{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1458 Esas  - 2025/594 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1458 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/594<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t      ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t      ...<br>ÜYE\t\t: ...\t    ...<br>KATİP\t\t: ...\t    ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 11/05/2022<br>NUMARASI\t: 2017/348 Esas  2022/321 Karar<br><br>DAVA\t: Ortaklıktan çıkma ve Çıkarılma <br>DAVA TARİHİ\t: 05/06/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 29/05/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 29/05/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki müdürün azli ve kayyım atanması ile ortaklıktan çıkma ve çıkarılma istemine  ilişkin davaların yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı birleşen davada davacı vekili ve birleşen davada davalı vekilince süresinde birleşen dava yönünden ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tASIL DAVADA DAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  ... şirketinin 15.08.1997 yılında kurulduğunu ve davacı ...'in 27.10.1999 tarihinde vefat eden eşi tarafından devralınarak işletilmeye başlanıldığını, davacı ... ile vefat eden eşinin 13.12.2002 tarihinde evlendiklerini, eşi ...'in 18.08.2016 tarihinde vefat ettiğini, davacının eşi ...'in vefatından sonra; 6 Eylül 2016 tarih ve 9152 Sayılı T. Ticaret Sicili Gazetesi ile vefat eden eş ...'in şirkete ilişkin olarak sahibi olduğu sermaye tutarı olan 15.000,00 TL'nin Ankara 20. Noterliğinin 24.08.2016 tarih ve 14944 yevmiye no'lu mirasçılık belgesi ile 450 adet pay karşılığı olan 11.250,00 TL ...'e 150 adet pay karşılığı olan 3.750,00 TL davacı ...”e intikal ettiğini, aynı ticaret sicili gazetesinde şirket müdürü olarak 10 yıllığına ...”'in atandığını, davacının devam eden süreçte eşinin vefatının ardından mal rejimi sözleşmesinden kaynaklı alacak hakları olduğunu öğrendiğini, Ankara 8. Aile Mahkemesinde 2017/104 Esas Sayılı dosyası ile mal rejiminden kaynaklı alacakları için yine aynı şekilde 8. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2017/126 Esas sayısı ile izaleyi şüyu davalarını açtığını, işbu dava dosyaları ile taraflar arasında husumetin başladığını, her iki davanın da konusu olan ... Medikal Teknik San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne ilişkin olarak; davalarda işbu şirkete ilişkin ticaret sicil kayıtları, muhasebe kayıtları ve bilanço kayıtlarının istendiğini, her iki davanın da açılmış olmasına rağmen, karşı tarafça ne süresinde cevap verildiğini, ne de şirkete ilişkin istenilen evrakların dava dosyasına sunulduğunu, konuya ilişkin olarak davacının, ortağı olduğu şirketten bilgi sahibi olmak için defalarca irtibat kurmaya çalıştığını, bu yoldan herhangi bir geri dönüş sağlayamaması üzerine davalı tarafa Ankara 10. Noterliğinin 08299 Yevmiye Numarası ile 25.04.2017 tarihinde ihtarname keşide ettiğini, hal böyle iken davalı ile davacı arasında açık bir şekilde hukuki ihtilaf baş gösterdiğini, davacı tarafından davalıdan şirket ile ilgili bilgi ve belge sahibi olunmaya çalışılmış ise de bunun mümkün olmadığını, tarafların fiilen bir araya gelmelerinin olanaksız olduğunu, davalının yönetici haklarını kötüye kullandığını ve mal kaçırma iddialarının doğruluğunun şirket kayıtları ve defterlerinin ayrıntılı olarak incelenmesi ile tespit edileceğini,  bu incelemeler yapılmadığı ve şirket müdürü azledilmediği ve kayyım tayin edilmediği takdirde; davacının açmış olduğu her iki haklı davasından kazanacağı alacak haklarını almasının imkânsız hale geleceğini,  İddiaların doğruluğunun tespiti için davacının pay sahibi olduğu şirket mal varlığının yeni kurulan şirkete nakledilebileceği de dikkate alındığında davalının müdürlük yetkisini kötüye kullanıp kullanmadığı, şirkete ait varlıkları kaçırıp kaçırmadığı ancak davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bir incelemeyle belirleneceğini, bu nedenlerle şirket müdürü davalı ...'in azline,  ... Medikal Teknik San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t     ASIL DAVADA  CEVAP<br>\t\t\t\t\t\tDavalılar vekili  cevap dilekçesinde özetle;  davacı tarafça açılan davalara süresinde cevap verilmediğine ilişkin davacı beyanının tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, davacının; “tarafların fiilen bir araya gelmeleri imkânsızdır” beyanının da gerçeğe aykırı olduğunu, sorumlu müdür olarak atanan ...'in şirketin vefat eden eski sahibi ...'in vefatını takip eden hafta ve devamında ...'