{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/2333 <br>KARAR NO: 2025/533<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/04/2021<br>NUMARASI: 2017/640 Esas, 2021/378 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 21/05/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkin olup; mahkemece davanın kabulüne  dair verilen karara davalı vekilince  istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, mimar müvekkilinin , davalı ... ile 15.08.2005 tarihinde sözleşme yaptıklarını, bu sözleşmeye göre yapılacak her ev için KDV hariç 3.500,00 TL'ye anlaştıklarını, davalının toplam tutarı 61.500,00 TL olan 16 tane çek verdiğini, kendisinin de 58.500,00 TL bedelli teminat senedi verdiğini, senedin düzenleme tarihinin, vade tarihinin ve nakden kaydının boş olduğunu, senet altına davalı kooperatifin ikinci başkanı tarafından teminat karşılığı olarak alındığına ilişkin yazı yazıldığını, kendilerinin üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiklerini, ancak Akbük Belediyesi ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Teftiş Kurulunun 28.12.2007 tarih ve 8910 sayılı yazısı ile ruhsat yenileme işlemlerinin durdurulduğunu, davalı konutlarından alınan karot numunelerinin aranılan şartları taşımadığının anlaşıldığını, Didim ... Noterliğinin 26.02.2014 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile davalı tarafı mevcut durum hakkında uyardığını, davalının yapı denetim sözleşmesini bir türlü yapmadığını, davalının boş olarak aldığı teminat senedinin üzerini doldurarak İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından icra takibi başlattığını belirterek , icra dosyasına borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili , öncelikle dava konusu uyuşmazlıkta tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu , davanın esasına ilişkin olarak da taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre davacının inşaat ruhsatını alması gerektiği halde alamadığını, davacının anlaştığı firmanın sahte karot olayına karışması nedeniyle hakkında Didim 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009 / 538 Esas; 2011 / 669 Karar sayılı dosyasında ceza kovuşturmasına başlanıldığını, denetim firması yetkililerinin 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun m. 9/I'e göre ceza aldıklarını, davacının gönderdiği ihtarnamenin kendilerine ulaşmadığını, yapı denetim firması hakkında soruşturma açılınca kendilerinin de bu firma ile sözleşme imzalamadıklarını, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Teftiş Kurulunun raporunda davacı hakkında da suç duyurusunda bulunulması gerektiğinin yazılı olduğunu, davacı ile yapılan sözleşmeye göre davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu nedenlerle davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece , dosya içerisine alınan Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Teftiş Kurulunun 28.12.2007 tarih ve 8910 sayılı raporunda , davacının sahte karot raporu düzenlenmesi konusunda ve bu belgelerin kullanılması konusunda bilgi sahibi olmasının mümkün olabileceği ve şüpheli konumda bulunduğu, bu nedenle de davacı hakkında da suç duyurusunda bulunulması gerektiğinin bildirildiği, Davalı kooperatif,  davacının anlaştığı yapı denetim firmasının sahte karot olayına karışması nedeniyle Didim 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009 / 538 Esas; 2011 / 669 Karar sayılı dosyasında ceza kovuşturmasına başlanıldığını, yapı denetim firması yetkililerinin 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun m. 9/I'e göre ceza aldıklarını belirtmesi nedeniyle bu dava dosyasıın gerekçeli kararı getirtilerek mahkememiz dosyası içerisine alındığı , davacının bu ceza yargılamasında sanık olarak yargılandığı ancak beraat ettiği, karot alma işi için anlaştığı yapı denetim firması yetkililerinin ise hüküm giydiği anlaşıldığı , Didim 1. Asliye Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararında, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Teftiş