{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/931 <br>KARAR NO: 2025/813<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26.11.2024 ve 13.12.2024 tarihli ara kararlar. <br>NUMARASI: 2024/344 E. <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit  Tazminat <br>Taraflar arasında görülen menfi tespit ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbire karşı itirazın reddine dair verilen 26.11.2024 tarihli ara karara  karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında  14.02.2023 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği davacının davalı şirketin yetkili bayii olarak ticaret yapacağını,  sözleşmenin n) maddesinde ''Bayi alım yaptığı malların fatura tutarını peşin doğrudan borçlandırma sistemi kredi kartı  veya ...'in belirlediği vadelerle düzenlenmiş çek veya senetlerle ...'e ödemekle yükümlüdür.'' hükmü yer aldığını,  davacının davalı şirkete ürün satın almak için 78.764,12 TI. kredi kartı ile ödeme yaptığını,  sözleşmenin imzalandığı gün şirket yetkililerinin belirlediği vadelerle toplam 100.000,00 TL bedelli  4 adet senet düzenleyerek  davalıya verdiğini, sözleşme gereği tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen mağazada satışı  yapılacak  ürünlerin davalı şirket tarafından eksik gönderildiğini, davalının yapması gereken eğitimleri yapmadığını, tavsiye edilen ürün listesini göndermediğini,  bu şekilde  sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandığını,  bu nedenle davacının mağazanın açılışını gerçekleştiremediğini, davalıya edimlerini yerine yerine getirmesi  için  gönderdiği ihtarın sonuçsuz kaldığını, en nihayetinde de 16.05.2023 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini,  davacının söz konusu senetler sebebiyle borçlu olmadığını, ancak davalının bu senetleri haksız olarak icra takibine konu ettiğini, davalının kusuruyla sözleşme hükümlerini yerine getirmediğinin açık olduğunu, bu sebeple davacının uğradığı zararları da tazminle yükümlü olduğunu, eğer sözleşme yapılmasaydı davacının  sözleşme kurulması sebebiyle  harcamalar  yapmayacağını, davacının bu sözleşme sebebiyle kira ve aidat bedeli ödediğini,  mağaza açılamadığı için satılamayan ürünler olduğunu ileri sürerek, 78.764,12 TL'nin davacıya iadesine, 14.02.2023 düzenleme tarihli,  15.06.2023-15.07.2023-15.08.2023-15.09.2023 vade tarihli her biri 25,000,00 TL toplam 100.000,00 TL bedelli  4 adet senede ilişkin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas,  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarından dolayı  davacının borçlu olmadığının tespitine,  ... tarafından gönderilen ürünlerin muhafaza edilmesinden kaynaklanan depo bedeli 250 TL, mağaza kira bedeli 250 TL aidat bedeli, 250 TL, satış sözleşmesinin davalı şirket tarafından edimin ifa edilmemesi nedeniyle 250 TL olmak üzere  artırılmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın sözleşme tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, % 20 kötüniyet tazminatına karar verilmesi talep ve dava etmiş,  06.09.2024 tarihli dilekçesi ile, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas, , İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında dava sonuna kadar teminatsız olarak takibin durdurulmasına,  aksi kanaat halinde ise  yatırılan paranın davalıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince tedbir talebinin değerlendirildiği 18.09.2024 tarihli ara kararda özetle; \"... Dava menfi tespit davasıdır.2004 sayılı İİK 72.maddesi:\"(Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağınyüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.\" demektedir.İncelenen tüm dosya kapsamına göre davacı vekilinin icra veznesine yatırılan paranın ödenmemesi yönündeki talebine ilişkin olarak  alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesinin kabul edilebileceği, bu hali ile 72/3 maddesindeki talebin makul bir talep olduğu anlaşıldığından davacının icra veznesindeki paranın davalıya ödenmesinin men'i yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin, %15 teminat karşılığında kabulüne dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçesiyle, dava değerinin %15'i oranında  teminat mukabilinde İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas ve  İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir talebinin  İİK 72/3 maddesi gereği kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, itiraz dilekçesinde özetle; dava konusu  icra dosyalarının dayanağı borç senetlerinin  karşılığı ürünlerin