{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">      T.C. KONYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 17/01/2024<br>NUMARASI\t: ... Esas - ... Karar<br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLLERİ\t: Av... Av...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Sebepsiz Zenginleşmeden Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 23/05/2025<br>G. KARAR YAZIM TARİHİ \t: 26/05/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen 25/06/2018 tarihli \"...... Ofis Ön Satış Sözleşmesi\" başlıklı sözleşme ile Konya İli Meram İlçesi ...... Mahallesi ... parselde kain ...... Ofis Blok...Kat 124,80 m² 1 nolu bağımsız bölüm ve... Kat 105,23 m² 5 nolu bağımsız bölümde bulunan taşınmazları 1.110.560,76 TL bedelle müvekkilinin satın aldığını, sözleşmeye göre teslim tarihinin 30/04/2021 günü olarak belirlendiğini, müvekkilinin 25/06/2018 tarihli sözleşmede belirtilen tutarı banka yoluyla davalı şirkete ödediğini, müvekkilinin tüm edimlerini eksiksiz ve zamanında ifa etmiş olmasına rağmen davalı tarafın sözleşmeye konu taşınmazların inşaatına başlamadığını, sözleşmede belirlenen 6 aylık opsiyon süresinin de sona erdiğini, davalı şirketin 13/01/2022 tarihli arabuluculuk son oturumundan sonra müvekkilinin hesabına bilgisi dışında 1.110.560,76 TL gönderdiğini, ancak iade tarihi itibariyle davalının müvekkili aleyhine zenginleştiğini ve bu tutarın iadesini yapmadığını, Yargıtay içtihatları doğrultusunda şekil şartını sağlamayan sözleşmenin geçersiz olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanacağını, davacı müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerin denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerinin tespitinin gerektiğini, davacı müvekkilinin ödediği satış bedelinin dava tarihinde ulaştığı alım gücü, USD, EURO, külçe altın, TEFE endeksinin, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın, döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs gibi ekonomik etkenlerin ortalamalarının alınarak değerlendirmeye dahil edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş; 08/06/2023 tarihli dilekçesinde; dava değerini 1.224.087,34 TL'ye arttırmıştır. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkiline ödediği bedelin müvekkili tarafından iade edildiğini, davacının sözleşmenin 7. maddesi gereğince müvekkilinden faiz, vade farkı vs. herhangi bir hak ya da alacak talebinde bulunamayacağını, bu durumu bilerek ve kabul ederek sözleşmeyi imzaladığını ve ödemeyi yaptığını, sözleşme tarihinden sonra müvekkili şirketin inşaata başladığını, inşaat maliyetini etkileyen demir, çimento, tuğla, işçilik bedeli, arsa, akaryakıt vs fiyatları aşırı derece yükseldiğini, bu fiyat artışlarının tamamen piyasa koşullarından ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullardan kaynaklandığını, bu hususlarda müvekkili şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, sözleşmenin 8. Maddesi uyarınca bu durumların mücbir sebep olarak kabul edildiğini, davacı tarafın bu nedenle dahi müvekkilden tazminat, vade farkı, paranın değer kaybı vs taleplerinde bulunmayacağını, müvekkili şirketin iyi niyetli olduğunu, öncelikle inşaata başladığını, fiyatların aşırı yükselmesi nedeniyle  sözleşmenin değişen şartlara uyarlanmasını istediğini, davacının ise haksız ve kötü niyetli olarak bunu kabul etmeyerek parasının iadesini istediğini, müvekkilinin de davacıya parasını iade ettiğini, ayrıca müvekkilinin sözleşme hükümlerine göre parayı iade ederken davacıdan zarar ve ziyanını mahsup etmesi gerekirken tamamen iyi niyetli olarak böyle bir mahsup yoluna da gitmediğini, inşaat maliyetindeki aşırı artışların müvekkiline mal edilemeyeceğini, davacı tarafın sözleşmeyi feshetmediğini, sözleşmeyi feshetmeden böyle bir talepte bulunmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;\" İşbu dava; davacı tarafından davalıya ödenen paranın sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak denkleştirici adalet ilkesi kapsamında iadesine ilişkin alacak davasıdır.<br>Türk Medeni Kanununun hukuki işlem başlıklı 706. maddesi; \"Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tabidir.