{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No::..<br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t:  <br>KARAR NO\t:  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t\t:  <br>ÜYE\t\t:  <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t:  <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA   ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:  <br>NUMARASI\t\t: <br><br>DAVACI\t:  \t  <br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t:  <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  <br>Bursa      ..  Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.. tarih,...Esas, ...sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde; <br>TALEP\t:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1998 yılından  itibaren yurt içi ve yurt dışı birçok projede çalışarak elde etmiş olduğu tecrübeleriyle proje, müşavirlik ve taahhüt alanında hizmet verdiğini, müvekkili şirketin davalı ile 20/02/2018 tarihli sözleşme imzalayarak 225610 referans numaralı  fiyat  teklifine konu sabit hava kompresörü, sabit hava kurutucusu, basınçlı hava filtresinin satın alınması konusunda anlaştıklarını, sözleşmenin 4. Maddesi ile teslim süresinin düzenlendiğini, buna göre söz sözleşme konusu malzemelerin sözleşme tarihinden itibaren 19 hafta sonra kamyon üstünde ........  şantiyesinde alıcı firma yetkilisine teslim edileceğinin düzenlendiğini, ancak davalı yanın sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 19 hafta sonra teslim etmesi gereken makineleri teslim etmediğini ve temerrüde düştüğünü, müvekkilinin bu kapsamda davalıya yana mail göndererek geç teslimden kaynaklanan her türlü yasal hakları saklı kaydıyla makinelerin teslimini talep ettiğini, davalı tarafın sözleşmeye aykırı olarak sözleşme konusu makineleri 17 Eylül 2018 tarihinde olmak üzere 10 hafta gecikme ile teslim ettiğini, sözleşmenin 4. Maddesinde gecikme ile ilgili cezai  şartın bulunduğunu, anılan hüküm doğrultusunda davalı yana gecikme cezasına ilişkin fatura kesildiğini,  bu fatura bedelinin davalı yanca ödenmediği gibi müvekkile iade edildiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 61.858,07TL tutarındaki cezai şart bedelinin temerrüt tarihi olan 17.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki itirazları bulunduğunu, Müvekkil Şirket'in adresi itibariyle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, ayrıca  davacı ile yapılan  sözleşmenin 6.Maddesinde “Alıcı sözleşmenin imzalanmasına müteakip satıcı'ya  31.08.2018 vadeli 165.200 EURO'luk Malzeme teslim edilip, malzemenin asıl işveren (...) tarafından kabulünden sonra alıcı, satıcıya toplam bedeli nakit olarak ödeyecek ve satıcı da alıcı'nın verdiği teminat mektubunu iade edecektir.\" şeklinde düzenleme olduğunu, Nitekim 225610 Referens Numaralı fiyat teklifinde yer alan fiyat özetinde de teminat mektubu verilmesi gerektiğinin “Ödeme koşulları: Teminat mektubu karşılığında teslimat öncesi nakden” olarak belirtildiğini, Davacı tarafın sözleşmenin imzalanmasından sonra vermesi gereken teminat mektubunu Müvekkili Şirkete imza tarihinden sonra göndermediğini , bu bağlamda gecikmenin yaşanmasına sebebiyet verdiğini,  Alıcı'nın öncelikli olarak ifa etmesi gerektiği kararlaştırılan edimini ifa etmemesi ve bu bağlamda sözleşmeye aykırı olarak hareket etmesi ve ayrıca Müvekkili Şirketin teslimatı yapabilmesi için öncelikli olarak bu teminatı Davacı taraftan almış olması gerektiğinin açık olduğunu, Davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, Davacı tarafın teminat mektubunun müvekkili şirkete 14/09/2018 tarihinde ulaştığını, bunun üzerine sevkiyatın gerçekleştirildiğini, teminat mektubunun gönderilmesi hususunda mail yazılarının da olduğunu, bu  durumda, Müvekkil Şirket'in gecikmeden kaynaklı olarak cezai şarta maruz bırakılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca cezai şart miktarının fahiş olduğunu, ve