{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/2369 <br>KARAR NO: 2025/526<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/06/2021<br>NUMARASI: 2018/547 Esas, 2021/611 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 21/05/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan itiraz iptaline talebine ilişkin olup; mahkemece davanın iş bedeli ve cezai şart talebi açısından açılmamış sayılmasına , diğer kısmın kabulüne  dair verilen karara taraf vekillerince  istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili; müvekkil şirketle davalı şirket “... Geliştirme Projesinin Yapılmasına Dair” 17 Kasım 2013 tarihinde toplam mali tutarı 2.972.446. ABD Doları olan sözleşme yaptıklarını ,  davalı şirket yönetiminin “4 ay için de yetiştirmeliyiz, siz yazılı sözleşmenin imzalanmasını beklemeyin hemen başlayın” demeleri üzerine 2013 yılı Ekim ayında inşaat işlerine hemen başlayan mü vekkil şirket,bu sözleşmeye dayanarak kendi sorumluluğunda olan inşaat işlerini; özellik ve öncelikle beton kazık çakma işlerini süratle yapmış ve toplamda 489.000.-ABD Doları tutarında iş bitirdiğini, aradan yaklaşık 2,5 aylık süre geçtikten sonra davalı şirket 23 Aralık 2013 tarihinde göndermiş olduğu elektronik posta (e-mail) ile hiçbir gerekçe göstermeden inşaat işlerinin derhal durdurulması emrini verdiğini, tabiatıyla müvekkil şirket de bu talimata uyarak işleri durdurduğunu, anılan tutarda iş ve imalatın yapıldığı konusunda taraflar arasında ihtilaf  olmadığını, müvekkil şirket, hukukun temel ilkelerinden olan“Sözleşmeye Güven” ilkesi gereğince sözleşmeye ve davalı şirkete güvenerek çok ciddi harcamalar yapmış ve iflasın eşiğine geldiğini, bugüne kadar sözleşme ye göre önden alması gereken avansa, yapmış olduğu iş ve imalata mahsup edilecek tek kuruşluk bir ödeme yapılmadığını, müvekkil öz sermayesini bu işe sarfetmiş, piyasaya borcunu ödemek için değerli varlıklarını elden çıkarmak zorunda kaldığını, müvekkil şirket elindeki öz sermayesi ve değerli varlıklarını davalı şirketin kurbanı olarak inşaat sahasına gömmek zorunda kalmakla, hem bu işten elde edeceği kardan mahrum kaldığı, hem bu para ve varlıkları elinde olsaydı yapacağı başka inşaat işlerinden elde edeceği kar dan mahrum kaldığını,  davalı şirket, sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle müvekkil şirketin; 489.000.-ABD Doları alacağını, sözleşmeden ve uluslararası ticaret hukukundan doğan sözleşme tutarı olan 2.972.446. ABD Dolarının %25 i kadar yani 743.111,5 ABD doları cezai şartı, uğradığı zararlar ve mahrum kaldığımız karların toplamından oluşan menfi ve müspet zararımızın tamamından sorumlu olduğunu, öncelikle taraflar arasında ihtilaf bulunmayan ve tasfiye sözleşmesiyle belgelenmiş olan müvekkil şirketin davalı şirketin işlerine harcadığı ve taraflarına ödenmeyen 189.000 ABD Doları alacağımızın Türk Lirası karşılığı olan 740.880.-TL sını  temerrüde kadar yasal faiziyle, davalı tarafın temerrüt tarihi olan 23 Kasım 2017 tarihinden sonra ise işle yen temerrüt faiziyle birlikte tarafımıza ödenmesine, müvekkille davalı arasında yapılan 17 Kasım 2013 tarihli Downtown Erbil Geliştirme Projesinin Yapılmasına dair İnşaat Sözleşmesinin haksız, kötüniyetli ve tek taraflı olarak feshedilmesi ve faaliyetleri nin durdurulması sebebiyle; sözleşme bedeli olan 2.972.446 ABD Doları üze rinden % 25'i tutarının yani 743.111,5 ABD Doları cezai şartın tarafımıza ödenmesine, müvekkil şirketin uğramış olduğu, mahkemece tayin edilecek bilirkişilerce hesaplanacak müsbet ve menfi zararların belirlenerek, temerrüt tarihi olan 23 Kasım 2017 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak tarafımıza  ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili  