{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/2201 - 2025/857<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/2201 <br>KARAR NO\t\t: 2025/857<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/05/2023<br>NUMARASI\t: 2020/361 Esas - 2023/284 Karar<br>DAVACI\t\t: TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI TÜRK ANONİM ORTAKLIĞI -  Saray Mah. Dr. Adnan Büyükdeniz Cad. No:7A/B Ümraniye/İSTANBUL<br>VEKİLİ\t\t: Av...<br>DAVALI\t\t: KONAN TUR PERSONEL SERVİS TURİZM OTOMOTİV İNŞAAT GIDA MAKİNA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -   0576052780300001 - Ertuğrul Gazi Mah. Aydos Cad.  Kerim Ağa Sok. No:5 Pendik/ İSTANBUL<br>VEKİLİ\t\t: Av...<br>DAVA TÜRÜ\t\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 04/09/2020<br>KARAR TARİHİ\t\t: 05/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 03/06/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın Maltepe Şubesi ile davalı borçlu arasında akdedilen kredi sözleşmesine ve üye iş yeri formu sözleşmesine istinaden davacı bankaca pos cihazı verildiğini, söz konusu sözleşme hükümlerine riayet etmeyen borçlunun sözleşmesi kat edilerek, Kartal 23. Noterliği'nin 20/05/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu borcun borçluya bildirildiğini, fakat buna rağmen borcun ödenmediğini, iş bu borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2020/81445 Esas sayılı ile asıl alacağın feriyle birlikte tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak tüm borca ve faize itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, davalının bankaya olan borçlarının devam ettiğini ve ferilerinin tahsili amacıyla açılan icra takibinde talep edilen ana para, faizler ve tüm ferilerin tamamen usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı tarafın yetkiye itirazının yersiz olduğunu, davalı tarafın daha önce yapmış oldukları yetki itirazının bu defa yersiz olduğunu beyan ederek yetkili icra müdürlüğünün İstanbul İcra Müdürlükler'i olduğunu beyan etmelerinin kötü niyetli ve davayı sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, müvekkilinin alacağının tahsilini geciktirmeyi hedeflediklerini, davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olduğunu, takibi uzatarak zaman kazanmaya çalıştığını, tüm bu nedenlerle; davalı borçlunun haksız itirazının iptaline, takibin devamına, davalı borçlu aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen icra dosyasında davalının taraf olmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafın hesap kat ihtarnamesinin davalıya tebliğ edilmediğini, davalının, davacı bankaya herhangi bir borcunun olmadığını, davacı bankanın ek olarak sunduğu evraklarda denetime elverişli herhangi bir sözleşmesinin mevcut olmadığını, aynı şekilde davalı aleyhine başlatılan icra takibine de herhangi bir sözleşme sunulmadığını, davacının öncelikle alacak iddiasının dayanağı olan krediye ilişkin belgeleri ve temerrüt kayıtlarını dosyaya ibraz etmesi gerektiğini, banka ile imzalandığı öne sürülen başvuru formunda tek imza olduğunu, bu nedenle iş bu sözleşmenin geçersiz olduğunu, banka ile imzalandığı öne sürülen üye iş yeri başvuru formunda tarih veya herhangi bir bedelin mevcut olmadığını, şirket açısından bağlayıcılığı da olmadığını, dava dilekçesinde eksik sunulan genel kredi sözleşmesine ait imzalatın müvekkili şirket yetkililerinden hiçbirine ait olmadığını, bankadan kredi kullandırıldığına dair hiçbir kayıt ve sözleşmenin bulunmadığını, davacının hesap kat ihtarnamelerinin usule uygun tebliğ edilmediğini, bu sebeple temerrütün gerçekleşmediğini, fahiş temerrüt faizi işletildiğini, ihtarnamelerde kefil ibaresi yer almasına rağmen kefalet sözleşmesi sunulmadığını, tüm bu nedenlerle; dava dilekçesinde belirtilen icra dosyasına taraf olmadıklarından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacı vekilinin sunduğu geçersiz evraklar ve sözleşmelerin bağlayıcı olmaması nedeniyle haksız olarak taraflarına yöneltilen itirazın iptali isteminin reddine, davacı banka aleyhine ödeme emrinde belirtilen miktarın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1- Davanın KISMEN KABULÜ ile,<br>Davalının Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2020/81445 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 96.346,94 TL asıl alacak,  61,77 BSMV,  462,26 ihtarname masrafı olmak üzere toplam 96.870,97 TL üzerinden asıl alacağa takip tarihi itibariyle %19,5  oranında temerrüt faizi ile takibin devamına,<br>Alacak likit olduğundan hüküm altına alınan 96.870,97 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,<br>Fazlaya ilişkin talebin reddine ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince, bilirkişi raporuna karşı itirazların hukuki değerlendirmeye ilişkin olduğu, bilirkişi raporuna karşı teknik itirazların ise raporda değerlendirildiği ve bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle karar verme yoluna gidildiğini, ilk derece mahkemesince, İstanbul Anadolu 2. