{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/948 Esas<br>KARAR NO: 2025/848 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2023/354 D.İş- 2023/447 Karar <br>TARİH: 19/07/2023<br>TALEP: İhtiyati Haciz<br>KARAR TARİHİ: 22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin  başlıca  faaliyet  alanının buğday, mısır, arpa ve yağlı  tohum  ürünlerinin  ticaretini ve sevkiyatını gerçekleştirmek  olduğunu, aleyhine  ihtiyati  haciz  başvurusunda bulundukları firmanın yabancı menşeli  Irak  firması olduğunu, söz konusu firmanın Türkiye'de yerleşim yeri olmadığı gibi Türkiye'de herhangi bir şubesinin de bulunmadığını, borçlu firmanın müvekkili firmaya uluslararası   mısır  mahsulünün  taşıma  işi  konusunda  müracaatta bulunduğunu, tarafların akdettikleri 15/02/2023 tarihli sözleşme ile müvekkili şirket  tarafından  Rus  Menşeli  30.000  metrik  ton adedinde  (1  Adedi  305  USD  Karşılığı) mısır  mahsulünün  Türkiye - İskenderun  Limanına  Rusya'dan  sevki  işinin satıcı statüsüyle üstlenildiğini, karşılığında ise 9.150.000,00 USD satış bedelinin alıcı  statüsündeki borçlunun müvekkiline ödeyeceğini, sözleşmede ödemenin  %50 tutarına karşılık gelen 4.575.000,00 USD'nin proforma  faturanın  alıcıya gönderilmesiyle, bakiye %50'sine karşılık gelen 4.575.000,00 USD'nin ise geminin  boşaltma limanına (İskenderun Limanı) varmasıyla ödeneceği konusunda düzenlemenin mevcut olduğunu, satışa konu malların İskenderun limanına 23.03.2023 tarihinde  vardığını, borçlu firmanın en geç söz konusu tarihe kadar bakiye 4.575.000,00  USD' yi  de  göndermesi  gerekmekteyken ilk ödenmesi gereken 02.03.2023 tarihli ödemenin dahi müvekkilinin hesabına geçmediğini, alıcı borçlu firma tarafından taraflar arasında imzalanan  sözleşmedeki  ve  yine müvekkili tarafından  düzenlenen  proforma  faturadaki  Rus  ibaresi sebebiyle  ödemenin Irak hesabından iç politikalar sebebiyle ... hesabına  gönderilemediğini, söz konusu Rus  ibarelerinin çıkarılması gerektiği konusunda düzeltme   talebinde  bulunulduğunu, müvekkilinin yeni bir hesap bilgisi paylaşmasını karşı tarafın talep ettiğini, müvekkili şirketin hesabı olarak ... Banka hesap bilgilerini karşı tarafa ilettiğini, satıma  konu malların İskenderun limanına vardığını, müvekkilinin bu  kapsamda  malların  teslim  edilene  kadar  muhafaza  altında  tutulabilmesi  için  30  gün  süreli  bir  antrepo  kiraladığını, kira  bedeli  harici  de  muhtelif  masraflar yaptığını, alıcı  firmanın  talebi  üzerine  müvekkilinin gerekli  düzeltmeleri  yaparak karşı tarafa  ilettiğini, satışa  konu  malların  teslime  hazır  olduğunu,  bedelini  ödeyerek   İskenderun  limanından   malın  çekilebileceğini  iletmesine  rağmen   alıcı  borçlu  Irak  firmasının bir  daha  hiçbir  suretle  müsbet  ya  da  menfi   müvekkili  ile  görüşme  gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin 24/04/2023 tarihinde alıcı Irak firmasına, satıma konu emtianın zilyetliğinin ve de  mülkiyetinin devrine hazır olduğunu, sözleşme  konusu  yüklerin  hacimsel olarak  fazlasıyla  yer  işgal  ettiğini,  her  geçen  gün  masraflarının  fahiş  tutarları  bulduğunu, bu  kapsamda  ödenen  vergi  ve  gümrük  beyannameleri  yapılan  hizmetin  karşılığı,  beklenen  menfaatin  amacını  aştığını  bildirdiği  halde  karşı  tarafın  hiçbir  suretle  dönüş  yapmadığını, karşı taraf  ile  imzalanan  15/02/2023  tarihli  sözleşmeden dönme  yönünde irade  beyanında bulunduğunu, artık söz konusu sözleşme ile yükümlendiği herhangi bir edimin kalmadığını,  sözleşmeyi ihlal ettiklerini, bu kapsamda sözleşme konusu emtiayı, dürüstlük kuralları çerçevesinde bir başka üçüncü kişiye satabileceği gibi  satış bedeli  ile  sözleşme  kapsamında  belirlenen  bedel  arasında şirket  aleyhinde  oluşan  zararın  tazmini yoluna  gidileceğini  bildirdiği  halde  karşı  tarafın hiçbir  suretle  dönüş  yapmadığını, müvekkilinin depo kira bedelini ödemeye devam ettiğini, borçlu Irak firmasının müvekkili ile imzaladığı  sözleşmeye  aykırı  davrandığını, mısır  mahsulünün satış  bedelinde  yaşanan  indirim ve  fiyat  düşüşü,  borçlunun  müvekkili  ile  imzaladığı  sözleşmeye  aykırı davranmasına  sebebiyet  verdiğini, aynı mahsulü  başka  bir  şirketten  daha  ucuza  satın  alacağı  düşüncesiyle  müvekkiline  karşı  edimlerini yerine getirmekten vazgeçtiğini, ancak müvekkili ile aralarında imzalanan   sözleşme,  müvekkilin  satıma  konu  ürünleri   teslime  hazır  hale  getirmesi,  defalarca  