{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/994 - 2025/1131<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/994 <br>KARAR NO\t: 2025/1131<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/16 E.  -  2023/18 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka YİDK Kararının İptali ile Tecavüzün Tespiti, Durdurulması<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/01/2023 Tarih ve 2022/16 Esas - 2023/18 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin ... Belediye Başkanlığı tarafından 1987 yılında kurularak deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, 2005/58644 no.lu \"...\" markasının yanında \"...\" çekirdek/asli unsurunun kullanıldığı \"...\" \"...\" gibi pek çok markanın \"seri marka\" statüsünde olmak üzere tescilini sağladığını, davalı yanın 2020/73406 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddolunduğunu,dava konusu markanın müvekkili markalarının bir alt markası algısı yarattığını, markalar arasında müvekkilinin tanınmış \"...\" markasının ortaklığından kaynaklanan benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili 35 yıldır faaliyet gösterdiğinden \"eskiye dayalı kullanım\" iddiasının yerinde görülmediği yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu, davalı yanın kötü niyetli olarak başvuruya 0-16 rakamlarını eklediğini, müvekkilinin ticaret unvanına dayalı olarak da üstün hakkının bulunduğunu, zira ticaret unvanında da “...” unsurunun yer aldığını, müvekkili markalarının tanınır olduğunu, davalı yanın bu tanınırlıktan yararlanmayı amaçladığını ileri sürerek, ... YİDK'nın 2021-M-9534 sayılı kararının iptaline, marka tescil başvurusunun reddine, davalı tarafça gerçekleştirilen başvurunun müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine ve durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin giyim üretimi konusunda uzmanlaşmış uluslararası faaliyet gösteren İtalyan menşeli bir şirket olduğunu, dünya çapında bilinen ... markalarının bulunduğunu, ... markası için özel bir web sitesi oluşturduğunu, davacı yanın, müvekkilinin faaliyet alanına giren 25. sınıf kapsamındaki ürünlerde kullanımı ve tescilinin bulunmadığını, müvekkili markaları ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı yanın faaliyet gösterdiği deniz ulaşımı sektörünün, tekstil sektörü ile uzaktan yakından bir ilintisinin söz konusu olmadığını, müvekkili markasının İngilizce “ben yaparım” anlamına gelen “...” cümlesinden oluştuğunu, bu haliyle taraf markalarının görsel ve kavramsal olarak da farklı olduğunu, davacının markalarının kullanımının ispatına yönelik talepleri hakkında davacı yanca dosyaya delil sunulmadığını, davacı yanın tanınmışlık iddialarının yerinde olmadığını, ayrıca müvekkilinin faaliyet gösterdiği alanının tamamen farklı olması nedeniyle de SMK m. 6/5 koşullarının oluşmayacağını, müvekkilinin davacı markalarının koruma kapsamını ihlal eden bir eylemde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, avacının 2005/58644, 2006/08880, 2012/77736 sayılı markaları açısından, davalı tarafça 35.sınıf hizmetler bakımından ileri sürülen kullanmama def’i uyarınca yapılan incelemede, anılan markaların 35.sınıf uyuşmazlık konusu hizmetlerde ciddi markasal kullanımlarının ispatlanamadığı, bahsi geçen markaların dava konusu marka ile başkaca benzer bir mal ya da hizmet sınıfını kapsadığı da tespit edilemediğinden anılan markalar bakımından SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin meydana gelmesinin mümkün olmadığı, dava konusu 2020/73406 sayılı marka başvurusu kapsamında yer alan 25 ve 35.sınıf mallar bakımından davacının benzer  mal veya hizmetleri içerir tek markasının 2014/96520   sayılı “...” markası olduğu, benzer görülen emtialar açısından taraf markaları karşılaştırıldıklarında, ortak unsur olan “...” ibaresinin, ilgili mal ve hizmetlerin tüketici grupları nezdinde, taraf markaları arasında iktisadi – idari anlamda bir ilişki kurulmasına neden olacak düzeyde bir benzerliğe yol açtığı, markaların sair unsurları itibariyle birbirlerinden yeterli düzeyde ayrışmadıkları, “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin bulunduğu, bütünsel olarak işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin başvurudaki tüm mal ve hizmetler itibariyle mevcut olacağı, başvurunun kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaların ispat edilemediği,  davalının