Kurulu raporuna da yollama yapıldığı , ancak raporda belirtildiği gibi davacının sahte karot raporu düzenlenmesi konusunda ve bu belgelerin kullanılması konusunda bilgi sahibi olabileceği ya da bu bilgileri saklamasından ötürü atılı bulunan suça katılmasına ilişkin bir tespit yer almadığının anlaşıldığı ,  Dolayısıyla taraflar arasında yapılan sözleşmenin konusunu oluşturan karot alma işinde ortaya çıkan sahte karot raporu ile ilgili olarak yapılan kovuşturmada davacının ceza sorumluluğu olmadığı ve sahte karot alma maddi vakıası ile davacı arasında uygun nedensellik bağı bulunmadığının anlaşıldığı , Bu nedenle davacının sahte karot raporu düzenlenmesi olayı nedeniyle 6098 sayılı TBK m.  505'e göre talimata uygun ifada bulunmadığı ve aynı yasa m. 506'ya göre de şahsen ifa, sadakat ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranmadığının anlaşıldığı, Davalının diğer itirazı ise taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre davacının inşaat ruhsatını alması gerektiği halde alamadığı, bu nedenle de kendi ruhsatlarının yenilenmediği konusunda olduğu sözleşmede bir açıklık yoksa, inşaat yapılacak arsanın imar durumunun alınması, plan ve projelerin belediyeden onaylatılması ve yapı izninin alınması mülkiyet hakkıyla bağlantısı nedeniyle iş sahibinin yükümlülüğünde olduğu ,  iş sahibi bu yükümlülüğünü makul süre içinde yerine getirmesi gerektiği , aksi halde direnime düşeceği , yapı izninin alınamaması veya projelerin onaylatılamaması “sürekli/mutlak olanaksızlık” nedenine dayanıyorsa, inşaat sözleşmesi geçersiz sayılacağı ,geçersiz sözleşmeden taraflara yükümlülük doğmayacağı , inşaat ruhsatını kimin alacağı konusunda sözleşmede bir hüküm bulunup bulunmadığına bakılması gerektiği , sözleşmede yapı izninin yüklenici tarafından alınacağına ilişkin açık bir kural bulunmadıkça bu yükümlülük iş sahibinin olacağı , arsa sahibi yapı izni almadan yükleniciyi inşaat yapımına ya da dava konusu olayda olduğu gibi diğer işleri yapmaya zorlayamayacağı , taraflar arasında yapılan sözleşmenin \"İşin Tanımı\" başlıklı 2'inci maddesinde; \"Parsellerde etüt yapılması, karot alınması, karot sonuçlarına göre tahkik hesabının yapılması, mimari proje, elektrik projesi, tesisat projesi, ısı yalıtım projesi, inşaat ruhsatının alınması için gerekli belgelerin yapı denetim firmasına ve belediyeye sunularak inşaat ruhsatlarının alınması\" düzenlemesi getirildiği , bu maddeye göre inşaat ruhsatının alınması edimi açıkça davacı tarafından üstlenildiği , sözleşmede inşaat ruhsatının davacı tarafından alınacağına ilişkin açık bir kural bulunmakla birlikte iş sahibi olan davalı, bu yükümlülüğünü, noterde düzenlettirdiği ve gerekli yetkileri de içeren vekâletname ile davacıya ya da onun yetkili kıldığı kişiye devretmişse inşaat ruhsatı alma borcu davacıya geçeceği , dolayısıyla sadece sözleşmede hüküm bulunması davacının inşaat ruhsatı alma yükümlülüğü altına girmesi sonucunu doğurmayacağı ,  aynı zamanda sözleşmenin bu maddesine göre davalının da davacıya bu konuda resmi olarak düzenlenmiş ve resmi makamlarda geçerli bir vekâletnameyi vermiş olması gerektiği , bu durumun tespiti için davalı tarafın davacıya 15.08.2015 tarihli sözleşmede yazılı işler için vekâletname ya da yetki belgesi verip vermediği konusunda açıklama yapmaları için 16.12.2020 tarihli duruşmada her iki taraf vekillerine de süre verildiği, Davacı taraf mahkememize verdiği 16.12.2020 tarihli dilekçesinde kendisine Aydın Didim Ticaret Odasından her yıl yenilenerek verilmesi gereken yetki belgesinin davalı tarafından verilmediğini belirttiği , davalı vekili ise 26.01.2021 tarihli dilekçesinde vekâletname ile ilgili beyanda bulunmadığı ve 6102 sayılı TTK'na göre ellerindeki bütün belgeleri on yıl saklama zorunlulukları bulunduğunu, sözleşmenin üzerinden ise on altı yıl geçtiğini belirttiği , her iki tarafın yaptığı açıklamalardan davalı kooperatifin