01/07/2019 tarihli dilekçesi ile , dava dilekçesini tamamen ıslah ettiklerini belirterek, davacının 189.000 USD alacağının 3095 sayılı kanunun yabancı para borcunda faiz ile ilgili 4/a maddesi gereğince temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte, tahsil tarihindeki döviz kuru üzerinden davalıdan tahsili ile ödenmesi talep etmiştir. Davalı vekili , ’... Geliştirme Projesi’nin Yapımına Dair’’ 19 Kasım 2013 başlangıç tarihli sözleşmenin tarafı davacı şirket değil; merkezi Irak olan ... unvanlı başkaca bir şirket olduğunu, hal böyle olunca da sözleşmenin tarafı olmayan davacı tarafından ikame edilmiş bulunan huzurdaki davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, davaya esas teşkil eden icra dosyasında müvekkile yöneltilen takip miktarı 489.000 ABD Doları iken davacının dava/talep dilekçesinin “sonuç ve istem” başlıklı kısmında bu miktar üzerinden icra inkar tazminatı talep etmemiş olması nedeniyle bu hususta davacı lehine ayrıca karar verilmesine yer olmayacağını, davacının sözleşmenin sözde haksız feshinden dolayı sözleşme bedelinin %25'ine tekabül eden 743.111,5 ABD Doları cezai şart olarak istemiş olması kabul edilebilir bir durum olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan anlaşma metninde cezai şarta ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, davacının kendi takdiri ile belirlediği/uygun bulduğu cezai şart isteminin de hukuki bir dayanağının olmadığını ve bu anlamda cezai şart isteminin de yersiz olduğunu, davacının, iş bu davada davacı sıfatı bulunmadığını belirterek  davanın reddini, Usule ilişkin itirazlarımız göz önünde bulundurularak davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine; aksi kanaatte olması halinde, davacı tarafından hukuki dayanaktan yoksun şekilde açılmış bulunan davanın esastan reddine; karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece , davacı vekilince alacak iddiası, dava dilekçesinde ve aşamalarda, taraflar arasında ... Geliştirme Projesinin Yapılması yönünde mutabakata varıldığı, sonrasında anılan iş kapsamında davacı tarafa ödeme yapılmadığı,  sözleşmenin haksız ve kötü niyetle tek taraflı olarak feshedildiği ve davalı şirketin, 21 Ekim 2016 tarihinde  davacıya “Tasfiye Anlaşması” teklif ederek anılan iş kapsamındaki bütün hak, sorumluluk ve alacaklarından feragat etmek a 189.000.- ABD Doları ödemek istediği, davacı şirketin bu teklifi, içinde bulunduğu maddi sıkıntıdan dolayı zorunlu olarak kabul ettiği, anılan yazılı teklifin taraflarca imzalanmasında sonra, hiçbir ödeme yapılmadığı gibi davacı tarafa yeni bir “Tasfiye Anlaşması”yla gelen davalının, bu defa da 110.000.-ABD Doları ödemeyi teklif ettiği, imzalayıp davacı tarafa  gönderdiği, fakat bu defa davacı şirketin sözleşmeyi imzalamadığı, davalının tasfiye anlaşması ile 189.000 USD ödemeyi kabul ettiği iddialarına dayandığı Dava dilekçesi içeriğindeki çelişkili anlatımlar ve talep sonucu D bendi yönünden tutar gösterilmemiş olması, bundan  başka dosyada harca ilişkin de eksik bulunması nedeniyle  Mahkememizin 13/03/2019 tarihli celsesinde davacı vekilince, talep sonucuna ilişkin tereddüdü gidermesi, davaya konu itirazın hangi tutar üzerinden iptalini talep ettiği, söz konusu 300.000 USD alacağın takip kapsamındaki alacaklardan olup olmadığı, ayrıca tahsilini isteyip istemediğini açıklaması ve  talep sonucu D bendindeki talepleri yönünden HMK 107. maddesi gereği asgari bir tutar belirterek talep sonucu açıklaması için 1 hafta kesin süre verilmesine, davacı vekilince talep sonucu açıklanınca harç eksikliği konusunda ara karar oluşturulmasına dair karar verildiği, Anılan ara kararına istinaden, davacı vekilince sunulan 20/03/2019 tarihli beyan dilekçesi ile, davayı 189.000. ABD doları bedel üzerinden devam ettirdikleri, dava dilekçelerinin \"Netice Ve Talep\" kısmı  nın \"A\" bendindeki taleplerinin aynen baki olup \"davalı taraftan 189.000.