{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/699 <br>KARAR NO\t: 2025/1029<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/291 E.  -  2023/53 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hakkı İhlalinin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, <br>\t\t  Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/02/2023 tarih ve 2022/291 E. - 2023/53 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin miras bırakanı müteveffa ... ile davalı şirket arasında akdedilen Yenimahalle 3. Noterliğinin 21836 yevmiye numarasına kayıtlı 25.06.2010 tarihli lisans sözleşmesi ile dava dilekçesinde belirtilen markalar yönünden inhisari lisans hakkı verildiğini, sözleşmenin 5. maddesinde sözleşmenin süresinin 3 yıl olarak belirlendiğini, sürenin bitiminden 6 (altı) ay evvel lisans verence sürenin bittiği ve uzatılmayacağı bildirilmediği takdirde sözleşmenin kendiliğinden bir 3 (üç) yıl daha uzamış sayılacağının düzenlendiğini, müteakip süre bitimlerinde de aynı prensibin uygulanacağına dair sözleşme hükmü kapsamında, müteveffa miras bırakan ...’nın 04.11.2015 tarihinde vefatının ardından da sözleşmenin 3’er yıllık dönemlerde aynı şekilde devam ettiğini, 15.12.2021 tarihinde Ankara 47. Noterliğinden keşide edilen 31578 yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin 25.06.2022 tarihinde yenilenmeyeceğinin, sözleşmenin sona erme tarihinden sonra markaların kullanılmamasının, kullanılması halinde yasal yollara başvurulacağının davalı şirkete ihtar edildiğini, sözleşme hükümlerine uygun şekilde, süresinde keşide edilen ihtarnamenin tebliğinden iş bu davanın açıldığı tarihe kadar davalı şirketin markaları kullanmaya devam ettiğini, yeni bir lisans sözleşmesi yapılması yönünde bir irade beyanının müvekkiline ulaşmadığını, veraset ilamı ve kayıtlar incelendiğinde, lisans sözleşmesine konu markaların sahipliğinin birden fazla kişiye ait olduğunun görüleceğini, somut durumda lisans verenin ölümü nedeniyle marka hakkının devredilebilen ve miras bırakılabilen özelliğinden ötürü marka haklarının terekeye dahil olduğunu ve mirasçıların elbirliği ile mülkiyet sahibi olduklarını,  markalar üzerinde elbirliği ile mülkiyet devam ettiğinden miras malı olan markaların mal ve hizmetlerde kullanımına dair lisans sözleşmesinin ancak tüm mirasçıların bilgi ve rızası ile yapılabileceğini, müvekkili tarafından yapılan feshin süresinde olduğunu, davalı tarafa müvekkilinin fesih iradesi ulaşmış olduğundan 25.06.2022 tarihinde sözleşmenin yenilenmediğini, davalı şirketin sona ermiş sözleşmeye dayanmak suretiyle müvekkilinin sınai mülkiyet hakkına tecavüz ederek, markaların kullanımına mal ve hizmet üretmek suretiyle devam ettiğini, müvekkilinin zararının ve yoksun kaldığı karın hesaplanması ve tazmini gerektiğini, müvekkilinin ortağı olduğu markaları izinsiz kullanmak suretiyle müvekkilinin sınai mülkiyet hakkına tecavüz eden davalı şirketin markaları kullanmak suretiyle ürettiği ve satışını yaptığı mal ve hizmetlerden elde ettiği gelirin şirket kayıtları incelenmek suretiyle belirlenmesini, müvekkilinin miras payına karşılık gelmek üzere fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300.000,00 TL maddi tazminatın davalı şirketten tazminini talep ettiklerini, müvekkilinin paydaşı olduğu markaları ürün ve hizmetlerinde izinsiz kullanmak suretiyle davalının haksız kazanç elde ettiğini, devam etmesi kuvvetle muhtemel bu haksız durum nedeniyle mağduriyetin giderilebilmesi için ihtiyati tedbir talep etmek zaruriyeti doğduğunu,  davalı şirketin, müvekkilinin paydaşı olduğu tescilli markalara vaki tecavüzünün tespiti, tedbiren durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla belirlenmesi mümkün olmayan maddi tazminat miktarından müvekkilinin miras payına karşılık gelmek üzere şimdilik 300.000,00 TL ile 500.000,00 TL manevi tazminatın 02.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte  müvekkiline  ödenmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, davacı tarafın alacak taleplerinin dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olup, bu hususun da hukuka aykırı olduğunu, davacı yan alacak taleplerinin ticari faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş olduğunu, davacı yanın bu talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacı yanca yapılan başvuruya binaen tanzim edilen arabuluculuk son tutanağından açıkça anlaşılacağı üzere manevi tazminat alacağı yönünden arabuluculuk başvurusunda bulunulmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu marka hakları üzerinde muris ...'nın mirasçılarının, davacının da kabulünde olduğu üzere elbirliği ile mülkiyet hakkına sahip olduklarını, Türk