\" hükmünü amirdir.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun şekil başlıklı 237. maddesi; \"Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.\" hükmü amirdir.<br>2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddesi; \"(Değişik: 6/1/1954 - 6217/1 md.)(1) Mülkiyete, mülkiyetin gayrı ayni haklara ve müşterek bir arzın hissedarları veya birbirine muttasıl gayrimenkullerin sahipleri arasında bunlardan birinin veya bir kaçının o gayrimenkul üzerinde mevcut veya inşa edilecek binanın, muayyen bir katından veya dairesinden yahut müstakillen istimale elverişli bir bölümünden munhasıran istifadesini temin gayesiyle Medeni Kanunun 753 üncü maddesi hükümlerine göre irtifak hakkı tesisine veya tesisi vadine mütedair resmi senetler tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlileri tarafından tanzim edilir. (Ek fıkra:4/7/2019 -7181/1 md.) Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerde, tarafların farklı tapu müdürlükleri veya yurt dışı teşkilatında bulunmaları hâlinde, taraf iradeleri resmî görevliler tarafından ayrı ayrı alınarak sözleşme tamamlanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. (Ek fıkra: 15/1/2009-5831/1 md.) İllerde bulunan tapu sicil müdürlükleri dışındaki müdürlüklerden akitli ve akitsiz işlemleri yıllık 500'ün altında olan yerlerde işleri yapmak üzere, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yakın il veya ilçelerde görevli tapu sicil müdürü veya görevlendirilen yetkili memura belirli günlerde yetki verilebilir.  (Ek fıkra: 15/1/2009-5831/1 md.) Resmi senetlerin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. Alakalıların isteği halinde resmi senedi tanzim için memurlar ikametgahlara giderler, bu sırada gelecek haciz ve tahdit kararları resmi senedi yapmak için ikametgaha gitmiş olan memura tebliğ olunur. (Ek hüküm: 2/4/1998 - 4358/3 md.) Resmi senede tarafların kimlik bilgileri ile birlikte vergi kimlik numaraları da kaydedilir.(Değişik:6/3/1981-2421/1 md.) Resmi senedi, taraflar ile hazırlayan tapu sicil müdürlüğü görevlileri imzalar, tapu sicil müdürü veya görevlendirilen memur onaylar.Tarafların kimliklerinde şüpheye düşülen hallerde tanık getirilmesi istenebilir. Kanunların tanık bulundurulmasını zorunlu kıldığı hükümler saklıdır.11 Ocak 1926 tarihli ve 711 sayılı Kanun gereğince yapılacak akitlerde de aynı usul uygulanır. Birinci fıkrada beyan olunan irtifak hakkı tesisi vaitleri tapu siciline re'sen şerh verilir. Bunlardan irtifak hakkı tesisi vadine mütedair resmi senetler tapuya şerh verilmekle, taallük ettiği gayrimenkulün sonraki maliklerini de ilzam eder. Noterlik Kanununun 44 üncü maddesinin (B) bendi mucibince noterler tarafından tanzim edilen gayrimenkul satış vadi sözleşmeleri  ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri de taraflardan biri isterse gayrimenkul siciline şerh verilir. Şerhten itibaren beş yıl içinde satış yapılmaz veya irtifak hakkı tesis ve tapuya tescil edilmezse işbu şerh tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlileri tarafından re'sen terkin olunur. (Ek : 26/4/1984 - 3000/1 md.; Değişik: 15/2/2018-7099/1 md.) Kamu kurum ve kuruluşları, kredi kuruluşları, bankalar, esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile tarım kredi kooperatiflerince açılmış veya açılacak tüm borç ve kredilere karşılık teminat gösterilen taşınmazların ipotek işlemleri, tarafların istemi halinde, taraflarınca imzalanan kredi veya borç sözleşmesine istinaden tapu müdürlüklerinde tapuya tescil olunur.  (Ek: 12/3/1985 - 3163/1 md.; Mülga son fıkra: 15/1/2009-5831/1 md.) (Ek fıkra:4/3/2021-7292/19 md.) 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki tasarruf finansman şirketleri tarafından müşterilere sağlanan veya sağlanacak finansmana karşılık teminat gösterilen taşınmazların ipotek işlemleri, tarafların istemi hâlinde, imzalanan tasarruf finansman sözleşmesine istinaden tapu müdürlüklerinde tapuya tescil olunur.\" hükmü amirdir.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun genel olarak başlıklı 77. maddesi; \"Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.\" hükmü amirdir.