{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/936 Esas<br>KARAR NO: 2025/914 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2024/418 Esas - 2024/795 Karar<br>TARİH: 10/09/2024<br>DAVA: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili olduğu ... Ticaret A.Ş. (... A.Ş.),... (...) tarafından 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 26. maddesinde verilen yetkiye dayanılarak TTK. hükümleri kapsamında kurulmuş bir sermaye şirket olduğunu, müvekkili ... A.Ş sermayesinin 999,87 hisse oranına sahip olan...'nin (...) iştirak şirketi olduğunu, hal böyleyken, davacı müvekkili şirket yapığı ve yapacağı tüm iş ve işlemlerde TBK  TTK hükümlerinin yanı sıra 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve sair mevzuat hükümlerine de tabii olduğunu, 30.11.2007 tarihli 2860 sayılı İBB meclis kararı ile mülkiyeti ...'ye ait olan ... satış yerlerinin işletme ve tasarruf yetkisi, elde edilecek gelirin Y50'sinin ...'ye ödenmesi kaydıyla 10 yıl süre ile müvekkili ... A.Ş.'ye verilmiştir. müvekkili şirket, ... meclis kararı ile verilen işbu tasarım yetkisi kapsamında ... bütelerini işletmeye başladığını, bu kapsamda davalı borçlu ile  ... Büfesi İşletme Sözleşmesi imzalandığını, Sözleşmenin 5. maddesine göre 30.06.2017 tarihinde sözleşme süresi sona ermekle olup, sözleşmenin süre sonunda devam edeceklerine ilişkin hiç bir hüküm de bulunmamasına rağmen davalı borçlu büfeyi tahliye etmeksizin haksız işgal ederek kullanmaya devam ettiğini, 17.07.2020 Tarih - 606 Sayılı Meclis Kararma göre müvekkili şirketin söz konusu ... büfelerini işletme yetkisi 30.11.2022 tarihine kadar devam ettiğinden ve büfeler üzerindeki hak ve tasarruf yetki: mevcudiyetini korumuş olduğundan davalı borçlu işletmecinin cari hesap borcunu ödenmesini talep etme zarureti hasıl olduğunu, 2. Davalı Borçlu İle Müvekkil Şirket Arasındaki 01.12.2016 Tarihli 11 Nodu ... Büfe: İşletme Sözleşmesinin Süresi Dolmuş Olmasına Rağmen Davalı Borçlu 11 Nodu ... Büfesini Hukuki Bir İlişkiye Dayanmaksızın Kullanmaya Devamı Etmiş olduğunu, 3. Davalı Borçlu Ödeme Emrine İtiraz Etmiş Olmasına Rağmen Bir Süre Sonra Dosyaya Kısmi Ödeme yaptığını, davacının itirazı Haksız olduğundan hesaplamaya göre takibin devamına Karar verilmesi gerektiğini kalan bir tutar var ise de takip tarihinde ki asıl alacaktan mahsup edilerek takip tarihi itibariyle borçluların sorumlu olduğu bakiye asıl alacak belirlenmesi gerektiğini, Sonrasında ise dava tarihine kadar işleyecek faizin belirlenmesi gerektiğini, davalı Borçlunun İcra Takip Dosyasına İtirazı Haksız ve Kötü Niyetli Olduğundan İçerir inkar tazminatına Hükmedilmesi gerektiğini, davalı borçlunun Faize İtirazı Bulunmakta Olup Faize İlişkin Yapılan İtirazlar hukuka Dayanaktan yoksun olduğunu, dava Şartı Olan Ticari Arabuluculuk Görüşmeleri Kapsarmada Borçlu İle anlaşılamadığını, açıklanacak hususlar ile mahkemece resen ele alınarak nedenler ışığında; davamızın kabulüne, davalı borçlunun Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. saylı icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacağa takiplen sonra rceskont avans işletilmesine ve haksız iliraz eden davalı borçlu aleyhine alacağın 4020'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 10/09/2024 tarih ve 2024/418 Esas - 2024/795 Karar sayılı kararında; \"......Bu bağlamda davaya konu olayda davacının itirazın iptalini talep ettiği alacağın taraflar arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklandığı ve nitelik itibariyle kira alacağı olduğu bu sebeple uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu anlaşılmakla  6100 sayılı HMK'nın 114/1-(c) maddesinin atfı ile aynı kanunun 115/2.maddasi uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usul yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, ''1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usul yönünden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin  görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli  mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Sulh Hukuk  Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece taraflar arasındaki hukuki ilişki ve dava konusu hakkında hatalı niteleme yapıldığını, Her ne kadar mahkemece kira ilişkisi olduğundan bahisle bu şekilde bir hukuki niteleme yapılmışsa da; aynı adli çevrede Bakırköy 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen ve taraflarının gene davacı müvekkili İstanbul ... Sanat A.