- ABD Doları alacağın Türk Lirası karşılığı olan 740.880.-TL sını temerrü de kadar yasal faiziyle, davalı tarafın temerrüt tarihi olan 23 Kasım 2017 tarihinden sonra işleyen temerrüt faiziyle birlikte  ödenmesine, davalı borçlunun haksız itirazı nedeniyle %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine\" dair taleplerinin tekrar ettikleri, dava dilekçelerinin \"Netice Ve Talep\" kısmının B,C ve D bentlerindeki taleplerini atiye terk ettiklerini beyan ettiği  Davacı vekilince davaya konu bir kısım taleplerin atiye brakılması üzerine, davalı vekilince 03/07/2019 tarihli celsede davanın geri alınmasına açık rızalarının bulunmadığı bildirilmiş olmakla aynı celsede Mahkememizce davacı vekiline dava dilekçesindeki 300.000 USD ve 743.111,50 USD  yönünden eksik harcı yatırması ihtar olunmuş, sonuçları hatırlatılmış davacı vekilince süresi içinde harç yatırılmadığı , bu gelişme üzerine sonraki celse olan 11/12/2019 tarihli celsede davalı vekilinden sorılmuş, davalı vekilince davaya konu 300.000,00 USD ve 743.111,50 USD alacak iddiası yönünden davayı takip etmedikleri ve Mahkemece belirlenen harcı yatırmayacaklerı beyan ettikleri,Aynı celse, Mahkemece   davaya konu edilen 300.000 USD ve 743.111,50 USD alacak yönünden dosyanın harca ilişkin  eksiklik tamamlanana kadar işlemden kaldırılmasına dair karar verildiği, süresi içinde harca ilişkin eksiklilk tamamlanmamış olmakla davaya konu taleplerden 300.000 USD ve 743.111,50 USD alacak iddiası yönünden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verildiği, Yargılamasına devam olunan 189.000 USD alacak iddiası yönünden ise davacı vekilince başta itirazın iptali talep olunmuş ise de Mahkememize sunulan 01/07/2019 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesini tamamen ıslah ettiklerini belirterek, davacının 189.000 USD alacağının 3095 sayılı kanunun yabancı para borcunda faiz ile ilgili 4/a maddesi gereğince temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte, tahsil tarihindeki döviz kuru üzerinden davalıdan tahsili ile ödenmesi talep olunduğu , bu talebe ilişkin olarak da eksik harç ikmal edilmiş olmakla, davaya konu alacak iddiası, ıslah dilekçesindeki talep çerçecesinde değerlendirildiği, Bu alacak iddiası yönünden, davacı vekilince 21/10/2016 tarihli \"Contract Close-Out Letter\" başlıklı belgeye dayanılmış, anılan belge içeriğinde tarafların mutabakata vardıkları iddia edilmiştir. Aslı Mahkememiz kasasına alınan, dosyada sureti ve tercümesi bulunan anılan belgenin tetkikinde, belge üzerinde davacı şirkete ait imza, davalı şirkete ait de kaşe ve bir paraf bulunduğu belirlendiği , davalı vekilince ise cevap dilekçesinde ve aşamalarda, anılan belgenin taraflarınca imzalanmadığı ileri sürüldüğü, Davacı tarafça sunulan 21.10.2016 tarihli bu belgedeki imzanın davalı vekilince inkar edilmesi nedeniyle Mahkemece davalının isticvabına dair karar verilmiş , Mahkemenin 24.03.2021 tarhli celsesinde davalı şirket yetkilisince \" bana göstermiş olduğunuz belge altındaki sol taraftaki parafın kime ait olduğunu bilemiyorum kaşe  bizim şirketin kaşesidir, duruşmaya gelmeden önce de şirket içinde parafın kime ait olabileceği yönünde bir araştırma yaptım kime ait olabileceğini belirleyemedik , bizim şirkette imza ve paraf farklı amaçlarla kullanılır şöyle ki paraf bazen bir belgeyi bir kimsenin gördüğü anlamında bazen o belgeyi aldığı anlamında atılır, bazen de imzaya sunmak amaçlı paraf atılır, bana