{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/903 - 2025/1056<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/903 <br>KARAR NO\t: 2025/1056<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/19 E.  -  2022/305 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/11/2022 tarih ve 2022/19 E. - 2022/305 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi  davacı ve davalı ... A.Ş vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1988 yılından itibaren ciddi ve yoğun faaliyetleri ile “...” ibareli seri markalarına ayırt edicilik kazandırdığını, davalı şirket tarafından yapılan 2020/20196 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna itirazlarının YİDK tarafından hatalı değerlendirme ile reddedildiğini, müvekkiline ait “...” esas unsurlu markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmış ve iyi bilinen tanınmış bir marka haline geldiğini, müvekkili şirketin “...” ibaresi üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, dava konusu markanın gerek kelime, gerekse şekil unsurları ile özgünlük ve ayırt edicilik vasfının bulunmadığını, dava konusu markanın müvekkili şirket markasının esas unsuruna yaklaştığını, iltibas oluşturduğunu, davalı tarafınr müvekkili şirket markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlanmak istendiğini, markalar arasında yazılış, okunuş, telaffuz, yazılış şekli, genel kompozisyon açısından ayırt edici bir fark bulunmadığını, müvekkili şirket markalarının tescilli olduğu 11 / 17 / 19 / 35. sınıfta yer alan hizmetler ile dava konusu markanın tescili istenen 17 / 20 / 35. sınıftaki hizmetlerin aynı/benzer olduğunu, müvekkili şirket markalarının tescilli olduğu emtianın davalı şirket markasını tescil ettirmek istediği 35. sınıfın içine özel olarak kodlandığını, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının müvekkili şirket markası ile ayniyet derecesinde benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’nın 2021-M-10137 sayılı kararının iptaline, davalı şirkete ait 2020/20196 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, Başvuru sahibi tarafından itiraza gerekçe markalardan 2000 25938, 2010 46835 ve 2012 08494 sayılı markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından kullanım ispatı talep edildiğini, davacı şirket tarafından mezkur markaların Türkiye’de ciddi biçimde kullanıldığını ispatlamaya yeterli delil sunulmadığını, davacı şirketin sunduğu delillerin internet sayfası görseli ve fotolarından oluştuğunu, çoğunlukla “ışık” ibaresine yönelik olduğunu, YİDK karar tarihi itibariyle itiraza mesnet 2000 24922 sayılı markanın hükümden düştüğünü, davacı tarafından 2021/75709 ve 2021/76910 sayılı markaların yayına itiraz aşamasında ileri sürülmediğini, YİDK aşamasında itiraz gerekçesi olarak gösterilen bu markaların incelemeye esas alınamayacağını, davacı tarafın kullanımı ispatlanamayan markaları ile dava konusu markanın farklı bütünselliğe sahip ve farklı esas unsurlardan oluşan markalar olduğunu, tüketicilerin iki farklı marka karşısında olduklarının farkına varabileceklerini, markaların üreticileri arasında idari ve ekonomik bir bağ kurmayacaklarını, birini diğerinin serisi olarak algılamayacaklarını, davacı markasının tanınmışlığının ispatlanmadığını, davacının kötü niyet iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu  savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, davacının itirazlarına dayanak gösterdiği 2000/24922 sayılı markanın hükümden düştüğünü, 2021/075709 ve 2021/076910 sayılı markaların ise müvekkili şirkete ait markanın tescilinden sonra kötü niyetli bir biçimde tescil edildiğini, öncelik ilkesi gereği anılan markaların değerlendirmeye alınamayacağını, yalnızca davacı tarafın mesnet gösterdiği 2000/25938, 2010/46835, 2012/08494 sayılı markalar yönünden inceleme yapılmasının gerektiğini, davacı şirketin itiraza mesnet markalarını ciddi bir biçimde kullandığını ispatlayamadığını, taraf markaları arasında ayniyet ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunmadığını, “...” ibaresinin Yunanca kökenli olduğunu, “çok, çoklu, çoğul” anlamına geldiğini, düşük ayırt ediciliğe sahip, nitelik ve derece belirtmek için kullanılan bir kelime olduğunu, taraf markalarının bütünsel izlenimlerinin birbiriyle farklı olduğunu, markaların tescilli olduğu ürün ve hizmet sınıfları arasında da  farklılık bulunduğunu, müvekkili şirketin davaya konu “...” markasını dekoratif amaçlı kullanılan separatör ürünü ve türevlerinde kullandığını, bu ürünün polikarbon malzeme arasına doğal bambu koyulması sonucu nihai halini aldığını, polikarbon ve bambu kelimelerinin kısaltması ve birleştirilmesi sonucu “...” olarak adlandırdığını, ibareye müvekkili şirketin ayırt edicilik kazandırdığını ve marka olarak tescil ettirdiğini, polikarbon levha ve ... separatör panellerin birbirleri ile ikame edilebilir ürünler olmadığını, davacının “...” markasını kullandığını iddia ettiği polikarbon levhaların ve müvekkili şirket markası ile satılan ürünün hitap ettiği tüketici kesiminin inşaat alanında faaliyet gösteren müteahhit, mimar vb. profesyoneller olduğunu, muhatap tüketici kesiminin dikkat düzeyi yüksek profesyoneller olmasının karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, davacı tarafın itiraza mesnet markalarının tanınmış marka olmadığını, davacının kötü niyet ve yanaşma kastına yönelik iddialarının gerçeğe aykırı ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu marka başvuru sahibinin ... nezdinde yapılan