{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:  <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:  <br>KARAR NO\t:  <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t:  <br>ÜYE\t\t:  <br>ÜYE\t\t:  <br>KATİP\t\t:  <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t:  <br>NUMARASI\t\t:  <br>KARAR TARİHİ\t:  <br><br>DAVACI\t:  <br>DAVALILAR\t:  <br>\t<br>DAVA\t\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 26/06/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/07/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: <br><br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili, davalılar ile müvekkili arasında düzenlenen hisse devir sözleşmesi uyarınca 17/01/2019 tarihinde ....Ticaret Ltd. Şti.deki davalılara ait hisselerin tamamının müvekkili tarafça devralındığını, bahse konu devir işlemi yapılırken, davalılarca şirketin borçlarının dökümünün yapıldığını, beyan edilen bu borçların taraflar arasında paylaşıldığını ve müvekkilinin bu beyan edilen ve paylaşılan borçlara göre bir değerlendirme yaparak davalılardan şirket hisselerini devir aldığını, ancak davalılar tarafından şirkete ait tüm borçların, iyi niyet kuralına aykırı şekilde müvekkiline bildirilmediğini, işbu devir işleminden sonra, devir edilen şirkete Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan 02/08/2018 tarihli teftiş sebebi ile düzenlenen rapor doğrultusunda müvekkili kuruma idari para cezası kesildiğini ve 31.436,12 TL idari para cezası ödenmek zorunda kalındığını, yine devir tarihinden sonra aynı teftiş sebebiyle düzenlenen rapor doğrultusunda bu kez 3.555,00 TL tutarında idari para cezası kesildiğini ve neticede bu cezaları şirketin ödemek zorunda kaldığını, taraflar arasında borçların dağılımına ilişkin sözleşme akdedilirken, bu ödenen cezalara konu teftiş raporundan ve çıkması muhtemel cezalardan iyi niyet kurallarına aykırı şekilde bahsedilmediğini, müvekkilinin şirket hisselerini devir alırken, şirket kayıtlarını incelediğini ve devir aldığı tarih itibarı ile gerek kurumlardan gerekse şirket kayıtlarında bu teftiş raporlarına dair hiçbir kayıt bulunmadığından ve davalı tarafça bu konuda kendisine bildirimde de bulunulmadığından devir tarihi itibarıyla bildiği ve kabul ettiği değerler üzerinden hisseleri devir aldığını, eğer devir sözleşmesi akdedilirken müvekkiline 35.037,11 TL daha ileride ceza ödeneceği bilgisi ya da böyle bir olasılık bulunduğu bildirilse idi müvekkilinin ya hisseleri devir almaktan vazgeçeceğini ya da bu duruma göre hisselerin devir bedeli üzerinde pazarlığın farklı şekillerde yapılacağını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından talep edilen alacağın, müvekkilinin şirkette sorumluluğunun bulunduğu döneme ait olmadığını, müvekkilinin fiilen gerçekleştirdiği bir hukuki işlemden de kaynaklanmadığını ileri sürerek 35.037,11 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar vekili, müvekkilleri ile davacı arasında akdedilen 17/01/2019 tarihli sözleşme ile davacının.....Ticaret Ltd. Şti. hisselerini tüm aktif ve  pasifi ile devralındığını, pay devri sözleşmesinin yasal geçerlilik şekline uygun olarak noter huzurunda yapıldığını, pay devrinin tescil ve ilan edildiğini, Türk Ticaret Kanunu uyarınca şirkete ait borçların şirket tüzel kişiliğine ait olduğunu, 17/01/2019 tarihli  Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesinde davacının hisseleri tüm hak ve borçları ile devralmış olduğunun açıkça belirtildiğini, dava konusu idari para cezalarının sözleşmenin yapılmış olduğu tarih itibariyle tahakkuk etmediğini, bu açıdan müvekkillerinin, henüz tahakkuk etmemiş idari para cezalarını davacıya bildirilmesinin de mümkün olmadığını,  kaldı ki - hiçbir şekilde davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla - davacının, dava konusu idari para cezalarına karşı yasal süresi içerisinde itirazda bulunmadığını, idari  ya da  yargısal  yollara  başvurmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>           <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın, dava dışı ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.nin hisselerini davalılardan devir alan davacının, davalıların pay sahibi olduğu dönemde soruşturulmasına başlanılan idari soruşturma sonucunda şirkete kesilen 