Ş. ve davalının da gene ... büfe işletmecisi olduğu aynı nitelikli davaya ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi 2024/5038 Dosya 2024/2666 Karar numaralı 18.12.2024 Tarihli kesin nitelikli kararında taraflar arasındaki hukuki ilişki nitelemesi değerlendirildiğini ve;'Dosyaya sunulan ve taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan 01/12/2016 tarihli 5 nolu ... Büfesi Sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin konusunun 5 nolu ... Satış Büfesinin işletmeci tarafından işletilmesi olduğunun görüldüğünü, Davacı tarafın dava dilekçesinde, davalının hiçbir hukuki sebebe dayanmadan taşınmazı kullandığını, fuzuli şagil olduğunu, taşınmazı haksız şekilde kullanması sebebiyle kullanım bedeli için takip başlattıklarını, takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiğini, “Kira alacağı talebi ile ecrimisil talebi davanın sebebi yönünden ayrı mahiyettedirler. Kira alacağı sözleşmeye göre belirlenirken ecrimisil rayice göre hesaplanacağından verilen kararların birbirlerine karşı kesin hüküm dahi teşkil edemeyecekleri düşünüldüğünde aynı dava olduklarından bahsedilemez. Bu durumda davacı vekili kira sözleşmesine dayanmadığından anılan bu isteğin 4721 sayılı Kanun hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı Kanun'un 2/1 inci maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde bulunduğunun kabulü gerekir.”(HGK 2023/1-235 E. 2024/195 K.)  Gerekçesi ile Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevine ilişkin yerel mahkeme kararına ilişkin itirazlar reddedildiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kira sözleşmesi çerçevesinde değil ticari işletme ilişkisinin dayanak olduğu ve bu şekilde değerlendirilmesi gerektiğinin kesinleştiğini, Her ne kadar aynı kararda müvekkili şirketin tacir olmamasından ötürü davanın mutlak ticari davalardan olmaması nedeniyle Ticaret Mahkemelerinin görevine ilişkin olumsuz değerlendirme yapılmışsa da;  Yargıtay HGK., E. 2014/208 K. 2014/138 T. 19.2.2014 Tarihli kararı gereğince yargının görev alanı incelenirken öncelikle dava konusu işlemi veya eylemi yapan kuruluşun niteliğinin saptanması, daha sonra yürütülen faaliyetin hukuki rejiminin belirlenmesi ve hangi disiplin konusu olduğunun tespiti gerektiğini,  Somut olayda yürütülen faaliyetin hukuki rejiminin; davaya konu işlemlerin dayanağının ne olduğuna gelindiğinde; Davacı müvekkili ''...Ticaret Anonim Şirketi''  İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 5216 Sayılı kanun kapsamında kurulmuş Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi bir sermaye şirketi olduğunu, Bu anlamda müvekkili şirket yaptığı ve yapacağı tüm iş ve işlemlerde başta  Türk Ticaret Kanunu olmak üzere sair diğer mevzuat hükümlerine tabi olduğunu,Davaya konu işletme olan büfeye ilişkin olarak süreci özetlemek gerektiğinde; 30.11.2007 tarihli 2860 sayılı... Meclis Kararı ile mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait olan ... satış büfelerinin işletme ve tasarruf yetkisi, elde edilecek gelirin %50'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesine ödenmesi kaydıyla 10 yıl süre ile ... A.Ş.’ye verildiğini; büfelerinin 10 yıllık işletme süresinin 30.11.2017 tarihinde dolması sebebiyle ilgili Meclis Kararının yenilenmesi ile 17.07.2020 tarihli 604 sayılı... Meclis Kararı ile 30.11.