davacıya geçerli bir vekâletname ya da yetki belgesi vermediğinin anlaşıldığını , dolayısıyla davacı sadece inşaat ruhsatı alınması işini değil sözleşmeden kaynaklı bütün işleri vekâletname olmaksızın yerine getirdiği ,  bu da somut olayda 6098 sayılı TBK m. 526'ya göre vekâletsiz iş görme durumunun geçerli olduğunu gösterdiği , dava konusu olayda taraflar arasında sözleşme bulunması nedeniyle gerçek olmayan vekâletsiz iş görme durumu söz konusu olmadığı , bu durumda davacının 6098 sayılı TBK m. 505'e göre talimata uygun ifada bulunmadığı ve aynı yasa m. 506'ya göre de şahsen ifa, sadakat ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranmadığından söz edilemeyeceği, Belediyeden inşaat ruhsatı alınması işlemi ise vekâletname olmaksızın yapılabilecek bir iş olmadığından davacının sözleşmede yazılı olan bu işi vekâletnamesi olmadığından yapamamış olmasından ötürü hukuken sorumlu tutulması mümkün olmadığı ,  bu nedenle davacının vekâletsiz iş görme hükümlerine göre yapması gereken işleri yapıp yapmadığının tespiti gerektiği, Hazırlanan 31.12.2019 tarihli ikinci talimat raporunda davacının üstlendiği işin tamamının 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu kapsamında olduğu, beton karot alımında davacının gerekli özeni göstermediği, kalan diğer işlerin doğru yapılmamasından da davacının sorumluluğunun bulunduğu, davacının sadece jeolojik etütlerin yapılması bedelini hak edebileceği, bunun da sözleşmede ayrıca ücretlendirilmediğinden ve bilirkişi heyetinin de uzmanlık alanı dışında olduğundan hesaplama yapılmadığının bildirildiği , raporda doğru yapılmayan kalan işlerin neler olduğu, hangi eksiklik ve ayıpların bulunduğu, bu işlerin metrajının ve dökümünün neler olduğu, hangi birim fiyatlara göre ne kadarlık bir ayıp bedelinin ortaya çıktığı gibi somut ve denetime elverişli tespitler yer almadığından bu raporun kalan diğer işlerin doğru yapılmamasından davacının sorumluluğunun bulunduğuna ilişkin tespit kısmı hükme esas alınmadığı , davacının üstlendiği işin tamamının 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu kapsamında olduğu tespiti hükme esas alındığı, 05.11.2019 tarihli duruşmasında alınan kararla dosyanın bir mimar, bir inşaat, bir elektrik mühendisi, bir makine mühendisi bilirkişiye verilerek dosya içerisinde bulunan projelerin hazırlanmasında ve yapılan işlerin ücretinin ne tutacağının hesaplanmasının istenilmesine ilişin olarak 6100 sayılı HMK m. 266'ya göre bilirkişi raporu hazırlanması istenildiği, Hazırlanan 24.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda mimari projenin 1.216,00 TL, statik projenin 1.065,45 TL, sıhhi tesisat projesinin 3.768,88 TL ve elektrik projesinin ise 616,69 TL olacağı toplamının ise 6.667,02 TL olacağı tespit edildiği, 07.10.2020 tarihli duruşmasında alınan kararla Didim Asliye Hukuk Mahkemesine yazı yazılarak ve yerinde inceleme yetkisi de verilerek mali müşavir bilirkişi aracılığı ile davalı S.S. Rüyam Kent Kooperatifinin ticari defterlerinin ve banka hesaplarının incelenmesine ve davalı kooperatifin sözleşmede yazılı olan ücretleri davacı tarafa ödeyip ödemediğinin, ödediyse ne kadarını ödediğinin tespitinin istenildiği, Hazırlanan 09.10.2020 tarihli talimat bilirkişi raporunda davalı defterlerine göre 01.01.2019 tarihli yevmiye defteri açılış fişine göre davacıya 45.500,00 TL'nin ödendiğinin gözüktüğü, davalıya ait çek karnesinin dip koçanlarına göre de sözleşme için düzenlenen çek bedeli tutarının 53.500,00 TL olduğu, ancak ödeme planındaki 4.000,00 TL tutarlı iki çekin çek defteri dip koçanında ve banka hesabında gözükmediği, bu çek bedellerinin düşülmesi durumunda da yevmiye defterindeki 45.500,00 TL rakamına ulaşıldığı, sözleşme ödeme planında yer almayan tutar ve tarihlerde toplam 5.000,00 TL tutarlı 3 adet çek daha düzenlendiği ve ödendiği ancak bu 3 çekin sözleşme planında olmaması nedeniyle hesaba dahil edilmediğinin bildirildiği, Taraflar arasında yapılan sözleşmenin 5'inci maddesine göre her bir ev için KDV hariç 3.500,00 TL olarak anlaşma sağlandığı , Mimari projede toplam 22 adet ev bulunmakta olup hazırlanan 18.12.