31.436,12 TL'nin ve 3.555,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi birlikte davalılardan tazminine ilişkin olduğu, dosya kapsamı uyarınca her ne kadar davacının iddiası kapsamında dava konusu idari para cezalarını doğuran olaylar devredenlerin hissedar olduğu döneme ait ise de devir tarihinde herhangi bir idari para cezasının tahakkuk etmediği, para cezasının kesileceğinin ya da miktarının kesin olarak devir edenlerce bilinemeyeceği, bunun bilinmesi gerektiği düşünülse dahi şirketin kendi tüzel kişiliğinin bulunduğu, davacının hisse devir alırken detaylı şekilde araştırma yapma yükümlülüğünün bulunduğu, pay devrine bakıldığında devir tarihinden önceki kredilerin ve muaccel olan alacakların davalılar tarafından ödeneceğinin belirtildiği, bunların miktarı ile dava konusu idari para cezası sonucu ödenecek miktar karşılaştırıldığında dava konusu para cezasından bahsedilmeyerek davacının zarar uğratılması kastıyla hareket edildiğini göstermeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekili, hisse devir işlemi yapılırken, davalılarca şirketin borçlarının dökümünün yapıldığını, beyan edilen bu borçların taraflar arasında paylaşıldığını ve müvekkilinin bu beyan edilen ve paylaşılan borçlara göre bir değerlendirme yaparak davalılardan şirket hisselerini devir aldığını ancak davalılar tarafından şirkete ait tüm borçların, iyi niyet kuralına aykırı şekilde müvekkiline bildirilmediğini, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan 02/08/2018 tarihli teftiş sebebi ile düzenlenen rapor doğrultusunda müvekkili kuruma idari para cezaları kesildiğini ve 31.436,12 TL ile 3.555,00 TL olarak idari para cezalarının ödenmek zorunda kalındığını, teftiş raporunun eski işyeri sahiplerince şirketin yönetildiği tarihe ilişkin olup işyeri çalışanlarının sigortalarının tam ve eksiksiz ödenmemesinden kaynaklı olarak düzenlenen bir ceza olduğunu, davalılarca, devir işlemi sırasında taraflar arasında borçların dağılımına ilişkin sözleşme akdedilirken bu ödenen cezalara konu teftiş raporundan ve çıkması muhtemel cezalardan iyi niyet kurallarına aykırı şekilde bahsedilmediğini ve müvekkilinin zarara uğramasına neden olunduğunu, müvekkilinin durumu bilseydi ya hisseleri devir almaktan vazgeçeceğini ya da bu duruma göre hisselerin devir bedeli üzerinde pazarlığı farklı şekillerde yapacağını,  Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından talep edilen alacağın davalıların şirketi yönettikleri süreç içerisindeki kusurlu davranışları sebebiyle düzenlenen teftiş raporuna istinaden gelen bir ceza olup bahse konu cezanın oluşumunda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kaldı ki müvekkilinin sorumlu olduğu hususu hiçbir şekilde kabul edilmemekle birlikte, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun 35 inci maddesine göre  devir tarihinden öncesine ait olup devir tarihinden sonra tahakkuk eden, doğan veya ortaya çıkan vergi ve prim borçlarından devreden kişiyle birlikte müteselsilen sorumlu olduklarının düzenlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde,Türk Ticaret Kanunu uyarınca şirkete ait borçların şirket tüzel kişiliğine ait olduğunu, 17/01/2019 tarihli  Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesinde davacının şirketi tüm hak ve borçları ile devralmış olduğu açıkça belirtildiğini, söz konusu devir ve mevzuat gereği davacının şirket tüzel kişiliğine ait borçlardan sorumlu olduğunu, dava konusu idari para cezalarının, sözleşmenin yapılmış olduğu 17/01/2019 tarihi itibariyle henüz tahakkuk etmediğini, devir tarihinde tahakkuk etmiş herhangi bir idari para cezası bulunmaması nedeniyle müvekkilleri tarafından idari para cezasının kesileceğinin ya da miktarının bilinmesi mümkün olmadığını, somut olayda limited şirketten  tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan bir amme alacağı bulunmadığından davacının müteselsil sorumluluğa ilişkin beyanlarının dayanaksız olduğunu beyanla davacının istinaf başvurusunun reddine karar verişmesini talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava,  dava dışı  .... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.nin hisselerini davalılardan devir alan davacının, davalıların pay sahibi olduğu dönemde soruşturulmasına başlanılan idari soruşturma sonucunda şirkete kesilen 31.436,12 TL'nin ve 3.555,00 TL'nin davalılardan tazminine ilişkindir.