{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1039 - 2025/986<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1039 <br>KARAR NO\t: 2025/986<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07.11.2023<br>NUMARASI\t: 2021/106 Esas - 2023/595 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av...<br><br>DAVALI\t: T.C. ZİRAAT BANKASI ANONİM ŞİRKETİ <br>VEKİLİ\t: Av...<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan \t\t\t(2918 S.K.Hariç))<br>BAŞVURU TARİHİ\t: 06.05.2024  <br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ    : 25.06.2024 <br>KARAR TARİHİ\t              : 16.05.2025<br>İLAM YAZIM TARİHİ\t: 23.05.2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca davacıya ait taşınmazın davalı bankaya ipotek verildiğini, ancak aksayan ödemeler gerekçesiyle Kocaeli 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/18444 esas ve 2019/18384 esas sayılı dosyaları ile takip başlatılarak davacı ve kefil ... hakkında iki takip başlatıldığını ve tüm mal varlıklarına haciz konulduğunu, haksız ve aşkın hacizler nedeniyle ticari itibar ve menfaatlerinin zarar gördüğünü, ipotek tesis edilen taşınmazın 400.000,00 TL olduğunu ve kredi borcunu fazlasıyla karşılayabildiğini, müvekkiline ait 65.000,00 TL bedelli çek davalıya geçmesine rağmen borç miktarından düşülmediğini, müvekkilinin borç alarak 11/08/2020 tarihinde tüm borcu ödediğini ve borcu yoktur yazısı aldığını, buna rağmen ipoteğin kaldırılmadığını, davacının ailesine karşı mahcup olduğunu, güvenilirlik ve itibarlarının zedelendiğini, anayasal mülkiyet haklarının ihlal edildiğini beyan ederek; 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi zararın taşkın haczin gerçekleştiği günden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; haciz işlemlerinin icra müdürlüğünce yapıldığını, haksız fiil kastı ya da buna dayandırılacak herhangi bir somut ibare olmadığını, haciz konulan mal varlığının değeri kaydi haciz esnasında tespit edilemediğinden aşkın hacizden söz edilemeyeceğini, davacının söz ettiği protokolün müvekkilince imzalanmadığını, davacı her ne kadar zarara uğradığı iddiasındaysa da müvekkiliyle yapacağı protokolle ana para tutarına tüm borcunu ve icra dosyalarını kapatabilme ve hacizlerini kaldırma imkanı varken nedeni anlaşılamaz şekilde davalarını geri çekme şartını kabul etmediğini, davaların konusunun ise zaten hacizlerin kalkması olduğunu, bu nedenle anlaşmayı kabul etmeyen davacının kaldırılmayan hacizlerden dolayı zararlara uğradığı iddiasının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin tazminat sorumluluğu bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine, karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının haksız ve kötü niyetli takip işlemleri neticesinde davacının ve kefilin mal varlıklarına aşkın haciz yapıldığı halde yerel mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mevzuatta borç miktarını aşacak şekilde haciz yapılamayacağının açıkça hüküm altına alındığı halde bu husus çiğnenerek davacı aleyhine işlemler yapıldığını, yerel mahkeme tarafından yapılan hatalı değerlendirme neticesinde davacının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirilmediği kanaatine varılmış ise de somut olayda durumun tam tersi olduğunu,  davalının alacak miktarının 504.307,83 TL iken davacının toplamda 1.036.878,34 TL değerindeki malvarlığına (470.000,00 TL'si ipotek takibine konu taşınmaz olmak üzere) haciz işlemleri tatbik edildiğini, işbu davada asıl meselenin icra müdürünün gerçekleştirdiği eylem olmadığı, burada tartışılması gereken hususun, kanunlar gereği alacak miktarından fazlasının haczedilmesi yasak olduğu halde davacının ve kefilin tüm mallarına aşkın haciz yapılması ve mağdur edilmeleri olduğunu, aşkın haciz yasağının öncelikle borçluyu koruyan bir imkan olduğunu, satış aşamasının sonucunu görebilmesi bakımından aslında alacaklıyı da koruduğunu, somut durumda ise davacının aleyhine yapılan aşkın haciz sebebiyle hacizli mallarını satamadığı ve borcu kapatamadığını bu süreçte faiz alacağına maruz kaldığını, bu nedenle istinaf incelemesi neticesinde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava, haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br> Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesine göre manevi tazminata esas  haksız fiil nedeniyle tazminat sorumluluğunun doğması için kusurun varlığı gereklidir. Haciz işleminden kaynaklı manevi tazminata hükmedilebilmesi için haciz talebinde bulunan tarafın, borçlu olmadığını bildiği veya borçluya ait olmadığını bildiği kişi ve eşyaya yönelik haciz talep etmesi ve sonucunda haczin gerçekleşmesi gerekmektedir. Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötüniyetinin ve ağır kusurunun varlığı gereklidir. Bu nedenle de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. <br>Öte yandan, Haczin haksız olması ve bundan maddi zarar doğması halinde, alacaklı kusurlu olmasa dahi zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Başka bir ifade ile davalı davacının uğradığı maddi zarardan kusursuz sorumluluk esasına göre sorumludur. (Yargıtay 4. HD 2015/5993 E-2016/5383 K sayılı ilam)<br>Dairemizce, soyut yasa kurallarının somut olaya uygulanması ile yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın 6100 sayılı HMK'da belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin  takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, haksız haciz sebebine dayalı maddi ve manevi tazminat talepli eldeki davada; davalı banka tarafından ipotek yüklü taşınmaz üzerinde ipotek senedine dayalı olarak 2004 sayılı İcra İflas Kanunun ilgili hükümlerine göre 58,148 vd.maddeleri hükümlerine göre ipoteğin paraya çevrilmesi ile takip yapılmasında ve hem de İİK 42 vd maddelerine göre tahsilde tekerrür olmamak üzere Genel Kredi Sözleşmesinin asıl borçlusu ve kefiller yönünden ilamsız takibe girişilmesinde yasaya aykırılık olmadığı gibi yapılan işlemlerin icra mevzuatı ve uygulamalarına uygun olarak tesis edildiği, davalı takip alacaklısı bankanın takibinde haksızlığından ve ağır kusuru ya da kötü niyetinden söz edilemeyeceği, iddia olunan \"aşkın haciz\" iddiasının  süresiz şikayet yoluyla İcra Mahkemesi önüne götürülebileceği, kanun tanıdığı bu imkânı kullanmayarak; doğrudan aşkın haciz iddiası dayalı olarak ileri sürülen davanın dinlenme olanağının bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre yerel mahkemece benzer gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinde bir hata bulunmadığı, kararda  kamu düzenine aykırı  herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.  <br><br>H Ü K Ü M\t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  07.11.2023 tarih ve 2021/106 Esas, 2023/595 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davacıdan alınması gereken  615,40 TL maktu ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,<br>4- Avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  23/05/2025<br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br>*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır* <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e9bd66373ea6f6c","SID":"fb9e80e070a23544"}}