işlemler sırasında sunduğu karşı görüş dilekçesinde 2000/25938, 2010/46835, 2012/08494 sayılı markalar için kapsamlarında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden kullanım ispatı talep ettiği, sunulan delillerin, davacı markalarının ciddi ticari etki doğurur nitelikte kullanıldığını kabule yeterli olmadığı, davacı taraf, markalarını kullandığını ispatlayamadığından, YİDK karar iptali davası bakımından, 6769 sayılı SMK madde hükmü dolayısı ile madde 6/1 şartlarının somut olayda bulunmadığı, markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından davacının dava dosyasına sunduğu belgelerden “...” ibaresini, “akrilik, plastik, ... levha” markası olarak kullandığı, bu emtiaların, 17. Sınıfta yer alan “Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler” alt sınıfı kapsamında yer aldığı, davacının hükümsüzlüğe mesnet 2000/25938 ve 2010/46835 sayılı markalar kapsamında kullanımı ispatladığı emtiaların, dava konusu marka kapsamında yer alan “17. Sınıf : Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. ... profil ve ... levha. Dekoratif ... levha. Ahşap ve bambu dolgulu dekoratif ... levha.” emtiası ile aynı/aynı tür olduğu, davacının hükümsüzlüğe mesnet 2000/25938 ve 2010/46835 sayılı markalar kapsamında kullanımı ispatladığı emtiaların, dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. ... profil ve ... levha. Dekoratif ... levha. Ahşap ve bambu dolgulu dekoratif ... levha. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ile benzer olduğu, taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davacının hükümsüzlüğe mesnet 2000/25938 ve 2010/46835 sayılı markalar kapsamında kullanımı ispatladığı emtialar ile dava konusu marka kapsamında yer alan “17. Sınıf: Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. ... profil ve ... levha. Dekoratif ... levha. Ahşap ve bambu dolgulu dekoratif ... levha. 35. Sınıf:Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. ... profil ve ... levha. Dekoratif ... levha. Ahşap ve bambu dolgulu dekoratif ... levha. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri bakımından ayniyet/benzerlik bulunduğu, markalar arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu, zira dava konusu markada esas ve tüketici algısında markasal nitelik gösterir mahiyetteki esas unsurun “...” ibaresi olduğu, davacıya ait hükümsüzlüğe markalarda ise esas unsurun “...” ibaresi olduğu, iş bu kelimeler arasında toplamda 6 harf benzerliği bulunduğu, taraf markalarının uzun kelime markaları olduğu gözetildiğinde tek harften ibaret farkın taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılmasının önüne geçemeyeceği, davacıya ait 2000/25938 ve 2010/46835 sayılı markalar ile dava konusu marka arasında  \"17. Sınıf: Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. ... profil ve ... levha. Dekoratif ... levha. Ahşap ve bambu dolgulu dekoratif ... levha. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. ... profil ve ... levha. Dekoratif ... levha. Ahşap ve bambu dolgulu dekoratif ... levha. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)\" mal ve hizmetleri bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı tarafın \"...” markasını “akrilik, plastik, ... levha” emtiaları üzerinde, yaygın olarak, sürekli ve uzun süredir kullanıldığı fakat bu emtiaların, davacının tescilli markaları kapsamında yer aldığı, davacının tescilli markaları ile hali hazırda koruma altında olup, tescilsiz bir kullanımın söz konusu olmadığı,  bahsi geçen emtialar ile dava konusu marka başvurusu kapsamında aynı/benzer/ilişkili emtiaların, 6769 sayılı SMK madde 6/1 kapsamında belirlendiği, benzer olarak kabul edilmeyen mal ve hizmetler bakımından ise, davacının herhangi bir gerçek hak sahipliği, markasal kullanımının bulunmadığı, davacı tarafça “...” markalarının tanınmışlığının ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin gerek itiraz aşamasında gerekse dava aşamasında dosyaya yeterli derecede belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği yeterli belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, oluşturulan bilirkişi heyetinin bilgi ve tecrübeleri kapsamında da davacı markasının tanınmış olarak değerlendirilemeyeceği, davacı yanın SMK m.6/4 ve m.6/5 hükmü iddialarının yerinde olmadığı, davaya konu marka ile hükümsüzlüğe mesnet bir kısım markaların, bir kısım emtialar bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, YİDK kararının iptali isteminin REDDİNE, dava konusu 2020/20196 sayılı markanın \"17. Sınıf: Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. ... profil ve ... levha. Dekoratif ... levha. Ahşap ve bambu dolgulu dekoratif ... levha. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kauçuk, gütaperka, lastik, amyant (asbest), mika veya bunlardan mamul toz, levha, çubuk ve folyo halinde yarı mamul sentetik malzemeler. ... profil ve ... levha. Dekoratif ... levha. Ahşap ve bambu dolgulu dekoratif ... levha. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)\" mal ve hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde;  müvekkilinin \"...