alıcıya  bildirimde  bulunması,  ürünlerin  muhafazası  ve  geminin  tahliyesi  aşamasında  gerçekleştirdiği  ödemeler ve  bugün  ürünlerin  piyasada  satış  bedelinin  düşmesi  sebebiyle  aleyhine  başvuruda  bulunduğu Irak firmasından olan alacağının muaccel hale geldiğini, borçlunun  yabancı  menşeili  bir  şirket  olması, Türkiye' de herhangi  bir  yerleşim yerinin bulunmamasının, müvekkilinin  alacağını  semeresiz bıraktığını, müvekkili firmanın haricen edindiği bilgiye göre ise borçlunun  menkul  mallarının  yer  aldığı  İskenderun Limanında bir  depo  kiraladığını ve  mallarını  orada  muhafaza  altına aldığını, borçlunun söz konusu  hak  ve  alacaklarını  ülkesine  taşımadan  evvel verilecek bir  ihtiyati  haciz kararı sebebiyle  müvekkilinin uğradığı zararı bir miktar dahi olsa telafi edebilir  hale kavuşacağını, borçlunun  kiralamış olduğu  depoyu boşaltması ve malları kaçırması ihtimalinde müvekkilinin telafi  edilemez  sonuçlarla  karşı  karşıya  kalacağını, borçlunun Türkiye' de bir  yerleşim yerinin bulunmadığını, alacak çek- senet türünde bir kıymetli evraka dayanmıyor olsa da tarafların aralarında imzaladıkları  sözleşme,  müvekkilinin sözleşme  kapsamında malların  tamamını   varış  limanında  hazır  etmesi,  defalarca  borçluya  teslime  hazır  olduğunu  bildirir çağrıda  bulunması, ihtar içerikli mailler göndermesi ve söz konusu sözleşme kapsamındaki malların  muhafazası için  yapmış  olduğu  harcama  yanında karşı tarafın Türkiye' de yerleşim  yerinin  olmaması ve yabancı menşeli bir şirket olması sebebiyle ihtiyati haciz  şartlarının oluştuğuna ve müvekkilinin alacağının muaccel olduğuna işaret ettiğini belirterek şimdilik  9.607.654,31 TL alacağı karşılığında borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 19/07/2023 tarih 2023/354 D.İş- 2023/447 Karar sayılı kararında; \"... Somut olayda talep edenin ileri sürdüğü alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden söz konusu sunulan belgeler alacağın varlığı, muaccel olduğu konusunda yaklaşık ispata yeterli değildir. Vadesi gelmemiş bir alacak nedeniyle ihtiyati haciz talep edilebilmesi için borçlunun mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya hazırlandığı konusunda mahkemeye delil sunulması gerekmekte olup, bu hususta  dosyaya delil sunulmadığı,  kaçmaya veya mallarını gizlemeye, kaçırmaya çalıştığına ilişkin mahkemeye kanaat oluşturabilecek her hangi somut delil sunulmamıştır. İhtiyati haciz talebine konu alacak herhangi bir mahkeme kararına veya kıymetli evrağa dayanmadığı gibi alacağın varlığı, miktarı ve vadesinin geldiği yargılamayı gerektirmekte olup, dosyaya sunulan somut delillerle yaklaşık ispat koşulu da oluşmadığından ve ayrıca aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi istenen borçlunun mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisi kaçmaya hazırlandığına dair mahkemeye kanaat oluşturacak delil de sunulamadığından talep edenlerin ihtiyati haciz taleplerinin ihtiyati haciz taleplerinin aşağıdaki şekilde reddine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile;<br>''İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından, Türkiye'de muayyen bir yerleşim yeri olmayan Irak firması hakkında İİK 257. Vd. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz başvurusunda bulunulduğunu ancak Yerel mahkemenin hukuki dayanağı maddi gerçeklikle bağdaştırmaksızın bu talebi reddettiğini; Yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesindeki iddialar ve ekindeki belgeler irdelenmiş olsaydı, maddi olayın tam olarak anlaşılmış olacağını, bu sebeple Yerel Mahkemenin kararının istinaf yoluyla incelenerek, kararın kaldırılmasını, ihtiyati haciz başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini; Müvekkili şirketin, Türkiye ve Dünya' da birçok merkeze tahıl, bakliyat, kuruyemiş  gibi çeşitli  tarım  ürününün  ithalatı ve ihracatını gerçekleştiren Türkiye'de kurulu, Türk Ticaret Kanunu uyarınca yasal ve vergisel yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getiren bir  Türk  firması olduğunu, aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulundukları şirketin ise Türkiye' de herhangi bir yerleşim yeri bulunmayan Irak firması olduğunu; Yerel mahkemede ileri sürülen alacak iddiasının, sunulan belgeler ışığında alacağın varlığına yeterli kabul edilmeyerek bir hukuk yargılaması gerektirdiği kanaati oluştuğunu, Yerel mahkemenin vardığı işbu kanaatin hatalı olduğunu, müvekkili tarafından