{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t:  <br>KARAR NO\t:  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ... (...) <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: <br>TARİHİ\t\t:  <br>NUMARASI\t\t:  <br><br>ASIL DAVA<br>DAVACI (MÜTEVEFFA)\t: ...  -... <br>MİRASÇILARI\t: 1 -...  -...<br> \t: 2 -...  -... <br> \t: 3 -...   -...<br>VEKİLİ  \t: Av. ...<br>DAVALI\t: ...    -...<br>VEKİLİ  \t: Av. ...<br>DAVA\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br><br>BİRLEŞEN   .. E. SAYILI DAVA\t <br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLLERİ  \t: Av. ...<br>\tAv. ... <br>DAVALI\t: ... -  -...<br>VEKİLİ  \t: Av. ...<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 28/06/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/06/2024  <br>... Ticaret Mahkemesi'nin 08/01/2020 tarih, .... Esas ve... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;<br>TARAFLARIN  İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ <br>ASIL DAVA: Davacı vekili, müvekkil ... ve davalı ... dava dışı ...... Ltd Şti’nde %50 oranında paya sahibi olduklarını, davalının şirket müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili bulunduğunu, şirketi kötü yönettiğini, kredi kullanarak şirket mal varlıklarını ipotek ettiğini, şirketi borçlandırdığını, şirkete ait ...ve .... plakalı araçlar piyasa rayiçlerinin çok altındaki bedellerle şirket müdürünün çocuklarına devredildiğini, ortaklar genel kurulu kararları altında müvekkilinn sahte imzaları atılarak oybirliği ile karar alınmışçasına işlemler yapıldığını, ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasında, şirket müdürün haklı sebeple görevden alınması istemli davanın açıldığını, bu davada şirkete kayyım atandığını, atanan kayyımlarca görevlendirilen SMM tarafından hazırlanan raporda, şirketin ... firması ile kaydın 6736 sayılı kanunun 6/3 sayılı maddesine göre, olağandışı gider ve zararlar hesabına kaydedilerek hesabın kapatılarak mevcut alacağın kanunsuz olarak yok edildiğinin, yine ......l firması ile ilgili olarak şirket kayıtlarında mevcut sipariş avansın yine aynı yasa kapsamında diğer olağan dışı gider ve zararlar hesabına kaydedilerek hesabın kapatıldığının, mevcut alacağın tahsil edilmeden yok edildiğinin belirtildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’nin dava konusu haksız fiil işlem tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile ... Ltd Şti’ne ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili 02.05.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava değerini artırarak 940.866,52 TL’ye hükmedilmesini istemiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili, davacı iddiaların haksız olduğunu, şirketin üretim, stok, sipariş ve personel işlerinin davacı tarafından yürütüldüğünü, uyarılara rağmen yüksek ham madde ve mamul stokuyla çalışarak işletmeyi zarar ettirdiğini, şirketi zor durumda bırakmak için kredi verilmemesi talebiyle bankalara ihtar çektiğini, bunun da şirketin işleyişini zora soktuğunu, kredilerin alınması aşamasında kendi imzası bulunduğunu, bir çok kredi için davalı ... ve dava dışı Ayhan Demirkul'un mal varlıklarının ipotek edildiğini, aslen ...'in çocuklarına ait şirket araçlarının davacının bilgisi dahilinde vergi avantalarından yararlanmak için şirket adına tescil edildiğini, araçların masraf ve bakımlarının kendileri tarafından ödendiğini, yurt dışı firmalara iş avansı ödenmiş olması için bir EFT kaydı olması gerektiğini, gerçekte bu tür bir işlem yapılmadığını, 6376 sayılı yasadan yararlanılarak işlemlerin düzeltildiğini, yapılan işlemlerin şirketin yararına olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>BİRLEŞEN DAVADA:Davacı .... Ltd Şti vekili, davalının müvekkili şirketin müdürü olduğunu, şirket kayıtlarında davalının şirkete borcunun bulunduğunu, bu alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP : Asıl ve birleşen davanın davalı vekili, eldeki davanın asıl (.... E. Sayılı) dava dosyasıyla derdestlik söz konusu olduğunu, şirkete borçlu olmadığını, şirkete kayyum atanmasından sonra Bursa .... Noterliğinin...yevmiye sayılı ihtarı üzerine kasa hesabını açıklayan ....Noterliğinin...yevmiye sayılı cevabını gönderdiklerini, kasa eksiği bulunmadığını, bilakis 2.872,45.TL fazlalık bulunduğunu, davalının şirkete borçlu değil alacaklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br> İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ  ÖZETİ :İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; asıl davada ispat külfetinin davacı taraf üzerinde olduğu, her bir pay sahibinin şirketten bağımsız olarak doğrudan veya dolaylı zarar iddiasıyla sorumluluk davası açabileceği, sorumluluk davasında gerekmediği halde kredi kullanılarak şirketin lüzumsuz finasman maliyeti altına sokulduğu, mal varlıklarının ipotek edildiği, şirkete ait iki aracın müdürün çocuklarına düşük fiyatla devredildiği, sahte imzalarla genel kurul kararı düzenlendiği gibi iddialar söz