{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/1746 <br>KARAR NO: 2025/678 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 12/04/2022<br>NUMARASI: 2019/189 Esas -  2022/303 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Maddi tazminat<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların desteği olan ...'a 27/12/2018 tarihinde davalı şirket tarafından sigortalı, sürücü ...ın idaresindeki, ...'a ait olan ... plaka sayılı aracın çarpması sonucu meydana gelen kaza neticesinde ...'ın hayatını kaybettiği, murisin eşi, çocukları, annesi bu kaza nedeniyle destekten yoksun kaldığını, zararın tazmini için sigorta şirketine başvurulduğunu, başvuru neticesinde davacılardan sadece ...'a 21.312,17 TL, ...'a 1.724,50 TL, ...'a 1.532,48 TL olmak üzere toplam 24.569,15 TL ödeme yapıldığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları ve talepleri saklı kalması kaydıyla, her bir davacı için 1.000 TL olmak üzere toplam 6.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; açılan davanın kısmen kabulü ile, davacı ... yönünden 253.561 TL,  ... yönünden 29.819 TL,... yönünden 16.361 TL, ... yönünden 13.837 TL ve ... yönünden 15.379 TL olmak üzere toplam 328.957 TL destekten yoksun kalma tazminatının 19/02/2019  tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine , fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.Davalı vekili,  Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından 14/01/2021 tarihinde verilen güncel kararda hesaplamada genel şartlarda belirtilen şekilde TRH tablosunun esas alınması gerektiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun, Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. ve trafik poliçesi genel şartlarının 1. maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirket ile olayda kusuru bulunanların sorumluluklarının ayrı ayrı belirlendiğini,  bilirkişi raporunda bu ayrım yapılarak müvekkil şirketin %25 kusuru üzerinden hesaplama esas alınırken müvekkil şirketin işveren ile müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, dava yalnızca müvekkil şirkete karşı ikame edilmiş olup tek davalının müvekkil şirket olduğunu, davacı tarafın işverenden herhangi bir talebi bulunmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminat talebine ilişkindir. Somut olayda, dava dışı ...plakalı romörk sürücüsü ...'ın olay mahallinde geri manevra yaparken geri manevra yapmasına yardımcı olan müteveffa yaya ...'ın ölümüne neden olduğu anlaşılan olayda Mahkemesince hükme esas alınan 02/06/2021 tarihli heyet raporunda; dava dışı iş verenin  %50 oranında, sürücü ...'ın %25 oranında, müteveffanın % 25 oranda kusurlu olduğu tespit edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 61. maddesi uyarınca birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Bununla beraber, birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen TBK'nin 61. maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen TBK'nin 62. maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 163. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Müteselsil sorumluluk Kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Bu durumda, 02/06/2021 tarihli heyet kusur raporunda, davalının sorumlu olduğu ...  plakalı araç sürücüsünün eylemiyle gerçekleşen zarar nedeniyle; desteğin işverenleri ile davalı arasında müteselsil sorumluluk bulunan ve belirlenen kusur durumlarının iç ilişkisinde gözetilmesi göz önüne alınarak davalının,  %75 oranındaki kusura karşılık gelen tazminattan sorumluluğuna karar verilmesi yerindedir. Yargıtay 17. (kapatılan) ve  4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).  Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir. İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı 21/01/2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda desteğin kaza tarihindeki yaşına göre  muhtemel yaşam süresinin, davacıların kaza tarihinde yaşlarına göre destek süreleri belirlenerek desteğin geliri göz önüne alınrak,  destek, eş, çocuklar, anne ve babaya da pay verilerek, sağ kalan eşin evlenme ihtimali de değerlendirilerek yine yapılan ödeme tutarlarının güncelleştirilmiş hali düşülerek yerleşik Yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapılmış olmasında ve İlk Derece Mahkemesince de bu rapora göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından   davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 22.471,06 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 5.618 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.853,06 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d3d8ea6574d77f31","SID":"8cee445c17aadb57"}}