{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/744 - 2025/1032<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/744 <br>KARAR NO\t: 2025/1032<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                         \t       K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/383 E.  -  2023/47 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Haksız Rekabetin Tespiti, Ticari Unvanı Terkini <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/01/2023 Tarih ve 2022/383 Esas - 2023/47 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, ... olarak anılan bölgenin 1967 yılında kurulan SS.... Yapı Kooperatifinden ismini aldığını, müvekkili ... Vakfının ise 1993 yılında kurulduğunu, \"...\" markasının 1967 yılında Kooperatif adına tescil edildiğini, 2014 yılından itibaren ise Vakıf tarafından markanın korunmasına devam edildiğini, davalı şirketin ... adını unvanında kullanarak 13.02.2020'de kurulduğunu, davalının haksız şekilde müvekkillerine ait unvanı kullandığını ileri sürerek, TTK'nın 52/54/55 a-4 maddesi kapsamında unvanın davalı unvanından çıkarılmasına, kullanılmasının önlenmesine, “... ...” sözcüğünü de kullanan davalının eyleminin haksız rekabet olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, davacı tarafın iddia ve taleplerinin gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin 01.08.1986 dan bu yanan ...-... ... unvanını şahıs firması olarak kullandığını, TTK'nın 52. maddesine aykırı bir durum olmadığını, davacının talebini hükümsüz kılan emsal kararlar olduğunu, davacının kötüniyetli olarak müvekkilini kötülediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kooperatifin 16/09/1967 yılında ve davacı vakıfın 10/12/1993 yılında kurulduğu, tescil tarihleri itibariyle işletme adı yönünden davalıya göre önceliklerinin olduğu, davalı şirketin adının asıl unsurunun \"...\" ibaresi olduğu,  davacılar ile aynı ticaret sicil müdürlüğü yetki alanı içerisinde bulunan, davalının “... akümülatör” isminde \"...\" ibaresini asıl unsur olarak kullandığı, arasında ekonomik ve/veya idari açıdan organik bağ olduğu izlenimi yaratarak müşteriler/tüketiciler nezdinde sunduğu mal veya hizmetin davacıların güvencesi altında sunulduğu izlenimini yarattığı, bu suretle \"...\" ibaresinin asıl unsur olarak kullanılmasının iltibasa neden olduğu gibi, haksız rekabet de teşkil ettiği (Ankara BAM 20. H.D. 2021/1046E, 2021/1047K sayılı, 30.09.2021 tarihli ilamı, Yargıtay 11. HD'sinin 10.12.2020 Tarihli 2020/939E ve 2020/5789K sayılı ilamı) gerekçesi ile davanın kabulü ile, davalı ... Akümülatör Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin isminde bulunan \"...\" ibaresinin kullanılmasının TTK'nın 52, 54 ve 55. maddeleri gereğince haksız olduğunun tespitine ve kullanımının men'ine, iltibasa neden olan \"...\" ibaresinin davalının kayıtlarından silinmesine, davalının \"...\" ibaresi taşıyan emtiya, web sayfası kullanımı, internet alan adı tescili ve unvan taşıyan belgelerde bulunan \"...\" ibaresinin kaldırılmasına karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili firmanın dava konusu ... ibaresini 01.08.1986 yılından itibaren kullandığını, müvekkilinin 2020 yılında ticaret unvan değişikliğine giderek bu hususu tescil ettirmesindeki gayenin  davacıların ... markalarının tanınmışlığından faydalanarak haksız rekabet ve bu vesile ile haksız kazanç elde etmeye çalışmak olduğunu düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, ... kelimesi bir semt/mahalle ismi haline gelmiş olduğundan söz konusu semt/mahallede faaliyet gösteren müvekkili şirketin iş bu semt ismini ticari unvanına eklemesinin dürüstlük kuralına aykırılık olarak nitelendirilmesi ve ... ibaresinin ticari unvanında yer almasının ekstra ticari kazanç elde etmesine katkı sağlayacağı yönündeki iddiaların mantığa sığmadığını, davacıların ticari unvanları ile müvekkili şirketin ticari unvanı birebir aynı olmamakla birlikte unvanlarının vurgu kelimesinden sonra yeterince ayırt edici kelimenin bulunduğunu, şirketlerin çalışma alanlarının birbirinden farklı olduğunu, unvanların iltibasa yol açmayacağını, TTK m.52 uyarınca bir tecavüzden söz etmenin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ticaret unvanında \"...\" ibaresinin yer almasının davacıların ticaret unvanları ve markaları ile uzaktan yakından bir ilgisi bulunmadığını, davacıların müvekkili şirkete ticaret unvanının tescil tarihinden dava açılış tarihine kadar hiç bir suretle ticaret unvanının terkinine ilişkin ihtar yapmadığını, davacıların mevzu bahis dönemde sessiz kalarak 2022 yılı ortasında dava açmalarının açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, haksız rekabetin tespiti ile ticaret unvanı terkini istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı vekilince, haksız rekabetin tespiti ile ticaret unvanı terkininin istenildiği anlaşılmakta olup, dava dilekçesinde bu taleplerin marka hakkına da dayalı olarak istenildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça marka hakkına da dayalı olarak talepte bulunulduğuna göre, haksız rekabetin tespiti ve ticaret unvanı terkini taleplerinin, aynı zamanda markaya tecavüz olup olmadığı hususunu da içereceğinden, somut uyuşmazlığın ihtisas mahkemesi olan fikri ve sınai haklar davalarına bakmakla görevli mahkemede görülmesi gerekir. <br>\tDiğer yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 294. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. <br>\tBu kapsamda ilk derece mahkemesi kararı incelendiğinde, davacı tarafça haksız rekabetin tespiti ve ticaret unvanı terkini taleplerinde bulunulduğu halde, mahkemece, davalının \"...\" ibaresinin kullanılmasının haksız olduğunun tespitine ve kullanımının men'ine, iltibasa neden olan \"...\" ibaresinin davalının kayıtlarından silinmesine karar verilmiştir. Bu durum az önce açıklanan,  hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ilkesine aykırıdır. Zira davacı tarafın talebi tam olarak karşılanmadığı gibi, hükmün infaz edilmesi halinde de tereddüt yaratacağı kabule göre çok açık bulunmaktadır. Ayrıca yandan mahkemece alınan bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya ve izlemeye elverişli bulunmadığı da, kabule göre, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. <br>\tGörevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olduğu ve taraflar ileri sürmese bile yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği hususu karşısında, somut uyuşmazlıkta da mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, Dairemizce, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca, işin esası incelenmeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden, HMK'nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanun'un 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın, dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince kabulü ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/01/2023 gün ve 2022/383 Esas - 2023/47 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine,<br>\t3-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,<br>\t4-İstinaf kararının neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,<br>\t5-Davalıdan peşin olarak alınan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, \t \t<br>\t7-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t8-İstinaf kararının tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkemesince yapılmasına, \t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 12/05/2025 tarihinde HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2025<br>\t\t\t<br> <br>Başkan<br><br> <br> <br>Üye<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2abcc34eefb87983","SID":"20d7d0ab9d5bc66f"}}