konusu ise de, şirketteki temel sorunun “kazanma ve paylaşma” sorunu olmadığı, ortakların çocuklarının şirkette çalışmaya başlaması ve her birinin şirketten ne kadar yararlanacağı konusunun perde arkasından gündeme gelmesi uyumsuzluğun olduğu, bir gerçeği gizlemek veya haksız kazanç elde etmek gibi kötü niyetli bir amaca alet edilmemiş olmak kaydıyla şirketin kredi kullanması tek başına olumlu veya olumsuz değerlendirilemeyeceği, şirkete ait .... ve ...plakalı araçların düşük bedellerle şirket müdürünün oğullarına devredilmesi gösterilmişse de, birçok şirket ortağı, kendisinin veya ailesinin kullandığı aracı şirket adına satın alarak vergi/amortisman ayrıcalıklarından yararlanmak istediği, aracın bedelinin gerçekte kim tarafından ödendiği de kayıtlarda yer almadığı, ayrıca bu araçların bedellerinin .....Ltd Şti’nin şirketten olan alacağından düşüldüğü dikkate alınırsa şirketin zararından söz edilemeyeceği, kayıtlarda yurt dışı firmalarına yapılan sipariş avansı ödeme kaydının gerçek bir para gönderim sebebine dayanmadığı, fiktif kayıt olduğu, esasen bu paranın süreç içinde ortaklardan fiilen alınarak şirketin kabul edilmeyen giderlerine harcanan veya şirketin fabrika inşaatında kullanılan para olduğu, davalı şirket müdürlerinin şirketi kötü yönetmedikleri, şirketin kazanmaya ve kayıt dışı biçimde paylaşmaya devam ettiği kabul edildiği, bu olgulardan haberdar olan ve uzun süre sessiz kalan davacı ortağın bunları bildiği halde bilmiyormuş gibi yapması kabul edilemeyeceği, dürüstlük kuralına yakırı olduğu, birleşen dava hakkında hüküm tesisinin sehven unutulduğu, gerekçeli kararın yazımı sırasında fark edilen bu hatanın düzeltilemediği, artık bu hususun ya istinaf aşamasında ya da sonradan kanuna eklenen HMK 305/A maddesi uygulanarak çözülmesi mümkün olduğu gerekeçsiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Asıl ve birleşen davanın davalı vekilince, birleşen ......E. sayılı dava hakkında bir karar verilmediğini ileri sürerek HMK 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanmasını talep etmiş, ilk derece mahkemesinin 09/04/2021 tarihli ek kararıyla; hiç  hüküm kurulmayan birleşen dava için hükmün tamamlanması da mümkün görülmediğinden talebin reddine karar verilmiştir. <br>Bu kararlara karşı asıl davanın davacısı ..., birleşen davanın davacısı ... Ltd Şti vekili ile asıl ve birleşen davanın davalısı ... vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ <br>A-Asıl davanın davacısı ... vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket müdürünün şirketten verilen sipariş avansı adı altında tespit edilen yüklü miktarda alacağını tahsil edilmiş gibi muhasebeleştirdiğini, avans verilen yurt dışı menşeli şirketler ile davalının çocuklarının ortağı olduğu şirket arasında organik bağın bulunduğunu, ayrıca şirket adına satın alınan.... plakalı araçların rayiç değerinin altında davalının çocukları adına satış ve devrinin yapıldığını, bedelinin ise müvekkilin ortakları arasında olduğu ...Ltd Şti’nden virman yapılmak suretiyle ödendiğini, usulsüz işlemler nedeniyle şirketin vergi cezasına maruz kaldığını, mahkemenin değerlendirmesinin hukuki olmadığını, şirketin zarara uğratıldığının sabit olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>B-Asıl ve birleşen davanın davalısı ... vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; asıl davada ıslahla artılan kısım yönünden ileri sürülen zamanaşımı definin mahkemece değerlendirilmediğini, birleşen davayla ilgili hüküm ve gerekçe oluşturulmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>C-Birleşen davanın davacısı  ...Ltd Şti vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davayla ilgili hüküm verilmediğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Asıl dava, hukuki niteliği itibariyle, yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine; birleşen dava ise, davacı şirketin davalı ortağından alacaklı olduğu iddiasına dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, asıl davanın reddine karar verilmiş, karar asıl davanın davacısı ..., birleşen davanın davacısı ... Ltd Şti vekili ile asıl ve birleşen davanın davalısı ... vekili  tarafından istinaf edilmiştir. <br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Asıl davada; davacı, ortağı olduğu....Ltd Şti’nin müdürü olan davalı ...’in şirkete ait ...... plakalı araçları piyasa rayiçlerinin çok altındaki bedellerle çocukları .....’e satış ve devrini yaptığı, satış bedelinin de virman yapılmak suretiyle dava dışı ... Ltd Şti’nin hesabından mahsup edildiği,  şirketin yurt dışında mukim.... Ltd .firması ile ilgili olarak şirket kayıtlarında mevcut alacak kaydının, 6736 sayılı kanunun 6/3 sayılı maddesi kapsamında usulsüz olarak olağandışı gider ve zararlar hesabına kaydedilmek suretiyle mevcut alacağın tahsil edilmeden hesabın kapatıldığı, gereksiz kredi kullanılarak şirketin borçlandırıldığı, usulsüz işlemlerden dolayı şirket hakkında vergi cezası tahakkuk ettirildiği iddia edilmiş, davalı ise, davanın reddini savunmuş; birleşen davada ise, davacı şirketin alacaklı olduğu iddiasına dayalı olarak davalı ortaktan alacağın tahsili istenmiştir.