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 5 yıl süre ile ... satış büfelerinin işletme ve tasarruf yetkisi müvekkili şirket ... A.Ş.’ye verildiğini; davaya konu büfeye ilişkin meclis kararı ile verilen işletme yetkisinin süresinin 2022 yılında dolmuş olup müvekkil şirketin dava konusu büfede tasarruf yetkisinin sonlandığını,  Her ne kadar yerel mahkeme gerekçeli kararında somut olayın temelindeki işlem '... büfesi kiralama sözleşmesi' olarak belirtilmiş ve bu niteleme ile görevsizlik kararı verilmişse de burada kira sözleşmesinden ayırt edilmesi gereken hususun taraflar (müvekkil ile davalı) arasındaki sözleşmenin 4.1. Maddesinde görüleceği üzere büfenin münhasıran ... satış büfesi olarak işletilmesi olup bu amacın dışında kullanımı mümkün olmadığını; yani sözleşme konusu, yerin işletme işi olduğundan ve bu husus taraflar arasındaki temel hukuki ilişkiyi gösterir nitelikte olduğunu,  Bu anlamda taraflar arasındaki ilişki ve uygulanacak hukuk Borçlar Kanunu kapsamında bir kira sözleşmesinden doğan bir ilişki olarak değil Ticaret Kanunu kapsamında ticari iş olarak değerlendirilmesi gerektiğini; TTK madde 3'de bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari iş olarak nitelendirilmiş ve 4.Madde ile de her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olacağının düzenlendiğini; Müvekkili Şirketin TTK hükümlerine göre kurulmuş bir ticari işletme olup, şirketin tasarrufu altında olan bir yerin yine ticari olarak davalı tarafından işletilmesi nedeniyle icra takibi başlatılmış olduğundan davaya konu uyuşmazlıkta görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, Yine bir işin ticari iş olduğu tespit edilirken 6102 sayılı Kanun madde 3 ve madde 19'un birlikte değerlendirilmesi gerektiğini; davalı Borçlu ile müvekkili Şirket arasındaki dava dilekçe ekinde de sunulmuş olduğu üzere işletme sözleşmesi mevcut olduğunu; davaya konu edilen ... büfelerinin müvekkili şirketin ticari işletme alanlarından olduğunu; bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller örneğin ticari işletmenin işletilmek üzere devri, işletmeye araç alımı, kira sözleşmesi yapılması vb durumlar ticari iş sayılmakta olduğunu; bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillerin ticari iş olduğundan uyuşmazlığa TTK hükümleri uygulanması gerektiğini, Davaya konu alacak, bir yerin kiralanmasından değil;  mülkiyeti...'ne,  tasarruf yetkisi ise iştirak şirketi olan müvekkili şirkete ait olan büfenin işletilmesinden doğmakta olduğunu; dolayısıyla ihtilafa uygulanacak hukuk ve hukuki nitelendirmeyi yapılırken bu hususlar gözden kaçırılarak değerlendirme yapıldığını; işletme hakkı devir sözleşmesinde de tıpkı kira sözleşmesindeki gibi sözleşme taraflarından biri karşı tarafa sözleşme konusunun belirli süreyle kullandıktan sonra devrini borçlanmakta olduğunu; uygulamada çokça karıştırılan bu iki sözleşmenin en önemli farklarından birinin; mülkiyeti kamu tüzel kişilerine ait bir işletme, bu işletme üzerindeki işletme hakkının bedel karşılığında ve belirli süre ile özel hukuk kişilerine devri söz konusudur. Somut olayda mülkiyeti...'ne, tasarrufu ise dosyaya sunulu meclis kararı ile Şirketimize verilen işletme yetkisi kapsamında ... büfesinin işletmesinin devri amacıyla davalı ile sözleşme imzalanmıştır. Fatma AYHAN'ın Yüksek Lisans Tezi olan \"İdarenin Taraf Olduğu Kira Sözleşmelerinin Hukuki Rejimi\" tez çalışmasında; \"... İşletme hakkı devri sözleşmeleri ile kira sözleşmeleri çeşitli unsurları itibariyle, -mülkiyet hakkının devrine yönelik olmaması, sözleşmenin belli süre için geçerli olması, sözleşme konusunun devri karşılığında bedel ödenmesi benzerlik taşımaktadır. Ancak iki sözleşme türü arasında önemli farklılıkların bulunduğu da açıktır. İşletme hakkı devri sözleşmelerinin konusunu oluşturan “işletme hakkı” ile kira sözleşmelerinin konusunu oluşturan “kullanma hakkı” kavramları arasındaki fark, aslında her iki yöntemin birbirinden ayrılmasını sağlayan temel farktır.