sözleşmenin davacı tarafı koruyan tek taraflı bir sözleşme olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin şubat 2018 tarihli olup, ilgili ürünlerin tesliminin de 2018 yılında gerçekleştirildiğini, davacı tarafın hiçbir zarar uğramadığı ve gecikmeye kendi kendine sebebiyet verdiğini, belirterek, davanın öncelikle usulden reddine, yetki itirazının kabulü ile birlikte dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, davacı tarafça ikame edilen dava ve tüm taleplerin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br> İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın ,taraflarca akdedilen 20/02/2018 tarihli sözleşmenin 225610 referans numaralı fiyat teklifine konu sabit hava kompresörü, sabit hava kurutucusu, basınçlı hava filtresinin satın alınması konusunda anlaşılması neticesinde, sözleşmenin 4. Maddesinde düzenlenilen teslim süresinin gecikmesine dayalı olarak talep edilen cezai şartın bedelinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesine ilişkin olduğu, Taraflar arasındaki satış sözleşmesi incelendiğinde; 4. Maddede teslim süresi, yeri ,şartlarının, cezai şartın yer aldığı, 6. Maddesinde ise ödeme koşullarının yer aldığı tespit edildiği, Her ne kadar davalı taraf cevap dilekçesinde,gecikmenin davacı taraftan kaynaklandığı, davacı tarafça teminat mektubu gönderildikten sonra sözleşmeye konu makinelerin teslim edildiği, teslimde gecikme olmadığı ve teminat mektubu kendilerine gönderildikten sonra makinelerin davacı tarafa teslim edildiği iddia edilmiş ise de sözleşmede, makinelerin tesliminin teminat mektubunun verilmesi ön koşuluna bağlı tutulmadığının mahkemece tespit edildiği, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 02/02/2021 tarihli raporda özetle; davacının teminat mektubunu 11/09/2018 tarihinde satıcı davalıya teslim ettiği,  sözleşme konusu ürünlerin ise davalı tarafından davacıya 17/09/2018 tarihinde teslim edildiği, sözleşme gereğince teslim süresinin 3 Temmuz 2018 olduğu, davacının talep edebileceği olası ceza koşulunun ; 03/07/2018 - 17/09/2018 tarihleri arasında yer alan 10 haftalık süre olduğu, somut olay yönünden 10 haftalık sürenin gecikme olarak kabul edilmesi durumunda ; haftalık ceza koşulunun (1.174.836,30TL x %0,5 ) 5.874,18TL  olduğu x 10 haftalık gecikme = 58.741,82TL ( KDV Dahil ) ceza koşulu talep edilebilineceğinin bildirildiği, bilirkişiler tarafından tanzim edilen raporda davaya konu hususların bilimsel, gerekçeli, ayrıntılı olarak açıklandığı, raporun hükme esas alınmaya yeterli olduğu kanaatine varılarak \"-Davanın kısmen kabulüne, buna göre 58.741,82 TL nin 17/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, şeklinde karar verilmiştir. <br>Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak hükmün eksik inceleme ile kurulduğunu, davacının talep edeceği cezai şart tutarının yasa gereği talep edilecek tutar olup  alacağın 61.858,07TL olduğu kabul edilerek talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, bu gerekçe ile  Davalı yan lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine  hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın kısmen kabul ile sonuçlanması durumunda dahi hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderinin hatalı ve yüksek olarak tespit edildiğini, belirterek kararın  kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından davacı tarafın teslim öncesi teminat mektubu verme edimini yerine getirmeyerek gecikmeye sebebiyet verdiği hususunun dikkate alınmadığını, Müvekkili Şirket ve Davacı taraf arasında, 225610 Referans Numaralı fiyat teklifi uyarınca ticari ilişki kurulduğunu, Taraflar arası sözleşmenin 6.Maddesinde  “Alıcı (Huzurdaki Davada Davacı) sözleşmenin imzalanmasına müteakip Satıcı'ya (Huzurdaki Davada Müvekkili) 31.08.2018 vadeli 165.200 Euro'luk Avans Teminat Mektubu verecektir.