{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2025/848 - 2025/1126<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/848 <br>KARAR NO\t: 2025/1126<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/01/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/154 E.  -  2021/3 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük<br><br>\tDairemizce verilen 12/01/2024 tarih ve 2021/1861 Esas 2024/23 sayılı kararı Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 18/02/2025 tarih ve 2024/2287 Esas 2025/990 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2017/65033, 2009/28780 sayılı ve \"... ...\", \"...\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...” ibaresini 35 ve 42. sınıflarda marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, başvuruya itirazda bulunulduğunu, itirazın kısmen reddine karar verilerek bir kısım mal ve hizmetlerin reddine, kalan emtia yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 2008 yılında faaliyete başlayan ve tanınmış, bilinen, yaygın dağıtım ve pazarlama ağına sahip, sürekli olarak yazılı ve görsel medyada tanıtım ve reklamı yapılan ... mağaza adı/markası ile faaliyet gösteren bir perakende satış firması olduğunu, davalının markasının hiçbir ayırıcı vasfı, baskın unsuru, orijinal niteliği bulunmadığını ve davalı yanın dava konusu markanın bu sınıflar için tescilinde hiçbir üstün hakkının bulunmadığını, müvekkilinin markalarını 03.sınıfta tescil ettirdiğini ve bu ürünlerin satış ve dağıtımını yaptığını, davalı yanın markasının müvekkilinin tanınmış markasının esas unsurunu ihtiva edecek şekilde oluşturduğunu, davalı yanın markasının müvekkilinin “...” markası ile açıkça iltibas yarattığını, markaların ürün/hizmet sınıfları bakımından da uyuştuğunu, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’in 2020-M-1619 sayılı kararının iptali ile 2019/07321 sayılı “... ...” ibareli marka başvurusunun tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğunu, markaların karıştırılma olasılıklarının bulunmadığını, davacının kötü niyet iddialarını ispatlayamadığını  savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı Şirket vekili,  taraf markaları arasında mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının gerçekleşmediğini, müvekkil şirkete ait marka işareti ile davacıya ait marka işareti arasında toplu intiba açısından karıştırılma ihtimalinin olmadığını, markalar arasında seri marka ya da bağlantılı olma ihtimali bulunmadığını, davacının \"...\" markasının tanınmış bir marka olmadığını, hiçbir benzerlik bulunmayan marka işaretinin kullanılması sebebiyle müvekkili şirketin kötüniyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından,  taraf markaları bir bütün olarak ele alındıklarında, davalının dava konusu “... ...” markasının, davacı markalarından görsel ve fonetik olarak farklılaştığı, “... ...-...” esas unsurlu markalar arasında, dava konusu markanın başında ... kelimesinin yer alması ve buna bağlı olarak oluşan hecesel, fonetik ve görsel farklılıklar gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiklerinde, ilişkili olarak görülen emtialarda dahi taraf markaları arasında ilgili tüketici nezdinde iltibasa neden olacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şirket  başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı tarafın markasını farklılaştırmak için herhangi bir çaba harcamadığını, müvekkilinin \"...\" markalarını çağrıştıracak şekilde \"... ...\" ibaresinin markada kullanıldığını, bu durumun markalar arasında iltibas ihtimalini arttırdığını,  İngilizcede \"marka\" anlamına gelen ayırt ediciliiği olmayan \"...\" ibaresinin markaya eklenmesinin herhangi bir ayırt edicilik katmadığını, davalı adına tescilli \"... ...\" ibaresinin müvekkili şirkete ait diğer tescilli markaları olan ''...\" ibarelerini çağrıştırdığını, müvekkili şirketin markasında değerlendirmeyi tercih ettiği ''...'' ibaresinin İngilizce bir kelime olup \"yol gösteren, danışman, uzman, akıl hocası\" anlamına geldiğini, müvekkili şirket tarafından marka ibaresinin ülke çapında yaygın bir satış ağına sahip ürünlerde kullanılması ile bilinirliği/tanınırlığı artarak ayırt edici hale geldiğini, dava konusu olayda sicilden terkini istenen markanın özellikle 35. sınıfta müvekkili markasıyla benzer sınıfları içerdiğini, davacı şirket markasının müvekkili markası ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu  ileri sürerek yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını, dava konusu YİDK kararının iptali ile davalı adına 2019/07321 başvuru numarası ile kayıtlı ''... ...'' markasının tüm sınıflar bakımından sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.