{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/2529 <br>KARAR NO: 2025/853<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 05/04/2022<br>NUMARASI: 2020/884 Esas - 2022/228 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/10/2018 tarihinde müvekkili olan davacının ... plaka sayılı aracı ile ... köyü yolundan Bulancak'a doğru seyir halinde iken yol ayrımına geldiğini, yolun kesişim noktasında geçişini tamamladığı anda davalı ... şirketine sigortalı dava dışı sürücünün sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı tırın davacı  aracının sol tarafına hızla çarptığını ve  çarpmanın etkisi ile davacının 6,6 metre geriye savrulduğunu, davacının kazadan sonra Bulancak Devlet Hastanesine kaldırıldığını, daha sonra Giresun İlhan ... Hastanesinde tedavi gördüğünü ve kaza sebebi ile sürekli malul duruma düştüğünü ileri sürerek davacı  için daimi maluliyet (efor kaybı-sürekli iş gücü kaybı) maddi zararının karşılığı olarak şimdilik 1.000,00 TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacı tarafın davadan evvel müvekkili  olan davalı ... şirketine başvurmadığını ve bu nedenle hasar dosyası oluşturulmadığını, 11/10/2018 tarihinde gerçekleşen dava konusu çift  taraflı yaralanmalı  trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili olan şirketçe sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin yolun kesişim noktasında geçişini tamamladığını ve aracını gideceği yöne doğru düzelttiği sırada, karşı araç sürücüsünün kavşağa yaklaşmasına rağmen hızını azaltmadan seyrine devam ettiğini ve mezkur kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin kontrolsüzce karşı aracın şeridine girdiği ve kazanın bu sebeple meydana geldiğini, tespitin hatalı olduğunu taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün hız sınırının çekici cinsi araçlar için 70 km olduğu tek gidiş ve tek geliş olan yolda, biri köprü girişi olan üç yönlü kavşağa yaklaştığı halde hızını azaltmadığını, kaza mahallindeki kavşakta köprüden veya diğer yol istikametinden başka aracın çıkabileceğini, yol kusuru olabileceğini, kullandığı aracın cinsi ve ağırlığının da göz önünde bulundurulduğunda dava dışı sürücünün tüm bunları öngörerek hızını azaltması gerektiğini, sürücülerin kavşaklara ve dar köprülere yaklaşırken hızlarını azaltmaları gerektiğine ilişkin kuralların sadece tali yoldan gelen sürücülerin hızlarını azaltmalıdır şeklinde yorumlanamayacağını, kusur dağılımı yapılırken elbette ki araçlardan birinin eylemi kazanın meydana gelmesine daha fazla oranda sebebiyet vermiş olabileceğini, ancak hız kurallarının sebebinin karşı araçların herhangi bir kural ihlalini göz önünde bulundurup önceden tedbir alınabilmesi için getirildiğini, emsal Yargıtay kararında kendisine yeşil ışık yansa bile araçların kavşaklarda kontrollü geçmesi gerektiğinin belirtildiğini, geçiş önceliği kendisine ait olsa bile hız sınırlarının üstünde seyreden araçlara kusur verildiğini, bu duruma ilişkin ellerinde sayısız emsal bilirkişi raporu ve mahkeme kararı olduğunu, yerel mahkeme kararında raporlar arasındaki çelişki giderilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hangi gerekçeye dayandırıldığına yer verilmemesi sebebiyle hukuka aykırı bulunduğunu, hızlı bir şekilde seyir halinde bulunan aracın da gerekirse kendi sol tarafından çarpmayı önlemek adına aracını kaçırabileceği yeteri kadar alan mevcut iken bunu yapmaması, çarpmanın şerit çizgisinin tam ortasında gerçekleşmesi, çarpmadan sonra tırın metrelerce sürüklendiğini, müvekkiline ait aracın metrelerce geri savurduğunu, kavşak noktasına aşırı hızlı girdiği hususları göz öne alındığında mezkur kazada dava dışı sigortalı araç sürücüsünün de kusurlu olduğunun tartışmadan uzak olduğunu, hal böyle iken tüm kusurun müvekkiline atfedilmesinin hatalı olduğunu, itirazlarının değerlendirilmeden müvekkilinin %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddi kararın bu nedenlerle bozulması gerektiğini, belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Kaza tespit tutanağında; 11/10/2/18 tarihi saat 15:10 sıralarında Bulancak İlçesi ... yolu ... kavşağında meydana gelen trafik kazasında, ... istikametinden Bulancak istikametine doğru seyir halinde olan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile \"Dur \" levhası olduğu halde durmayarak kavşaktan geçiş yaptığı sırada, Bulancak istikametinden ... istikametinde seyir halinde bulunan ... yönetimindeki ... plakalı araç ile çarpışması sonucu yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazada  ...  plakalı araç sürücüsü ...'