sözleşmeye konu edilen emtianın alıcının teslimine hazır hale getirildiğinin bütün delilleriyle ortaya konulduğunu, emtianın antrepoda günlerce beklediği, bu kapsamda müvekkilinin fahiş tutarda depo bedelleri ödediği, alıcının satıma konu ürünleri teslime almadığı, müvekkilini beklettiği, alıcının ürünleri teslim almadığı gibi sözleşme konusu satım bedelini de  ödemediği, ürünlerin bozulabilir mahiyette olması sebebiyle müvekkilinin ekstra masraf yaparak ürünleri taze halde tutmaya devam ettiği, bu nedenle de yükümlülüğünde olmayan masrafları dahi ödediğinin bütün delilleriyle ortaya konulduğunu; Müvekkili açısından alacağın yaklaşık olarak ispat edilmiş boyutta olduğunu, nitekim İcra ve İflas Kanunu 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' nın yeterli olduğunu, ancak müvekkilinin sunduğu delillerin irdelenmemiş olması sebebiyle Yerel mahkemenin maddi gerçekliği anlayamadığını ve hukuki değerlendirmeyi hatalı olarak gerçekleştirdiğini;<br>Taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan 15.02.2023 tarihli bir sözleşmenin mevcut olduğunu, söz konusu sözleşmeyi karşı tarafın da ihtilaf dışı kabul ettiğini, bu kapsamda müvekkiline sözleşme bedelinin yarısı olan 4.575.000,00 USD'yi gönderdiğini, Rusya hükümetinin politikalarından kaynaklı bürokratik sebeplerle paranın müvekkilinin hesabına geçmediğini, karşı tarafın hesabına geri gönderildiğini, yani mevcut durumun karşı tarafın da imzalanan sözleşmeyi kabul ettiğini ve yükümlülüklerine başladığını gösterdiğini, bu noktadan sonra Yerel mahkemede alacağın yaklaşık olarak ispatı için başkaca bir veriye gerek bulunmadığının kabulü gerektiğini; Verilen kararın gerekçesinde vadesi gelmemiş bir alacakta ihtiyati haciz talep edilebilmesi için borçlunun mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya hazırlandığı konusunda kanaat oluşmamış ve müvekkilinin de bu konuda delil sunmamış olduğuna yer verildiğini, Yerel mahkemenin vardığı bu kanaatin de hatalı olduğunu, borçlu firma bir Türk firması olmayıp, Türkiye'de herhangi bir yerleşim merkezinin bulunmadığını, yalnızca borçlu firmanın İskenderun Limanında bir depoda başkaca firmalardan teslim alacağı ürünlerin kaydının tespit edilebildiğini, Yerel mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmiş olsaydı, söz konusu depodaki ürünlerine ihtiyaten haciz konulabilecek bu sayede müvekkilinin alacağının güvence altına alınabilecek olduğunu; Hal böyle iken Yerel mahkemenin alacağın yargılamayı gerektirdiği kanaatiyle taleplerini reddetmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilin alacağının ve zararının yaklaşık ispatın ötesinde olduğunun ortaya konulduğunu beyanla İstanbul  Anadolu  9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/ 354 D. İş, 2023/ 447 K. Sayı ve 19/07/2023 tarihli  ret kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:  HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; karşı taraf ile imzalanan satış sözleşmesi uyarınca teslim edilmek üzere yurt dışından İskenderun Limanı'na getirilen mısır ürününü, karşı tarafın teslim almaması ve sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle oluştuğu iddia olunan zarar yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklar ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut olayda; talebin dayanağının sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zarar olduğu, bu kapsamda dosyaya alım satım sözleşmesi, faturalar, banka dekontlarının sunulduğu ancak taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, sözleşme ile üstlenilen edimlerin, bu edimlere aykırılık olup olmadığının, bu kapsamda talep eden tarafın zarara uğrayıp uğramadığının, sunulan fatura ve ödeme belgelerinin sözleşme ve taraflarla ilgisinin ancak karşı taraf hasım gösterilerek açılacak bir davada yapılacak yargılama ile belirlenebileceği, bu kapsamda sunulan delilerin talep edenin alacağını yaklaşık olarak dahi ispat etmediği ve ihtiyati haciz koşulları oluşmadığından Mahkemece  talebin reddine karar verilmesi isabetli olup, talep eden vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, talep dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, talep edenin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Talep edenin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.013,90 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 744,05 TL'nin talep edenden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e9b0b23d2babab79","SID":"a55021f794d12673"}}