ın davacı ... ile iletişim kurmaya çalıştığını, ancak davacı tarafından taleplerin tamamının yanıtsız kaldığını,  müvekkili davalının ve bir yakınının şirket kurmadığını, kurulacak bir şirkette bulunmadığını, davacının bu ifadesinin anlaşılamadığını,  müvekkili şirketin, ...'in annesi ve babası tarafından kurulduğunu, bugüne kadar büyük emek ve çaba gösterildiğini, özel sektörde 20 yıldır var olmayı başardığını,  müvekkili ...'in kendisi için manevi yanı bu kadar önemli olan bir şirketi kötü niyetli yöneterek, babasının manevi mirasını boşa çıkarmasının mümkün olmadığını,  açıklanan nedenlerle ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630. maddesi kapsamında ...'in ... Medikal için elinden gelen tüm özen ve bağlılığı ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bu nedenle görevden azlinin mümkün olmadığını bildirerek kayyım atanması talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tBİRLEŞEN DAVADA DAVA <br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin  27.10.1999 tarihinde müvekkilinin vefat eden eşi ... tarafından devralındığını, eşinin vefatı üzerine şirket’in yeni sermaye yapısının 11.250.00 TL’ye tekabül eden 450 adet payın ...’e,  3.750.00 TL’ye tekabül eden 150 adet payın müvekkile ait olduğunu,  şirketi 10 yıl boyunca temsil ve ilzama yetkili müdür olarak ...’in atandığını,  daha sonra şirket müdürü olarak müteveffanın ilk eşi ve ...'in annesi olan ...'ın atandığını, eşinin vefatı üzerine müvekkili tarafından; Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/348 Esas sayılı dosyası nezdinde, ... ve ... Ltd aleyhine,  ... ...Ltd’nin mevcut müdürü ...’in azledilmesi ve şirkete kayyum atanması talepleriyle Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/348 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davanın halen derdest olduğunu iddia ederek müvekkilinin davalı şirketten çıkmasına ve hesaplanacak çıkma payı için şimdilik 10.000,00 TL'nin davalı şirketten avans faizi ile tahsiline aralarındaki bağlantı nedeniyle bu davanın Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/348 esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>\tBİRLEŞEN DAVADA CEVAP<br>\tDavalı cevap dilekçesinde özetle; davacının ortaklıktan çıkma talebini gerekçe olarak gösterdiği, iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin yöneticisi ... ve müvekkil şirket sorumlu müdürü ...'ın eğitimi ve CV'leri hakkında dilekçede sundukları izahatlardan TTK'nun 630. maddesi gereği ...'in azil ve kayyım atanması için haklı bir sebebin mevcut olmadığının görüldüğünü bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  birleşen dosya davacısı ...'in eşi ve şirketin yetkilisi olan ...'in babası ...'in vefatından sonra eş ve çocuğun şirkette pay sahibi hale geldiği, ...'in şirket müdürü olarak atandığı, ...'in vefatından sonra mirasla ilgili ve mal rejimi ile ilgili Ankara 8. Sulh Hukuk mahkemesinde ortaklığın giderilmesi ve Ankara 8. Aile Mahkemesinde mal rejiminden kaynaklanan davanın açıldığı, yargılama sırasında dinlenen tanık beyanları ve davacı tarafın iddiasına göre ...'in vefatından sonra ...'in müdür olarak atandığı ve ...'in annesi, ...'in eski eşi olan ...'ın şirket işlerine dahli nedeniyle taraflar arasında ihtilaf çıktığı, taraflar arasındaki mevcut davalar, dinlenen tanık beyanı dikkate alındığında, sermaye şirketi olsa da şahıs unsurunun ön planda olduğu ve 2 ortaklı olan davalı limited şirkette davacı ve dava dışı diğer ortak ...'in  ortak olarak bulunmalarının gerek davacı gerekse şirket yararına olmayacağı, davacının şirketten çıkmasında mevcut dosya kapsamındaki delililere göre haklı sebeplerin mevcut olduğu, davacının davalı şirketin TTK 638.maddesi gereğince çıkmasına, çıkma payı yönünden bilirkişi kurulundan alınan 01/03/2022 tarihli rapora göre; şirketin varlıklar toplamının 2.026.767,94 TL, borçlarının ise 264.566,73 TL olup, şirketin özvarlığının 1.762.211,21 TL olarak hesaplandığı, davacı ...'in hissesine düşen çıkma payı bedelinin 440.552,84 TL olduğu anlaşılmakla TTK'nun 641.maddesi gereğince ortaklıktan çıkan davacıya belirlenen çıkma payını karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiği, asıl davada davacı vekili tarafından 02/03/2021 tarihinde sunulan dilekçe ile asıl davanın HMK'nun 123.maddesi gereğince geri alındığının bildirildiği, davalının da asıl davanın geri alınmasına rızalarının bulunduğunu bildirdiği gerekçeleriyle asıl davanın HMK'nun 123. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, birleşen davanın kabulü ile, davacı ...'in Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 131348 sicil numarasında kayıtlı ... Medikal Teknik Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketin ortaklığından  TTK'nun 368 maddesi gereğince çıkmasına  karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tBirleşen davada davacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirketten çıkması konusunda TTK m.638 anlamında haklı sebeplerin oluştuğunu, şirketin gerçek değerinin tespiti ve ayrılma  akçesi yönünden ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin ayrılma akçesinin eksik hesaplandığını ve  şirkette kalan ortak lehine haksız bir kazanım söz konusu olduğunu, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların dikkata alınmadığını, müvekkilinin ayrılma akçesi hesaplanırken dağıtılmamış kar paylarının da hesaplamaya katılmadığını, bilirkişiler tarafından 31.12.2020 tarihi bilanço ve gelir tablosu üzerinden hesaplama yapıldığını, şirketin 31.12.2020 - 11.05.2022 tarihi arasında şirket değerinde meydana gelen artışların hesaba katılmadığını bildirerek ilk derece mahkemesinin birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tBirleşen davada davalı şirket  vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının haklı nedenlerle, müvekkili limited şirketin ortaklığından çıkmasına ve kendisine çıkma payı ödenmesine karar verilmişse de, öncelikle, bir limited şirkette ortağın çıkması için haklı nedenlerin bulunması gerektiğini, somut olayda  davacının çıkma talebinin yasal ve haklı bir dayanağı bulunmadığını, davacının şirketin iş ve işleyişine herhangi bir katkısı olmamakla birlikte, salt bu durum davacı açısından haklı sebeple ortaklıktan çıkmayı gerektirecek bir husus olmadığını, davacının asıl davada şirket müdürü ...’in azlini ve şirkete kayyım atanmasını istemişse de, mahkeme huzurunda ve 03.03.2021 günlü celsede, bu davayı HMK 123.madde gereğince geri aldığını beyan ettiğini, şirket aleyhine ya da ortakları arasında da, şirketler hukuku ve şirket yönetimi kaynaklı başka bir ihtilaf bulunmadığını, davacının merhum eşinin vefatı sonrası açtığı edinilmiş mallara katılmaya dair davanın ise yasal ve zorunlu olarak diğer mirasçı ...’e yöneltilmesinin, ortaklar arası bir çekişme olarak nitelendirilmemesi gerektiğini, müvekkili şirket ve görevlendirdiği kişiler tarafından gayet tedbirli ve dikkatli yönetildiği için, bugün davacı için bir çıkma akçesi de hesaplanabilir durumda olduğunu, üstelik bu durumun tamamen müvekkili şirketin ortağı olan davacının katkısı olmaksızın yapıldığını, öncelikle davacının şirketten çıkması için TTK 638.Madde kapsamında bir haklı sebep olmadığı değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle öncelikle haklı sebebin yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, tespit edilen çıkma payının da, olması gerekenden ve şirket değerlerinden yukarıda bir tutarda  saptandığını, ortaklıktan çıkma davası inşaai nitelikte olan, ayrıca kesinleşmeden sonuç doğuran davalardan olmadığı için, çıkma payına yönelik faizin başlangıç tarihinin karar tarihi değil, kesinleşme tarihi olması gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesinin birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tAsıl  dava,    TTK 630.maddesi gereğince açılan limited şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması;   birleşen dava ise  haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTicaret sicil kayıtları, Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin  2017/129 Esas sayılı dosyası, Ankara 8. Aile Mahkemesinde 2017/104 Esas Sayılı, tanık beyanları, tapu kayıtları, taraflar arasındaki yazışmalar ve sair deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tTicaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davalı ... Medikal Teknik Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 131348 sicil numarasında kayıtlı ... Medikal Teknik Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin 27/05/2015 tarihli hisse değerine ilişkin karara istinaden ...'in tek pay sahipli olarak şirketin sahibi olduğunu, ...'in 18/08/2016 tarihinde vefatı ile 450 adet payın oğlu ...'e 150 payın eşi ...'e intikal ettiği ve 2 ortaklı hale geldiği, 10 yıl süreyle şirkette ...'in müdür olarak atandığı tespit edilmiştir. <br>\tAsıl davada davacı vekili tarafından 02/03/2021 tarihinde sunulan dilekçe ile asıl davalı HMK 123.maddesi gereğince geri alındığı bildirilmiştir. <br>\t03/03/2021 tarihli duruşmada da davalı müvekkili asıl davanın geri alınmasına, bir diyeceklerinin olmadığını, geri almaya rızalarının bulunduğunu bildirmiştir. <br>\t 01/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; şirketin varlıklar toplamının 2.026.767,94 TL, borçlarının ise 264.566,73 TL olup, şirketin özvarlığının 1.762.211,21 TL olarak hesaplandığı, davacı ...'in hissesine düşen çıkma payı bedelinin 440.552,84 TL olduğu bildirilmiştir. <br>\tDavacı yan birleşen davada haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkma koşullarının oluştuğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda birleşen dava yönünden haklı neden koşulunun oluştuğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, taraflarca birleşen davada verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>\tTaraflar arasında davacının asıl ve birleşen davada davalı şirketin ortağı olduğu hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacının limited şirket ortaklığından haklı sebep ile çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise çıkma payı alacak miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\t6102 Sayılı TTK'nun 638/2. maddesinde, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, mahkemenin istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceği düzenlenmiştir. <br>\tBilindiği üzere limited şirket ve anonim şirketlerde; şirket ortaklığından çıkma için haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu Türk Ticaret Kanununda sayılmamış olup, doktrinde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında \"şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması,\" \"şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkansız olması,\" \"şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi,\" \"azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması,\" \"azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi\" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirket ortaklığından çıkma açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır. <br><br>\tHakim her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığını durumun özelliğine  göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. <br>\tÇamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur. <br>\tLimited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebepler de haklı sebep olarak ileri sürülebilir. <br>\tHaklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı sorunlar gözetildiğinde şirket ortaklığından çıkma ve şirketin feshi için yeterli haklı sebep oluşturabilir. <br>\tDüzenleme ile birlikte somut olaya gelince; davacı yan dava dilekçesinde davalı şirkette %25 hissedar olduğunu, şirketin diğer ortağı ve müdürü olan ...'in kendi lehine işlemler yaparak kendisini zor durumda bıraktığını, mali haklarının ihlal edildiğini, şirketin kötü yönetilerek zarara uğratıldığını, ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiğini, ortaklığın çekilmez hal aldığını ileri sürerek haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkmaya yönelik taleple işbu davayı açmıştır. <br>\tİşbu davada ispat yükü üzerinde bulunan davacının limited şirket ortaklığından çıkma için haklı sebebin oluştuğunu ve oluşan haklı sebebin kendisinden kaynaklanmadığını usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmektedir. <br>\tYukarıda açıklandığı üzere davacı ile birleşen davada dava dışı ... davalı şirketin ortağı olup, ...'in şirketin münferiden temsile yetkilisi olup, aynı zamanda davacının ölen eşi ...'in ilk eşinden olan oğludur ve ...'in ölümü ile davacı ile ... davalı şirketin hisselerinin miras yolu ile maliki olmuşlardır. <br>\tDavacı yanca mal rejiminden kaynaklı alacakları için Ankara 8. Aile Mahkemesinde 2017/104 Esas sayılı dosyasında alacak davası ve  Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin  2017/129 Esas sayılı dosyası ile izale-i şuyu davası açtığı anlaşılmaktadır. Açıklanan davaların tarafları ve davaların konusu, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisinin niteliği, ...'in annesi ve davacının ölen eşi ...'in eski eşi olan ...'ın davalı şirkette sorumlu müdür olarak çalıştığı, yargılama sırasında dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamına göre ...'ın şirket işlerine dahli nedeniyle taraflar arasında ihtilaf çıktığı  hususları birlikte gözetildiğinde sermaye şirketi olsa da şahıs unsurunun ön planda olduğu iki ortaklı olan davalı limited şirkette davacı ve davalı diğer ortak ...'in ortak olarak bulunmalarının gerek davacının gerekse şirketin yararına olmayacağı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacının davalı şirketten çıkmasına ilişkin haklı nedenlerin oluştuğuna dair kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yine, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler ve raporda belirlenen şirket aktifindeki varlıklar gözetildiğinde çıkma payı miktarının tespitinde de bir hata bulunmadığı anlaşılmakla taraf  vekillerinin birleşen davaya yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl davanın açılmamış sayılması, birleşen davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Birleşen davada davacıdan  alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın birleşen davada davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Birleşen davada davalıdan alınması gerekli olan  30.094,16  TL harçtan peşin alınan 7.523,54  TL harcın mahsubu ile bakiye 22.570,62‬ TL harcın birleşen davada davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/05/2025<br><br><br>Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...                      Zabıt Katibi -...<br>...              ...                ...       ...<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f9b318be3277493","SID":"bbb7930898bf05fa"}}