\"  demek suretiyle aslında kira sözleşmesi ve işletme hakkı devri sözleşmesinin benzer nitelikte olsa da iki sözleşmenin farklı olduğuna vurgu yaptığını; bu kapsamda davalı ile aralarındaki sözleşmenin işletme hakkı sözleşmesi olduğunu, Davaya konu somut olayda taraflar arasındaki ilişkide de davalı ile müvekkili arasındaki ilişkinin yanı sıra müvekkili ile işbu büfelerin işletilmesine olanak sağlayan İstanbul Büyükşehir Belediye arasındaki hukuki ilişkinin de tespitinin önemli olduğunu; bu ilişkide tarafların Kamu İhale Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa tabi olduklarını; müvekkili şirket belediye meclis kararı ile aldığı \"... büfesi işletme işinden\" kaynaklı ...'nin kiracısı olmadığını; İdare konumunda olan ... ile müvekili şirket arasında kiracılık ilişkisi bulunmuyorken davalı ile kiracılık ilişkisi yaratmanın kanuna aykırı bir nitelendirme olduğunu;  bu açıdan da verilen görevsizlik kararı çerçevesinde Sulh Hukuk mahkemesinde bu uyuşmazlığın çözülmesi hem tarafların sorumlulukları ve işleyecek faiz yönlerinden hatalı olacağını,  Temelde ihale ile alındığını ve daha sonra gene ihale ile münhasır ve sınırlı bir yetki ile sadece çiçekçi olarak işletilmesi zorunluluğu kapsamında yapılmış bir işlem mevcut olup üst kanuna (TTK,2886 Sy.Devlet İhale Kanunu, 4734 Sy.Kamu İhale Kanunu ve sair kanunlar) tabi tarafların yetki ve sorumluluklarının ve bu hukuki ilişkinin; Borçlar Kanunu'ndaki hükümlere göre tasnifinin mümkün olmadığını, Örneğin yerel mahkeme kararında; 'davacının kiraya veren, davalının kiralayan olduğu, kira sözleşmelerinin süresinde yenilenmese de kendiliğinden uzayabileceği dolayısı ile davacı tarafın icra takibine konu ettiği alacak ilişkisinin kira sözleşmesine dayalı olması sebebi' karara gerekçe gösterilmişse de; esasen tabi olunan üst kanunlara göre taraflar arasındaki işletme işi sözleşmesinin bu şekilde kendiliğinden uzamayarak; meclis kararı süresinin dolması, alt ihale süresinin sona ermesi, ihale şartlarının sağlanmaması, ihalenin iptali veya sair nedenlerle sona erebileceğini; bu hususların da sulh hukuk mahkemelerince değerlendirilmesinin usul kanununa ve hukuka uygun olmayacağını, İcra takibine konu alacağın haksız işgalden kaynaklı doğduğunu, Davalı ile yapılan işletme sözleşmesinin süresinin 30.11.2017 tarihinde meclis kararıyla verilen sürenin dolması ile birlikte son bulduğunu; sözleşmenin 5. maddesine göre 30.06.2017 tarihinde sözleşme süresi sona ermekte olup, sözleşmenin süre sonunda devam edeceğine ilişkin hiç bir hüküm de bulunmamasına rağmen davalı borçlu büfeyi tahliye etmeksizin haksız işgal suretiyle kullanmaya devam ettiğini; ... büfelerininde 30.11.2017 tarihi itibariyle müvekkil şirketin tasarruf yetkisinin sonlandığını ve 17.07.2020 tarihli 604 sayılı... Meclis Kararı ile 30.11.2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 5 yıl süre ile tasarruf yetkisinin yeniden verildiğini; verilen bu yeni yetkiye dayanılarak ... büfelerinin işletilmesi işi kapsamında müvekkili şirket tarafından ihaleye çıkıldığını ve ihalenin başka bir firma üzerinde kaldığını; söz konusu firma ile davalı arasında da  herhangi bir sözleşme imzalanmadığını; arada geçen bu süre zarfında davalı ile yeni bir işletme sözleşmesi yapılmamış olup, davalı haksız işgalle büfeyi işletmeye devam ettiğini, Müvekkilin tasarruf yetkisinin olmadığı bir tarih aralığında, süresi son bulmuş bir sözleşmeyi, kira sözleşmesi olarak nitelendirerek tasarruf yetkimizin olmadığı bir dönemde davalıyı kiracıları gibi addetmenin ve sözleşmeyi yıl bazlı arka arkaya uzatmanın usul ve yasaya aykırı olduğunu; bu anlamda da yerel mahkeme tarafından verilen kararın hatalı olduğunu,  Görevsizlik kararı hukukun yeknesaklığı ilkelerine aykırıdır. Yerel mahkemece verilen görevsizlik kararının; hukuki işlemin temelindeki hukuki ilişkinin Türk Ticaret Kanunu'na