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre 18 tanesi tamamlandığı , tamamlanan 18 ev için davacının almaya hak kazandığı ücret miktarı 63.000,00 TL'dir. (Tamamlanan 18 ev x Sözleşmesel ücret 3.500,00 TL = 63.000,00) Davacının almaya hak kazandığı 63.000,00 TL ile davalı tarafından davacıya ödendiği 09.10.2020 tarihli talimat bilirkişi raporunda tespit edilen 45.500,00 TL karşılaştırıldığında davacıya fazla ödeme yapılmadığı, dolayısıyla davalı kooperatifin davacıdan aldığı bonoyu takibe koymasına gerekçe gösterdiği haklı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle  ,  davanın kabulüne karar verildiği ,davaya konu bononun icra takibine konulmasında davalı tarafın ağır kusurunun ya da kötüniyetinin bulunduğuna ilişkin delil bulunmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği belirtilerek, Davacı davaya konu bononun teminat senedi olduğunu, bononun düzenleme tarihinin, vade tarihinin ve nakden kaydının boş olarak davalı tarafa verildiğini, bono altına davalı kooperatifin ikinci başkanı tarafından teminat karşılığı olarak alındığına ilişkin yazı yazıldığını belirterek bononun üzerinin sözleşmeye aykırı şekilde doldurulduğunu ileri sürdüğü ,  bono aslı icra dairesinden getirtilerek mahkememiz kasasına alındığı ve incelendiği , bononun üzerinde düzenleme tarihinin, ödeme tarihinin ve nakden kaydının bulunduğunun görüldüğü , davacı delil olarak bono altına davalı kooperatifin ikinci başkanı tarafından teminat karşılığı olarak alındığına ilişkin yazı bulunan bono fotokopisini sunmuş ancak belgenin aslını 6100 sayılı HMK m. 119'a göre dava dilekçesine eklemediği , ön inceleme duruşmasında HMK m. 140/V'e göre verilen süre içinde de mahkememize sunulmadığı , Bu nedenle davacının davaya konu bono ile ilgili itirazları delillerin süresinde sunulmaması nedeniyle dikkate alınmadığı belirtilerek ,Davanın kabulüne, davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına ve bu dosyaya konu 58.500,00 TL bedelli 02/06/2014 vade tarihli 15/08/2015 düzenleme tarihli bonoya borçlu olmadığının tespitine, İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına konu takibin iptaline, Davacının kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında , yerel mahkeme kararındaki tespit ve değerlendirmelerin eksik , hatalı ve kanuna usule aykırı olduğunu , müvekkilinin davacı taşınmazların projelerinin hazırlanması ve inşaat ruhsatının alınması konusunda anlaştığını, 16 yıldır inşaat ruhsatının alınamadığını , inşaat ruhsatının alınması ve ödenmiş olan bedelin müvekkiline iadesi hususunda davacıya müracaat edildiğini , sonuçsuz kalması neticesinde icra takibinin açıldığını, 2018 yılında çıkan imar barışı ile yapı kayıt belgesi prosedürü kapsamında gerekli baş vuruları yaparak , bedelleri ödeyerek taşınmazlara  hukuki statü kazandırdığını , alınan bilirkişi raporlarında müvekkilinin haklılığının ispatlandığını , 18.12.2018 tarihli raporda dava konusu parsellere ait hiç bir yeniden yapı ruhsatının bulunmadığının tespit edildiğini , 31.12.2019 tarihli raporun sonuç kısmında beton karot alımında davacının gerekli özeni göstermediğinden sorumlu olduğunun tespit edildiğini , davanın borç alacak , ödenen bedelin miktarından ziyade , senedin icraya konulup konulamayacağında olduğunu , ispat yükünün davacıda olduğunu , davacının sebepsiz zenginleştiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davası olup , davacı yüklenici , davalı iş sahibidir. Davacı vekili dava dilekçesinde , mimar olan müvekkilinin , davalı kooperatifle  15.8.2005 tarihli sözleşme yaptığını , bu sözleşmede işin konusunun jeolojik etüt yapılması , karot alınması , karot tahkik hesabının yapılması , mimari -betonarme -tesisat -ısı yalıtım -elektrik projesi yapımı bu evrakların yapı denetim firmasına