\" hükmünün düzenlendiği, Davacı tarafın teslimattan önce teminat mektubu vermesinin kararlaştırıldığı hususunda şüphe bulunmadığı, Nitekim Sayın Mahkeme kararında da 225610 referans numaralı fiyat teklifine atıf yapıldığı ki bu fiyat teklifinin birden fazla yerinde “Teminat mektubu karşılığı teslim” yapılacağının belirtildiğini,  Davacı taraf teminat mektubu vermekte geciktiğinden dolayı mal tesliminde gecikmeye kendisinin sebebiyet verdiğini, oysa Ürünün geldiğinin 26.07.2018 tarihinde karşı tarafa bildirildiğini ve Davacı tarafın teslimat öncesinde teminat mektubu vermesi gerekli olmasından sebeple Müvekkiil tarafından teminat mektubu verilmesinin talep edildiğini, müvekkili şirket tarafından muhtelif zamanlarda, davacı tarafa teslimat öncesi teminat mektubu beklenildiği hatırlatmasının yapıldığını, Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 09/09/2018 tarihli e-maile atıf yapılarak Müvekkili Şirketin sevkiyat için mektubu beklediğinin belirtildiğini, davacı tarafın teslim yapılabilmesi için sözleşmede ve fiyat teklifinde belirtilen teminat mektubunu vermesi gerektiğinin bilincinde olduğunu, bu durumun deliller ve davacı taraf ile davacı tanıklarının ikrarı ile sabit olduğunu, ayrıca davacı tarafın teslimatı kendi talebi ile ötelemesinden oluşan olası bir gecikmeden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, zira Davacı tarafın talebi üzerine teslimin \"Bosch denetiminden\" dolayı birkaç gün ötelendiğini, Davacı tarafın kendi talebi ile sevkiyat tarihinin ötelenmesi teslimin 17/09/2018 tarihinde yapılması nedeni ile ek gecikme hesaplamasının yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca Davacı tarafın haksız talebine ayrıca faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davacı tarafın dava dilekçesinde bankalarca uygulanacak en yüksek faiz ile tahsil talebinde bulunduğunu, fakat Mahkeme tarafından taleple bağlılık ilkesi göz önünde bulundurulmadan avans faizi ile hüküm kurulduğunu, Mahkeme tarafından Davacı tarafın talebi aşıldığından kararın bu yönden de kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dava, taraflar arasında akdedilen satış sözleşmesi gereği cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili ve  davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br> Somut olayda ; ALICI davacı ile SATICI davalı arasında 225610 referans numaralı sipariş özetine istinaden imzalanan 20.02.2018 tarihli satış sözleşmesinin 4. Maddesinde düzenlenen cezai şart alacağına ilişkin davacı tarafça düzenlenen faturanın davalı tarafça iade edildiği, talebin cezai şart alacağına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı ...... firması ile davalı satıcı .......... arasında düzenlenen 20/02/2018 tarihli satış sözleşmesinde ,satış konusunun 19.02.2018 tarihli 225610 referans numaralı ........ fiyat teklifinde ve 3. Madde de belirtilen malların tam, eksiksiz ve hasarsız olarak Satıcı tarafından alıcıya satımı olduğu, 19/02/2018 tarihli fiyat teklifinde satıma konu malların \"sabit hava kompresörü, sabit hava kurutucusu, basınçlı hava filtresinin, yük boş hava kompresörü \"olarak belirlendiği, sözleşme hükümlerine göre  Fiyatın; 140.000 EURO, Teslim süresinin; Sözleşme tarihinden itibaren 19 hafta sonra Kamyon üzerinde satıcının ........şantiyesinde ALICI firma yetkilisine teslim edilecektir şeklinde kararlaştırıldığı, sözleşmenin 4. Maddesinde \"Malzemeler söz verilen teslim süresinin maksimum 10 iş gününden fazla gecikmesi durumunda doğrudan zararlar - SATICI'ya rücu edilecektir. Gecikmeden dolayı sözleşme fesih edilemez. Alıcı satıcıya gecikme cezası uygular. Bu gecikme cezası gecikilen her hafta için sözleşme bedelinin %0,5'i ve toplam gecikme sözleşme bedelinin %7,5'unu geçemeyecek şekilde olacaktır.