{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1914 Esas<br>KARAR NO: 2025/756<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/12/2020<br>NUMARASI: 2015/879 Esas, 2020/867 Karar<br>DAVA: Kayıt Kabul (İİK 235)<br>KARAR TARİHİ: 22/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; iflasına karar verilen borçlu şirket ile müvekkili arasındaki kredi ilişkisi kapsamında nakdi ve gayri nakdi kredi alacağı nedeniyle müvekkili şirketin iflasına karar verilen davalı müflis şirketten 3.615.078,36 TL alacaklı olduğunu, bu tutardaki alacak talebinin iflâs idaresi tarafından tamamının reddine karar verildiğini, red kararının hatalı olduğunu belirterek  iflas masası red kararın kaldırılarak alacağın iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından 330 kayıt no ile 3.615.078,36 TL için iflas masasına alacak kaydında bulunulduğunu, iflas idaresi tarafından bu talebin müflis şirket yetkilisi tarafından borcun kabul edilmediği, mübrez vesaike göre müflis şirketi ilzam eder ya da resen kabulü gerektirir nitelikte hiçbir belge ibraz edilmediğinden alacak kayıt talebinin yargılamayı gerektirir nitelikteki talebin tümüyle reddine karar verildiğini, İİK 226. madde gereğince iflas idaresinin iflas masası yararına hareket ederek usulüne uygun olarak karar verdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı bankanın, müflis şirkete kredi kullandırdığı, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek iflâstan önce müflis şirkete ihtarname gönderildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre müflis şirketin iflâs tarihi itibariyle davacıya toplam 3.184.211,24 TL borcunun bulunduğu, bu durumun müflis şirketin ticari defterleri, banka kayıtları ve dosya içerisindeki belgeler ile de ispat edildiği, alacağın varlığı yönünde yeterli delillerin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.184.211,24 TL  alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.\t\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; hükme esas alınan ancak 17/12/2020 tarihinde aleyhe hususlara itiraz edilen bilirkişi raporunda alacağın eksik inceleme sonucu eksik hesaplandığını, iş bu hususun raporda dahi açıkca ifade edilmesine rağmen yerel mahkemenin yeni rapor almadan eksik inceleme yaparak karar verdiğini, bilirkişi heyetinin, gayrinakdi alacak taleplerini sadece teminat mektubu olarak değerlendirerek çek riskini hesaplamaya eklemediğini, 12/03/2015 tarihi itibariyle Müflis ...'un gayrinakdi çek riskinin toplam 50.005,00 TL olduğunu, ancak bilirkişi raporunda bu hususun değerlendirilmeyerek eksik hesaplama yapıldığını, kaldı ki bilirkişi raporunda 2013 yılı defterinde kapanış kaydının bulunamadığı, nazım hesaplarında kayıtların mevcut olmadığı, müvekkili bankadan alınan teminat mektubunun ticari defterlerde kayıt altına almadığı tespitinin de yer aldığını, bunların yanı sıra bilirkişilerin gayrinakdi krediyi sadece teminat mektubu olarak incelediğini, ancak çek ödeme yükümlülüğünü hesaplamaya katmadığını, iflas tarihi itibariyle Müflis ...'a kullandırılmış olan kredilerden kaynaklanan müvekkili banka alacağının nakit 3.538.073,36 TL, gayrinakit 77.005,00TL olmak üzere 3.615.078,36 olduğu, bu rakamlara kayıt gününe kadar işlemiş gecikmeler dahil edildiğini, masraflar ile vekalet ücretlerinin dahil edilmediğini, açıklanan ve Dairenizce re'sen araştırılacak nedenlerle çek ödeme yükümlülüğü riski ile sair alacaklarının eksik olarak masaya kayıt kabulüne verildiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlar da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 235. maddesinde düzenlenen sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. Md). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Somut davada, Bakırköy ... İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyasından verilen yazı cevabına göre, Bakırköy  3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/593 Esas sayılı dosyasında 11/11/2014 tarihinde iflasına karar verilen davalı şirketin  iflas kararının 28/11/2018 tarihinde kesinleştiği, sıra cetvelinin 03/09/2015 tarihinde ... Gazetesinde, 07/09/2015 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, davacının iflas masasına 330 kayıt numarası ile 12/03/2015 tarihinde başvurarak 3.538.073,36 TL nakdi ve 77.005,00 TL gayri nakdi olmak üzere toplam 3.615.078,36 TL tutarındaki alacağının iflas masasına kaydını talep ettiği, iflas idaresince alacağın tamamının reddine karar verildiği, kararın tebliği için alacaklı tarafından masraf yatırılmadığı, kararın davacı vekiline 07/09/2015 tarihinde tebliğ edildiği, bu bilgilere göre davanın yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 21/09/2015 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti raporunda; a-Davalı müflis şirketin ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda; davalı müflis şirkete ait mevcut noter tasdiklerini ihtiva eden 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ait ticari defterlerin İflas Müdürlüğü arşivinde incelemeye tabi tutulduğu, incelenen davalı müflis şirketin 2012, 2013 ve 2014 yılları muhasebesine ait ticari defterlerinin (Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter) açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtlarının düzenli ve yasaya uygun olduğu, 2012 ve 2014 yılları yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun kapanışlarının yaptırıldığı, ancak İflas Arşivinde 2013 yılı yevmiye defterinin devam ve kapanış kaydı bulunamadığından 2013 yılı yevmiye defteri kapanış tasdiki konusunda tespit yapılamadığı, müflis şirketin 2012, 2013 ve 2014 yıllarında davacı bankadan almış olduğu nakti kredileri ve kredi geri ödemelerini 300. Banka Kredileri hesabının altında 4-ASY-03 ve 04.04 alt kodları ile takip ettiği, müflis şirketin davacı şirketten kullanmış olduğu kredilerin tümünü tek bir hesapta takip ettiği, kullandığı kredi bazında ayrı bir alt hesapta takip etmediği, muhasebe kayıtlarında tek bir hesap altında takip ettiği, müflis şirketin nazım hesaplarında kayıtların mevcut olmadığı, dolayısı ile davacı bankadan aldığı iddia edilen teminat mektubunun müflis şirketin ticari defterlerinde kayıt altına alınmadığının tespit edildiği, müflis şirketin 2011 yılı sonu davacı bankaya nakti borç kredi bakiyesini kapsamak 2012 yılı yevmiye defterinin 11. sayfasındaki açılış maddesinin tetkikinden 2.585.322,68 TL kredi bakiye borcu olduğu, 2012 yılı yevmiye defterinin 2486. sayfasında kayıtlı yıl sonu yevmiye kapanış maddesinin tetkikinden 31.12.2012 yıl sonu olarak davacı bankaya nakti borç kredi bakiyesinin 3.144.365,68 TL olarak kayıtlı olduğu tespit edildiği, müflis şirketin mutat kredi geri ödemelerine dönük olarak yapılan örneklem incelemesinden 2012 yılına ilişkin Defter-i Kebir'in 706. sayfasında yer alan 300. Banka Kredileri hesabının Eylül-2012 ayına ait olmak üzere, 23.12-138 Taksit geri ödeme.... 35.433,85 TL, 23.12-108 Taksit geri ödeme.... 86.623,65 TL, 23.12-198 Taksit geri ödeme.... 40.477,50 TL, 23.12- 93 Taksit geri ödeme.... 35.892,58 TL, 23.12-209 Taksit geri ödeme 108.553,00 TL rakamlarını içermek üzere kayıt gerçekleştirdiği, takip kodlarını kullanmış olduğunun tespit edildiği, müflis şirketin 2013 yılı sonu davacı bankaya nakti borç kredi bakiyesini kapsamak 2014 yılı yevmiye defterinin 6. sayfasındaki açılış maddesinin tetkikinden 3.017.427,32 TL Kredi bakiye borcu olduğu ve 2014 yılı yevmiye defterinin 837. sayfasında kayıtlı yıl sonu yevmiye kapanış maddesinin tetkikinden 31.12.2014 yıl sonu olarak davacı bankaya nakdi borç kredi bakiyesinin 3.008.362,32 TL olarak kayıtlı olduğunun tespit edildiği, Bakırköy 3. ATM'nin 2014/593 Esas Sayılı dosyasında gerek müflis şirketin 11.11.2014 tarihinde iflasına karar verilmiş olduğundan gerekse 2015 yılına ilişkin ticari defterleri İflas Müdürlüğü arşivinde mevcut olmadığından, 2015 yılına ilişkin ticari defterlerin incelenmediği belirtilmiştir. b-Davalı müflis şirketin borçlarının davacı banka nezdinde incelenmesi sonucunda; ... Bankası A.