{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/721 <br>KARAR NO\t: 2025/1036<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                    \t      K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/213 E.  -  2022/105 K.<br><br><br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/03/2022 tarih ve 2021/213 E. - 2022/105 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin markalarının ilk olarak 11, 20 ve 21. sınıf mallarda tescil edildiğini, yine 2014/11499, 2015/24596 sayılı markalarının bulunduğunu, müvekkilinin “...” markalarının aynı zamanda özel/01477 sayısı ile tanınmış marka sicilinde de kayıtlı bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu 2019/134671 sayılı “... ...” ibaresinin doğrudan müvekkilinin markaları ile aynı şekilde 24. sınıf malları kapsayacak şekilde başvuru konusu edildiğini, buna dair yapılan itiraz neticesinde ise itirazlarının reddine karar verildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, dava konusu markanın “... ...” şeklinde olduğunu, 24. Sınıf malların tüketicilerinin ortalama düzeyde dikkat ve algı seviyelerinin bulunduğunu, dava konusu markada “...”  ibaresinin birebir kullanıldığını, dava konusu markanın bu haliyle müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkilinin markalarının tanınmışlık düzeyi karşısında dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğine zarar verebilecek nitelikte olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmışlığının da birçok mahkeme kararında tespit edildiğini, taraf markaları kapsamındaki emtianın ilgili tüketicilerinin çok ayrıntılı değerlendirmeler yapmayan tüketiciler olduklarını, bu nedenle dava konusu markayı, müvekkili markalarının devamı gibi algılama ihtimallerinin mevcut olacağını ileri sürerek 2021-M-5230 sayılı YİDK kararını iptaline ve 2019/134671 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, davalı başvurusunun konusu olan  \"... ...\" işaretinin, davacıya ait “...”  esas unsurlu markalara “toplu olarak bıraktığı umumi intiba” itibariyle- ilk bakışta kolayca tefrik edilemeyecek şekilde benzediğinden ve bu suretle iltibasa sebebiyet vereceğinden söz edilebilmesinin olanaksız olduğunu, taraf markalarının işaret anlamında benzer olmadıklarını, ortalama tüketici nezdinde karıştırılmayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı yanıt vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka başvurusunun tescil edilmemiş olması nedeniyle markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği, YİDK kararının iptali istemi bakımından, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ve Hukuk Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamasına göre (HGK. 19.11.2003 T, E. 2003/11-578, K. 2003/703) YİDK kararının yerinde olup olmadığının kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu marka kapsamında yer alan ve dava konusu edilen 24. Sınıfta yer alan “Kampçılar için uyku tulumları” emtiası ile, davacı yana ait önceki tarihli markalar kapsamında 20. Sınıfta yer alan “kampçılar için uyku tulumları” mallarının  birebir aynı emtia olduğu, bununla birlikte davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında doğrudan 24. Sınıftaki mallar yer almamakla birlikte 35.05 alt grubundaki satış hizmetlerinde 24. Sınıf malların satışının özgülendiğinin görüldüğü, mal üreten işletmenin karineten ürettiği malı satışa da konu ederek ticari mevkiye çıkartacağı kabul edildiğinden mal ile aynı ya da benzer malların satışına yönelik satış hizmetleri arasında benzerlik ilişkisi bulunduğu, dava konusu 2019/134761 sayılı marka başvuru kapsamında yer alan emtia ile davacıya ait itiraza mesnet 2014/11499 ve 2015/24596 sayılı markaların kapsamlarında yer alan bir kısım mal ve hizmetlerin benzer olduğu, 2019/134671 sayılı marka başvurusunun üst kısımda “...” ve “...” sözcükleri, alt kısımda ise “...” kelimesinin kullanımı ile oluşturulmuş bir sözcük grubu markası olduğu, “...” kelimesinin ise İtalyanca “ev” anlamına geldiği, ancak bu anlamının tüketiciler tarafından bilinebilir olmayacağı, “...” ibaresinin dilimizde “bazı besinlerin yapımında mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde, ferment: İçerdikleri enzimlerin katalizör niteliği etkisiyle şekerleri karbondioksit ve alkole dönüştüren bir hücreli bitki organizmaları; yaradılış, öz nitelik” gibi anlamları mevcut olduğu gibi yine tarihte yaşamış ve bilinen uygarlıklardan birinin de adı olduğu, ancak dava konusu markanın bütün olarak, hitap ettiği tüketici kitlesi nezdinde, somut bir algı oluşturmayacağı, tüketicinin markayı yabancı bir sözcük grubu markası olarak algılayacağı ve soldan sağa okuma ilkesi uyarınca “... ...” sıralaması ile okuyarak telaffuz edeceği, bu haliyle markadaki öncül vurgunun “...” ibaresi üzerinde toplanacağı, davacı tarafa ait itiraza mesnet markalar incelendiğinde, 2014/11499 ve 2015/24596 sayılı her iki markanın da baskın sözcük unsurunun “...” ibaresi olduğu, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı yanın işlem dosyası kapsamında tanınmışlık iddialarını destekler mahiyette somut delillere yer vermemekle birlikte T/01477 sayılı tanınmış marka tesciline dayandığı gibi ayrıca işlem dosyasındaki dilekçelerinde birtakım mahkeme kararlarına atıfta bulunarak müvekkilinin markalarının tanınmışlığına yönelik verilmiş mahkeme kararları bulunduğunu, tanınmışlığın statik değil, dinamik bir olgu olduğu, somut olayda; marka işlem dosyasında yer alan dokümanın, davacılara ait \"...\" esas unsurlu markaların dava konusu marka başvuru tarihi olan 28.12.2019 tarihi itibariyle tanınmış markalar olduğunu ispatlamaktan uzak olduğu, bu nedenle SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 2021-m-5230 sayılı yidk kararının iptaline,dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markalar arasında karıştırma ihtimali bulunmaması nedeniyle iltibastan söz edilemeyeceğini, \"...\" ibaresinin ayırt edici olmadığını, başvuru markası olan ... ... markasında ... ibaresine eklenen ... ibarelerinin varlığının bir bütün olarak, başvuru markasını davacı markalarından farklılaştırdığını, bununla birlikte, dava konusu markayla ilgisi kalmayan ve tescilin düşmesi sebebiyle davanın konusuz kalmasına karar verilmiş olan davada davacı lehine vekalet ücretine takdir edilmesinin ve tüm yargılama giderlerinden davalıların sorumlu tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru markası ile davacının ... esas unsurlu markalarının karıştırılmayacağını, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas tehlikesinin ilk şartı olan markanın işaret benzerliği şartı gerçekleşmediğini, ... ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, başvuru markası olan ... ... markasında ... ibaresine eklenen ... ibarelerinin varlığı sebebiyle bir bütün olarak, başvuru markasının davacı markalarından farklılaştığını, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının “... ...” ibareli marka başvurusu ile davacının  \"...\" ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların \"...\" ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma  süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, diğer yandan marka kapsamlarının benzer olduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle yargılama giderlerinden davalıları sorumlu tutmasında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'şer-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2025<br>\t\t\t\t<br> <br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br>  <br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b2668535666dc7f7","SID":"dc0031b3c1acf593"}}