{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/1440 <br>KARAR NO: 2025/1524<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 08/04/2025<br>NUMARASI: 2025/161 Esas<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 12/06/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar aleyhine Merkezi Takip Sisteminin ... sayılı dosyasından faturaya dayalı alacağa dayanarak takip başlatıldığını, borçlu şirket ve şahıs hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak işbu icra dosyasına itiraz ettiğini, itirazdan sonra zorunlu arabuluculuk kurumuna başvuru yapıldığını ancak karşı taraf anlaşmaya yanaşmadığını, davalı şirket  ile davacı şirket arasında ticari ilişki mevcut olup; taraflar arasında  Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirket elektrik kullandığını, diğer davalı ... ise davalı şirketi münferiden temsile yetkili kişi olup müvekkili şirket ile imzalanan sözleşmede ticari kefaleti mevcut olduğunu, davalı şirket elektrik tüketimi yapmış olmasına rağmen takibe konu faturaları  ödemediğini, davalı şirket ve şahsın imzaladığı sözleşmedeki sözüne uymayıp faturayı ödememesi basiretli tacir ilkesiyle bağdaşan bir davranış olmadığını,  davalı şirket tahakkuk ettirilen faturaya 8 günlük sürede itiraz da etmediğini, davalı şirketin davacı şirket nezdinde yer alan hiçbir tüketim faturasını ödememesi, daha önce konkordato talep etmesi ve fakat konkordato taleplerinin reddedilmesi, borçlarını ödemekten imtina etmesi, düzenli olarak alacaklılardan mal kaçırma gayesi ile hareket etmesi,  dava sonuçlanana dek  davacı şirketin alacağına kavuşmasının imkansız hale gelme ihtimali gözetildiğinde davalıların  banka hesapları, taşınır ve taşınmazları üzerinde ihtiyati haciz talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davalıların borca itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve borca haksız olarak itiraz etmiş olması ve müvekkil şirketin alacağının likit olması nedeniyle; borçluların % 20’den aşağı olmamak üzere icra-inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme,taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesi gözetilerek yapılan incelemede; tarafların iddia ve savunmaları, özellikle takibe dayanak faturaların tek başına alacağın varlığına ve miktarına yeterli delil teşkil etmemesi, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin geçerliliğinin ve alacağın varlığının ve miktarının bu aşamada itilaflı  olması karşısında mevcut delil durumuna göre alacağının varlığına ve miktarına açıkça delalet eden, vadenin geldiğine ve maddi gerçeğin yaklaşık olarak ispatına ve özellikle somut  olay ve talep yönünden koruma tedbirine müteallik bir husus görülmediği gerekçesi ile; \"1-)Davacının ihtiyati haciz  talebinin REDDİNE,2-)İhtiyati haciz  talebine ilişkin olarak alınması gereken harç  peşin olarak alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, 3-)Yargılama içinde karar verildiğinden gider ve vekalet ücreti hesap ve takdirine yer olmadığına,  4-)Kararın  taraf/taraf vekillerine tebliğ için derhal gönderilmesine\"  dair kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinafı kabil olarak 08/04/2025 tarihinde karar vermiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; 08/10/2024 ve 07/11/2024  son ödeme tarihli faturaların ödenmemesi ve davalılar tarafından faturalara  itiraz da edilmemesi sebebiyle İcra İflas Kanunu'nda yer alan vadesi gelmiş bir borçtan söz edilebileceği,kanunda yer alan şartların sağlanması sebebiyle ihtiyati haciz talebinin  kabulüne karar verilmesi gerektiğini,ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi halinde, yargılama sonucunda müvekkili şirketin alacağını tahsil edebilme şansı bulunmayacağı, davalıların müvekkili şirket nezdinde yer alan hiçbir tüketim faturasını ödemediğinden muhtelif takiplere konu edildiği, daha önce konkordato talep ettiği  ve fakat konkordato talebinin reddedildiği,davalının  takip ve haciz işlemlerini engellemek için konkordato kurumuna başvurduğu nazara alındığında  düzenli olarak alacaklılardan mal kaçırma gayesi ile hareket ettiği,davalıların ticari faaliyetlerini sürdürdüğü fabrikayı kapatmaları ve tüm alacaklıların icra işlemlerine devam etmeleri dikkate alındığında dava sonuçlanana dek  müvekkili şirketin alacağına kavuşmasının imkansız hale gelme ihtimalinin  oldukça yüksek olduğunu belirterek ihtiyati haciz kararı verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, taraflar arasındaki sözleşmeye göre tahakkuk eden tüketim  faturaları alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile  ihtiyati haciz talebine  ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda,  ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Somut olayda, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu, takibe konu faturaların sözleşme gereği düzenlenen tüketim faturaları olduğu,davalı şirket dışında diğer davalının da kefaleti bulunduğu, takibe itirazda sözleşmeye ilişkin itirazın ileri sürülmediğine göre alacağın muaccel olduğu ve rehinle de temin edilmediğinin anlaşılmasına göre mahkemece talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne,HMK 353/1-b-2 md gereğince ilk derece mahkeme kararının  kaldırılarak   yeniden  talep hakkında hakkında  aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>A-Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden talep  hakkında; 1-İhtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne, İİK’ nun 257/1 inci maddesi gereğince dava konusu alacak miktarı ile sınırlı biçimde son ödeme tarihi 08/10/2024 olan 687.397,50 TLlık fatura ile son ödeme tarihi 07/11/2024 olan 656.816,35 TLlık fatura  olmak üzere davaya konu  toplam  fatura alacağı 1.344.213,85 TL karşılığı davalıların   menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına  iş bu dava sonuna dek kayden  ihtiyati haciz konulmasına, bu haciz  işleminden borçlu şahısların uğramaları muhtemel zarar ve ziyana karşılık olmak üzere HMK’ nın 87 ıncı maddesine göre nakit veya kabul olunacak banka teminatı olarak davacıdan alacağın % 15'i oranına karşılık gelen 201.632,08 TL teminat karşılığında  alacağa yeter miktarda, taşınır ve  taşınmaz malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının  İHTİYATEN HACZİNE, 2-Teminatın ilk derece mahkemesince alınmasına,3-HMK'nın 393. maddesi uyarınca tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içerisinde ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının talep edilmemesi ve aynı süre içerisinde belirlenen teminatın yatırılmaması halinde ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkacağı hususunun  talep eden tarafa ihtarına, 4-Karardan bir suretin taraflara İlk Derece Mahkemesince tebliğine, -Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davacıya isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, -Davacının istinaf sebebiyle yapmış olduğu yargılama giderinin esas karar ile birlikte değerlendirilmesine, -İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"91c8e113ea39d49c","SID":"a99a5c0b16a43c3b"}}