\" esas unsurlu markalarına nizasız ve fasılasız kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığını, iyi bilinen, tanınmış marka haline getirdiğini, bu ibare üzerinde öncelik hakkının bulunduğunu, markalarının kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından sundukları kullanım delillerinin ciddi kullanımı ispatladığını, kullanımın ispatlanmadığı kabul edilen mal ve hizmetler ile kullanımı ispatlanan mal ve hizmetlerin benzer olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, ... markalarının yoğun ve ciddi yaygın kullanımını gerek YİDK aşamasında gerekse dava dosyasında ispatladıklarını, markalarının tanınmışlığı nedeniyle benzer olmayan mal ve hizmetler bakımından da koruma sağlanmasının gerektiğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... ... San. Tic. A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının YİDK aşamasında sunmadığı kullanım delillerinin sonradan sunulmasına muvafakatlerinin bulunmadığını, davacı tarafın YİDK ve dava sürecinde kullanım ispatı için sunduğu hiçbir belgenin ciddi kullanım olgusunu ispatlamadığını, aşamalarda sunulan kullanım delilleri arasında ispat kuvveti bakımından fark bulunmadığını,  \"çok\", \"çoklu\", \"çoğul\" anlamına gelen \"...\" kelimesinin ilgili sektörde yaygın kullanılan, ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, bir bütün olarak başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, ilgili yapı malzemelerinin tüketici kitlesinin inşaat alanında faaliyet gösteren profesyoneller olduğunu, markalar arasında bu nedenle de karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: 1- Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm, davalı Şirket vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf sebeplerinin esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirket'in 17,20 ve 35.sınıfta \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacı Şirketin \"...\" ibareli markalarını gerekçe göstererek başvuruya SMK'nın 6. maddesi kapsamında iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötüniyet nedenlerine dayalı olarak itiraz ettiği, itiraza dayanak gösterilen markaların 2000/24922, 2000/25938, 2010/46835, 2012/08494 sayılı <br>markalar olduğu, davalı Şirket tarafından 2000/25938, <br>2010/46835, 2012/08494 sayılı markalar açısından kapsamlarında bulunan tüm mal ve hizmetler için kullanım ispatı talep edildiği, davacı Şirket'in yayıma itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından, gerekçe gösterilen markalar yönünden “marka, <br>kullanımın ispatına ilişkin delil sunulmadığı veya sunulan delillerin yeterli bulunmadığı tespit <br>edildiğinden md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmamıştır.” ifadesine yer verilerek ve 2000/24922 sayılı markanın hükümden düştüğü belirtilerek reddedildiği, davacının bu karara itirazının da dava konusu 22/11/2021 tarihli 2021-M-10137 sayılı YİDK kararı ile kullanımın ve diğer itiraz gerekçelerinin ispatlanamadığından bahisle reddedildiği, eldeki davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde 17/01/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>\tMahkemece, yazılı gerekçe ile YİDK iptali davasının reddine, hükümsüzlük davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olup, davalı Şirket'in istinaf itirazları göz önüne alındığında uyuşmazlık, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"ihtimal\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). Diğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247).<br>\tAçıklananlar çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede,  davalı Şirket'in \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacı Şirketin \"...\" ibareli markaları arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.09.2014 tarihli, 2014/6955 E., 2014/13791 K. sayılı, 03.02.2014 tarihli, 2013/11592 E., 2014/1833 K. sayılı kararlarında da belirlendiği üzere,\"...\" ibaresinin İngilizcede \"çok\" anlamına geldiği, markasal kullanımda herhangi bir işletmenin tekelinde olamayacağı, ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, bu itibarla \"...\" ibaresinin önüne veya sonuna ibareler eklenerek ayırt edicilik sağlanabileceği, somut uyuşmazlıkta da bu ayırt ediciliğin kullanılan ekler ile sağlandığı, 17.sınıf malların alıcı kitlesinin bilinç düzeyinin yüksek olduğu da gözetildiğinde karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 6/1 maddesinin somut olaya uygulanabilme şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmış,  mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmamıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2023 tarih, 2021/5663 Esas, 2023/517 Karar sayılı kararında \"...\" ibareli marka başvurusu ile itiraza mesnet \"...\" ibareli markanın benzer olmadığı kabul edilmiştir.<br>\tBu durumda mahkemece, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hükümsüzlük davasının kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ... San.Tic.A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/11/2022 tarih ve 2022/19 E. - 2022/305 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın REDDİNE,<br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>\t5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,  <br>\t7-Davalı Şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 149,00-TL posta masrafından oluşan toplam 641,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Şirket'e verilmesine, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),\t<br>\t9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t10-Davacıdan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90-TL’nin düşümü ile kalan 435,50-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>\t11-Davalı Şirket tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı şirkete iadesine,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"440e5b866c35c9bf","SID":"0dc7ed2db8b1ca8f"}}