\t<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 12/01/2024 tarih ve 2021/1861 Esas 2024/23 Karar sayılı kararıyla,  <br>dava konusu başvurunun sarı zemin üzerine büyük ve siyah harflerle <br>yazılmış “... ...” ibaresinden oluştuğu, ... kelimesindeki “o” harfinin <br>içerisinde beyaz renk ile konumlandırılmış baykuş figürü yer aldığı, davacının 2017/65033 sayılı mesnet markasının  koyu mavi zemin <br>üzerine beyaz ve büyük harflerle yazılmış “...” ibaresi ile bunun altında koyu mavi <br>dikdörtgen görünümlü bir çerçevenin içinde beyaz zemin üzerine koyu mavi renklerle ve <br>tümü küçük harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluştuğu,  mesnet <br>2009/29780 sayılı markanın ise siyah ve büyük harflerle yazılmış “...” kelimesinden <br>oluştuğu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere \"...\" kelimesi İngilizce \"danışman, akıl hocası\", \"...\" kelimesi İngilizce \"marka\" ve \"... ...\" ibareli başvuru bir bütün olarak \"marka danışmanı\" anlamlarına geldiği, bu durumda davacının redde mesnet markalarının bizzat asli unsurunu taşıyan başvuru ile redde mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, bu ibarenin tanımlayıcı ya da tasviri bir nitelik de taşımadığı, dolayısıyla korunması gerektiği, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 18/02/2025 TARİH VE 2024/2287 ESAS 2025/990 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davalılar vekillerince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile özetle; \" ...SMK'nın 6. maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre, markalar arasında karıştırılabilecek ölçüde benzerlik bulunup bulunmadığının tespiti yapılırken markaların görsel, işitsel ve kavramsal özellikleri bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik olmadığı sonucuna ulaşılmışsa da Bölge Adliye Mahkemesince markaların ilişkilendirileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacının markalarının \"...\" ibareli, davalının markasının da \"... ...\" ibareli olduğu, \"...\" kelimesi İngilizce bir kelime olup \"danışman, akıl hocası\" anlamına geldiği, davaya konu markada  ve davacı markasında yer alan ortak kelime olan ... ibaresinin zayıf bir marka olduğu, zayıf markaların ayırt edici gücü yüksek markalar gibi korunmasının mümkün olmadığı, zayıf markaları adına marka olarak tescil ettirenlerin, sonraki zamanlarda anılan işaretleri başkalarının da diğer ayırt edici eklerle ve şekillerle birlikte tescil edilebileceğini öngörmeleri ve buna katlanmaları beklentisinin marka hukukunun evrensel bir prensibi olduğunun öngörülmesi gerekmektedir. Buna göre taraf markalarında farklı unsurların ön plana çıkartılması, sesçil ve görsel olarak farklılık yaratılması nedeniyle markaların benzer olmadığı ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı alınan bilirkişi raporu ile de anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.\" gerekçesiyle Dairemiz kararının davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDairemizce uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıklandığı üzere, SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca markalar arasında karıştırılabilecek ölçüde benzerlik bulunup bulunmadığının tespiti yapılırken markaların görsel, işitsel ve kavramsal özelliklerinin bir bütün olarak dikkate alınmasının gerektiği, davacının markalarının \"...\", davalının markasının \"... ...\" ibareli olduğu, \"...\" kelimesinin İngilizce bir kelime olup \"danışman, akıl hocası\" anlamına geldiği, karşılaştırılan markalarda ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin zayıf bir marka olduğu, zayıf markaların ayırt edici gücü yüksek markalar gibi korunmasının mümkün olmadığı, zayıf markaları adına marka olarak tescil ettirenlerin, sonraki zamanlarda anılan işaretleri başkalarının da diğer ayırt edici eklerle ve şekillerle birlikte tescil edilebileceğini öngörmelerinin ve buna katlanmalarının marka hukukunun evrensel bir prensibi olduğu, buna göre taraf markalarında farklı unsurların yeterli düzeyde ön plana çıkartıldığı, sesçil ve görsel açıdan markaların benzer olmadığı ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, bu bağlamda YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla, davanın reddine dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davanın REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 561,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 300,00-TL posta masrafı, 2.107,80-TL temyiz kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 2.407,80-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t7-Davalı  ... Grup Danışmanlık Dış Tic. Ltd. Şti tarafından  temyiz aşamasında yapılan 2.107,80-TL temyiz kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara  iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL harcın, davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t10-Davalılar kendilerini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,<br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı şirket, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, yapılan açık yargılama sonucunda 28/05/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/05/2025\t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2025<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2cf88322f0da2b41","SID":"420a0f810d073b3f"}}