{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1947 <br>KARAR NO\t\t: 2025/902<br>KARAR TARİHİ\t: 29/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/02/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/630 Esas 2024/133 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 29/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 29/04/2025<br><br>\t      Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:               <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Ankara ilinde tıbbi laboratuvar olarak hizmet vermekte olup tıbbi tetkik, test, check-up vs. hizmetler sunduğunu, davalı tarafa da çeşitli zamanlarda, müvekkili ile davalı taraf arasında akdedilen sözleşme gereğince müvekkiline ait tıbbi laboratuvarlarda tetkik hizmeti sunulmuş olmasına ve sunulan hizmetlere ilişkin fatura kesilmiş olmasına rağmen davalı tarafça sunulan hizmetlere karşı herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla davalı tarafa kesilen faturalara ilişkin olarak icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunulduğunu, müvekkili tarafından davalı tarafa sunulan hizmetlere ve devam eden ticari ilişki sebebiyle davalı taraf ile müvekkili arasındaki cari hesap ekstresi incelendiğinde karşılıklı olarak sunulan hizmetler ve yapılan ödemeler neticesinde bakiye 990.280,98 TL bakiye borcu kaldığının görüleceğini, müvekkili tarafından davalı tarafa tıbbi laboratuvar hizmeti sunulmuş olmasına rağmen davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı olarak ödeme yapılmadığını, müvekkili tarafından davalı tarafa hizmet sunulduğu noktasında herhangi bir tereddüt bulunmadığını, dosyaya kazandırılacak BA / BS formlarından ve davalı tarafın ticari defterlerinden davalı tarafın kötü niyetli olarak hizmet almasına rağmen ödeme yapmadığının anlaşılacağını, dava açmadan önce ara buluculuğa başvurulmuşsa da arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını bildirerek davalı borçlunun Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2023/17982 E sayılı dosyasına yapılan asıl alacak ile tüm ferilere ilişkin itirazlarının iptaline ve takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.        <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı şirketin müvekkili ile imzaladığı hizmet sözleşmesine istinaden müvekkilinden alacağı olduğu iddiasıyla Ankara 17. İcra Dairesinin 2023/17982 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, ancak müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, 29.05.2023 tarihinde icra takibine, borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, davacı tarafından cari hesap ekstresi sunulduğunu ancak davacı tarafından dosyaya sunulan cari hesap ekstresinin davacı tarafından yazılan kayıtlar olup taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından sunulmayan laboratuvar hizmetleri için fatura düzenlendiğini, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı gibi taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde taraflar arasında  çıkacak uyuşmazlarda İzmir Mahkemelerinin yetkili kılındığını, taraflarınca Ankara 17. İcra Dairesi'nin 2023/17982 Esas sayılı dosyasında açıkça icra dairesinin yetkisine de itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafça icra takibi yetkili icra dairesine gönderilmeden müvekkili aleyhine dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, itirazın iptali davasının açılabilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun yapılmış icra takibinin bulunmasının dava şartı olduğunu bildirerek davanın reddine, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini savunmuştur. <br>MAHKEMECE: \"...Taraflar arasındaki dava dilekçesine ekli \"Hizmet sözleşmesi\" başlıklı sözleşme örneğinin incelenmesinde 01/01/2021-31/12/2023 tarihleri arasını kapsayan sözleşmenin 18. Maddesinde ihtilaf halinde İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı belirlenmiştir.<br>HMK 17-(1) maddesi \" Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemenin sözleşme ile yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde açılır.\" hükmünü içermektedir.