tabi olması nedeniyle bu anlamda hukukun yeknesaklığına ilişkin genel ilkelere de aykırılık teşkil etmekte olduğunu,  Hukukun tutarlı ve yeknesak şekilde uygulanması; hukukun genelliğini, kanun önünde eşitliği ve hukuki kesinliği sağlayacağını; öte yandan hukukun yeknesak şekilde uygulanmasını sağlama ihtiyacının;  çelişkili  mahkeme kararlarının önüne geçmek olduğunu; hukukun tutarlı ve yeknesak şekilde uygulanması, halkın mahkemelere olan güveninin artmasına katkıda bulunduğunu ve halkın hakkaniyet ve adalet algısını geliştirdiğini, Bunun mümkün olması için de yargılamada eldeki davanın tüm özel koşullarının değerlendirilmesi gerektiğini; önceki içtihadın uygulanacağı eldeki davanın bağlamı ve durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini,  Müvekkili şirketin bir anonim şirket olmakla BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'nden aldığı işlerle ilgili olarak alta verdiği işlerde, idarede kanunilik ilkesi gereğince, idarenin (...'nin) çeşitli usul kurallarına uyması zorunlu olup, bu Yasa kapsamına giren bir işin veya ihtiyacın belirlenmesi, işin ihale ya da başka bir usulle veriliş yönteminin tespiti  nasıl müvekkil şirketin bir yükümlülüğü ise, müvekkil şirketin tasarrufuna bırakılmış bir ticari işletme nedeniyle doğan uyuşmazlığa uygulanacak yasa hükümlerinin de üst ilişkiyle bütünlük içerisinde aynı hukuki rejime tabi olması yeknesaklık açısında önem arz edeceğini, Bunun yanı sıra aynı nitelikli, tamamen aynı hukuki ilişkiye; işletme sözleşmesine ilişkin gene müvekkilin davacı, karşı tarafın ise farklı bir ... büfesi işletmecisi olduğu Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen  2024/402 Esas sayılı dosyada aynı mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmiş olup bu durum da kararlar arasında çelişki yaratarak hukukun güvenilirliğini zedelemekte olduğunu, Bu nedenle eldeki dava hukuki nitelik olarak asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girdiğinden yerel mahkemece, işin esasına girilerek davanın esas yönünden karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bunun yanı sıra aynı nitelikli, tamamen aynı hukuki ilişkiye; işletme sözleşmesine ilişkin gene müvekkilin davacı, karşı tarafın ise farklı bir ... büfesi işletmecisi olduğu aynı Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen 2024/416 Esas sayılı dosyada aynı mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmiş olup bu durumun da kararlar arasında çelişki yaratarak hukukun güvenilirliğini zedelemekte olduğunu, Açıklanan nedenlerle; yerel mahkemenin verdiği görevsizlik kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak ticaret mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olduğuna karar verilmesini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen hususlar çerçevesinde ve  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi 2024/5038 Dosya 2024/2666 Karar numaralı 18.12.2024 Tarihli kararı da gözetilerek Sulh Hukuk mahkemelerinin görevli olmadığı tespit edilmiş olduğundan, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevine ilişkin görevsizlik kararının kaldırılarak Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki ... büfesi işletme sözleşmesinin süresinin sona erdiği ancak davalının söz konusu büfeyi tahliye etmediği, haksız işgalci olduğundan bahisle haksız işgal bedeli olarak düzenlenen faturanın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece, davacının talep ettiği alacağın taraflar arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesi ile Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık,  01.12.2016 Tarihli 11 Nodu ... Büfe İşletme Sözleşmesi  ile işletme hakkı süreli olarak davalıya bırakılan ... büfesinin, sözleşme süresi sona erdikten sonra da davalı tarafından kullanılmaya devam edildiği, davalının haksız işgalci konumunda olduğu, haksız kullanım nedeniyle davacının kullanım bedeli (ecrimisil) alacağının