{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1023 - 2025/982<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1023 <br>KARAR NO\t: 2025/982<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26.03.2024<br>NUMARASI\t: 2023/246 Esas - 2024/194 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACI\t: ...    <br>VEKİLİ\t: Av...<br><br>DAVALILAR\t: 1- ...<br>\t  2 -... <br>VEKİLİ\t: Av...<br>\t<br>DAVALI\t: 3-QUİCK SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ<br>VEKİLİ\t: Av...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)<br>BAŞVURU TARİHİ\t: 14.05.2024 <br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ    : 11.06.2024  <br>KARAR TARİHİ\t              : 16.05.2025<br>İLAM YAZIM TARİHİ\t: 23.05.2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'na ait ve ... tarafından kullanılan ... plaka sayılı araç ile kendisine ait ... plakalı aracın kaza yaptığını, davacının aracında değer kaybı meydana geldiğini, sigorta şirketine yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, dolayısıyla 1.000,00 TL miktarındaki değer kaybı tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve 1.000,00 TL araç mahrumiyet zararının davalılar ... ve ... tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından kendilerine eksik başvuru yapıldığını, bu nedenle araç mahrumiyet bedelinin talep edilemeyeceğini, faiz talebinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; kaza tespit tutanağında belirtilen kusur oranının hatalı olduğu, kazaya davacının aracının sürücüsünün neden olduğunu, kendilerinin herhangi bir kusurlarının bulunmadığını, değer kaybı talebinin fahiş olduğunu, davacının belirttiği masrafların fatura ile belirtilmesi gerektiğini, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br> İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulü ile, 30.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalı Quick Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 28/03/2023, diğer davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 11/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 2.000,00 TL araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihi olan 11/02/2023'ten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ndan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacı vekili  istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesinin hükme dayanak aldığı bilirkişi raporunun objektif ve tarafsızlığının şüpheli olduğunu, davaya konu kazada davacının yarı yarıya kusurlu olduğunun kabulünün  mümkün olmadığını, bilirkişi raporuna yönelik yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, raporda kusur belirlemelerine ilişkin yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, kaza anında trafik ışıklarının renginin görünmediğini, kaza meydana geldiği an görünen tek trafik ışığının yaya geçiş lambası olduğnu ve saat 18:41:09'da yaya ikaz lambasının kırmızı renkte yandığının açıkça görüldüğünü, dolayısıyla davacıya ait aracın kırmızı ışıkta geçtiğine dair tespitin kabul edilemez ve hatalı olduğunu, kaldı ki saat 18:41:04 ve 18:41:06'da karşı şeritteki iki aracın ışıklardan peş peşe geçiş yaptığının da görüldüğünü, diğer taraftan ... plakalı aracın önce park yasağı bulunan yerde park ederek yolcu aldığını sonrasında yol üzerinde sağ şeritte bekleme yaparak bir anda yaya geçidi üzerinde yasak yerde U dönüşüne başladığını ve birçok kural ihlali ile kazanın meydana gelmesine münhasıran sebebiyet verdiğini, davacının aracının sürücüsü ile bilirkişi Mesut Meriç arasında husumet bulunduğundan, bilirkişinin objektif unsurlardan uzaklaşarak, maddi olaya ve hukuka aykırı biçimde kusur belirlemesi yaptığının açıkça ortada olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava, çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası kaynaklı araç yoksunluğu bedeli ve araç değer kaybı istemlerine  ilişkindir.<br> 6100 sayılı HMK'nun 27.maddesi uyarınca davanın tarafları hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını ayrıca mahkemenin açıklamaları dikkate alınarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. <br>Anayasa’nın 138. ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. 6100 Sayılı HMK’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.<br>Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şekli ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Hakim, gerekçe sayesinde, verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz.<br>Anayasa’nın 141.maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.<br>HMK'nın 297. maddesinde hükmün kapsamı düzenlenmiştir. Buna göre; tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Gerekçenin somut dosya içeriği ile uyumlu olması gerekir.<br>Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.(Yargıtay 9.H.D.,10/02/2016 tarih, 2015/34870 Esas,2016/3339 Karar)<br> Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir(HMK. md.266/1). Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (HMK. md.281/1). Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. (HMK.md.281/2). Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir. (HMK. md.281/3). Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. (HMK. md.282/1).<br>Öte yandan bilirkişi seçimi de davanın aydınlatılabilmesi açısında önem arz etmektedir. Mahkemece uzmanlık görüşüne ihtiyaç duyulan maddi vakıa veya teknik konunun tüm yönleri ile değerlendirilerek uyuşmazlık konusu alanında uzmanlığı ve alt uzmanlığı olan bilirkişiden uzman görüşü alınabilecektir. Mahkeme, tarafların da görüşünü almak suretiyle bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında, aşağıda belirtilen hususlara yer vermek zorundadır:  a) İnceleme konusunun bütün sınırlarıyla ve açıkça belirlenmesi. b) Bilirkişinin cevaplaması gereken sorular.  c) Raporun verilme süresi. (HMK 273/1) Bu husus gereksiz bir ya da birden fazla ek rapor alınması nedeni ile gereksiz yargılama giderleri ve uzayan sürelerin önüne geçilebilmesi açısından \"usûl ekonomisi ilkesine\" hayatiyet kazandırması açısından da önemlidir.<br>6100 sayılı Yasanın 36. maddesinin 1.fıkrasında Hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektirecek önemli bir sebebin bulunması hakimin reddi ve çekinme sebebi olarak düzenlenmiştir. HMK'nun 272. maddesi uyarınca hakimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar bilirkişiler bakımından da uygulanacaktır.6100 sayılı Yasanın 36. maddesinin 1.fıkrasında Hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektirecek önemli bir sebebin bulunması hakimin reddi ve çekinme sebebi olarak düzenlenmiştir. HMK'nun 272. maddesi uyarınca hakimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar bilirkişiler bakımından da uygulanacaktır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 272. maddesi düzenlemesine göre; hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanacaktır. Mahkeme kararlarının her türlü şüpheden uzak olmasının gerekliliği ve verilen kararın tarafsızlığı ve doğruluğu konusunda taraflarda hiçbir kuşkuya sebep olmaması zorunludur. İlgili düzenlemeler gereği, davanın tarafları ile arasında husumet bulunduğu anlaşılan bilirkişinin raporuna itibar edilerek karar verilmesi mümkün değildir.<br>HMK'nun \"Bilirkişinin görevini yapmaktan yasaklı olması ve reddi\" başlıklı 272. maddesi gereğince, \"(1) Hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. ...(3) Ret sebeplerinden birinin bilirkişinin şahsında gerçekleşmesi hâlinde taraflar, bilirkişinin reddini talep edebileceği gibi, bilirkişi de kendisini reddedebilir. Ret talebi veya bilirkişinin kendisini reddetmesinin, ret sebebinin öğrenilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde yapılmış olması şarttır.\"<br>HMK'nun \"Yasaklılık sebepleri\" başlıklı 34. maddesi gereğince, \"(1) Hâkim, aşağıdaki hâllerde davaya bakamaz; talep olmasa bile çekinmek zorundadır: ...d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı kalksa dahi kayın hısımlığı bulunanların davasında.\"<br>HMK'nun \"Ret sebepleri\" başlıklı 36. maddesi gereğince, \"(1) Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir: ...ç) Davanın, dördüncü derece de dâhil yansoy hısımlarına ait olması. ...d) Dava esnasında, iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması.\"<br>Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2015/45126 E., 2016/4000 K. sayılı kararında ; \"Bilirkişi görevini yerine getirirken uyması gereken yükümlülüklerden biriside tarafsız davranma yükümlülüğü oluşturur. Bu yükümlülüğe uygun davranma bilirkişinin somut maddi sorunla ilgili olarak objektif bir biçimde oy ve görüşünü beyan edebilmesinin asgari şartını teşkil eder. Objektiflik ve tarafsızlık çok yakın bir ilişki içerisindedir; biri mevcut olmadan diğerinin mevcudiyeti düşünülemez.