Medeni Kanunu'nun 701. maddesi gereği elbirliği ile mülkiyet halinde mirasçıların terekede bulunan haklar üzerinde ancak oybirliği ile tasarrufta bulunabilir olduklarını, yine Türk Medeni Kanunu'nun 702. maddesi gereği elbirliği ile mülkiyet halinde ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, mecburi dava arkadaşlığının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 60. maddesinde düzenlendiğini, ilgili madde gereği mecburi dava arkadaşlarının, ancak birlikte dava açabileceklerini, bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşlarının birlikte hareket etmek zorunda olduklarını, ancak somut olayda mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmasına rağmen bu dava şartı sağlanmaksızın sadece bir mirasçı tarafından iş bu davanın ikame edilmiş olduğunu, davacı yanın bu nedenlerle taraf sıfatını haiz olmadığını, davanın  dava şartı (taraf sıfatı)  yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, somut olayda hukuken geçerli bir feshin bulunmadığını, hukuken geçerli bir fesih bulunmaması sebebiyle davaya konu marka lisans sözleşmesi sözleşme hükümleri gereği 25.06.2022 tarihinde 25.06.2025 tarihine kadar uzadığını, müvekkili şirketin marka lisans sözleşmesine konu markaları kullanma hakkına sahip olduğunu, davacı yanın maddi ve manevi zararını kanıtlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya mesnet tutulan markaların davacı murisi ...'ya ait olduğu, murisin ölümü ile söz konusu markaların veraseten davacı ve dava dışı mirasçılar ..., ..., ... ve ...'ya intikal ettiği, böylece söz konusu markalar üzerinde 4701 sayılı TMK m.640/2 hükmü uyarınca elbirliği ile mülkiyet durumunun oluştuğu, muris ... ile davalı arasında davaya konu markaların kullanılmasına ilişkin Yenimahalle 3. Noterliği'nin 25/06/2010 tarih 21836 numaralı lisans sözleşmesi yapıldığı, söz konusu sözleşmenin 3 yıl süreli olduğu, ancak sürenin bitmesinden itibaren 6 ay evvel lisans verence sözleşmenin uzatılmayacağı davalı yana bildirilmediği takdirde sözleşmenin kendiliğinden 3 yıl daha uzamış sağlayacağının sözleşmenin 5. maddesi ile kayıt altına alındığı, müteakip süre bitimlerinde de aynı prensibin uygulanacağının açıkça ifade edildiği, sözleşme tarafı lisans veren ...'nın 04/11/2015 tarihinde vefatı nedeniyle halefiyet ilkesi uyarınca söz konusu sözleşmenin lisans veren tarafının, miras ortaklığı olduğu, miras ortaklığı üzerinde elbirliği ile mülkiyet kurulduğundan 4701 sayılı TMK m.702/2 hükmü uyarınca tasarruf işlemleri bakımından Kanunda veya sözleşmede aksi yönde hüküm bulunmadıkça ortakların oybirliği ile hareket etmesi gerektiği, somut olayda miras ortakları arasında miras ortaklığının ne şekilde yönetileceği ve tasarruf edileceğine dair aksi yönde bir sözleşme bulunmadığı, buna göre, yukarıda yer verilen lisans sözleşmesinin feshedilmesi için tüm ortakların birlikte hareket etmesi gerektiği, ancak somut olayda tüm ortakların birlikte davalıya fesih ihtarında bulunmadığı, davacı ve mirasçılardan ...'un davalıya lisans sözleşmesinin yenilenmeyeceğine ilişkin Ankara 47. Noterliğinin 15.12.2021 tarih 31578 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirim bulunmasının hukuken sözleşmenin 5. maddesinde kayıt altına alınan geçerli bir bildirim mahiyetinde bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu markaların davalı tarafından lisans yolu ile kullanılmasına ilişkin sözleşmenin dava tarihi itibariyle yürürlükte olduğu anlaşıldığından marka hakkı ihlali iddiasının yerinde bulunmadığı,  bu nedenle; her ne kadar marka hakkı ihlali eylemlerinin tespiti, önlenmesi ve durdurulması istemleri bölünemeyeceğinden ve bu istemler bakımından ortaklardan her birinin tek başına dava açma hususunda aktif husumet ehliyeti bulunsa da, yürürlüğünü sürdüren lisans sözleşmesi karşısında bu istemlerin yerinde olmadığı, davacı yanın her ne kadar marka hakkı ihlali iddiası nedeniyle miras payına karşılık olarak maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşsa da, yukarıda izah edildiği üzere miras ortaklığına ilişkin olarak davacı yanın miras payına karşılık alacak iddiası ileri süremeyeceğinden bu istemlerin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, lisans sözleşmesinin yürürlükte olmadığını,  istinafa konu kararda marka hakkı ihlali eylemlerinin tespiti, önlenmesi ve durdurulması istemlerinin bölünemeyeceği, bu istemler bakımından ortaklardan her birinin tek başına dava açma hususunda aktif husumet ehliyeti olduğu yönünde tespitte bulunulduğunu, bu somut tespitten hareketle müvekkilinin, mirasen kendisine intikal eden markalar üzerindeki haklarını korumak adına diğer mirasçılar ile ortak olarak