göstermiş olduğunuz parafın bizim  şirketten yetkili birinin atıp atmadığını bilmiyorum, bana göstermiş olduğunuz belge bizim şirkete ne suretle ulaştı bilemiyorum şirkette çok yetkili var birde 2016 yılında ben yetkili değildim \"şeklinde beyanda bulunduğu, Davalı vekilince ise cevap dilekçesinde ve aşamalarda, tarafların 31.07.2017 tarihli ve yine \"Contract Close-Out Letter\" başlıklı belge üzerinde mutabakata vardıkları ve davalı şirketin anılan bu tarihli belgede imzasının bulunduğu ileri sürüldüğü ,  ne var ki \"Contract Close-Out Letter\" başlıklı 31.07.2017 tarihli belgede davacı tarafa ait herhangi bir imza, kaşe yer almadığı gibi, dava dilekçesinde davacı vekilince, anılan teklifin kendilerince kabul edilmediği, o belgenin taraflarınca imzalanmamış olduğu beyan edildiği, Esasen her iki taraf vekilince suretleri sunulan, iddia ve savunmalarına dayanak yapılan  ve taraflar arasındaki ilişkinin tasfiyesine ilişkin olup \"Contract Close-Out Letter\" başlığı taşıyan belge, içerik itibariyle birbirinin tamamen aynı olup, tek farkın belge içindeki tutara ve belge tarihine ilişkin olduğunun görüldüğü ,  Şöyle ki, davacı tarafça dayanılan ve altındaki parafı davalı tarafça inkar edilen  \"Contract Close-Out Letter\" başlıklı belge içeriğinde  \"Taraflar (..) ...'un Sözleşme kapsamında işbu sözleşme kapanış yazısının tarihine kadar tahakkuk etmiş olan ve almaya hakkı bulunan ödemelerin 189.000 ABD Doları tutarında olduğunu (..) kabul ve ikrar etmektedir.\" ifadesi yer aldığı , buna karşın davalı tarafa dayanılan ve davacı tarafça inkar edilen ve imzası bulunmayan \"Contract Close-Out Letter\" başlıklı belgede ise aynı metin yer almakta olup tutarın 110.000 ABD doları olduğunun belirlendiği Buradan hareketle tarafların en az 110.000 USD yönünden aralarında mutabakat bulunduğu, fazlaya ilişkin alacak iddiasını, davacının ispat külfeti altında bulunduğu değerlendirilmiş, alacağın dayanağı yaptıkları belge altındaki parafın davalı tarafça inkar edilmesi nedeniyle, Mahkemece 24.03.2021 tarihli celsesinde davacı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmayacakları sorulduğu , davacı vekilince yemin deliline dayanmayacakları bildirildiği, Gelinen aşama itibariyle \"Contract Close-Out Letter\" başlıklı tasfiye anlaşması kapsamında, davalının davacıya 110.000 USD ödemeyi kabul ettiği kanaatiyle anılan tutar yönünden, davanın kabulüne dair karar vermek gerektiği . mutabakata varılan tasfiye anlaşması tutarının 189.000 USD olduğunun ise, davacı tarafça usulüne uygun olarak ispat olunamadığı kanaatine varıldığı, Davalı tarafça savunmalarında, koşullu bir anlaşmaya varıldığı, davacı tarafça zararının belgelendirilmesi gerektiği, aksi durumda herhangi bir tazmin sorumluluklarının bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, alacak iddiasına dayanak \"Contract Close-Out Letter\" başlıklı belge içeriğinde, herhangi bir koşuldan söz edilmediği, bilakis bir tespit mahiyetinde, ...'un Sözleşme kapsamında işbu sözleşme kapanış yazısının tarihine kadar tahakkuk etmiş olan ve almaya hakkı bulunan ödemelerin 110.00 ABD Doları -189.000 ABD Doları tutarında olduğunun sözleşmenin ve davanın taraflarınca kabul edildiği belirlenmiş olduğu , davalı tarafın aksi yöndeki savumalarına itibar edilmediği, Davacı tarafça dava öncesinde Bakırköy ... Noterliğinin 16.11.