<br>Somut olayda  davacı tarafça davalı aleyhine Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2023/17982 E sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığı, davalı tarafın icra takibine yetkili icra dairesinin İzmir İcra Daireleri olduğunu bildirerek yetki itirazında bulunduğu, taraflar arasındaki 01.01.2021 - 31.12.2023 tarihlerini kapsayan Hizmet sözleşmesinin 18. Maddesinde ihtilaf halinde İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabul edildiği, sözleşmede geçen \"Mahkemeler\" ifadesinin İcra Dairelerini de kapsadığı, tarafların tacir olup HMK 17,1c.2 maddesi kapsamında yetkili icra dairesinin İzmir İcra Daireleri olduğu, davaya konu icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmadığı, yetkili icra dairesinde başlatılmış icra takibine dayanmayan işbu itirazın iptali davasının bu nedenle  usulden reddi gerektiği belirlenerek aşağıdaki  karar verilmiştir. '' gerekçesi ile; <br>KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Yetkili İcra Dairesinde yapılmış takip olmadığından davanın usulden Reddine,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkeme kararının gerekçesinin bulunmadığını, HMK.nun 297/1-c maddesinde, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiğinin belirtildiğini, kararın gerekçesinde maddi olayın saptanması gerektiğini, hukuki niteliğin ve uygulanacak hukuki kuralların belirlenmesi gerektiğini, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmesi gerektiğini, hukuk kurallarının somut olaya uygulanması ve hüküm kurulması gerektiğini, bu düzenlemelerin kamu düzenine dair emredici nitelikte olduğunu, kararın gerekçesinin bulunmamasının kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, gerekçeli karar hakkının anayasal bir hak olduğundan, müvekkilin anayasal haklarının ihlal edildiğini, davalı yanın taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesi ile çıkacak uyuşmazlıklarda İzmir Mahkemelerinin yetkili kılındığını beyan ederek yetki itirazında bulunduğunu, söz konusu itiraz doğrultusunda yerel mahkeme tarafından davanın usulden reddedildiğini, taraflar arasında akdedilen Hizmet Sözleşmesi'nin 18. Maddesinde \"İhtilaf halinde İzmir Mahkemeleri yetkilidir.\" denildiğini, söz konusu sözleşmede sadece yetkili mahkemenin düzenlendiğini, anılan davanın sözleşmede yetkilendirilen İzmir Mahkemelerinde açıldığını, sözleşmede İcra Dairelerinin yetkisine ilişkin herhangi bir maddenin bulunmadığını, İcra Dairesinin yetkisi hususunda genel yetki kuralının uygulanması gerektiğini, uyuşmazlık konusu alacağın para alacağı olduğunu ve sözleşmede de İcra Dairesinin yetkisine ilişkin bir düzenleme olmadığının göz önüne alındığında yetkili İcra Dairesi'nin Ankara İcra Dairesi olduğunu, yetki sözleşmelerinin, Kanuna göre belirlenen genel yetkili mahkemelerin yetkisini ortadan kaldırmadığını, bu nedenle usulüne uygun olarak başlatılmış bir icra takibinin mevcut olduğunu, icra takibinin başlatıldığı yetki bölgesinden farklı bir Mahkemede itirazın iptali davası açılmasının mümkün olduğunu, Ankara'da başlatılan icra takibi için İzmir ilinde itirazın  iptali davası açılmasında usule aykırı bir durum  bulunmadığını, bu iki temel kural nazara alındığında Mahkemece verilen yetki yönünden davanın reddi kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı  tarafın dava dilekçelerinin ekinde sunmuş oldukları cari hesap ekstresinin müvekkil şirket tarafından oluşturulduğu iddiasının asılsız olduğunu, davalı yanın kendi ticari kayıtlarını  sunmamış olup Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesi gereğince müvekkil şirketin ticari kayıtlarının müvekkil lehine delil niteliğinde olduğunu,  anılan kayıtlar ile huzurdaki davanın haklılığının ortada olduğunu, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı yanın  sunulmayan laboratuvar hizmetleri için fatura kesildiği bilgisinin gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin kurumsal bir yapıya sahip olup yaptığı sözleşmelerin ve bu sözleşmelere dayalı olarak sunmuş olduğu her türlü hizmetin müvekkilin  elektronik ortamda oluşturduğu sistemlerde kayıt altına alındığını, ayrıca davalı yanın itirazlarının mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumadığından, usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına;   taraflar tacir olup, taraflar arasında  imzalanan hizmet sözleşmesinde taraflar arasında  çıkacak uyuşmazlarda İzmir Mahkemelerinin yetkili kılınmış olmasına, İİK nun 50. Maddesi atfıyla  Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla tatbik edilecek olmasına, her ne kadar yetkili İcra Dairesi sözleşmede belirtilmemiş olsa da Mahkeme yetkisinin icra dairesi yetkisini de kapsayacak olmasına  göre davacı  vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/02/2024 tarih ve 2023/630 Esas 2024/133 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 29/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f101c1fe2dbcc8fb","SID":"158576ee31d3c112"}}