{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/2359 <br>KARAR NO: 2025/573<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/04/2021<br>NUMARASI: 2019/413 Esas, 2021/339 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 03/06/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için davacı yüklenici tarafından başlatılan icra takibine davalı iş sahibi  tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair  verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; davacının, davalı firma tarafından faturadan kaynaklı alacaklı olduğunu, 13.05.2019 tarihli 354.000,00 TL bedelli faturanın davalı borçlu tarafından alındığını ve kısmi ödeme yapıldığını, ancak kalan bakiye kısmın ödemediğini, davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından açılan takibe haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz edildiğini belirterek; itirazın iptaline, davalının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacının, davalı şirket tarafından işletilen “...” isimli işletmenin elektrik işlerini ile inşaat işlerini yapmayı üstlendiğini,  sürekli olarak yapılan her işte sorunlar oluştuğunu, bu hususun defaatle davalı şirket’e gerek yazılı gerekse de sözlü olarak bildirildiğini, yapılan onca uyarıya rağmen davalı şirketin göstermesi gereken dikkat ve özeni hiçbir şekilde göstermediğini, işletmenin açılışına 3 gün kala işlerin belirlenen tarihte bitirilemeyeceğinin anlaşıldığını, açılışını yapacağı tarihi tüm mecralarda duyuran davalı şirketin, eksik ve ayıplı işlerini düzeltmek ve tamamlatmak için 3. bir kişi ile anlaşmak zorunda kaldığını,  davacı tarafından davalıya13.05.2019 tarihli  faturanın gönderildiğini, davacı şirket tarafından yapılmayan işlerin bedelleri hesaplanarak 14.05.2019 tarihinde A seri ... sıra numaralı iade faturası düzenlenerek; davalı  yüklenici şirketin ticaret sicil kayıtlarında yer alan adresine gönderildiğini, herhangi bir adres değişikliği söz konusu olmamasına rağmen faturanın iade edildiğini, ayrıca yapılan ayıplı işlerin düzeltilmesi için Beşiktaş ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 21.10.2019 tarihli ihtarnamenin davalı şirket'in ticaret sicil adresi gönderildiğini ancak iade edildiğini, davalı şirketin gerek icra takibinde gerekse de huzurdaki davada aslında hiç yapmadığı ve bu nedenle de müvekkilleri şirket tarafından 3. bir kişiye yaptırılan işlerin bedelini istediğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 13/04/2021 tarihli  karar ile; Taraflar arasında faturaya dayalı  ticari ilişki bulunduğu, tarafların  ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde; davacı tarafından davalı iş sahibine  kesilen  13/05/2019 tarihli 354.000,00 TL bedelli  faturanın; tarafların defterinde kayıtlı olduğu, itirazın iptali davasına konu alacağın 13/05/2019 tarihli 354.000,00 TL bedelli  faturanın ödenmeyen bakiyesinden kaynaklandığı, davacı yüklenicinin ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 56.333,20 TL bakiye alacağının bulunduğu, davacı ve davalı tarafın incelenen ticari defter kayıtlarına ve davalının kabulüne göre davalı tarafın faturaya ilişkin olarak kısmi ödeme yaptığı,  bilindiği üzere kısmi ödeme malın ya da hizmetin alındığına karine teşkil edeceği, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2007/2400 Esas, 2007/7281 Karar sayılı 09/07/2007 tarihli emsal içtihadı)  davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz etmesi gerektiği, ispat yükünün davalı tarafta olduğu, taraf defterleri arasındaki farkın davalı şirket tarafından düzenlenen 14/05/2019 tarihli A seri ... seri numaralı 56.333,00 TL \"fiyat farkı\" açıklamalı iade faturasından kaynaklandığı, söz konusu iade faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı ve davalı tarafın iade faturasının tebliğ edildiğini ispatlayamadığı,  davalı tarafça eksik işlerin başka firmaya yaptırıldığı ve buna ilişkin faturaların sunulduğunu belirtmişse de söz konusu faturaların davalı tarafça iddia edilen eksikliklerin başka firma tarafından giderildiğine ilişkin ispata yarar delil niteliğinde olmadığı, ayrıca davalı tarafça ayıp ihbarının yapılmadığı da  anlaşılmakla davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz edemediği,  bu haliyle davacı taraf takip konusu bakiye fatura alacağından  dolayı davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiği,  düzenlenen uzman bilirkişi raporlarının  da mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle davacı tarafın davalıdan takip konusu bakiye fatura alacağından  kaynaklanan 56.333,00 TL alacağının bulunduğu gerekçesi ile; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yönelik borçlu davalı tarafından yapılan itirazın  iptaline,  alacağın likit olması nedeniyle davalı aleyhine hükmolunan asıl alacağın %20'si (11.267,00-TL) oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile;  gerekçeli kararda atıf yapılan 02.