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı tarafa 10 gün süre verilerek alacağının ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin 23.11.2017 tarihinde davalı tarafa tebliğ olunarak 10 günün bitimi ile davalının 05.12.2017 tarihi itibaryle temerrüde düştüğü belirlendiği belirtilerek ,Davaya konu 300.000 USD iş bedeli ve 743.111,50 USD ceza şart istemi yönünden davanın açılmamış sayılmasına, Davacının 189.000 USD'nin tahsili istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile, 110.000 USD'nin, 05/12/2017 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında , redde dair kısım için istinaf yoluna müracaat ettiklerini , davalı 23.12.2013 tarihli mail ile inşaat işlerini durdurduğunu , yıllar sonra davalının tasfiye anlaşması teklif ettiğini , 189.000,00 USD bedelli tasfiye anlaşmasında müvekkili ile dava dışı ... arasında imzalanan 21.10.2016 tarihli tasfiye anlaşması , dava dışı şirketin projenin durdurulmasından dolayı doğan zararına karşılık belgelendirilmesi kaydıyla 189.000,00 USD'nin ödenmesine ilişkin şartlı prensip anlaşması olduğunu , bu anlaşmayı kabul  ederek imzalandığını , müvekkilinin alacağının tahakkuk ettiğini , davalının hazırlayıp müvekkiline verdiğini , bunun maille ortaya çıkacağını , parafın inkar edilmesi ile davalı vekilinin isticvap beyanının çeliştiğini , açılmamış sayılan kısım için müvekkilinin aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini , davanın ıslah edildiğini ,ilk dilekçenin hiç verilmemiş sayıldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafında , davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini , vekile açıkça yetki verilmemiş ise davanın tamamını ıslah edemeyeceğini , yemin teklif edemeyeceğini , vekaletnamede davacı vekilinin tamamen ıslaha dair yetkisi olmadığını , bu sebeple davanın reddi gerektiğini , davacı tarafça dayanılmayan delilin davacı lehine yorumlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu , davacının dayanmadığı hatta inkar ettiği bir delile dayanarak hak elde etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu , mahkemenin kısmen kabul kararının hatalı olduğunu , davalının 110.000,00 USD ödemeyi hiç bir zaman kabul etmediğini , davacı tarafında bu belgeyi kabul etmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasında Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olup , davacı yüklenici , davalı iş sahibidir.Davacı vekili dava dilekçesinde  , müvekkilinin davalı şirket ile 17.11.2013 tarihli ... Projesine Dair sözleşme imzaladığını , davalının bir an önce başlayın , sözleşme imzalamayın , 4 ay da işi yetiştireceğiz demesi sebebiyle davacının Ekim 2013 tarihinde işe başlayıp beton kazık işlerini yaptığını , davalının 2,5 ay sonra 23.12.2013 tarihinde  sebepsiz olarak maille işi durdurma talimatı vermesi üzerine müvekkilinin işi durdurduğunu ,  öncelikle taraflar arasında ihtilaf bulunmayan ve tasfiye sözleşmesiyle belgelenmiş olan müvekkil şirketin davalı şirketin işlerine harcadığı ve taraflarına ödenmeyen 189.000 ABD Doları alacağımızın Türk Lirası karşılığı olan 740.880.-TL sını  temerrüde kadar yasal faiziyle, davalı tarafın temerrüt tarihi olan 23 Kasım 2017 tarihinden sonra ise işle yen temerrüt faiziyle birlikte tarafımıza ödenmesine, imalat için şirketçe harcanan 300.000,00 USD faiziyle tahsilini ,  müvekkille davalı arasında yapılan 17 Kasım 2013 tarihli ... Geliştirme Projesinin Yapılmasına dair İnşaat Sözleşmesinin haksız, kötüniyetli ve tek taraflı olarak feshedilmesi ve faaliyetleri nin durdurulması sebebiyle; sözleşme bedeli olan 2.972.446 ABD Doları üze rinden % 25'i tutarının yani 743.111,5 ABD Doları cezai şartın tarafımıza ödenmesine, müvekkil şirketin uğramış olduğu, mahkemece tayin edilecek bilirkişilerce hesaplanacak müsbet ve menfi zararların belirlenerek, temerrüt tarihi olan 23 Kasım 2017 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak tarafımıza  ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili , sözleşmenin tarafının davacı olmadığını ,Harthem Offshore şirketi olduğunu ,  dava açmaya hakkı olmadığını , cezai şart şartlarının oluşmadığını ,110.000,00 USD tutarında olan  31.07.2017 tarihli tasfiye anlaşması olduğunu müvekkilinin imzaladığını , dava dışı ... şirketin belge ile ilgili geri dönmediğini .  