davalı tarafından zamanında ve eksiksiz davacıya teslim edildiğini, verilen kararın davalının  mağduriyetine yol açtığını, bu nedenle   ihtiyati tedbir kararının  kaldırılmasına karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince itirazın değerlendirildiği 26.11.2024 tarihli ara kararda özetle; \"...Davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına itirazının 6100 sayılı Kanunun 394.maddesi yarınca duruşmada değerlendirilmesine karar verilmiş olup, duruşma günü  olan  26/11/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında itiraz değerlendirilmiş olup;Dava menfi tespit davasıdır.2004 sayılı İİK 72.maddesi:\"(Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağınyüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.\" demektedir.İncelenen tüm dosya kapsamına göre, ileri sürülen sebeplerin genel mahiyette ve yargılamayı gerektirir mahiyette itirazlara yönelik olması, ihtiyati tedbir kararından sonra ileri sürülüp ortaya konulan yeni bir verinin bulunmaması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde itirazların yerinde olmadığı sonucuna varıldığından yerinde görülmeyen itirazların reddine ilişkin olmak üzere aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" gerekçesiyle, davalının itirazının reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince adli yardım talebinin kabulü kararına karşı davalı itirazının değerlendirildiği  13.12.2024 tarihli ara kararda özetle; ''... Davacı vekilinin UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada davacının SGK kaydının bulunmadığı, üzerine kayıtlı taşınır ya da taşınmaz malvarlığı  olmadığı hususu dikkate alındığında davacının adli yardım kurumundan yararlandırılmasının daha uygun olacağı kanaatine varılarak 27/05/2024 tarihli tensip 19 nolu ara kararı ile kabulüne karar verildiği, bu aşamada adli yardım kararının kaldırılmasını geektirir herhangi yeni bir durumun bulunmadığı anlaşılmış olmakla davalı vekilinin itirazının reddine karar verilerek bu doğrultuda aşağıdaki şekilde  karar verilmiştir.'' gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının reddine karar evrilmiştir. Bu ara kararlara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 26.11.2024 tarihli ara karara ilişkin olarak; icra dosyalarının dayanağı borç senetlerinin karşılığı ürünlerin müvekkili davalı  tarafından zamanında ve eksiksiz şekilde davacıya teslim edildiğini, ambar tesellüm belgelerinin dosyaya sunulduğunu,   davacının hangi ürünü teslim almadığına dair ne bir somut beyanı  ne de bir iade faturası bulunduğunu, Erzurum Vergi Dairesi Başkanlığından gelen müzekkere yanıtı ekinde gelen davacı firmanın BA BS dökümleri incelendiğinde davacı firmanın tüm bu faturaları resmi kayıtlarına aldığının  görüleceğini, ayrıca dilekçesinde mağazayı açmadığı iddiasının  da gerçek dışı olduğunu, eksik giden bir mal olduğunu düşünsek dahi davacı  iyi niyetli bir tacir olsa bu senetlerin teslim edilen kısmını ödeyip  eksik mala tekabül eden kısmını ödemeyeceğini, ama  davacının bu senetlerin hiç birini ödemediğini,  bir de hayali iddialarla  dava açtığını,  tedbir kararının da  kötü niyetli davacı tarafı korur nitelikte olduğunu, itirazlarındaki  hususlarla dava dosyasındaki delillerin hiç birinin dikkate alınmadan tedbirin devamına karar verildiğini, 13.12..2024 tarihli ara karara ilişkin olarak; adli yardıma karar verilirken \"SGK sorgusu yapılmıştır\" dendiğini, ama sorgu sonucuna SGK kaydı var mıdır? Yok mudur? kararda bu hususa tensipte yer verilmediğini, davacının bir şirkette çalıştığını,  maaş evrakının da sunulduğunu, mahkemenin adli yardım karar verirken ''SGK kaydının bulunmadığı\" gerekçesinin hatalı olduğunu,  adli yardımın şartlarının oluşmadığını,  ara kararlarla verilen tedbir  ve adli yardım kararlarının kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, tedbir ve adli yardım kararlarının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, icra takibinden sonra açılan  menfi tespit  ile sözleşmenin feshi sebebiyle maddi tazminatın tahsili  istemine; istinaf ise, ihtiyati tedbirin kabulü kararına yapılan itirazın reddi ara kararı ile adli yardım kabul kararına yapılan itirazın reddi ara kararına  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbire yönelik itirazın  reddine dair 26.11.2024 tarihli  ara karar ve  davacının adli yardım talebinin kabulü kararına karşı davalı yanca yapılan itirazın reddine dair 13.12.