marka tescil başvurusunda bulunmasının salt bu nedenle   kötü niyetli bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği, davacının markalarının tanınırlığı nedeniyle SMK m. 6/5 koşullarının oluşma riskinin bulunmadığı, davacının SMK m. 6/3 ve 6/6 uyarınca, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde herhangi bir üstün hakkının  bulunmadığı, dosya kapsamında davalı tarafın ülkemizde gerçekleştirdiği markasal kullanımlarına yönelik herhangi bir delilin yer almadığı , dolayısıyla davalının hangi eylemi ile davacı markalarından doğan hakları ihlal ettiği hususunda bir kanaate varılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... YİDK'nın 2021/M-9534 Sayılı kararının tescile konu tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacı vekilinin tecavüzün tespiti ve tecavüze konu eylemlerin durdurulmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin hazır giyim sektöründe tanınmış olduğunu, mahkemece hatalı bilirkişi raporuna itirazları karşılanmadan SMK'nın 6/1.maddesine dayalı olarak verilen hükümsüzlük kararının yerinde olmadığını, müvekkiline ait \"...\" ibareli markaların dünyanın birçok yerinde tescille koruma altında bulunduğunu, davacının 2014/96520 sayılı \"...\" ibareli markasının başvuru markası ile benzer olmadığını, \"...\" markasının kapsamında 35,38,39,42 ve 43.sınıf emtiaların bulunduğunu, başvuru kapsamındaki 25.sınıf mallar ile davalının markasının kapsamındaki 35.sınıfın 5.alt sınıfında 25.sınıf malların perakendeciliği hizmetlerinin benzer olmadığını, bu nedenle taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleşmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru markası ile itiraz markalarından 2014/96520 \"...\" ibareli markanın bütünsel olarak bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olmadıklarını, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br> <br>GEREKÇE\t: 1- Dava, YİDK kararının iptali, tescil başvurusunun reddi ve markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, bir bütün olarak dava konusu 2020/73406 sayılı \"...\" ibareli başvuru ile  davacının itirazına mesnet 2014/96520   sayılı “...” ibareli markası arasında  arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markasının asli unsuru \"...\" ibaresinin dava konusu başvuruda da yer aldığı, başvuru markasında \"İ\" harfi ile \"DO\" hecesi arasında dikey konumlandırılan ve küçük yazıldığından dikkat çekici bulunmayan 0-16 sayılarının başvuruyu davacı markasından yeterince uzaklaştırmadığı, başka bir ifadeyle \"0-16\" sayılarına rağmen vurgunun \"...\" ibaresi üzerinde kalmaya devam ettiği, dava konusu başvurunun kapsamında 25.sınıf mallar ve 35.sınıfta bu malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetlerinin bulunduğu,  davacı yanın 2014/96520  sayılı markasının kapsamında  35.sınıfın 05 alt grubunda 25.sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetlerinin yer <br>aldığı, taraf markalarının 35.sınıf açısından aynı ya da aynı tür, 25.sınıf mallar bakımından ise benzer nitelikte mal ve <br>hizmetleri kapsadıkları, zira her ne kadar davacının dayanak markalarının kapsamında doğrudan 25.sınıf mallar yok ise de mal üreten işletmenin, ürettiği malı satmasının ticari faaliyetinini doğal sonucu olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, bu nedenle davacı markasınının tescilli olduğu 25.sınıf malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetleri ile dava <br>konusu markadaki 25.sınıf malların benzer olarak değerlendirilmelerinin gerektiği, bu itibarla davacının anılan markası yönünden SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, davalı Şirket vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin tüm, davalı Şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>2-Davalı Şirket vekilinin hükümsüzlük kararına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, 6100 sayılı HMK'nın tasarruf ilkesi başlıklı 24. maddesinde, hâkimin, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemeyeceği ve karara bağlayamayacağı, taleple bağlılık ilkesi başlıklı 26. maddesinde ise hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 7251 sayılı Kanunun 15. maddesi ile değişik 141. maddesinde ise iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi düzenlenmiş olup buna göre taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri ise saklıdır.