<br>Davacı taraf, davalılardan dava dışı şirketin hisselerini devraldığını ancak taraflar arasında şirkete ait borçların dağılımı yapılırken SGK tarafından kesilen idari para cezasına  konu teftiş raporundan söz edilmediğini, davalıların kötü niyetli olarak teftiş raporundan söz etmeyerek zarara uğramasına neden olduklarını, idari para cezasının oluşumunda müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davalıların sorumluluğunun bulunduğu döneme ait olduğunu ileri sürerek uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.<br>Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilince karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>Dosya kapsamı uyarınca dava dışı .... Tic. Ltd. Şti.nde davalılara ait hisseleri 17/01/2019 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davacının devraldığı, pay devirleri ile şirketin ortaklık yapısının tek ortaklı hale geldiği, davacının tek ortak olup ortaklıktan ayrılan davalıların müdürlük görevinin sona erdiği, davacının şirket müdürü olarak seçildiği, durumun ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiği anlaşılmaktadır.<br>TTK'nun 602/1. maddesi uyarınca \"Limited ortaklık, şirket borç ve yükümlülükleri dolayısıyla  sadece malvarlığıyla sorumludur\". Limited ortaklıkta temel kural ortakların, ortaklık borçlarından dolayı  herhangi bir sorumluluklarının olmamasıdır. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Sermaye borcunu tam olarak yerine getiren ortağın sorumluluğu sona ermektedir. Ancak bu hususta kamu borçları bakımından önemli bir istisna getirilmiştir. 6183 sayılı yasanın 35.maddesi uyarınca limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.<br>Davacı taraf, dava dilekçesinde davaya konu kamu borcunun dava dışı şirket tarafından ödendiğini belirtmekte olup dava dilekçesine ekli makbuzlardan da ödemenin dava dışı şirket adına yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, kamu borcunun asıl mükellefi dava dışı şirket olup borç da dava dışı şirket tarafından ödenmiştir. Zira eldeki davada, limited şirketten tahsil edilemediği için ortak sıfatıyla davacıdan kamu borcunun tahsil edildiği iddiası da bulunmamaktadır.<br>Öte yandan, dava, limited şirket müdürlerinin hukuki sorumluluğu hukuksal nedenine de  dayanmamaktadır.  Zira dava, dava dışı şirket tarafından açılmadığı gibi davacı ortak olmakla birlikte tazminatın dava dışı şirkete ödenmesini de talep etmemiştir.<br>Buna göre, somut olayda davacı tarafından yapılan bir ödeme bulunmadığından, davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş olmakla birlikte, mahkemece, aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ile yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>I-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353/1-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;<br>1-) Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,<br>2-) Yapılan yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,<br>3-) Alınması gereken  427,60 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken peşin alınan 598,35 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye kalan 170,75 TL'nin  karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, <br>4-) Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 5.956,30 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>5-) Yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00 TL arabuluculuk masrafının davacıdan alınarak  hazineye irat kaydına,<br>6-) Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak arta kalan kısmın kararın kesinleşmesine müteakiben ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,<br>II-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca peşin alınan istinaf karar harcının davacıya talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,<br>III-) Davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>IV-) Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a hükmü gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  <br> <br>\t\t\t\t<br>Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip<br>...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7bb4221f714fcb2","SID":"d708a03ed048fb7c"}}