ve belediyeye sunularak ruhsatın alınması olduğunu , işin bedelinin KDV hariç her ev için 3.500,00 TL. Olduğunu , davalının 16 adet toplam 61.500,00 TL. tutarında çek verdiğini , davalının sözleşmenin 7. Maddesi gereği inşaat ruhsatlarının alınabilmesi için yükleniciye verilmesi gereken  yapı denetim hizmet sözleşmesinin mal sahibi tarafından temin edileceğinin düzenlendiğini , davalı kooperatifin 2. Başkanına dava konusu  senedinin boş olarak çeklerin teminatı olarak   verildiğini , belge alındığını , davalının 7. Maddeye aykırı olarak yapı denetim sözleşmesi yapmadığını , 28.12.2007 tarihinde Akbük Belediyesinin ruhsat yenilenmesi işlemlerini durdurduğunu , Bayındırlık Bakanlığı Teftiş Kurulunun karot örneklerinin zayıf olduğunu tespit ettiğini , davalıya ihtarname gönderildiğini , müvekkilinin kusuru olmadığını , teminat senedinin doldurulduğunu ve icraya koyulduğunu belirterek müvekkilinin  borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili , davacının inşaat ruhsatı alması gerekirken almadığını , davacının anlaştığı denetim firması hakkında sahte karot işi sebebiyle ceza dosyası açıldığını ve ceza aldığını , bu yüzden sözleşme imzalanmadığını , davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>Yerel mahkeme  ,ruhsat alımı için davalının yetki ya da vekalet  vermediğini , davacının ceza dosyasından beraat ettiğini ,davacı tarafından yapılan iş ve ödenen tutar karşılaştırılarak ,  mimari projede toplam 22 adet ev bulunmakta olup hazırlanan 18.12.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre 18 tanesi tamamlandığı , tamamlanan 18 ev için davacının almaya hak kazandığı ücret miktarı 63.000,00 TL olduğu  (Tamamlanan 18 ev x Sözleşmesel ücret 3.500,00 TL = 63.000,00) Davacının almaya hak kazandığı 63.000,00 TL ile davalı tarafından davacıya ödendiği 09.10.2020 tarihli talimat bilirkişi raporunda tespit edilen 45.500,00 TL karşılaştırıldığında davacıya fazla ödeme yapılmadığı , dolayısıyla davalı kooperatifin davacıdan aldığı bonoyu takibe koymasına gerekçe gösterdiği haklı nedenlerin bulunmadığı belirtilerek menfi tespit davasının kabulüne karar vermiştir. Davalının ağır kusuru ve kötü niyeti ispatlanmadığından kötü niyet tazminatını reddine karar verilmiştir. Eldeki davada dava konusu senedin sözleşme kapsamındaki iş için verilen çeklere karşılık teminat olarak verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede ruhsat alımının da davacı yükleniciye ait olduğu ancak sahte karot raporları sebebiyle ruhsatın alınamadığı anlaşılmaktadır. Didim 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/538 Esas ve 2011/669 Karar sayılı ilamı ile davacının kasıt ya da kusuru bulunmadığı belirtilerek bereatine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu sebeple davalının oluşan aksamada kusurlu olmadığı değerlendirilmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin tasfiye edilerek , davacı yüklenicinin sözleşme gereği yaptığı iş tutarı ve ona yapılan ödeme miktarı ile yaptığı işe göre fazla ödeme alıp almadığının tespiti gerekmektedir.Dava konusu senet sözleşme kapsamındaki işlerin karşılığı ödemeye karşılık olarak verilen teminat bonosudur. Mahkemenin yeni bir keşif yapmak suretiyle bilirkişi raporu almak suretiyle , davacı mimarın sözleşme kapsamındaki işlerin hangilerini yaptığı ve hangilerini yapmadığı net olarak  belirlenerek , ruhsat alımına dair bedel belediyeden sorulup  sözleşme kapsamında belirlenen ücret dikkate alınarak  davacının hak edişi belirlenerek , davalı tarafından yapılan ödemeler düşülerek sonucunda davalı tarafın bir alacağı olup olmadığı belirlenmek suretiyle yerel mahkemece  karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verildiği anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2021 tarih, 2017/640 Esas, 2021/378 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5- Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"94417d28d09f1dd7","SID":"e405f22cec5bc1d7"}}