Ş. Gaziosmanpaşa Şubesi tarafından müflis şirkete gönderilen 04.02.2014 tarihli ve ... sayılı ihtarnamede, şirkete kullandırılan kurumsal finansman desteği kredisinin 04.02.2014 tarihi itibariyle 1.097.431,00 TL gecikmiş taksit tutarı ve 11.383,00 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 1.108.814,00 TL borcunun bulunduğu, Genel Kredi Sözleşmesinin 17. maddesine göre toplamda 1.706.967,00 TL tutarındaki taksitlerin muaccel hale geldiği, dolayısıyla toplamda 2.815.781 TL kredi borcunun muaccel hale geldiği, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede müflis şirketin krediler kullandığı, yapılan ödeme planı çerçevesinde belirtilen vadelerdeki taksit tutarlarının ödenmediği, ihtarname keşide edilmesiyle vadesi gelmeyen tutarların muaccel hale geldiği, borçların muaccel hale geldiği 04.02.2014 ihtarname tarihinden itibaren herhangi bir ödeme yapıldığına dair iflas tarihi olan 11.11.2014 tarihi itibariyle herhangi bir kayda rastlanmadığı için bu borcun sözleşmede yazan gecikme zammı aylık %1,40 üzerinden 3.184.211,24 TL tutarına ulaştığı, davacı bankanın dava dilekçesinde belirttiği teminat mektubunun nakde tahvil olduğuna dair bir kayıt dosya içinde bulunmadığı için söz konusu mektubun takip edilen alacak tutarına incelemede dahil edilmediği, neticeten; müflis şirketin davacı banka nezdindeki kredi borcunun iflas tarihi itibariyle 3.184.211,24 TL olduğu sonucuna varılmıştır.Davacı banka tarafından 3.538.073,36 TL nakdi ve 77.005,00 TL gayri nakdi olmak üzere toplam 3.615.078,36 TL tutarındaki alacağın 330 kayıt numaralı 12/03/2015 tarihli alacak kayıt başvurusu ile iflas masasına kaydının talep edildiği, bu talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle iflas masası tarafından reddedildiği, daha sonra iş bu kayıt kabul davasının açıldığı, mahkemece nakdi alacaklar yönünden iflas masasına kayıt kabul isteminin kabulü ile 3.184.211,24 TL alacağın müflis ... Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin iflas masasına İİK'nın 235/1 nci maddesi uyarınca kayıt ve kabulüne, gayri nakdi alacaklar yönünden ise davacının talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen karara karşı, davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde, çek sorumluluk bedelleri nedeniyle bankanın riski devam ettiğinden gayri nakdi riskten kaynaklanan bu bedellerin de masaya kayıt kabulüne karar verilmesi gerektiği ve teminat mektubu ile ilgili gerekli araştırma yapılmadan karar verildiği ileri sürülmüştür. İİK'nın 195. maddesine göre iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibarıyla hesaplanıp belirlenmesi gerekir. Davacı banka vekilinin 12/03/2015 tarihli alacak kayıt başvurusu incelendiğinde; müflis şirketin kullandığı kredilerden kaynaklanan borçları nedeniyle İstanbul ... İcra müdürlüğü ... Esas Sayılı icra takibi başlatıldığı, 3.538.073,36 TL nakdi ve 77.005,00 TL gayri nakdi olmak üzere toplam 3.615.078,36 TL tutarındaki alacağın 330 kayıt numarası ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak iflas masasına kaydının talep edildiği, talep dilekçesi ekine takip talebi suretinin eklendiği anlaşılmıştır. İstanbul ... İcra müdürlüğü ... Esas Sayılı icra takibi dosyası (Yeni Esas; ...; ...) incelendiğinde; davacı bankanın 09/12/2011 keşide tarihli 12/02/2014 vade tarihli 8.000.000,00 TL bedelli bono alacağı nedeniyle keşideci davalı müflis şirket aleyhine 2.814.885,00 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığı anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, dosyaya sunulan kredi sözleşmeleri, teminat mektubu ile istinaf dilekçesinde belirtilen çeklerle ilgili olarak yapılmıştır. Davacı vekiline dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu tebliğ edilmesine rağmen davacı vekili tarafından rapora itirazda bulunulmamıştır. Buna göre uyuşmazlığın çözümü, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır. \"Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir. Bu  kurum davaların  uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.\" (Yargıtay HGK'nın 2018/10(21)-94 Esas, 2021/111 Karar sayılı kararı)  HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur. Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)Somut olayda, bilirkişi raporu davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen davacı vekili rapora itiraz etmemiştir. Bu nedenle anılan raporda belirlenen alacak miktarı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/879 Esas, 2020/867 Karar sayılı ve 17/12/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. harçtan muaf olduğundan  harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e33015e166ccb9a8","SID":"17bd9050ec845ed2"}}