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara kararlar karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.26.11.2024 tarihli ara karara ilişkin  istinaf incelemesi sonucunda; Davacı vekili;  taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunduğunu,  bu kapsamda davalıya  dört adet senet verildiğini, ancak davalının ürünleri eksik teslim ettiği  gibi  sözleşmedeki diğer yükümlülüklerini de yerine getirmediğini, bu sebeple davacının sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldığını, davalının senetleri icra takibine konu ettiğini, ancak davacının senetler sebebiyle borçlu olmadığını, davacının, davalının sözleşmedeki edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle zarara uğradığını, bu zararlardan da davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek,  davacının icra takipleri sebebiyle borçlu olmadığının tespitine ve davacının  maddi zararlarının tazminine karar verilmesini, takibin durdurulmasını veya veznedeki paranın davalıya ödenmemesi yönünde  ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, teminat karşılığında, icra dosyalarında  icra veznesine yatan paranın davalıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmiş, davalının bu ara karara itirazının ise reddine karar verilmiştir. İİK'nın 72. maddesinde menfi tespit davalarıyla ilgili ihtiyati tedbir düzenlemesi mevcut olup, anılan hükmün HMK'nın 389 vd. maddeleriyle birlikte uygulanması gerekir. HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir... '' hükmünü,  390/3 maddesi  \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü,  391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir\"  hükmünü içermektedir. Somut olayda, davacı tarafından davalı lehine 14.02.2023 düzenleme tarihli,  15.06.2023-15.07.2023-15.08.2023-15.09.2023 vade tarihli, her biri 25,000,00'şer TL toplam 100.000,00 TL bedelli  4 adet senet keşide edildiği,  davalının lehdar durumunda bulunduğu senetlerde nakden kaydının yer aldığı,, davalının, senetler karşılığı ürünlerin teslim edildiğinin savunulduğu,  bu senetlerin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas,  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaları ile icra takibine konu edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davalı alacağının  takip konusu senetlere dayalı olduğu, bu durumda tamamlayıcı hüküm olarak uygulanması gereken HMK'nın 389 ve devamı maddelerindeki şartların değerlendirilmesi gerekmekte olup  dosya kapsamı, icra dosyaları, taraf beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir için HMK'nın 390/3 maddesinde aranan yaklaşık ispat koşulunun  sağlandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle,  ilk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalının bu ara karar yönelik itirazının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davalı vekilinin 26.11.2024 tarihli ara karara  yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 13.12.2024 tarihli  ara karara ilişkin istinaf incelemesi sonucunda; Mahkemece,  27.05.2024 tarihli tensip zaptının 19 no'lu ara kararı ile davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince bu karara itiraz edilmesi üzerine, 13.12.2024 tarihli ara karar ile  itirazın reddine karar verilmiş olup davalı vekilince bu ara karara yönelik olarak da istinaf isteminde bulunulmuştur. HMK'nın  341/1. maddesinde istinaf edilebilecek kararlar sıralanmış olup   anılan maddede adli yardım talebinin kabulü kararına itiraz üzerine verilen ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf kanun yolunu açan bir düzenleme  bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin  kanun yolu başvurusuna konu edilen 13.12.2024 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1.b ve 346/1 maddeleri uyarınca usulden reddine  karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5 maddeleri  uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince verilen istinafa konu 26.11.2024  ve 13.12.2024 tarihli ara kararlarına yönelik  istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5 maddeleri uyarınca, davalı vekilinin 26.11.2024 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-HMK'nın 352/.b ve 346/1 maddeleri  uyarınca, davalı vekilinin 13.12.2024 tarihli  ara karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1, 394/5, 346/1  maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.15.05.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f  394/5 maddeleri gereğince karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a36d4a1470aba446","SID":"1ef1556182342e5e"}}