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2020/218 E., 2022/61 K. Sayılı dosyasının, davalı şirkete ait hesaba ilişkin hesap hareketlerinin ve davalı şirket adına konulan blokelere ilişkin tüm banka kayıtlarının celp edilerek ek bilirkişi raporunun alınmasını gerekmekteyken eksik ve hatalı hüküm kurulduğunu, ilk derece mahkemesince, geçersiz hukuki ilişki nedeniyle, yapılmayan hizmet nedeniyle haksız zenginleştiği gerekçesi ile sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda hatalı ve eksik inceleme ile karar verildiğini, davacı bankanın çelişkili beyanlarının incelenmediğini, davaya konu icra dosyasında davalı şirket yer almadığından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı banka, kefalet şartlarının oluşmadığının bilincinde olduğundan kötüniyetli olarak davayı davalı şirkete yönelttiğini, Genel kredi sözleşmelerindeki esas unsur olan kredi limitinin belirtilmemiş olması nedeniyle davaya konu Genel Kredi Sözleşmesinin geçersiz olduğunu, işbu geçersiz sözleşmeye dayalı, temerrüt faizi ve yasal faizi aşan faiz üzerinden yapılan tüm hesaplamalar usul ve yasaya aykırı olduğunu, geçersiz sayılan tebligatın giderinin yargılama giderlerinden sayılmasının ve davlıya yüklenmesinin usul, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, hizmetin ifa edilip edilmediği araştırılmadan iade edilmesinin hatalı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince sebebiyet ilkesi gözetilmeksizin davalı lehine reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedildiğini beyan ile; yerel mahkemenin davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>   DELİLLER: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/05/2023 Tarih - 2020/361 Esas - 2023/284 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; genel kredi sözleşmesi ile üye işyeri formu sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. <br> İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davacının, genel kredi sözleşmesi ile üye işyeri formu sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için Kocaeli 8. İcra Dairesi'nin 2020/81445 Esas sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, davacı tarafından davalıya tahsis edilen POS cihazı üzerinden davalı ile dava dışı üçüncü kişiler arasındaki öğrenci taşıma hizmeti sözleşmesi kapsamında üçüncü kişilerce yapılan peşin ödemelerin davalının taşıma edimini yerine getirmediği gerekçesiyle davacı banka tarafından Chargeback kuralları gereğince üçüncü kişilere iade edilen bedellerin davalıdan tahsilinin gerekip gerekmediği noktasındandır.<br> 29/08/2022 tarihli ATK raporunda özetle; inceleme konusu üye işyeri başvuru formu ve sözleşmesinde KONAN TUR kaşe izi üzerindeki imzalar ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'in eli ürünü olduğu, inceleme konusu Türkiye Vakıflar Bankası Genel Kredi Sözleşmesi ve ekindeki Ticari Ürün ve Hizmet Paketi Sözleşmesi ile Ek-4 ibareli belgede ..., ... adına atılı imzalar ile ..., ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ..., ...'in eli ürünü olduğu yönünde görüş belirtilmiş olduğu görülmüştür.<br>24/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı bankanın davalı firmaya \"POS\" cihazı vererek aktifleştirilmiş olduğu ve davalı firma tarafından kullanıldığı, işlem bedellerinin firmanın davacı banka nezdinde ki ... IBAN no'lu hesabına kaydedildiğinin anlaşıldığını, davacı banka ile davalı firma arasında, 04/10/2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile \"Üye İş Yeri Sözleşmesi\" düzenlenmiş olduğu anlaşılmış belirtilen sözleşmelerin incelenmesinde; Genel Kredi Sözleşmesi'nde tutarının (limitinin) belirtilmemiş olduğu, davalı firmayı temsilen atılmış olan imzaların imza sirkülerindeki şartlara uygun, üye iş yeri sözleşmesinde ki davalı firmayı temsilen atılmış