ın KTK 57/1-a maddesini ihlal ettiği nedenle kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ceza yargılamasının yapıldığı Bulancak Cumhuriyet Başsavacılığı'nın 2019/707 Esas sayılı soruşturma dosyasında aldırılan 15/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı sürücü ...'un asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporunda; kazanın oluşumunda  tali yoldan anayola çıkış yapan ... plakalı araç sürücüsü ... istikametine dur dikey trafik işaret levhası bulunduğu halde kontrolsüz  bir şekilde aceleci davranarak anayola çıkış yapmak  suretiyle kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği, 2918 sayılı KTK'nın 57. maddesi kuralını ihlal ettiğinden dolayı tam ve asli kusurlu olduğu, Bulancak ilçesi istikametinden ... beldesi istikametine anayolda seyir haline bulunan ... plakalı çekici sürücü ...'ın ise kusurunun olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece İTÜ'den seçilen bilirkişi heyetinden alınan  kusur raporunda  ''... plaka numaralı otobüsün sürücüsü davacı, kavşağa girmeden durması, kavşağı kontrol etmesi, durdurulamayacak kadar yaklaşmış araç bulunmadığına, ana yolun serbest olduğuna, kavşakta sola dönüşü güvenli bir şekilde gerçekleştirebileceğine kanaat getirince ancak kavşağa girmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmemiş, savunmasında belirttiği gibi, soldan yaklaşmakta olan çekiciyi gördüğü halde,  çekiciden evvel  geçebileceğini s düşünmüş, yerleşim yeri dışındaki hız koşullarını dikkate almamış, uyarıcı  ''DUR'' trafik işaret levhasına rağmen kontrolsüz  bir şekilde tali yoldan  kavşağa girmiş, bu suretle, trafiği tehlikeye düşürmüş, ana yolda doğru yönde seyretmekte olan çekici sürücüsünün ilk geçiş hakkını ihlal etmiş, yolunu kesmiştir. Heyetimizce, davacı sürücü ...'ın, tedbirsiz, dikkatsiz, trafik düzeni ve güvenliği ile ilgili dikkat ve özen yükümlülüklerine, kavşaklarda geçiş hakkı kurallarına aykırı şekilde hareket ettiği, bu hatalı sevk ve idaresinin, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/h maddesindeki \"Araç sürücüleri, trafik kazalarında, kavşaklarda geçiş önceliğine uymama halinde asli kusurlu sayılırlar.\" hükmü de gereğince, olayda, birinci (asli) derecede ve tam etkili bulunduğu mütalaa olunmaktadır. ... plaka numaralı çekicinin sürücüsü, ana yolda doğru yönde seyrettiği için, kavşakta, tali yoldan gelen davacı sürücüye göre ilk geçiş hakkına sahiptir. Davacı sürücü bu geçiş hakkını ihlal etmiştir. Davacı yönetimindeki otomobil, kontrolsüz bir şekilde, yakın mesafeden çekicinin yoluna girdiği için, çekici sürücüsü kazayı önlemek için gerekli zaman ve mesafeye sahip olamamış, kazaya karışmak durumunda kalmıştır. Heyetimizce, kazanın, yerleşim yeri dışı hız koşullarında, çekicinin fren emniyet mesafesi içinde cereyan ettiği, mevcut tespitler ışığında, hız sınırlamasını aştığının ileri sürülmesi mümkün olmayan dava dışı sürücü ...'ın, çarpışmayı önlemesi mümkün görülmediği gibi. olayda etkili herhangi bir kural ihlalinin ve hatalı davranışının da mevcut olmadığı kanaatine varılmaktadır.11/10/2018 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağında ve aynı bilirkişi tarafından düzenlenmiş, 15/04/2019 tarihli ve 14/06/2021 tarihli bilirkişi raporlarında belirtilen kusur durumunun, heyetimizin görüşü ile örtüştüğü  mütalaa olunmaktadır. ... dava konusu olayda ... plakalı otomobil sürücüsü davacı ...'ın hatalı sevk ve idaresinin birinci (asli) derecede  % 100 oranında etkili olduğu, davalı ... şirketine trafik sigortalı ... plakalı çekicinin dava dışı sürücüsü ...'ın etkili herhangi bir kural ihlalinin ve hatalı davranışı  mevcut olmadığı...'' belirtilmiştir. 6098 sayılı TBK'nin 49. maddesine göre; \"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.\" Bir başka anlatımla, haksız bir eylemin tazminat borcu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet (nedensellik) bağı bulunması gereklidir. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir. Fiil olmasaydı meydana gelen zararın doğması mümkün olmayacak idiyse, fiil ile zarar arasında bir illiyet bağı var demektir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına;  aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge niteliğinde kaza tespit tutanağı, kaza mahalli değerlendirilerek düzenlenen bilirkişi raporu ile bu raporu doğrulayan İTÜ bilirkişi heyetinden alınan  kusur raporunun gerekçeli, yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, kaza tespit tutanağında davacı yönünde \"DUR\" levhası olduğunun açıkça belirtilmiş olmasına,  ''DUR'' trafik işaret levhasına rağmen kontrolsüz  bir şekilde tali yoldan  kavşağa giren ana yolda seyretmekte olan çekici sürücüsünün ilk geçiş hakkına uymayan davacı sürücünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/h maddesindeki \"Araç sürücüleri, trafik kazalarında, kavşaklarda geçiş önceliğine uymama halinde asli kusurlu sayılırlar.\" kuralını ihlali nedeniyle  tam kusurlu  olmasına göre meydana gelen kazada davalı ... şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmaması halinde kaza ile davalının sorumluluğu arasında uygun illiyet bağı ortadan kalkmış olacağından, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  534,70 TL harcın davacıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7838ff8b8f59f9e7","SID":"8e01f4b394fe4def"}}