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, asıl dava hakkında gerekçe ve hüküm tesis edilmişse de, karar başlığında gösterilen birleştirilen dava hakkında gerekçe ve hüküm kurulmadan karar verildiği görülmektedir.  Asıl ve birleşen davalar ayrı ayrı davalar olup, her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir.  Bu durumda, birleşen dava hakkında, tarafların iddia ve savunmaları da dahil olmak üzere kararın hangi sebep ya da sebeplerle verildiğine ilişkin açıklama ve gerekçe içermek suretiyle hüküm kurulması gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. <br>Asıl dava yönünden ise; davacı pay sahibi ortağın yerel mahkeme kararı sonrası 23/11/2021 tarihinde vefat ettiği, ortaklık paylarının intikal ettiği mirasçılarının eldeki davaya muvafakat ettiği, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 644/1-a maddesi atfı nedeniyle limited şirketler yönünden de uygulanması gereken anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK 553. maddesinde kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hemde şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları düzenlendiği, nitekim hem 553, hem 555’inci madde gerekçelerinde de, doğrudan-dolaylı zarar ayrımı yapılmış; şirketin uğradığı zararın tazminini şirket yanında tazminat şirkete ödenmek üzere pay sahiplerinin de isteyebileceği, pay sahibinin ve şirket alacaklısının doğrudan zararların tazminini talep hakkı da bulunduğu, şirketin zarara uğradığı hallerde şirket yanında pay sahipleri de tazminatın yine şirkete ödenmesini istemeleri şartıyla dava açma hakkına sahip olduğu anlaşılmaktadır.<br>İlk derece mahkemesince, davacı ortağın iddialarına konu olgulardan haberdar olduğu halde uzun süre sessiz kaldığından dolayı TMK m.2 dürüstlük kuralı çerçevesinde asıl davanın reddine karar verilmişse de, davacı ortağın şirketin doğrudan zararını şirkete ödenmesini talep ettiği ve haksız fiilin mağduru doğrudan şirket olduğu göz önüne alındığında bu gerekçeye dayalı karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Öte yandan, dava konusu zararlandırıcı eylem ve işlemlerden dolayı şirketin herhangi bir zararının bulunmadığı da belirtilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de, dava konusu iddialara dayalı olarak davalı ...'in Bursa 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/376 E. 2023/463 K. Sayılı kararıyla hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma  suçundan mahkumiyetine karar verildiği,  anlaşılmaktadır.<br>TBK m. 74  \"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz\" hükmünü amirdir.<br>Bu açık hüküm karşısında ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (YHGK., 10.01.1975 tarih, 1971/T-406 Esas, 1975/1 Karar; 23.01.1985 tarih, 1983/10-372 Esas, 1985/21 Karar; 27.04.2011 tarih, 2011/17-50 Esas, 2011/231 Karar; 03.04.2013 tarih, 2012/19-873 Esas, 2013/433 Karar). <br>Hukuk yargılaması usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik (illiyet) bağını tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi bir engel oluşturmaz (ÇENBERCİ Mustafa, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, Ankara 1965, s. 22 vd.; ayrıca YHGK., 16.09.1981 tarih, 1979/1-131 Esas, 1981/587 Karar; 27.04.2011 tarih, 2011/17-50 Esas, 2011/231 Karar; 03.04.2013 tarih, 2012/19-873 Esas, 2013/433 Karar).<br>Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. <br>Bu durumda ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının TBK m. 74 uyarınca hukuk hâkimini bağlayacağı gözetilerek, söz konusu ceza davasının sonucunun kesinleşip kesinleşmediği sorularak kesinleşmediğinin tespiti halinde HMK m. 165/1 uyarınca bekletici mesele yapılması gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. <br>Açıklanan bu nedenlerle kararı istinaf eden taraflar vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1.a.4-6 maddesi uyarınca, kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına  karar verilmesi görüşündeyim.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; <br>Taraf vekillerinin  istinaf kanun yoluna  başvurularının KABULÜ ile;  <br>1-Bursa ..... Ticaret Mahkemesinin 08.01.2020 tarihli ... Esas, ...Karar sayılı  kararının KALDIRILMASINA,    <br>2-HMK 353/1-a-4-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, <br>3-Taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, peşin  alınan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine, <br>4-Yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince verilecek esas karar ile birlikte dikkate alınmasına,   <br>5-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi.  28/06/2024 <br><br>\t\t\t\t<br>.Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip<br>...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dec4561f91fbe6cc","SID":"c5e9a0cdf88134b2"}}