\" şeklinde kararlaştırıldığı, yine Sözleşmede 6. Madde de ödeme koşullarının düzenlendiği, buna göre\" alıcının  Sözleşmenin imzalanmasına müteakip satıcıya 31.08.2018 tarihli 165.200 EURO'luk avans teminat mektubu verecektir. Malzeme teslim edilip malzemenin asıl işveren (...) tarafından kabulünden sonra alıcı satıcıya toplam bedeli nakit olarak ödeyecek (bu süre fatura +20 iş gününü geçemez ) ve satıcı da alıcının verdiği avans teminat mektubunu iade edecektir....\" şeklinde  hükme bağlanmıştır. <br>\tDavacı, davalı Satıcının sözleşmede belirtilen teslim süresinde sözleşme konusu ürünleri davacıya teslim etmediğini belirterek gecikmeden dolayı sözleşmenin 4. Maddesi uyarınca  davalının gecikme cezai şartından sorumlu olduğunu ileri sürmekte , davalı ise , davacının teminat mektubu verme yükümlülüğünde geciktiğini, teminat mektubunun teslimi üzerine malları davacıya teslim ettiklerini, davacının edimini geç ifa etmesi nedeniyle malların geç teslim edildiğini, teminat mektubunun teslimi hususunda mail yazışmaları olduğunu, ayrıca sözleşmedeki cezai şartın fahiş olduğunu ileri sürmektedir.<br>Yargıtay Hukuk genel Kurulununun 2023/2023/11-503 Esas 2024/99 sayılı kararında da belirtildiği üzere; Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 158-161 inci maddelerinde “cezai şart” kavramı kullanılmışken, 6098 sayılı Kanun'un 179-182 nci maddelerinde ise bunun yerine “ceza koşulu” kavramı tercih edilmiştir.<br>Ceza koşulu borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şü\tmulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Ceza koşulu kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da ceza koşulu kararlaştırılabilir (Selahattin Sulhi Tekinay, Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359).<br>Ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde 6098 sayılı Kanun'un 125/1 inci maddesi gereğince alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır.<br>Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  2023/11-560 Esas- 2024/100 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere ; 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ifaya ekli ceza koşulu ise alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir. İfaya eklenen ceza koşulunun söz konusu olabilmesi için ilk olarak bu hususun sözleşmede özel olarak düzenlemesi gerekir. Ayrıca ifaya eklenen ceza koşulunun talep edilebilmesi için alacaklının ceza koşulundan açıkça feragat etmiş veya ifayı çekince koymadan kayıtsız şartsız kabul etmiş olmamalıdır. Alacaklı ifayı, ceza koşulu isteme hakkını saklı tutmadan (çekince, ihtirazi kayıt koymadan) kabul edecek olursa ceza koşulundan zımnen feragat etmiş olacaktır. Ceza koşulunu isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt konulması), yenilik doğuran bir irade beyanı olup ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir.<br>Eldeki davada,  taraflar arasındaki sözleşmede yer alan cezai şartın sözleşmeye konu malların teslim süresinin maksimum 10 iş gününden fazla gecikmesi durumunda doğrudan zararların satıcı'ya rücu edileceği, Gecikmeden dolayı sözleşme fesih edilemeyeceği ,Alıcının satıcıya gecikme cezası uygulayacağı, Bu gecikme cezasının gecikilen her hafta için sözleşme bedelinin %0,5'i ve toplam gecikme sözleşme bedelinin %7,5'unu geçemeyecek şekilde olacağının kararlaştırıldığı,  sabittir.<br>Dosya kapsamında sunulan 19/02/2018 tarihli fiyat özetinde  ödeme şekli \" teminat mektubu karşılığı teslimat öncesi nakden \"şeklinde hem ön sayfada hemde arka sayfa da  düzenleme bulunmaktadır. Yine bu fiyat teklifi ile irtibatlandırılan 20/02/2018 tarihli sözleşme de 6. Maddede ödeme koşulları başlıklı hükümde; alıcının Sözleşmenin imzalanmasına müteakip satıcıya 31.08.2018 tarihli 165.200 Euro'luk avans teminat mektubu verecektir. Malzeme teslim edilip malzemenin asıl işveren (Bosh) tarafından kabulünden sonra alıcı satıcıya toplam bedeli nakit olarak ödeyecek (bu süre fatura +20 iş gününü geçemez) ve satıcı da alıcının verdiği avans teminat mektubunu iade edecektir....\" denilerek tarafların sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmaktadır. Buna göre taraflar arasındaki sözleşmede ifanın sıraya konulduğunun kabulü gerekir.  