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda yer alan hususların hükme mesnet teşkil edemeyeceğini, davacının bir önce talimat ile alınan bilirkişi raporu ile davalı kayıtlarının incelenmesi sonucu alınan bilirkişi raporuna itiraz etmediğini,  yeni rapor alınması için de kendisine verilen kesin sürede de bilirkişi ücretini yatırmadığını, bilirkişi ücretinin 2 haftalık kesin sürede yatırması gerektiği aksi halde, bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının davacı vekiline bildirildiği,  davacının tamamlamadığı işlerin için anlaştıkları 3. kişinin davalı şirkete yapılması gereken işler ile ilgili olarak hazırladığı  raporu davacı şirke e mail kanalıyla ile gönderdiklerini, davacı şirketin ise gönderilen bu rapora “yorumumuz bulunmamaktadır.” şeklinde dönüş yaptığını,  davalı şirket  kayıtları bilirkişi tarafından incelenmiş olup, takip tarihi olan 09.07.2019 tarihi itibari ile davalı şirketin, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edildiğini,  davacının, kendisine gönderilen iade faturasını, taraflar arasındaki yazışmalara rağmen kayıtlarına işlemediğini,  davacının ticaret sicil adresinde fiilen olmadığının açık olduğunu, bu hususun hem gönderilen iade faturasının iade edilmesi, ihtarnamenin tebliğ edilememesi, hem de bilirkişi tarafından habersiz olarak adrese gidildiğinde ilgili adreste bulunmadıklarını tespit etmesi ile ispatlandığını, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden   kaynaklanmaktadır. Davalı yan yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Taraflar arasında  eser sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. Somut olayda davacı yüklenici, davalıya ait ... adlı iş yerindeki elektrik ve inşaat işlerinin yapımı konusunda davalı iş sahibi ile anlaştıklarını, yaptığı işe karşılık  13.05.2019 tarihinde 354.000,00 TL lik fatura kestiğini, davalı yanın bu faturanın bir kısmını ödediğini ancak 56.333,00 TL sini ödemediğini,  bu nedenle başlattığı icra takibine itiraz ettiğini belirterek; itirazın kaldırılmasını talep ve dava etmiş,  davalı yan ise  eksik ve ayıplı işler olduğunu bu nedenle bu işleri 3. Kişiye yaptırıp, düzelttiğini, eksik işlerin bedelini hesaplayarak davacı yana iade faturası gönderdiklerini, daha sonrada ihtar gönderdiklerini belirterek; davanın reddini talep etmiş, mahkemece,  tarafların  ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde; davacı tarafından davalı iş sahibine  kesilen  13/05/2019 tarihli 354.000,00 TL bedelli  faturanın; tarafların defterinde kayıtlı olduğu,  davacı yüklenicinin ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 56.333,20 TL bakiye alacağının bulunduğu, davacı ve davalı tarafın incelenen ticari defter kayıtlarına ve davalının kabulüne göre davalı tarafın faturaya ilişkin olarak kısmi ödeme yaptığı,  bilindiği üzere kısmi ödeme malın ya da hizmetin alındığına karine teşkil edeceği, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2007/2400 Esas, 2007/7281 Karar sayılı 09/07/2007 tarihli emsal içtihadı)  davalı tarafça borcu bulunmadığı hususunda ispata yarar delil ibraz etmesi gerektiği, ispat yükünün davalı tarafta olduğu, taraf defterleri arasındaki farkın davalı şirket tarafından düzenlenen 14/05/2019 tarihli A seri ... seri numaralı 56.333,00 TL \"fiyat farkı\" açıklamalı iade faturasından kaynaklandığı, söz konusu iade faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı ve davalı tarafın iade faturasının tebliğ edildiğini ispatlayamadığı,  davalı tarafça eksik işlerin başka firmaya yaptırıldığı ve buna ilişkin faturaların sunulduğunu belirtmişse de söz konusu faturaların davalı tarafça iddia edilen eksikliklerin başka firma tarafından giderildiğine ilişkin ispata yarar delil niteliğinde olmadığı, ayrıca davalı tarafça ayıp ihbarının yapılmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinde, davalı yan davacının işi eksik yaptığı ve işin ayıplı olduğunu iddia ederek; iade faturası düzenlediğini iddia etmiş ise de davaya konu faturanın düzenlenme tarihinin 13.05.2019 tarihi olduğu nazara alındığında, davalı yanın dosyaya eksik ve ayıplı işler ile ilgili herhangi tespit raporu, taraflar arasında iş yerinde düzenlenmiş tutanak sunmadığı, ihtarı ise  iş bu dava açıldıktan sonra  21.10.2019 tarihinde gönderdiği,  mail yazışmaları ile eksik ve ayıplı işi bildirdiğini beyan etmiş ise de dosyada bulunan 11.04.2019 tarihli ... ve ... arasındaki yazışmaların içeriğinde ayıp veya eksik işe dair herhangi ibare bulunmadığı dolayısı ile davalı yan tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı, eksik işlere dair yapılmış bir tespitte bulunmadığı anlaşıldığından; Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/04/2021 tarih ve 2019/413 Esas, 2021/339 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 3.848,11 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 892,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.956,08 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e54940811e52e0b","SID":"952786840e956df9"}}