doğduğu ve bu alacağın faturaya bağlanıp talep edilmesine rağmen ödenmemesi üzerine başlatılan ilamsız icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiği iddiasıyla, itirazın iptali talebinden kaynaklanmaktadır. Mahkemece, uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı ve sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş ise de davadaki talep, kira bedeli alacağı olmayıp haksız işgal tazminatı yani ecrimisil alacağı iddiasından kaynaklıdır. Nitekim davacının takipten önce davalıya gönderdiği İstanbul ... Noterliğinin 01.09.2022 tarihli, ... sayılı ihtarnamesinde açıkça davalının haksız işgalci durumunda olduğu belirtilerek kullanım bedeli talep edilmiştir. Takip dayanağı fatura da \"kiosk kullanım bedeli\" karşılığı düzenlenmiştir. Uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklanmadığından, mahkemenin sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğuna dair gerekçesi yerinde görülmemiştir. TTK'nın 3. maddesinde; \"Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'nın 4. maddesine göre bu kanundan doğan ve bu madde de belirtilen hukuk davaları, tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava; TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmamakla birlikte iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren davalar ise nispi ticari davadır. Hükme göre bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem davanın taraflarının tacir olması hem de uyuşmazlığın iki tarafın da  ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekir. Somut olaya konu uyuşmazlık, tasarruf hakkı davacı şirkete ait olan ... büfesinin davalı tarafından haksız kullanıldığı iddiasıyla ecrimisil bedeli faturasından kaynaklanmaktadır. Haksız kullanım bedeli TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmadığından, eldeki uyuşmazlık, mutlak ticari dava niteliğinde değildir.  Davacı tacir olup, sözleşmenin taraflardan sadece birisi için ticari iş olması, bu ilişkiyi diğer taraf için de ticari iş hâline getirir (TTK m.19 f.2). Ancak böyle bir sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde kabul edilebilmesi için yani nispi ticari dava  olarak kabul edilebilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir. Bunun için de her iki tarafın tacir olması zorunludur. Davacı şirket olup TTK.'na göre tacir olduğu, davalının gerçek kişi tacir olup olmadığı yönünde mahkemece araştırma yapılmış  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen 09/05/2024 tarihli cevabi yazıda; Gerçek ve tüzel kişi tacirlerin ticaret unvanlarının tasnifinden meydana gelen sicil fihristinde yapılan araştırmada yazınızda T.C. kimlik bilgisi verilen ...'nın en son sicil kayıtlarına göre bilginin verildiği ve gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunduğunun belirtildiği, gönderilen cevabi yazıya göre davalının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil nosun da kayıtlı ... ünvanı ile ... alım satım işleri çalışma konusu ile gerçek kişi tacir olarak kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan araştırma sonuçlarına göre davalının gerçek kişi tacir olduğu,buna göre uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olduğu ve eldeki davanın nispi ticari dava olduğu anlaşılmaktadır.Yapılan tüm bu saptamalar karşısında,  uyuşmazlığı çözme görevinin ticaret mahkemesinin görev alanına girdiği nazara alınarak Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı  olmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.  Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a3 maddesi ile uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/09/2024 Tarih ve  2024/418 Esas - 2024/795 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/05/2025 tarihinde HMK'nın 353/1-a3 maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. \t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57278415002c22a9","SID":"405aa809a124894e"}}