<br>Somut olayda, dosyada bilirkişi olarak rapor tanzim eden ... davalı ... aleyhine açılan ... İş Mahkemesinde görülmekte olan 2015/299-2015/301 Esas ve benzeri davalarda, bilirkişi ... 2015/396 Esas, bilirkişi ... ise 2015/105 Esas sayılı dosyalarda davacı işçi vekili olarak yer almıştır. Her ne kadar yargılama aşamasında bilirkişinin reddi talep edilmemiş ise de temyiz aşamasında davalı vekilince ileri sürülmüştür. Bu durum bilirkişinin tarafsızlığı ilkesi ile çelişen bir olgu ortaya çıkarmış olup, mahkemece diğer mahkemelerde de davalı ... aleyhine davası olmayan ve davanın tarafları ile ilişkisi bulunmayan başka bir bilirkişi seçilerek yeniden rapor alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.\"  (Benzer şekilde Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/7681 E.,  2017/10356 K.  Ve 11.11.2019 tarihli ve 2019/5678 E., 2019/20807 K. sayılı kararları)  <br>              Tüm bu açıklamalara göre, davacı tarafın, Trafik Bilirkişi raporuna itirazları üzerine 26.08.2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde kusur tespitine ilişkin diğer itiraz gerekçeleri ile birlikte  rapor tanzimi için görevlendirilen bilirkişi Mesut Meriç ile davaya konu kazanın meydana geldiği anda davacıya ait aracın sürücüsü dava dışı ... arasında Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/479 E. sayılı dosyasına da yansıyan sebeplerle husumet bulunduğu, ... tarafından Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayet halen savcılık makamının 2018/37856 E. sayılı dosyasından bilirkişinin şüpheli konumunda olduğu, bilirkişinin dava dışı araç sürücüsü ...'i tanıdığı, her ne kadar ... doğrudan davanın tarafı olmasa da bilirkişi ile sürücü arasında husumet bulunduğu ve dava dışı sürücüsünün eldeki davanın konusu olan kazaya sürücü sıfatıyla karışmış olması sebebiyle bilirkişinin objektifliğinden ve tarafsızlığı şüphe duyduklarını ve farklı bir bilirkişiden rapor alınmasını talep ettikleri anlaşılmaktadır.<br>Şu halde, İlk Derece Mahkemesince, hukuki dinlenilme hakkı ve gerekçe hakkı gözetilmeksizin;  davacı tarafın, rapora itirazında dile getirmiş olduğu hususlara, Mahkemece neden değer verilmediği gerekçede açıklamaksızın, rapora atıfla hüküm kurulması doğru olmamıştır. Taraflardan birinin bilirkişiyi reddetmeksizin olsa bile  somut bir iddia çerçevesinde bilirkişinin tarafsızlığından endişe duyduklarını ve başka bir bilirkişiden rapor alınmasını talep etmeleri ve somut itiraz gerekçeleriyle de rapordaki kusur tespitinin hatalı olduğu ileri sürmeleri halde kusur yönünden itirazları karşılar şekilde Adli Tıp Kurumu yahut Teknik Üniversitelerin ilgili bölümlerinde yer alan öğretim görevlilerinden yeni bir rapor alınmaksızın ; hem rapor içeriği ve hem de raporu düzenleyen bilirkişi yönünden itiraza uğrayan raporun hükme esas alınarak  ve hükme esas alınan rapora karşı itiraz gerekçelerine neden itibar edilmediğine ilişkin mahkeme kanaati gerekçeye yansıtılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.<br> İlk derece mahkemesince, itiraz üzerine taraf delilleri toplanarak yeni bir kusur raporu alınmadan ve kararında itiraz gerekçelerine neden itibar olunmadığı yazılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması dairemizce HMK'nın 353/1-a-6 maddesi kapsamında \"davanın esasına etki edecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş\" olması  ve \"gerekçe hakkının ihlali\" olarak değerlendirildiğinden; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak yeniden karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.  <br><br>H Ü K Ü M\t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.03.2024 tarih ve 2023/246 Esas 2024/194 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesine  GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde yatırana iadesine,<br>4-İstinaf yoluna başvuran davacının  Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ninistinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, <br>5-Harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,<br>6-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  23.05.2025  <br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br>*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır* <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"245ac0118f0d0d3b","SID":"332df8f04147ddca"}}