hareket etmek zorunda olmadığını, müvekkilinin aktif husumet ehliyetinin olduğunu, elbirliği mülkiyetinde, mirasçıların terekeye ait tüm mallar üzerinde çok sıkı bir ortak mülkiyete sahip olduklarını, elbirliğiyle mülkiyet söz konusu iken; terekeye dâhil olan markalarda, mirasçılardan yalnızca birinin veya birkaçının kararı ile kiraya verilemeyeceğini, biri müvekkili olmak üzere iki mirasçı-ortağın sözleşmenin devamı yönünde iradesinin oluşmadığını, mirasçılar terekeye ait bütün haklar üzerinde (kural olarak hep birlikte) hareket etmek ve ortak karar almak zorunda olduklarından bir mirasçının iradesinin lisans sözleşmesinin sona ermesi yönünde olduğunda sözleşmenin yenilenemeyeceğini, istinafa konu kararda “… lisans sözleşmesinin feshedilmesi için tüm ortakların oybirliği ile hareket etmesi gerektiği..” belirtildiğini, bu tespitten hareketle lisans sözleşmesinin yenilenebilmesi için de tüm ortakların oybirliğinin gerektiğini, müvekkilinin lisans sözleşmesinin devam etmesine yönelik iradesinin bulunmadığını, mahkemenin lisans sözleşmesinin fesh edildiği konusundaki değerlendirmesinin de hukuken hatalı bulunduğunu, müvekkilinin işleminin sözleşmenin feshi değil, süresi dolan sözleşmenin yenilenmesine muvafakatının olmadığının bildirilmesi olduğunu, müvekkili ve ... haricinde markalar üzerinde hak sahibi olan diğer mirasçıların ..., ... ve ... olduğunu, ... halihazırda davalı şirketin hakim ortağı olup, kendi yararına hak sağlamak adına miras ortaklığının menfaatlerini zedelediğini, diğer mirasçıların müvekkilinden izin almaksızın markaları davalı şirkete kullandırdıklarından vekaletsiz iş görmüş durumda olduklarını, lisans sözleşmesinin yenilenebilmesi için tüm paydaşların oybirliği ile hareket etmesi gerektiğini, bir an için aksi düşünülse bile, diğer ortaklardan davaya muvafakat alınması, muvafakat vermeyen ortak olursa onun hakkında da dava açılması ve veyahut davacı yana miras ortaklığına temsilci tayin edilmesini talep etmek için süre tanınması ve bu suretle taraf ehliyetinin tamamlanması gerektiğini, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hakkı ihlalinin tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, miras ortaklığının 4701 sayılı TMK'nın 701 ve devam eden maddeleri uyarınca elbirliği (iştirak) mülkiyetine tabi olduğu, TMK'nın 701-703. maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin tüzel kişiliğinin olmadığı, ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkının da bulunmadığı, mülkiyetin bir bütün olarak ortakların hepsine ait olduğu, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyette, ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu, yasada veya elbirliği (iştirak) hâlinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmelerinin zorunlu bulunduğu, somut uyuşmazlıkta da, dava konusu edilen markaların davacının murisine ait olduğu, murisin ölümü ile söz konusu markaların davacıya ve dava dışı mirasçılara intikal ettiği, muris ile davalı arasında davaya konu markaların kullanılmasına ilişkin lisans sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmenin 3 yıl süreli olduğu, ancak sürenin bitmesinden itibaren 6 ay evvel lisans verence sözleşmenin uzatılmayacağı davalı yana bildirilmediği takdirde sözleşmenin kendiliğinden 3 yıl daha uzamış sağlayacağının sözleşmenin 5. maddesinde belirlendiği, sözleşmenin tarafı lisans veren murisin vefatı nedeniyle halefiyet ilkesi uyarınca söz konusu sözleşmenin lisans veren tarafının miras ortaklığı olduğu, miras ortaklığı üzerinde elbirliği ile mülkiyet kurulduğundan 4701 sayılı TMK m.702/2 hükmü uyarınca tasarruf işlemleri bakımından Kanunda veya sözleşmede aksi yönde hüküm bulunmadıkça ortakların oybirliği ile hareket etmesi gerektiği, somut olayda aksi yönde bir sözleşme bulunmadığı, lisans sözleşmesinin feshedilmesi için tüm ortakların birlikte hareket etmesi gerektiği, ancak somut olayda tüm ortakların birlikte davalıya fesih ihtarında bulunmadığı, dava konusu markaların davalı tarafından lisans yolu ile kullanılmasına ilişkin sözleşmenin dava tarihi itibariyle yürürlükte olduğu, marka hakkı ihlali iddiasının yerinde bulunmadığı, marka hakkı ihlali eylemlerinin tespiti, önlenmesi ve durdurulması istemleri bölünemeyeceğinden ve bu istemler bakımından ortaklardan her birinin tek başına dava açma hususunda aktif husumet ehliyeti bulunsa da, yürürlüğünü sürdüren lisans sözleşmesi karşısında bu istemlerin yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2025<br>\t\t\t\t<br> <br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br>  <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"49a19dd0636ead8d","SID":"e71ffb61578e52a8"}}