<br>Mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirmede; davacı vekilince davalı şirket aleyhine açılan bu dava ile, taraflar arasında yapılan gayriresmi şeklinde yapılan sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle, geçersiz sözleşme nedeniyle davalıya ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi nazara alınarak davalıdan tahsili talep edilmiş olup; esasen tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında Konya ili Meram ilçesi Büyükkovanağzı mahallesinde kain ... ada,... parselde yapılması planlanan 2 adet ofisin satışına ilişkin ön satış sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşme kapsamında davacı tarafça davalı şirkete 1.110.560,76 TL ödeme yapıldığı, söz konusu ödemenin dava açılmadan önce davalı tarafça davacı hesabına 21.01.2022 tarihinde iade edildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>İhtilaf konusu taraflar arasında yapılan gayrimenkul ön satış sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, geçerli değil ise; davacının geçersiz sözleşme kapsamında yaptığı ödemeyi talep edip edemeyeceği ve talep edebilecek ise hangi miktarda talep edebileceği hususlarıdır. <br>TMK.706, TBK.237 ve Tapu Kanunu 26. Maddeleri gereğince taşınmaz satış sözleşmeleri resmi şekilde yapılmadıkça geçersizdir. Türk Hukuk Sistemine göre geçersiz sözleşme nedeniyle taraflar ancak verdiklerini isteyebilirler. Söz konusu iade işlemi yapılırken TBK 77. maddesi gereğince ödenen paranın ilk ödeme anındaki alım gücüne ulaştırılması gerekir. Burada denkleştirici adalet ilkesi nazara alınarak enflasyon, ÜFE, TÜFE, Faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar vs. verilerin ortalamasına göre bir hesaplama yapılması zorunludur.<br>Mahkememize bu doğrultuda taraflarca bildirilen deliller toplanmış, mahallinde keşif yapılarak rapor ve taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda ek rapor alınmıştır.<br>Dosyada toplanan tüm delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre; davalının denkleştirici adalet ilkesi nazara alınarak yapılan hesaplamalara göre davalıdan talep edebileceği güncellenmiş bedel ortalamasının 3.569.237,97 TL olduğu kanaatine varıldığından davacı vekilinin talep artırım dilekçesindeki talebiyle bağlı kalınarak davasının kabulüne ve 1.224.087,34 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir...\" gerekçesiyle; davacının davasının talep artırım dilekçesi nazara alınarak kabulü ile; 1.224.087,34 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının müvekkiline ödediği miktarın müvekkili tarafından davacıya geri ödendiğini, davacının müvekkili şirketten menfi ve müspet zarar talep edemeyeceğini, davacının sözleşmenin 7. maddesi gereğince müvekkilinden faiz, vade farkı vs. herhangi bir hak ya da alacak talebinde bulunamayacağını, sözleşme tarihinden sonra müvekkili şirketin inşaata başladığını ancak inşaat maliyetini etkileyen demir, çimento, tuğla, işçilik bedeli, arsa, akaryakıt vs. fiyatlarının aşırı derecede yükseldiğini, bu fiyat artışlarının tamamen piyasa koşullarından ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullardan kaynaklandığını, bu hususlarda müvekkili şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusur ya da sorumluğun olmadığını, sözleşmenin 8 inci maddesine göre bu hallerin taraflarca mücbir sebep olarak kabul edildiğini, sözleşmenin imzasından sonra meydana gelen olaylar nedeniyle sözleşmenin devamının müvekkili yönünden çekilmez bir hal aldığını, müvekkili şirket yönüyle sözleşmenin mevcut şartlara göre devamının mümkün olmadığını, müvekkilinin, sözleşmenin değişen şartlara göre uyarlanması talebinin davacı tarafından kabul görmeyince müvekkilinin, haklı olarak sözleşmeyi feshettiğini ve davacının ödediği miktarı da davacıya iade ettiğini, burada müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacının sözleşme feshedilmeden böyle bir talepte bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, yerel mahkemece paranın iadesinde avans faizi işletilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı için hukuken geçersiz olduğunu, davacının ofis bedeli istemesi ve ofis bedelinin hesaba dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda da sözleşmeden sonra inşaat maliyetlerinde aşırı artışlar olduğu kabul edilmesine rağmen davacının, sözleşme konusu taşınmazlara sahip olabilmesi için ne kadar para ödemesi gerektiği hususunun değerlendirilmediğini ve hesaplanmadığını, davacının artan inşaat ve arsa maliyetleri karşısında müvekkili şirkete ödediği para ile sözleşme konusu ofislere sahip olabilmesinin mümkün olmadığını, inşaat maliyetleri hesaplanırken paranın geri ödendiği tarih itibariyle bayındırlık birim fiyatlarının esas alınmasının doğru olmadığını, ofisin maliyeti hesaplanırken arsa bedelinin maliyete dahil edilmemesinin doğru olmadığını, bilirkişi raporunda benimsenen tüm kriterlerde ofislerin bedelinin fahiş olarak hesaplandığını, bilirkişi raporunda davaya cevap dilekçelerindeki hususlar ile safahattaki ve duruşmadaki beyanları  ve itirazlarının  hiç nazara alınmadığını ve değerlendirilmediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece, dosyada mevcut bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulduğunu, ancak hükme esas bilirkişi raporlarının eksik inceleme neticesinde tanzim edildiğini, bilirkişi raporunda gayrimenkul değerlendirmelerinde hataya düşüldüğünü, güncel rayiç fiyatlar belirlenirken dahi oldukça düşük kıstasların dikkate alındığını, bilirkişi raporunda gayrimenkul değerlendirmelerine göre her iki taşınmazın ana değerinin 4.334.981,25 TL olarak belirlendiğini, ancak emsal alınan taşınmazların m² fiyatının 64.000,00 TL ortalamalarında olmasına karşın davaya konu taşınmazın m² fiyatının 21.304,00 TL meblağ olarak tespitinde hareketle hesaplamaya gidilmesinin hakkaniyete aykırılık oluşturduğunu, tespiti gerçekleştirilen kira bedellerinin oldukça düşük olduğunu, emsal rayiç bedellere dair herhangi bir paylaşım gerçekleştirilmediğini, dosya kapsamında alınan eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulmasının hakkın yerine getirilmesini engellediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi kapsamında istinaf  dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; <br>Dava; adi yazılı şekilde akdedilen ofis satım sözleşmesine dayalı, davacı tarafından davalıya ödenen paranın sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak denkleştirici adalet ilkesi kapsamında iadesine ilişkin alacak istemine ilişkindir. <br> Davacı dava dilekçesinde davalının imal ettiği iş merkezinden 2 adet ofis aldığını bildirmiş, davalı da iş merkezini yapanın kendisi olduğunu kabul ettiği anlaşılmakla davalının yap-satçı olarak sözleşme akdettiği kabul edilmiştir. Yap-satçı ile akdedilen taşınmaz satım sözleşmelerinde de yüklenicinin temlikine dayalı uyuşmazlıklarda uygulanacak kurallar bütününün örnekseme yöntemiyle uygulanması gerekir. Davalı şirket ile davacı arasındaki sözleşme 6098 sayılı TBK'nın 183 ve devamı maddelerinde düzenlenen alacağın devri hükümlerine göre değerlendirilmelidir. (Yargıtay 6 HD 2024/1773 E.-  2024/3895 K.) <br> 6098 sayılı Kanun'un 183 ve devamı maddelerinde alacağın temliki hükümleri düzenlenmiştir. Yine 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi uyarınca alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Davacı ile davalı arasında adi yazılı şekilde düzenlenen ofis satış sözleşmesi; alacağın temliki hükmünde değerlendirilmekle, yazılı şekilde düzenlendiği için geçerli ise de, davacı tarafça Konya...Noterliği'nin 05.11.2021 tarihli ihtarnamesi ile ödenen bedelin iadesinin talep edildiği anlaşılmakla sözleşmeden döndüğünün kabulü ve ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca denkleştirici adalet ilkesi uyarınca iadesi istendiğinde mahkemece bu kapsamda ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tespiti ile iadesine karar verilmesi doğrudur.<br>Bu kapsamda, sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilirken, taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir. Bu güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut verileri tek tek uygulanarak, ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır.<br>Başka bir deyişle, denkleştirici adalet kuralı gereğince iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün, ifanın imkânsız hale geldiği tarihteki alım gücüne uyarlanması zorunluluğu bulunmaktadır. <br>\tSatım bedelinin iade tarihindeki ulaştığı bedel belirlenirken ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, ÜFE-TÜFE artış oranları, altın, işçi ücretlerindeki artış ve döviz kurlarındaki artış vs. ortalamaları göz önünde tutulmalıdır.<br>Ancak, hükme esas alınan 25.10.2023 tarihli bilirkişi raporu ile 18.12.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda, arsa ve inşaat yapı yaklaşık birim maliyetleri,  kira gelirine göre ve piyasa araştırmalarına göre de maliyet kalemleri eklenerek denkleştirici adalet ilkesi uyarınca davacı tarafça ödenen bedelin güncel değerinin bedel ortalamasının 3.569.237,97 TL olduğu kanaatine varılarak ve taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmişse de, hükme esas alınan raporun hesaplamaya ilişkin bu kısmının hatalı olduğu anlaşılmıştır. <br>Denkleştirici adalet ilkesi uyarınca bedel belirlenirken ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, ÜFE-TÜFE artış oranları, altın, işçi ücretlerindeki artış ve döviz kurlarındaki artış vs. ortalamaları göz önünde tutularak hesaplamanın yapılması gerektiğinden bu kalemler yönüyle yapılan hesaplama sonucu bedelin 2.334.648,10 TL olduğu, davalı tarafça satış nedeniyle ödenen ana para olan 1.110.560,76 TL'nin davacıya iade edildiği ve bu hususta ihtilaf bulunmadığı, bu halde davacı tarafça talep edilebilecek bakiye alacağın 1.224.087,34 TL olduğu anlaşılmakla bu bedele hükmedilmesi gerekmektedir. <br>Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 uyarınca esastan reddine, davalı vekilinin istinafının kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kararın gerekçesinde yapılan hatanın düzeltilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/01/2024 Tarihli, ... Esas - ... Karar  sayılı sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>1-Davacının davasının talep artırım dilekçesi nazara alınarak KABULÜ İLE; 1.224.087,34 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>2-Alınması gereken 83.617,41 TL karar ve ilam harcına karşılık peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 20.904,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 62.713,06 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına, (İlk Derece Mahkemesince harç tahsil müzekkeresi düzenlendiğinden yeniden düzenlenmesine yer olmadığına)<br>3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından yapılan 1.560,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, (İlk Derece Mahkemesince harç tahsil müzekkeresi düzenlendiğinden yeniden düzenlenmesine yer olmadığına)<br>4-Yargılama giderinden ayrı olarak davacının peşinen karşıladığı 80,70 TL başvuru harcı,  20.904,35 TL peşin ve tamamlama harcı olmak üzere toplam 20.985,05 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davacı tarafından İlk Derece Mahkemesi aşamasında yapılan 12.590,88 TL ile istinaf aşamasında yapılan 1.229,4‬0 TL olmak üzere toplam 13.820,28‬ TL  yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği kendi üzerinde bırakılmasına, <br>7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 164.649,61 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, (Kazanılmış hak ilkesi gereğince)<br>8-Davacıdan istinaf aşamasında alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,8‬0 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz kararı temyiz edilirse Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşir ise İlk Derece Mahkemesince düzenlenmesine)<br>9-Davalı tarafından yatırılan 20.905,00 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde ilk derece mahkemesince kendisine iadesine, <br>10-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>11-İstinaf aşamasında yatan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince re'sen ilgili tarafa iadesine,<br>12-İstinaf kararının Dairemizce taraflara tebliğ edilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/05/2025 <br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br><br>  ¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸ <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e4c94336ec1bb928","SID":"dbc5a9fc635a6d67"}}