Davacının sözleşme kapsamında satıcı davalıya  31/08/2018 tarihli 165.200 Euro'luk avans teminat mektubu verdiğini iddia etmediği gibi buna dair delil de sunulmamıştır.<br>TBK nun  Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde İfada sıra başlıklı 97. Maddesinde \"Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>Dosya kapsamına göre davacıya 17/09/2018 tarihinde teslimatın yapıldığı anlaşılmakta ise de, davacı tarafından teminat mektubunun 11/09/2018 tarihinde davalı tarafa teslim edildiği her iki tarafın kabulündedir. Davacı teslimatın gerçekleşmediği, gecikme olduğu yolunda davalıya mail göndermiş ise de; Davalının mail içeriklerinde 25/07/2018  tarihli mail de \"siparişin stoklara geldiği, anlaşma gereği teminat mektubu karşılığı teslim öncesi nakliye ödeme almaları gerektiği, yine 26/Temmuz/2018 tarihli mail de \"kompresörleri gönderebilmek adına teminat mektubu beklediğimizi bildirmek isteriz\", 3Eylül/2028 tarihli mail de ürünün stoklara girdiği belirtilerek \"sevkiyat için teminat mektubunun beklendiği\" bildirilmiştir. TBK.nun 97. Maddesi gereğince ifanın sıraya konulduğu,hem fiyat teklifi, hemde bu fiyat teklifi referanslı sözleşmedeki hükümler kapsamında  davacının \"teminat mektubunu vermesi \" ediminden sonra davalının malı teslim ve sonra da ödemenin yapılarak teminat mektubunun iadesinin gerekeceği  bu nedenle davacının kendi edimini yerine getirmediği, dolayısıyla cezai şarta ilişkin koşulların oluştuğundan söz edilemeyeceğinden davacının davasının reddine karar vermek gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olduğu değerlendirilmiştir.<br>Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma nedenine göre yeniden yargılamayı gerektirmediğinden dairemizce hüküm kurulmasına  karar verilmiş, kaldırma kararına istinaden davacı vekilinin kesinlik sınırının altında kalan istinaf talebinin usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;<br>a-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kesinlik sınırının altında kaldığından usulden reddine <br>b-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile;<br>c-Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/03/2021 tarih, ...... sayılı kararının  KALDIRILMASINA, kaldırılan karar yerine geçmek üzere yeniden HÜKÜM TESİSİ İLE,<br>1-Davanın REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli  427,60TL harçtan peşin alınan 1.056,39  TL'nin mahsubu ile bakiye  628,79‬ TL'nin davacıya iadesine,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri üzerinde bırakılmasına, <br>4-7155 sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Kanunun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye ödenmesine,<br>5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen  17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br><br>6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansından karar tebliği için gerekli miktar kullanıldıktan sonra artan kısmın kararın kesinleşmesi halinde HMK'nın 333.maddesi uyarınca istek halinde davacıya iadesine,<br>7-Davalı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde HMK'nın 333.maddesi uyarınca istek halinde davalıya iadesine,<br><br>İstinaf Yargılaması ve Harç Yönünden;<br>1-İstinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30TL'nin mahsubu ile bakiye 368,3‬0TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının istek halinde davacıya iadesine,<br>4-Davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>6-6100 sayılı HMK. 359/4. maddesine göre kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi.  03/06/2024<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>e-imza <br>...<br>Üye -...<br> e-imza<br>...<br>Üye<br>...<br>e-imza <br>...<br>Katip<br>...<br>e-imza <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8b41773343e9bee","SID":"b95a07cb2dfaee9b"}}