 tarihli uyaptan  sunulduğu anlaşılan  cevap dilekçesi içeriğinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kabulü ile birlikte, davacının alacağa dayanak fatura bedelinin süresinde ödendiği, bu durumun ödeme dekontları ile sabit olduğu ileri sürülmüştür. Buna göre davalı yanca fatura konusu borcun ödendiği savunması ileri sürülmekle, ödeme iddiasının davalı yanca kanıtlanması gerekir. Davalı yanca fatura konusu borcun ödendiği ise usule uygun delillerle kanıtlanmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince kurulan hüküm isabetli olup,  davalı vekilinin ispat yükünün davacı yan üzerinde bulunduğu, ancak fatura konusu hizmetin verildiğinin kanıtlanmadığı yönündeki  istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.  HMK'nın 282. maddesi uyarınca bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup, ilk derece mahkemesince yargılama sürecinde kök ve taraf itirazlarını gidermek üzere ek raporlar alınmış, sonuçta bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler de dikkate alınarak ve gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Buna göre davalı vekilinin alınan bilirkişi raporlarının çelişki arz ettiği, buna göre alınan bilirkişi raporlarındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığı yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir. Yukarıda işaret edildiği üzere, davalı yanın takip ve dava konusu alacağın ödendiğine ilişkin savunmada bulunduğu da gözetildiğinde, artık ödeme savunmasını kanıtlama yükümlülüğünün davalı yanda olduğundan, davalı vekilinin davacının alacağı kanıtlamak için yeni delil sunmasına muvafakat edilmediği yönündeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Alacak faturaya dayalı likit alacak olmakla, ilk derece mahkemesince davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi isabetli olup, davalı vekilinin inkâr tazminatının koşullarının bulunmadığı  yönündeki istinafı da yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.017,00 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ad294c95da1f469","SID":"f8e61a9cf77d8910"}}