<br>\tAçıklanan hükümler çerçevesinde somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; dava dilekçesinde, YİDK kararının iptali ile birlikte marka tescil başvurusunun reddi talep edilmiş olup, bunun dışında dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin talep ileri sürülmemiştir. Keza iddianın genişletilmesinin mümkün olduğu cevaba cevap dilekçesinde de marka hükümsüzlüğü isteminde bulunulmamıştır. Her ne kadar ön inceleme celsesi yapıldıktan sonra, mahkemece 01/12/2022 tarihli ikinci celsede davacı vekiline hükümsüzlük talebi ile ilgili beyanda bulunmak üzere süre verilmiş ve davacı vekili 08/12/2022 tarihli dilekçesi ile “Tescil başvurusunun reddine\" karar verilmesi yönündeki talebin hükümsüzlük talebini de içerdiği ve davalı şirket adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiklerini belirtilmiş ise de dava tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK'nın 141/1. maddesine göre iddianın genişletilmesi ancak dilekçelerin teatisi aşamasında mümkün olup, bundan sonra iddianın genişletilmesi davanın ıslahı ya da karşı tarafın açık muvafakati ile yapılabilir. Eldeki davada, davacı cevaba cevap dilekçeleri ile de dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etmemiş, hükümsüzlük talebini ilk kez ileri sürdüğü aşamada ise karşı tarafın açık muvafakati sağlanmamıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince işbu davada, davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edilmediği, yalnızca markanın tescil başvurusunun reddinin istenildiği, idari işlem niteliğindeki bu talebin mahkemenin yetkisinde bulunmadığı, davacının süresi içinde dava konusu markanın hükümsüzlüğü yönünde iddiasını da genişletmediği, 08/12/2022 tarihli dilekçede yer alan iddianın genişletilmesi niteliğindeki talebine de karşı tarafın açık muvafakatinin bulunmadığı, sonuç olarak eldeki davada dava konusu markanın hükümsüzlüğünün talep edilmediği ve hakimin talepten fazlaya karar veremeyeceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.11.2007 tarih, 2006/7490 E., 2007/15087 K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Nitekim Dairemizce aynı doğrultuda verilen 01.06.2023 tarih, 2021/836 Esas, 2023/770 Karar sayılı karar,  Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 21/10/2024 tarih, 2023/5669 Esas, 2024/7355 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm, davalı Şirket vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 18/01/2023 gün ve 2022/16 Esas - 2023/18 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-YİDK kararının iptali istemi yönünden davanın KABULÜNE,  ... YİDK'nın 2021/M-9534 Sayılı kararının tescile konu tüm mal ve hizmetler yönünden İPTALİNE,<br>\t4-Davacı vekilinin tecavüzün tespiti ve tecavüze konu eylemlerin durdurulmasına ilişkin talebinin REDDİNE,<br>\t5-Tescil başvurusunun reddi talebi idari nitelikte olup bunun dışında dava konusu markanın hükümsüzlüğü talep edilmediğinden bu yönden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, \t<br>\t6-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,\t<br>\t7-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t8-Davalı Şirket kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 7.550,00-TL bilirkişi ücreti, 254,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 50,00-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 7.854,00-TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek 3.927,00-TL'ye, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 4.088,4‬0-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t10-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, <br>\t11-Davalı Şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, davalı Şirket tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan başkaca herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t12-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t13-Davalı Şirket tarafından istinaf  başvurusunda yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>\t14- Harçlar Kanunu uyarınca ...'ndan alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, istinaf başvurusunda peşin alınan 179,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 436,40 TL'nin davalı Kurum'dan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,<br>\t15-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/06/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7327f5a79e46ddfd","SID":"d554a24bbe04e352"}}