icra takibinin 489.000,00 USD den açıldığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Yerel mahkeme davacının iddia ettiği 189.000 USD alacağı ispatlayamadığını ancak  tarafların en az 110.000 USD yönünden aralarında mutabakat bulunduğu, fazlaya ilişkin alacak iddiasını, davacının ispat külfeti altında bulunduğu, davacının  alacağın dayanağı yaptığı belge altındaki parafın davalı tarafça inkar edilmesi nedeniyle, Mahkemece 24.03.2021 tarihli celsesinde davacı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmayacakları sorulduğu , davacı vekilince yemin deliline dayanmayacakları bildirildiği , Contract Close-Out Letter\" başlıklı tasfiye anlaşması kapsamında, davalının davacıya 110.000 USD ödemeyi kabul ettiği , anılan tutar yönünden, davanın kabulüne dair karar verildiği ,  mutabakata varılan tasfiye anlaşması tutarının 189.000 USD olduğunun ise, davacı tarafça usulüne uygun olarak ispat olunamadığı belirtilerek ,Davaya konu 300.000 USD iş bedeli ve 743.111,50 USD ceza şart istemi yönünden davanın açılmamış sayılmasına, Davacının 189.000 USD'nin tahsili istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile, 110.000 USD'nin, 05/12/2017 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Somut olayda taraflar arasında 19.11.2013 tarihili ... Geliştirme Projesine dair sözleşme olduğu , sözleşmede  işe başlama tarihinin 19.11.2013  , işin tamamlanma zamanının 15.04.2014 tarihi olarak düzenlendiği ,  sözleşme bedelinin 2.972.446 USD  olarak belirlendiği anlaşılmıştır.  Davacı taraf Bakırköy ... Noterliğinin 20.11.2017 tarih ve ... yevmiye ile davalıya ihtar gönderdiği ve 21.10.2016 tarihli tasfiye anlaşmasının feshi ve alacak kalemlerini talep ettiği   anlaşılmıştır. 21 Ekim 2016 tarihli davacı tarafın dayandığı tasfiye anlaşmasında davacı şirket kaşe ve imzası ile davalı şirketin kaşesi ve parafı olduğu görülmüştür. Davalı tarafın cevap layihasında belirttiği 31.07.2017 tarihli tasfiye anlaşmasında davalı şirketin imza ve kaşesi olduğu davacı tarafın imzası ve kaşesi bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilince 1,07,2019 tarihli ıslah dilekçesi ile davanın tam ıslah yapıldığı ve  davacının 189.000 USD alacağının 3095 sayılı kanunun yabancı para borcunda faiz ile ilgili 4/a maddesi gereğince temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte, tahsil tarihindeki döviz kuru üzerinden davalıdan tahsili ile ödenmesi talep etmiştir. Davacı vekilinin dosyaya ibraz ettiği vekaletinde tam ıslah yapmaya dair özel yetkisi olması gerekirken olmadığı anlaşılmıştır. Yerel mahkemece  tam ıslah yapmaya dair özel yetkiyi içeren vekaletname sunması için davacı vekiline süre verilerek , sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelmeye dayalı karar verildiği anlaşıldığından , davacı vekilinin istinafı ve davalı vekilinin diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin ,  davalı vekilinin istinaf talebinin usulden kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebi incelenmeksizin, davalı vekilinin istinaf talebinin usul yönünden kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebi incelenmeksizin, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/06/2021 tarih, 2018/547 Esas, 2021/611 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5- Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 21/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0bec68785048b62c","SID":"30462df5f5ee7f6c"}}