tek imzanın ise firmanın temsil ve ilzam edilmesi bakımından tamam olmadığı eksik olduğu tespit edildiğini, davacı banka alacağının, üye iş yeri sıfatıyla davalı firmaya verdiği ve davalı firma tarafından fiilen kullanıldığı anlaşılan POS cihazından geçirilen kredi kartları ile bedeli peşin tahsil edilen hizmetin (Öğrenci taşıma servis hizmeti) tamamlanmaması eksik yerine getirilmesi nedeniyle, davalı firmanın müşterilerinden peşin olarak tahsil etmiş olduğu tutarların, yerine getirilmesi taahhüt edilmiş hizmetin yerine getirilmeyen kısmına karşılık gelen tutarının ödemeyi yapan firma müşterileri tarafından ulusal ve uluslararası kartlı sistem kuruluş kuralları kapsamında talep edilmesi üzerine, talep edilen tutarların davacı banka tarafından ilgili kredi kartlarına iade edilmesinden (chargeback) kaynaklandığı, davacı bankanın geri ödediği tutarın 180.558,74-TL olduğunun tespit edildiğini, davacı banka alacağının bu niteliği ile Genel Kredi Sözleşmesi limitinin de belirlenmemiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda; taraflar arasındaki ilişkide sözleşmedeki tebligat ile ilgili şartların geçerli olduğu ancak davacı banka alacağının Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında olmadığı, bu nedenle davacı banka alacağına işletilecek faizin 3095 sayılı Kanun kapsamında Yasal Faiz olmasının uygun olacağı düşünülmekle birlikte, mahkeme kararının aksi yönde olabileceği bu nedenle hesaplamaların terditli yapılmasının uygun olacağının düşünüldüğü, taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi'nin (GKS) dava konusu ödemeyi kapsadığının kabulü halinde; akdi faiz oranı olarak %26 temerrüt faiz oranı olarak ise %39 oranın taraflar arasında akdedilmiş sözleşme şartları ve mevzuata uygun olduğu anlaşılmış, belirtilen oranlar uygulanarak yapılan hesaplama sonucunda, davacı bankanın davalı firmadan olan alacağı 17/06/2019 takip tarihi itibariyle toplam 99.581,69-TL olarak tespit edildiğini,  taraflar arasında akdedilmiş GKS'nin dava konusu ödemeyi kapsamadığının kabulü halinde; uygulanabilecek faiz oranları 3095 sayılı Kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin Kanunu'nun 1. ve 2. maddeleri hükümlerine göre belirlenebilecek ve akdi faiz oranı olarak %9, temerrüt faiz oranı olarak %19,5 oranı uygulanabileceğini, belirtilen oranlar uygulanarak yapılan hesaplama sonucunda, davacı bankanın davalı firmadan olan alacağı 17/06/2019 takip tarihi itibariyle toplam 99.581,69-TL olarak tespit edildiğini, icra takibinde davacı bankanın asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren %39 oranında işleyecek temerrüt faiz talep ettiği görülmüş, mahkemenin GKS'nin davacı banka alacağını kapsadığını kabul etmesi halinde; temerrüt faizi oranı olarak talep edilen %39 oranının uygun olduğunun da kabul edilerek, belirlenen asıl alacak tutarı 96.970,65-TL'sine 17/06/2019 takip tarihinden itibaren işletilebileceği, mahkemenin GKS'nin davacı banka alacağını kapsadığını kabul etmemesi halinde ise, belirlenen asıl alacak tutarı 96.346,94-TL'sine 17/06/2019 takip tarihinden itibaren temerrüt faiz oranı olarak %19,5 oranının işletilebileceğini, davacı bankanın takip talebinde ayrıca 462,26-TL ihtarname masraf talebinin bulunduğu görüldüğünü, talep edilen masrafın davacı bankanın keşide ettiği hesap kat ihtarnamesine ilişkin olduğu tespit edilmiş, söz konusu tutarın dava/ mahkeme masrafı olarak talep edilebileceği şeklinde görüş belirtilmiş olduğu görülmüştür.<br>Anılan bilirkişi raporlarından davacı banka ile davalı firma arasında, 04/10/2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile \"Üye İş Yeri Sözleşmesi\" düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu sözleşmelerin incelenmesinde; Genel Kredi Sözleşmesi'nde tutarının (limitin) belirtilmemiş olduğu, davalı firmayı temsilen atılmış olan imzaların imza sirkülerindeki şartlara uygun, üye iş yeri sözleşmesinde ki davalı firmayı temsilen atılmış tek imzanın ise firmanın temsil ve ilzam edilmesi bakımından tamam olmadığı eksik olduğu görülmüştür. <br>Gelinen bu aşamada, sözleşme ve sebepsiz zenginleşme üzerinde durulması gerekmektedir.<br>6098 sayılı TBK'nın 1. Maddesinde; sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur şeklinde tanımlanmış ve 12. Maddesinde \"Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir.\" denmek suretiyle bazı haller dışında şekil serbestisi kabul edilmiştir. Yine Kanun'un 13 ve 17. Maddesi uyarınca yazılı yapılacak sözleşmelerde Kanun'un 15. Maddesi uyarınca imzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur. <br>Taraflar arasında yazılı yapılması konusunda anlaşılan sözleşmede yukarıda açıklandığı üzere, yazılı yapılan uyuşmazlığa konu sözleşmede davalı şirketi temsil ve ilzam eden müdürlerin imzalarının eksik olması nedeni ile Kanun'un 17/1. Maddesindeki \"kanunda şekle bağlanmamış bir sözleşmenin taraflarca belirli bir şekilde yapılması kararlaştırılmışsa, belirlenen şekilde yapılmayan sözleşme tarafları bağlamaz\" hükmü gereğince sözleşmenin geçersiz kabul edilmesinde bir yanlışlık yoktur. <br>Geçersiz sözleşmelerde; 6098 sayılı TBK'nın 77-82 maddeleri gereğince, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taraflar karşılıklı olarak ancak verdiklerini geri alma hakkına sahiptirler. Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir tarafın mal varlığının diğer tarafın malvarlığı aleyhine çoğalması gerekir.<br>Hemen belirtilmelidir ki, sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir.<br>Buna göre; sebepsiz zenginleşme, geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.<br>Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 02/06/2015 tarihli 2014/4900 - 2015/4147 sayılı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 05/10/2017 tarihli ve 2016/10983 - 2017/13493 sayılı ilamları).<br>Eldeki uyuşmazlıkta; davacı banka alacağının, üye iş yeri sıfatıyla davalı firmaya verilen ve davalı firma tarafından fiilen kullanıldığı anlaşılan POS cihazından geçirilen kredi kartları ile bedeli peşin tahsil edilen hizmetin (Öğrenci taşıma servis hizmeti) tamamlanmaması, eksik yerine getirilmesi nedeniyle, davalı firmanın müşterilerinden peşin olarak tahsil etmiş olduğu tutarların, yerine getirilmesi taahhüt edilmiş hizmetin yerine getirilmeyen kısmına karşılık gelen tutarının ödemeyi yapan firma müşterileri tarafından ulusal ve uluslararası kartlı sistem kuruluş kuralları kapsamında talep edilmesi üzerine, talep edilen tutarların davacı banka tarafından ilgili kredi kartlarına ide edilmesinden (chargeback) kaynaklandığı, bu durumda uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme kuralları içerisinde çözümlenmesi gerektiği görülmektedir. <br>Yukarıda açıklanan bilirkişi raporlarına göre; davacı bankanın geri ödediği tutarın 180.558,74-TL olduğu tespit edilmiştir. Uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme kapsamında çözümlenmesi gerektiğinden ve genel kredi sözleşmesinin eldeki dava yönünden geçersiz olduğu kabul edildiğinden uygulanabilecek faiz oranlarının 3095 sayılı kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin kanunu'nun 1. ve 2. maddeleri hükümlerine göre belirlenebilecek ve akdi faiz oranı olarak %9, temerrüt faiz oranı olarak %19,5 oranının uygulanmasının gerektiği anlaşılmaktadır.<br>Bu açıklamalar kapsamında; alınan bilirkişi raporlarına göre davacının davalıdan yapılan tahsilat sonrasında 96.346,94-TL asıl alacağının olduğu, 17/06/2019 takip tarihinden itibaren temerrüt faiz oranı olarak %19,5 oranının işletilebileceği, ayrıca 462,26-TL ihtarname masraf talep edebileceği kabul edilerek itirazın kısmen iptali ile takibin devamına, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına ve davalı lehine reddedilen kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığından taraf vekillerinin istinaf istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Gerekçeli karar başlığında; davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Tarafların İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı kurum harçtan muaf olması nedeniyle, istinaf aşamasında yatırılan 269,85-TL İstinaf Karar Harcı ile 738,00-TL istinaf Kanun Yoluna Başvurma harcının talebi halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 6.617,25 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.654,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.962,40 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>4-Davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>5-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf edenler tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>9-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/05/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4411c4749451818f","SID":"314b551b09aadd9c"}}